buy viagra

AçıkÖğretim Ders Notları

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

Kamusal mal ve hizmetlerin özelliklerini şöylece belirtebiliriz:

1 – Kamusal malların arzının düzenlenmesi: Bu tür mal ve hizmetlerden hangilerinin, hangi miktarda üretileceğine kim karar verecektir? Özel malların arzını düzenleyen piyasa talebidir. Fakat bu durum kamusal mal ve hizmetler için geçerli bir durum değildir. Çünkü bunlar, özel mallar gibi bölünemez ve pazarlanamazlar. Pazarlanamayan bir mal ya da hizmete talep doğmaz. Talep doğmayınca fiyat da oluşmaz. Bu durumda piyasa ekonomisi düzeni içinde kar motifi ile çalışan özel firmaların toplumsal mal ve hizmetleri üretmeleri de mümkün değildir.
Bazı mal ve hizmetler bünyeleri gereği bölünebilirler; diğer bazıları ise bölünemezler. Bölünemeyen mal ve hizmetlerin sağladıkları fayda bireylere ayrı ayrı dağıtılamaz. Bunlar ancak toplumun istifadesine sunulabilirler. Bu tür mal ve hizmetler de kamu ekonomisi tarafından üretilir. Bunun da tipik örneği savunma hizmetleridir.
Kamusal mal ve hizmetlerin talebini düzenleyen siyasal karar alma mekanizması aynı zamanda bunların arzını da gerçekleştirir. Bütçe, siyasal sürecin bu alandaki tercihlerinin somut bir belgesidir.
2 – Tüketimde rakip olmama: Kamusal malların önemli bir özelliği de tüketimde rakip olmama halidir. Özel mallarda olduğunun aksine, toplumsal malı tüketen yani ondan faydalanan bir kimse aynı maldan diğerlerinin de aynı oranda faydalanmasına engel olmamaktadır.
3 – Tüketimden mahrum bırakılamama: Piyasada üretilen özel bir malın faydasının sadece bunların bedelini ödeyene tahsisi mümkündür. Gerçekten bu mal ve hizmetlerin faydasından sadece, bedelini ödeyip bunları satın alanlar faydalanabilirler. Aynı anda iki aç insan ve ortada da bir dilim ekmek varsa bu iki kişi tüketimde birbirinin rakibi durumundadır. Çünkü ekmeği ancak biri yiyebilecek diğeri ise aç kalacaktır. Oysa ki toplumsal mal ve hizmetlerde durum böyle değildir. Örneğin ülkenin dış tehlikelere karşı savunulmasından bazılarının yararlanması diğerlerinin de aynı şekilde yararlanmalarına bir engel teşkil etmez. Ancak bazen bir kısım kamusal mal ve hizmetlerin faydasından yararlanmada toplum yönünden bazı tabii ve bölgesel sınırlamaların mümkün olacağı düşünülmektedir.
Kamusal mallardaki tüketimde rakip olmama halinin mutlak bir kesinlik ifade edilmediğini ileri süren yazarlar da vardır. Bunlara göre tüketimde rakip olmama gerçek olmaktan çok teorik bir niteliktedir. Çünkü yol, adalet, polis ve itfaiye gibi hizmetlerin kapasiteleri sınırlıdır. Bunlardan yararlananlar çoğaldıkça diğerlerinin yararlanma imkanları daralmakta ve yavaşlamaktadır. Bu durum şayet belli bir sınır aşarsa sözü geçen hizmetlerden yararlanmak isteyenler bu hizmetleri piyasadan tedarik etme yoluna gideceklerdir. Polis ve itfaiye hizmetleri bu görüşün tipik örnekleridir.
4 – Piyasaya sunulamama (pazarlanamama): Bu özellik, sözü geçen mal ve hizmetlerin bölünemez nitelikte oluşlarının doğal bir sonucudur.
5 – Üretim hacminin büyüklüğü: Kamusal mal ve hizmetlerin, örneğin savaş ve benzeri dönemlerdeki milli savunma hizmetlerinin, fevkalade büyük hacimlerde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Normal dönemlerde ihtiyacın asgari seviyede olduğu dönemlerde dahi, sözü geçen hizmetin hacmi yine de piyasanın yeterli olamayacağı derecede büyüktür.
6 – Tüketimin bazen zorunlu kılınması: Kamusal mal ve hizmetlerden yararlanma bazen zorunlu olabilir. Tüketicinin belli bir hizmetten yararlanmak istememesi bazen bir önem taşımaz. Örnek olarak ilköğretim mecburiyetini gösterebiliriz. Yüksek öğrenim hizmetlerinden yararlanmak isteyenin arzusuna bağlı olmasına rağmen ilköğretim bütün vatandaşlar için zorunludur. Diğer bir örnek de milli savunma hizmetleridir. Topluma yani ülke bütününe sunulan bu hizmetten istese de istemese de herkes yararlanma ve bunun bedelini ödemek durumundadır. Toplum içinde bazı kişilerin bu hizmeti faydasız ve gereksiz görmelerinin ve bunun bedeline katılmak istememelerinin hiçbir anlamı ve önemi yoktur. Öyle ki, bu hizmetin gereği olarak herkes hizmetin kamusal bedeli veya fiyatı olarak belirlenen vergiyi ödemek zorunda oldukları gibi; bu hizmet içinde bedeni ve fiziki bir mükellefiyet olarak belirlenen askerlik hizmeti veya benzeri mükellefiyetleri de yerine getirmek zorundadırlar.
Kamusal mallar, ulusal ve bölgesel düzeyde ele alınabilir. Ulusal düzeydeki mal ve hizmetler, özelliklerinden dolayı ağırlıklı olarak merkezi yönetimce sağlanmaktadır. Faydaları genellikle ülke sınırlarının tümüne yayılan ve ulusal düzeyde bölünmez olan ulusal güvenlik, adalet gibi hizmetlerin merkezi yönetim dışındaki kurumlarca üretilmesi mümkün olmamaktadır. Bu ekonomik faktörlerin yanı sıra, gelenekler ve devletin egemenliğine ilişkin diğer yasal faktörler de bu hizmetlerin merkezi yönetimin dışında, kalan birimlerce üretilmesine olanak vermez.
Bir kısım kamusal malların faydaları ise, bölgesel düzeyde bölünmezdir. Bir bölgedeki çevre kirliliği , yol yapımı, bir sokağın aydınlatılması vb. hizmetlerin faydalarından, ulusal sınırlar içindeki toplumun tümü faydalanamaz. Öte yandan o bölgede yaşayan insanların tümü bu hizmetlerden yarar sağlar, bu hizmetlerin faydasını bölmek mümkün değildir. Büyük kentlerde hava kirliliğine karşı alınacak önlemler bu kentlerde oturanlara yarar sağlar, bazı bölgelerdeki su baskınlarından korunma önlemleri, çevrenin tarihsel ve doğal güzelliklerin korunması amacıyla alınacak önlemler de bölgesel düzeydeki bölünmez hizmetler arasında yer alır . Bölgesel düzeydeki kamusal malların yönetimler arasında paylaştırılabilmesi ve bu tip mal ve hizmetlerin yerel çevre ile olan yakın ilişkileri nedeniyle yerel yönetimlerce karşılanır.

Popularity: 11% [?]

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

Dışsal Ekonomiler
Dışsal ekonomiler bir ekonomik birimin diğer ekonomik birim veya birimler üzerinde dolaylı olarak ortaya çıkardığı olumlu ve olumsuz etkileri ifade etmektedir. Eğer ortaya çıkan etki diğer firma veya kişinin fayda fonksiyonunu olumlu olarak etkiliyorsa pozitif dışsal ekonomiler, olumsuz yönde etkiliyorsa negatif dışsal ekonomiler söz konusudur. Diğer taraftan bir kişinin tüketim faaliyetleri sonucunda tüketimde pozitif dışsal ekonomiler, olumsuz olarak etkilenmesi durumunda ise tüketimde negatif dışsal ekonomiler ortaya çıkmaktadır.
Çelik üreten bir firmanın üretim yapısının teknolojik olarak geliştirilmiş yeni fırınlar alınmasıyla daha etkin bir hale getirileceği ve yeni ocakların eski ocaklara nazaran daha fazla hava kirlenmesine neden olduğunu varsayalım. Bu olayda çelik üreten firma yeni fırınlar nedeniyle üretim artışından dolayı içsel kazanç elde ederken, çevrede oturanlar hava kirliliği nedeniyle dışsal zarara uğrayacaktır. Devlet bu konuda negatif dışsallığın önlenebilmesi için üretici firmaya arıtma tesisleri yapabilmek veya daha kaliteli girdiler kullanabilmesi amacıyla sübvansiyon sağlayabileceği gibi, dışsallıktan zarar gören tüketicilere de katlanmak zorunda kaldıkları dış zararları kısmen de olsa azaltacak önlemler alabilmeleri maksadıyla sübvansiyon verilebilir.
Yapılan bir hizmet dolayısıyla dışsal etkilerle karşılaşılabilmektedir. Üretim faaliyeti sonucunda, üretici tarafından piyasada doğrudan katlanılan maliyet dışında, bu üretim faaliyetinin dışsal bir sosyal maliyeti de olabilmektedir. Bazı durumlarda belirli malların üretilmesi durumunda üreticiye olan direkt fayda yanında bir dışsal sosyal fayda da ortaya çıkabilmektedir

Popularity: 10% [?]

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

1 – Kamusal malların arzının düzenlenmesi: Bu tür mal ve hizmetlerden hangilerinin, hangi miktarda üretileceğine kim karar verecektir? Özel malların arzını düzenleyen piyasa talebidir. Fakat bu durum kamusal mal ve hizmetler için geçerli bir durum değildir. Çünkü bunlar, özel mallar gibi bölünemez ve pazarlanamazlar. Pazarlanamayan bir mal ya da hizmete talep doğmaz. Talep doğmayınca fiyat da oluşmaz. Bu durumda piyasa ekonomisi düzeni içinde kar motifi ile çalışan özel firmaların toplumsal mal ve hizmetleri üretmeleri de mümkün değildir.
Bazı mal ve hizmetler bünyeleri gereği bölünebilirler; diğer bazıları ise bölünemezler. Bölünemeyen mal ve hizmetlerin sağladıkları fayda bireylere ayrı ayrı dağıtılamaz. Bunlar ancak toplumun istifadesine sunulabilirler. Bu tür mal ve hizmetler de kamu ekonomisi tarafından üretilir. Bunun da tipik örneği savunma hizmetleridir.
Kamusal mal ve hizmetlerin talebini düzenleyen siyasal karar alma mekanizması aynı zamanda bunların arzını da gerçekleştirir. Bütçe, siyasal sürecin bu alandaki tercihlerinin somut bir belgesidir.
2 – Tüketimde rakip olmama: Kamusal malların önemli bir özelliği de tüketimde rakip olmama halidir. Özel mallarda olduğunun aksine, toplumsal malı tüketen yani ondan faydalanan bir kimse aynı maldan diğerlerinin de aynı oranda faydalanmasına engel olmamaktadır.
3 – Tüketimden mahrum bırakılamama: Piyasada üretilen özel bir malın faydasının sadece bunların bedelini ödeyene tahsisi mümkündür. Gerçekten bu mal ve hizmetlerin faydasından sadece, bedelini ödeyip bunları satın alanlar faydalanabilirler. Aynı anda iki aç insan ve ortada da bir dilim ekmek varsa bu iki kişi tüketimde birbirinin rakibi durumundadır. Çünkü ekmeği ancak biri yiyebilecek diğeri ise aç kalacaktır. Oysa ki toplumsal mal ve hizmetlerde durum böyle değildir. Örneğin ülkenin dış tehlikelere karşı savunulmasından bazılarının yararlanması diğerlerinin de aynı şekilde yararlanmalarına bir engel teşkil etmez. Ancak bazen bir kısım kamusal mal ve hizmetlerin faydasından yararlanmada toplum yönünden bazı tabii ve bölgesel sınırlamaların mümkün olacağı düşünülmektedir.
Kamusal mallardaki tüketimde rakip olmama halinin mutlak bir kesinlik ifade edilmediğini ileri süren yazarlar da vardır. Bunlara göre tüketimde rakip olmama gerçek olmaktan çok teorik bir niteliktedir. Çünkü yol, adalet, polis ve itfaiye gibi hizmetlerin kapasiteleri sınırlıdır. Bunlardan yararlananlar çoğaldıkça diğerlerinin yararlanma imkanları daralmakta ve yavaşlamaktadır. Bu durum şayet belli bir sınır aşarsa sözü geçen hizmetlerden yararlanmak isteyenler bu hizmetleri piyasadan tedarik etme yoluna gideceklerdir. Polis ve itfaiye hizmetleri bu görüşün tipik örnekleridir.
4 – Piyasaya sunulamama (pazarlanamama): Bu özellik, sözü geçen mal ve hizmetlerin bölünemez nitelikte oluşlarının doğal bir sonucudur.
5 – Üretim hacminin büyüklüğü: Kamusal mal ve hizmetlerin, örneğin savaş ve benzeri dönemlerdeki milli savunma hizmetlerinin, fevkalade büyük hacimlerde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Normal dönemlerde ihtiyacın asgari seviyede olduğu dönemlerde dahi, sözü geçen hizmetin hacmi yine de piyasanın yeterli olamayacağı derecede büyüktür.
6 – Tüketimin bazen zorunlu kılınması: Kamusal mal ve hizmetlerden yararlanma bazen zorunlu olabilir. Tüketicinin belli bir hizmetten yararlanmak istememesi bazen bir önem taşımaz. Örnek olarak ilköğretim mecburiyetini gösterebiliriz. Yüksek öğrenim hizmetlerinden yararlanmak isteyenin arzusuna bağlı olmasına rağmen ilköğretim bütün vatandaşlar için zorunludur. Diğer bir örnek de milli savunma hizmetleridir. Topluma yani ülke bütününe sunulan bu hizmetten istese de istemese de herkes yararlanma ve bunun bedelini ödemek durumundadır. Toplum içinde bazı kişilerin bu hizmeti faydasız ve gereksiz görmelerinin ve bunun bedeline katılmak istememelerinin hiçbir anlamı ve önemi yoktur. Öyle ki, bu hizmetin gereği olarak herkes hizmetin kamusal bedeli veya fiyatı olarak belirlenen vergiyi ödemek zorunda oldukları gibi; bu hizmet içinde bedeni ve fiziki bir mükellefiyet olarak belirlenen askerlik hizmeti veya benzeri mükellefiyetleri de yerine getirmek zorundadırlar.
Kamusal mallar, ulusal ve bölgesel düzeyde ele alınabilir. Ulusal düzeydeki mal ve hizmetler, özelliklerinden dolayı ağırlıklı olarak merkezi yönetimce sağlanmaktadır. Faydaları genellikle ülke sınırlarının tümüne yayılan ve ulusal düzeyde bölünmez olan ulusal güvenlik, adalet gibi hizmetlerin merkezi yönetim dışındaki kurumlarca üretilmesi mümkün olmamaktadır. Bu ekonomik faktörlerin yanı sıra, gelenekler ve devletin egemenliğine ilişkin diğer yasal faktörler de bu hizmetlerin merkezi yönetimin dışında, kalan birimlerce üretilmesine olanak vermez.
Bir kısım kamusal malların faydaları ise, bölgesel düzeyde bölünmezdir. Bir bölgedeki çevre kirliliği , yol yapımı, bir sokağın aydınlatılması vb. hizmetlerin faydalarından, ulusal sınırlar içindeki toplumun tümü faydalanamaz. Öte yandan o bölgede yaşayan insanların tümü bu hizmetlerden yarar sağlar, bu hizmetlerin faydasını bölmek mümkün değildir. Büyük kentlerde hava kirliliğine karşı alınacak önlemler bu kentlerde oturanlara yarar sağlar, bazı bölgelerdeki su baskınlarından korunma önlemleri, çevrenin tarihsel ve doğal güzelliklerin korunması amacıyla alınacak önlemler de bölgesel düzeydeki bölünmez hizmetler arasında yer alır . Bölgesel düzeydeki kamusal malların yönetimler arasında paylaştırılabilmesi ve bu tip mal ve hizmetlerin yerel çevre ile olan yakın ilişkileri nedeniyle yerel yönetimlerce karşılanır.

Popularity: 13% [?]

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

1-) Her yıl toplumda kişi başına düşen reel gelirin, bir önceki yıla göre artış oranına ne ad verilir?

A) Büyüme hızı

B) Etkinlik hızı

C) Çarpan katsayısı

D) Gelir katsayısı

E) Hızlandıran katsayısı

2-) Colin Clark’a göre kamu harcamaları milli gelirin % kaçı kadar olmalıdır?

A) %20

B) %30

C) %15

D) %40

E) %25

3-) Fayda ve maliyet analizi aşağıdaki hizmetlerden hangisinde yaygın olarak kullanılmaz?

A) Köprü yapımı

B) Memur alımı

C) Metro yapımı

D) Yol yapımı

E) Baraj yapımı

4-) Bütçenin yasama denetiminden Aşağıdakilerden hangisi sorumludur?

A) Yargıtay

B) Sayıştay

C) TBMM

D) Yargıtay

E) Cumhurbaşkanlığı

5-) Fonlar hangi bütçe ilkesinden sapmadır?

A) Tahsis ilkesi

B) Açıklık ilkesi

C) Teklik ilkesi

D) Yıllık olma ilkesi

E) Önceden izin alma ilkesi

6-) Kamu gelirlerinden biri olan “Harç’ın temelinde hangi ilke yatar?

A) Dikey adalet ilkesi

B) İktidar ilkesi

C) Ödeme gücü ilkesi

D) Yatay adalet ilkesi

E) Faydalanma ilkesi

7-) Aşağıdakilerden hangisi modern topluma geçiş aşamasının göstergelerinden biri değildir?

A) Teknolojik gelişme hızlanır

B) Müteşebbis sınıfı gelişir

C) Kentleşme oranı % 15 civarındadır

D) Yatırımlar milli gelirin % 10 ‘una ulaşır

E) Okur-yazar oranı artar

8-) Aşağıdakilerden hangisi bir vergi yükü türü değildir?

A) Toplam vergi yükü

B) Bireysel vergi yükü

C) Uluslararası vergi yükü

D) Net vetgi yükü

E) Gerçek vergi yükü

9-) Vergi yasalarına aykırı hareket etmeksizin vergi konusunun vergi mükellefiyet alanının dışına çıkılması ile hazinenin vergi kaybına uğratılmasına ne denir?

A) Vergi kaçakçılığı

B) Vergiden kaçınma

C) Ödeme gücü

D) Karar etkisi

E) Gelir etkisi

10-) Aşağıdakilerden hangisi yatırımları teşvik edici vergi politikalarından biri değildir?

A) Vergi istisnaları

B) Yatırım indirimleri

C) Vergi ertelemesi

D) Basit amortisman

E) Gümrük kolaylıkları

11-) Aşağıdakilerden hangisi gelir üzerinden alınan bir vergidir?

A) Muamele vergisi

B) Veraset ve intikal vergisi

C) Kurumlar vergisi

D) Servet transferi vergisi

E) İstihsal vergisi

12-) Aşağıdakilerden hangisi kurumlar vergisi tarifesinin bir özelliğidir?

A) Artan oranlıdır

B) Azalan oranlıdır

C) Çift elemanlı artan oranlıdır

D) Sabit oranlıdır

E) Matrah arttıkça vergi miktarı azalır

13-) Gelişmiş ülkelerde kamu gelirleri içinde vergilerin payı % kaçtır?

A) %20

B) %50

C) %90

D) %70

E) %25

14-) Aşağıdakilerden hangisi dalgalı borç türlerinden biri değildir?

A) Hazine bonoları

B) Hazineye kısa vadeli avanslar

C) Hazine tahvilleri

D) Emanet paralar

E) Röfinansman kredisi

15-) Devletin tek taraflı bir kararla mevcut borcun tamamını veya bir kısmını ortadan kaldırdığını bildirmesine ne ad verilir?

A) Borcun konversiyonu

B) Borcun tahkimi

C) Borcun itfası

D) Borcun reddi

E) Borcun konsolidasyonu

16-) “Genellikle borcun akdinden belli bir süre sonra başlamak üzere, alacaklıya faiz ile birlikte ana paranın bir kısmının iadesine” ne denir?

A) Borcun itfası

B) Borçların reddi

C) Borçların tahkimi

D) Tedrici ödeme

E) Toplu ödeme

17-) Kamu gelirlerinin merkezi idare ve mahalli idareler arasında bölüştürülmesine ne ad verilir?

A) Mali tevzin

B) Konversiyon

C) Konsolidasyon

D) Röfinansman

E) İtfa

1 A
2 E
3 B
4 C
5 C
6 E
7 C
8 C
9 B
10 D
11 C
12 D
13 C
14 E
15 E
16 D
17 A
__________________

Popularity: 11% [?]

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

KAMU MALİYESİ

Liberalizmin öncüleri Fizyokratlardır.

Transfer harcamalarının unsurları: Faiz ödemeleri, Fon ödemeleri, Kamulaştırma, Borç ödemeleri

Belediye sınırları dışına taşan hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla kurulan idarelere il özel idareleri denir.

İki ekonomik birimin üretim veya tüketim faaliyetinden, üçüncü kişilerin fiyat mekanizması dışında fayda veya zarar görmesine Dışsallık denir.

Devletin ekonomik istikrar görevi kapsamına girenler: Tam istihdamı sağlama, Ekonomik büyümeyi sağlama, gelir dağılımını sağlama, cari işlemler dengesini sağlama

Devletin dışsallıklara müdahale yöntemleri: Sübvansiyon, vergileme, miktar kısıtlaması, mülkiyet haklarını düzenleme

Temsili demokrasinin özellikleri: Bireylerin fayda maksimizasyonu için, siyasi partilerin ise oy maksimizasyonu için çalışmaları
Siyasi partilerin temel güdülerinin, iktidara gelebilmek için veya iktidarda iken tekrar seçilebilmek olması
Siyasi partilerin ve seçilmiş temsilcilerin ideal toplum amaçlarına göre değil, kendi amaçlarına göre davranmaları
Seçmenlerin belli bir dönemde kendilerine en yüksek faydayı sağlayacak olan partiye oy vermeleri

Dar anlamda kamu harcaması kavramının kapsamına girenler: Merkezi devlet örgütünün harcamaları, yerel yönetimlerin harcamaları

Geniş anlamda kamu harcaması kavramının kapsamına girenler Merkezi devlet örgütünün harcamaları, Yerel yönetimlerin harcamaları, Sosyal güvenlik kuruluşunun harcamaları, Kamu iktisadi kuruluşlarının harcamaları

Vergi harcaması olanlar: Vergi istisnası, vergi muafiyeti, yatırım indirimi, vergi indirimi

Kamu harcamalarında bir artışa neden olanlar: Devlet sınırlarının genişlemesi, Savunma harcamalarının artması, devletin yeni teknolojiler satın alması, Ülke nüfusunun artması

Kaynakların tam kullanılmaması, fiyatların marjinal sosyal değerleri yansıtmaması, fiyatların devlet tarafından belirlenmesi, dışsallıkların ortaya çıkması durumlarında gölge fiyatlar kullanılır.

Gelişmekte olan ülkelerde, fayda-maliyet analizinin kamu yatırım kararlarına ilişkin sorunların tümünü çözememesinin nedenleri: Analizin yapısal güçlükleri, veri eksikliği,ekonomik ve toplumsal yapısının istikrarsızlığı, kamu yatırımları konusunda son kararın siyasilere ait olması

Tek bir malın arz ve talebini kullanarak, denge üretim ve denge fiyat düzeyini belirlemek amacıyla kullanılan analiz türü kısmi denge analizidir.

Ülkelerin ekonomik kalkınma süreçlerini kamu harcamaları ile ilişkilendirmeye çalışan kalkınma modellerinin öncüsü Musgrave ‘dir.

Wagner’e göre kamusal faaliyetlerin artış nedenleri: İç ve dış güvenlik hizmetlerinin artması, ilerleyen teknoloji nedeniyle devlet faaliyetlerinin maliyetinin artması, devletin piyasaya girerek doğrudan doğruya mal ve hizmet üretmesi, devletin topluma daha nitelikli hizmet sunmak istemesi

Kamu harcamalarındaki artışı kısa dönemdeki dalgalanma ve değişikliklerle açıklamaya çalışan yaklaşım Peacock ve Wiseman tarafından yapılmış Sıçrama tezi yaklaşımıdır.

Genel hizmetleri yürüten kuruluşlar: TBMM, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri bakanlığı

Türkiye’de program bütçe hizmetleri 1973 yılında uygulamaya konulmuştur.

Döner sermayelerin özellikleri: Genel mali yönetimin dışında tutulmaları, Kendilerine ait bir yönetim şekline sahip olmaları, Ürettikleri mal ve hizmetleri kar amacıyla satmaları, Genel bütçeye belli oranda pay aktarmaları

Oylama, bireylerin tercihlerini siyasi karar alma mekanizmasına aktarma yoludur.

Mali rant ve mali sömürü , iktidar kuralı(ödeme gücüne göre) uygulamasının bir sonucudur.

Çoğunluk oylama modelinde, kamu mallarının üretim düzeyini belirleyici durumunda olan kitle Medyan seçmendir.

Kendisine verilen görevleri soru sormadan ve kurallara uygun biçimde yerine getiren bürokrata(Max Weber’in tanımladığı) Rasyonel bürokrat denir.

Mal ve hizmet üretmek amacıyla kamu kaynaklarını kullanak suretiyle işletmecilik faaliyeti yapan devlet kuruluşlarına kamu iktisadi teşebbüsleri denir.

Bir sulama projesinin doğrudan maddi faydası tarım üretiminde ortaya çıkan artıştır.

Benzer zevk ve tercihlere sahip bireylerin oluşturduğu gruplara Çıkar grupları denir.

Seçmen sayısının ve karar verilecek konuların çok olduğu durumlarda temsili demokrasiye başvurulur.

Kamu harcamalarının gerçek artış nedenleri: Savunma harcamalarındaki artış, Teknolojik gelişmeler, devlet anlayışındaki değişmeler, nüfus artışı

Yarı kamusal bir malın kullanımı için daha fazla bireye izin verilmesi nedeniyle, o malı daha önce kullanan bireylerin elde ettikleri faydanın azalmasına sıkışıklık maliyeti denir.

Temel düşünce sistemini toplumların zenginliği üzerine kuran Merkantalist akıma göre:
Toplumların zenginliği, sahip oldukları altın ve gümüşler ile ölçülmelidir.
Devlet, gerektiğinde ekonomiye müdahale etmeli ve bazı önlemler almalıdır.
Toplumların zenginleşmesi için mutlaka dış ticaret yapılmalıdır.
Milli ekonomilerin gelişimi için borçlanmaya başvurulmamalıdır.

Devlet düzeninin sürdürülmesini, korunmasını ve devletin yönetimini sağlayan hizmetlere genel hizmetler denir.

Baskı grupları: İşçi sendikaları, işveren sendikaları, basın organları, çevreci gruplar

Dışsallık türleri: Üreticiden üreticiye, üreticiden tüketiciye, tüketiciden tüketiciye, tüketiciden üreticiye yayılan dışsallık

Atama ile görev almış olan devlet idare örgütünün tümüne bürokrasi denir.

Kısa dönemde doğrudan üretimi arttırıcı etkisi olmayabilen ve faydası bir dönemle sınırlı sayılabilecek harcamalara cari harcamalar denir.

İdari-fonksiyonel ayrıma göre, Türkiye’de konsolide bütçe harcamaları içinde en büyük paya sahip harcama kalemi genel hizmetlerdir.(%28,1)
Devletin piyasa ekonomisine totaliter olmayan düzenleyici müdahalelerde bulunduğu ekonomik sisteme Karma ekonomik sistem denir.

Televizyon, buzdolabı gibi malların üretimini tüketicilerin talebi belirler.

Özel ekonomide kaynak ve gelir dağılımını fiyat öğesi düzenler.

Bütçe sürecini başlatan “bütçe çağrısı” Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanır.

Bütçenin işlevleri: Hukuki, Mali, Ekonomik, Siyasi

Toplumun üretim imkanları eğrisinin orijine göre içbükey olması, özel ve kamusal malların üretiminde kıt kaynaklar ile ilgili olarak aynı etkinlikte ikame edilemeyeceğini gösterir.

Ekonominin durgunluk dönemlerinde gerçek harcamaların ortaya çıkan ilk etkisi az gelirlilerin gelirinin artmasıdır.

Kamu harcamalarının artışının üst sınırı milli gelirdir.

İktisadi faaliyet sonucu artma imkanı olan üretim faktörü sermaye stokudur.

Belirli bir dönem için harcamaların yapılmasına ve gelirlerin toplanmasına izin veren hukuki belgeye bütçe denir.

Türkiye’de kamu gelir ve giderlerinin yer bakımından denkleştirilmesi işlemini T.C.Merkez Bankasının bulunmadığı yörelerde T.C.Ziraat Bankası yerine getirir.

Herhangi bir vergi gelirinin belirli bir harcamaya tahsis edilememesine Ademi tahsis yöntemi (gelirlerin genelliği ilkesi) denir.

Arz ve talep fonksiyonları içinde fiyatlandırılabilecek dışsallıklara piyasa dışsallığı denir.

Piyasada yer almayan birçok kamu projesi çıktısının, parasal olarak değerlendirilmesi gerektiğinde marjinal maliyet kullanılır.

T.C.Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Ziraat Odaları ve Bağkurun topladığı gelirler parafiscal (vergi benzeri yani hemen hemen vergicilik) gelirler içinde yer alır.

Adam Smith’in vergileme ilkeleri: Adalet ilkesi, Kesinlik ilkesi, Uygunluk ilkesi, İktisadilik ilkesi

Kendi adına ve hesabına ödediği vergiyi yansıma yoluyla başkalarına devreden kişiye aracı mükellef denir.

Mali nitelikte rasyonel bir vergilemeyi gerçekleştirmenin şartları:
Verginin yükünün adil dağıtılması
Vergilerin tarh ve tahsil giderlerinin minimum olması
Verginin tarafsız olması
Verginin piyasada etkinliği bozmaması
Verginin yatırım ve tasarruf kararlarını olumsuz yönde etkilememesi.

Vergiyi harçtan ayıran temel özellik karşılıksız olmasıdır.

Montesquieu’nun “Vergi herkesin malının tamamının korunması için verdiği bir hissedir.” görüşü vergiyi sigorta primi olarak kabul eden görüştür.

Vergilerle karşılanan kamu harcamalarının milli gelirin %25′ini aşamayacağını ileri süren iktisatçı Colin Clark’tır.

Kamu harcamalarının genel hizmetler, ekonomik hizmetler ve sosyal hizmetler olarak sınıflandırılması işlevsel sınıflandırmayı oluşturmaktadır

Popularity: 11% [?]

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

KAMU MALİYESİ ÜNİTE 1

KAMU KESİMİNİN KAPSAMI VE TÜRKİYE’DE KAMU KESİMİ

I. KAMU KESİMİNİN KAPSAMI

2 Kesim faaliyette bulunmaktadır. Bunlar Kamu kesimi ve özel kesimdir. Kamu kesimi genellikle bölünemez ve yarı bölünebilir mallar ve hizmetler üretmektedir. üretim Kar güdüsü ile değil, sosyal ve siyasal tercihler doğrultusunda alınmaktadır.

Özellikle II.Dünya savaşı sonrası kamu harcamaları artmış ve piyasanın kendi kendine işleyeceğini savunan klasik iktisadi düşünce, yerini KEYNESYEN İktisadi Düşünceye bırakmıştır.
R.Musgrave’e göre bu süreçte kamu kesiminin yeni fonksiyonları şunlardır.

Kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması.
Ekonomik istikrarın sağlanması
Gelirin yeniden Dağılımının sağlanması.

Kamu kesiminin genel ekonomi içindeki yerinin ne olması gerektiğini savunan görüşler şunlardır.
1. MERKANTİLİZM

Devletin Ekonomiye müdahalesi 17.Yüzyılda İngiltere’de Merkantilistlerle başlar. Temel düşünce toplumun zenginliğidir ve toplumların zenginliğini sahip oldukları altın ve gümüş ile ölçerler.
Merkantilistlere göre vergiler, kamu harcamalarını karşılamada en önemli kaynak değildir. Vergiler, devletin bireylere sağladığı koruyucu işlemlerin karşılığı olarak görülür. Bütçe henüz bir kurum olarak gelişmemiş ancak bütçe hakkı ile ilgili adımlar bu dönemde atılmıştır.

2.FİZYOKRASİ

18.Yüzyılda Fransa’da Geliştirilen bu akım LİBERALİZM’in öncüsüdür. ve A.SMITH’I büyük ölçüde Etkilemiştir. Devlet Müdahalesine KARŞIDIRLAR. Toplum hayatını yöneten bir doğal düzenin varlığına inanırlar. Bu düzen için devlet müdahalesinin asgariye indirilmesini, bunun içinde devlet harcamalarının da kısılmasını tavsiye ederler. Tek ve Dolaysız Vergiyi savunurlar. Net Hasılatın sadece topraktan sağlandığını iddia ederek, tek verginin tarım sektöründen alınmasını savunmuşlardır.

3. KLASİK LİBERAL GÖRÜŞ
A.SMITH’IN Temel yaklaşımı “Laissez-Faire” (Bırakın yapsınlar, bırakınız geçsinler)dir. Buna göre, devletin ekonomiye karışması minimum düzeyde tutulurken, bütün ekonomik etkinlikler piyasa ekonomisi tarafından yerine getirilmelidir. A.SMITH Toplumun ihtiyaçlarını ikiye ayırmıştır.

Devlet tarafından karşılanan milli savunma, adalet,diplomatik hizmetler gibi birinci derecedeki ihtiyaçlar.
Özel Ekonomi tarafından yeterince karşılanmadığı zamanlar devletin karşılaması gereken sağlık, milli eğitim, bayındırlık hizmetleri gibi ikinci derecedeki hizmetler.

KLASİK MALİYECİLERİN TEMEL ÖNERİLERİ >> Tarafsız Maliye, Denk Bütçe, Sınırlı Borçlanma, Düşük oranlı vergileme’dir. Ayrıca klasik maliyeciler Kamu harcamalarının sınırlı olmasını ve vergilerin de ona göre ayarlanmasını savunurlar.

4. KEYNESYEN GÖRÜŞ
Keynes, 1929 Ekonomik buhranı üzerindeki gözlemlerinden yeni bir kuram geliştirmiş, çağdaş ekonomik düşüncenin temelini atmış ve devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini savunmuştur.
Liberallerin, para politikası Keynes ile birlikte Maliye politikasına dönüşmüş ve kamu kesiminin genel ekonomi içindeki payı artmıştır. Ekonominin çok büyük tehlike altında olduğunu, tam istihdamı sağlayacak önlemler alınması gereğini ileri sürmüştür. KEYNES’le birlikte Mali araçlar (Kamu harcamaları, vergiler, borçlanma ve bütçe), ekonomik, sosyal ve siyasal amaçların gerçekleşmesinde müdahale aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

II. TÜRKİYE’DE KAMU KESİMİ
Türkiye’de Kamu Kesiminin Boyutları ve Unsurları
Kamu kesiminin boyutlarını ortaya koymanın en kestirme yolu Kamu kesiminin gelir ve harcamalarının G.S.M.H’ye oranlanmasıdır.
Türkiye’de Kamu kesiminin G.S.M.H içindeki payı artış içerisindedir.
Kamu Kesimi ; Konsolide Bütçe, Kamu iktisadi Teşebbüsleri (KİT’ler), mahalli idareler, sosyal güvenlik kuruluşları, fonlar ve döner sermayelerden oluşmaktadır.

Türkiye’de 5018 sayılı Kamu mali yönetimi ve Kontrol kanunu’na tabi Kurum ve Kuruluşlar
2007′den sonra uygulanacak,
A. Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu idareleri
a. Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu idareleri
1. Genel Bütçe Kapsamındaki idareler
2. Özel Bütçe Kapsamındaki idareler
3. Düzenleyici ve Denetleyici İdareler
b. Sosyal Güvenlik Kuruluşları
c. Mahalli İdareler
B. Kamu İktisadi Teşebbüsleri

1. KONSOLİDE BÜTÇE : Genel ve Katma bütçenin birleştirilmesi ve bundan hazine yardımları ile devlet katkısının düşülmesiyle bulunan bütçedir. Katma bütçeli kuruluşlar, Üniversiteler, Karayolları Genel Müdürlüğü,DSİ Genel Müdürlüğü gibi. Konsolide Bütçe harcamaları ve gelirlerinin kamu kesimi ve GSMH içindeki payı oldukça yüksektir.
Harcamaları ; 1980′den bu yana dikkati çeken en önemli şey borç faizi ödemelerindeki artışlardır. Cari harcamalar içerisindeki en büyük payı personel harcamaları oluşturmaktadır.
1980-2000 yılları arasında en belirgin düşüş yatırım harcamalarında yaşanmıştır. Bu dönemdeki En önemli gelişme transfer harcamalarında yaşanan artışlardır.
Gelirleri ; Vergi ve Vergi dışı normal gelirler olmak üzere iki kaynaktan sağlanır. Gelişmişlik düzeyi ile vergi gelirleri arasında doğrusal bir ilişki vardır. Bir ülkenin ekonomik yönden gelişmiş olduğunu söyleyebilmek için Dolaysız Vergilerin ağırlıkta olması gerekir. Türkiye’de 1980 sonrasında, dolaysız vergiler ağırlıkta iken, 1985 yılında dolaylı vergi türü olan KDV ile dolaylı vergiler artmış, 2005 Yılında Dolaylı vergiler %69, dolaysız vergiler %31′dir.

2. KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLER (K.İ.T.’LER) : Devletin ekonomik alanda mal ve hizmet üreten kuruluşlarının genel adıdıdır. K.İ.T. Kavramı genelde kamu kaynaklarını kullanarak işletmecilik yapan kuruluşları ifade eder. Devlet K.İ.T’ler ile sosyal devlet ilkeleri ve politikaları doğrultusunda mal ve hizmet üretmektedir. Böylece Devlet K.İ.T’leri kullanarak üretim faktörleri piyasasında ücretleri düzenleyici bir rol oynar.K.İ.T’in fiyatlama politikasındaki tek amaç,sosyal fayda olmalıdır.

3. MAHALLİ İDARELER : Belediyeler,İl Özel İdareleri ve Köyler gibi yerel düzeyde mal ve hizmet sunmakla yükümlü olan kamu idareleridir. 1980 yılı sonrasında giderlerinin gelirlerinden fazla olduğu görülmektedir. Mahalli idarelerin gelir ve harcamalarının Konsolide bütçeye oranı %7 iken, 1985 yılında %12 düzeyine yükselmiştir. Bu yükselişin ana nedeni, Emlak vergisi hasılatının konsolide bütçe gelirlerinden çıkarılarak belediyelere verilmesidir.

4. SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI : Kişileri fiziki ve iktisadi tehlikelere karşı korumak, asgari bir yaşam amacıyla sosyal devlet ilkeleri gereğince kurulmuş kamu kuruluşlarıdır. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu’dur. 1992 yılına kadar bu kuruluşların gelirlerini giderlerini karşılamak,bazen de gelir fazlası yaratılmıştır.

5. FONLAR
Fon, Belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ayrılmış olan, gerektiğinde kullanılmak üzere belirli bir hesapta toplanan ve harcanabilen paralardır. Bütçe içi ve Bütçe Dışı olmak üzere ikiye ayrılır.
Bütçe içi : Ekonomik kaynağını bütçe ödeneklerinden alan ve bütçede tertibi olan fonlardır. Bütçe Dışı Fon : Gelir ve Giderleri bütçe ile ilişkilendirilmeyen, özel mevzuata göre faaliyetlerini gerçekleştiren, özel yasayla kurulan kendilerine ait özel gelirleri ile finanse edilen fonlardır. Fon uygulamaları, zamanla mali sistemde kargaşa ve belirlisizlige neden olmuştur. bu nedenle 2000,2001 yıllarında çoğu kapatılmış, sadece 5 adet fon faaliyetlerine devam edebilmiştir. Bunlar, Savunma sanayi destekleme Formu, Tasarruf mevduatı sigorta fonu özelleştirme, Sosyal ve dayanışmayı teşvik fonu ile tanıtma fonu’dur.
6. DÖNER SERMAYELER : Genel ve Katma bütçeli kuruluşların kamu hizmetlerini yerine getirirken aynı zamanda ticari,sinaii,kültürel, tarımsal veya mesleki nitelikte çeşitli hizmetleri yapabilmeleri amacıyla bu kuruluşların bünyelerinde kurulan özel işletme niteliğindeki işletmelerdir.

Ürettikleri mal ve hizmeti kar amacıyla satarlar.
Döner Sermayeli İşletmelerin aylık Gayrisafi Hasılatının %10′u Genel Bütçeye Aktarılır.

Kendilerine özgü, yönetim şekilleri vardır ve genel mali yönetimin dışında tutulurlar.
1927 Yılında Muhasebe-i Umumiye kanunu ile yasal olarak düzenlenmiştir. 1998′den sonra işletme sayısı 2835′e ulaşmıştır.
Döner Sermayeler, 2007′den itibaren 5018 sayılı kanunla ilgili oldukları idare bütçeleri içerisine alınacaktır.

KAMU MALİYESİ ÜNİTE 2

KAMU MALİYESİNİN GÖREVLERİ

16.YY VE 18 YY. Arasında üretimi ve ticareti Devlet Kontrol Etmiştir. Devletin Görevleri oldukça fazladır.

18.YY Sonu ve 19.YY Başlarında ise klasik iktisadi düşüncenin liberalist politikaları gereği devletin görevleri en aza indirilmiştir.
1929 Dünya buhranı ile devletin görevleri artmaya başlamıştır.

II.Dünya savaşından sonra ise Ekonomik ve Sosyal Görevlerinde önemli artışlar olmuştur.

PİYASA BAŞARIZLIĞI

Piyasaların etkin çalışmasını sağlayan koşulların ya hiç ortaya çıkmamasını ya da ters yönde çalışmasını ifade eder. Piyasalar kendi başlarına bırakıldığı zaman etkin çalışmamaktadır. Bazı malların çok fazla, bazı malların yetersiz üretilmesi söz konusu olabilir.

Kaynak Tahsisi Görevi ; Piyasaların kaynak tahsisi fonksiyonuna karışma, piyasa başarıslıklarını düzeltme veya piyasa başarızlıklarının etkilerini azaltacak önlemler almasıdır.
Gelir Dağılımı Görevi ;Piyasalar toplum refahının dağılımında adaleti sağlayamadıkları ölçüde, devlet adil gelir dağılımını sağlamaya çalışır.
Diğer Görevler : Ekonomik İstikrar ve Düzenleyici görevlerdir.

KAMU MALİYESİNİN GÖREVLERİ
1. Kaynak Tahsisi Görevi

Ortak Mal Kaynaklar : Rekabetçi piyasaların altında yatan aslında “Mal Varlığı Hakları”dır. Malvarlığı hakları, bazı mallarda hiçbir bireye veya gruba verilemeyebilir. (Hava,Deniz Gibi) ortak mallar olarak adlandırılan bu tür malların faydasından tüm bireyler kısıtlanmaksızın yararlanır. Ancak sınırlama olmadığı için, bireyler aşırı kullanmakta ve ortak mal zarar görmektedir. Buna Ortakların Trajedisi denir. Bu durumu azaltmada devletin görevi; Ortak mal kullanımının bireyler arasında ve zaman açısından tahsisini ayarlamaktadır. Kamu maliyesi teoremindeki Güven Konusu Mahkum Açmazı veya Mahkum İkilemi olarak adlandırılır.
Kamusal Mallar : İtalyan Ekonomist PAUL SAMUELSON Kamusal malı ; “Bir bireyin kamusal malı tüketmesi, diğer bireylerin aynı malı tüketmesinde bir azalmaya neden olmamaktadır.” Kamusal Malların iki özelliğinden dolayı piyasa mekanizması etkin tahsisi sağlayamamakta ve piyasa ekonomileri aksamaktadır. Bunlar ;
Ortak Tüketim veya tüketimde rekabetin olmaması
Kamu malının kullanımında dışlanamama özelliğidir.
Oysa Piyasa mekanizması fiyatlama yolu ile bireyleri kullanımdan “mahrum bırakma” ilkesine dayalı çalışmaktadır. Kamu mallarının bedava kullanılabilmesi, bu mallara fiyat konulabilmesini engellemektedir. Gönüllü fiyatlar oluşamayacağı için, kamu malının finansmanında zorlama unsuru olacaktır. Buna “Bedavacılık Sorunu” Denmektedir.

Yarı Kamusal Mallar :Bazı Kamusal Mallarda kısmen rekabet olabilir, Bir bireyin kamu malını kullanması, bir başka bireyi onu kullanmaktan alıkoymaz ama daha önce o malı kullananların elde ettikleri yararı azaltabilir. Bu durumda bir bireye o malı kullanmaya izin vermenin bir Fırsat Maliyeti vardır. Bu Duruma “Sıkışıklık” denir. Sıkışıklık Maliyeti ; Bir malı Daha önceden kullananların faydalarındaki azalmaya denir.
Dışsallıklar :İki ekonomik birimin üretim veya tüketim faaliyetlerinden, üçüncü kişilerin fiyat mekanizması dışında fayda ve zarar görmesidir. Örn: Eskişehir’deki bir fabrikanın atıklarını porsuk çayı’na akıtması sonucunda ortaya çıkan kötü kokular, bireylerin faydalarını ve çayda kayık kiralayan bir işletmenin üretimini olumsuz etkiler. Yayılan dışsallık faydalı ise Dışsal Fayda, zararlı ise Dışsal Zarar (Dışsal Maliyet) adını alır. Dışsallıklar piyasa ekonomisinde kaynakların yanlış tahsisine neden olmaktadır. Dışsal Zarar ortaya çıktığında, üretim düzeyi toplumun kabul ettiği düzeyin üzerinde olacak ve kaynaklar söz konusu olduğunda ise kaynaklar mala daha fazla tahsis edilmiş olacaktır. Dışsal yarar söz konusu olduğunda ise, kaynaklar mala yeteri kadar tahsis edilemediğinden, toplumun istediği düzeyden daha az üretim ortaya çıkacaktır. Bu nedenle devlet toplumsal faydayı düşünerek dışsallık durumunda düzenleme yapmak zorunda kalmaktadır.
Ölçeğe Göre Artan Getirili Ekonomiler : Üretim Düzeyi arttıkça maliyetlerin düşmesini ifade etmektedir. Yani; Ölçek büyüdükçe getiri de artmaktadır. Bunlar Doğal Tekellerdir. Örn: Demiryolu işletmeciliği gibi.Bu durumda büyük firmaların düşük maliyette üretimde bulunmaları küçük firmaların iflasına neden olur ve monopol ortaya çıkar.
Devletin Alabileceği önlemler ;

Büyük firma araştırma, geliştirme çabaları yoğun ise, toplumsal fayda açısından devlet hiçbir şey yapmayabilir.
Devlet monopolün fiyatını belirlemek isteyebilir. (Kaynak tahsisi açısından marjinal maliyet uygundur.)
Kamu kesimi, kendisi “Kamu ekonomik kuruluşu” olarak üretimi üstlenebilir.
Risk ve Belirsizlik : Rekabetçi fiyat sistemi tam bilgiye sahip olmayı gerektirir. Gelecek piyasalarının oluşmamasının 2 nedeni vardır; Bu tür piyasa oluşturmanın maliyeti yüksektir. 2.si ise asimetrik bilgi sorunu; Sigortalanmak isteyen bireylerin sahip olduğu, ancak sigorta yapanın sahip olmadığı bilgilerden kaynaklanmaktadır. Bu sorun 2 şekilde ortaya çıkar.
- Ahlaki Riziko : Sigortacı tarafından kontrol edilmeyen, sigortalının zararın büyüklüğünü etkileyebildiği durumlardır.
- Ayırma Güçlüğü : Sigortacının, sigortalıların risk farklılığını belirleyememesidir.
Gelecek piyasaların oluşmasının güçlüğü piyasa başarısızlıklarına neden olmaktadır. Bu durumda devlet özellikle işsizlik sigortası, sağlık sigortası, sosyal güvenlik gibi alanlarda ya kendisi faaliyette bulunmakta ya da özel kesimin faaliyetlerini düzenlemektedir.

2. Gelir Dağılımı Görevi
Rekabetçi piyasalar belli gelir düzeyi olanlar için üretim yaparlar, olmayanlar veya az olanların talep göstermeyeceği için piyasalarda onlara yönelik üretimde bulunmazlar. Bu nedenle piyasalar gelir dağılımını bozucu etki yaparlar. Bu durumda devlet gelir dağılımında adaleti sağlamaya çalışır. Bunun için de zorunlu vergileme, vergilemede artan oranlılık, kamusal mal ve hizmetler ve sübvansiyonları araç olarak kullanır.
3. Ekonomik İstikrar Görevi
Piyasa başarısızlıklarının en bilinen örnekleri mal ve hizmet piyasalarındaki arz-talep dengesizliğinden kaynaklanan enflasyon, deflasyon, işsizlik, ithalat-ihracat dengesizlikleri, cari işlem açık veya fazlası gibi makroekonomik sorunlardır. Devlet Para ve maliye Politikası araçlarını kullanarak piyasaları dengelemeye çalışır.
4. Düzenleyici Görev : Devletin insani ve ticari ilişkileri düzenlemek için yasa koyup, uygulamasıdır.

Not: Devletin görevleri zaman zaman çatışabilir. Örneğin ekonomik istikrar görevi ile gelir dağılımı görevi çatışmaktadır. Kaynak tahsisi, gelir dağılımı ve ekonomik istikrar görevleri birbirini tamamlar.

Kamu Maliyesi – ÜNİTE 3

Kamusal Mallar ve Dışsallıklar

Kısmi Denge Analizi
Tek bir malın arz ve talebini kullanarak, denge üretim ve denge fiyatını belirlemeye yöneliktir.

a. Özel Mal için Kısmi Denge Analizi

MBa = MBb = MCp = Pe

MBa = Marjinal Fayda (a)
MBb = Marjinal Fayda (b)
MCp = Marjinal Maliyet

Özel Mal üretim Düzeyi = Toplam Talep = Sp = Da + Db = Dp

Özel Mallarda etkinlik koşulu > MC = MB

b. Kamu Malı için Kısmi Denge Analizi

Toplam arz ve Toplam talep doğrusunun kesiştiği noktada belirlenir.

Da = Db = Dg = Sg olacaktır.

Kamu malının etkinlik koşulu MBa + MBb = MCg ‘dir. Yani ∑MB = MC Bu koşula SAMUELSON Koşulu denir.

a ve b bireylerinin marjinal faydalarının toplamı, kamu malı üretmenin marjinal maliyetine eşit olmalıdır.

Mali Rant : Devlete ödenen vergilerin değeri, yararlanılan hizmetin faydasından az ise ortaya çıkar.
Mali Sömürü : Devlete ödenen vergilerin değeri, yararlanılan hizmetin faydasından aşıyorsa ortaya çıkar.

Genel Denge Analizi

MRSbGx = X ve G malı arasındaki marjinal ikame oranını.
MRT = Üretim imkanları eğrisinin eğimi.
MRSaGx = A bireyinin farksızlık eğrisinin eğimi

MRSbGx = MRTGx – MRSaGx

DIŞSALLIKLAR

Yayılan dışsal etkinin fayda ve zararına göre ; Dışsal Fayda ve Dışsal Zarar
Tek Yönlü Dışsallık : Bir Ekonomik birim, diğer birimi tek yönlü etkilemektedir.
Çok Yönlü Dışsallık : Ortak Mallarda ortaya çıkan sorun olduğu gibi, her bir ekonomik birim dışsallık yayar ve dışsallıktan etkilenir.
Faaliyet Türüne göre
a. Üreticiden Üreticiye : Bir üretici diğer üreticinin üretim fonksiyonunu olumlu veya olumsuz etkilemesi. Ör: Bir firmanın nehire akıttığı zararlı madde diğer üreticinin üretimini olumsuz etkiler.
b. Üreticiden Tüketiciye : Bir üretim faaliyetinin tüketicileri olumlu veya olumsuz etkilemesi Ör: Fabrika bacasından çıkan zehirli dumanların tüketici sağlığını bozması.
c. Tüketiciden Tüketiciye : Otomobil Egzos’undan çıkan gazın insan sağlığını olumsuz etkilemesi.
d. Tüketiciden Üreticiye : Bir ürünü Başbakan’ın tanıtması övmesi reklamını yapması.

Devletin Müdahale yöntemleri
a. Vergileme : Dışsal Zarar Kadardır.
b. Sübvansiyon : Devlet Ekonomik birime faaliyetini kısması karşılığında sübvansiyon vereceğini açıklar.
c. Miktar kısıtlamaları : Devletin En çok kullandığı yöntemdir. Örn: Altın üretiminde siyanür kullanımının kısıtlanması.
d. Mülkiyet hakkı düzenlemeleri : Devlet Dışsal zarara uğrayan bireye mal varlığı hakkı verebilir.

Sorular, Cevaplar

Kamusal Mallarda Fayda Fiyatlanması Gelir Dağılımındaki adalet açısından eleştirilir.
Her bireyin kamusal mallardan elde ettiği fayda kadar vergilenmesine Lindahl Fiyatı denir.
Bireylerin Kamusal mallardan sağladığı faydaların ölçülebilmesi Bedavıcılık Sorunu nedeniyle güçleşmektedir.
Özel malların bireysel talep doğrularından, toplam talep doğrusuna ulaşmak için yatay olarak toplamak gerekir.
Günümüzde Kamusal malların finansmanında fayda fiyatlaması yerine Ödeme gücü ilkesi kullanılmaya başlanmıştır.
Üretim faktörleri arzı ve teknoloji veri iken, iki malın farklı maksimum üretim bileşimlerini gösteren eğri Üretim imkanları eğrisi’dir.
Kısmi denge analizinde kamu malı üretimi genel dengedeki ile aynıdır.
Farksızlık eğrisinin eğimi Marjinal ikame oranı ile ifade edilir.
Kamusal Malların toplam talep doğrusu, bireylerin talep doğrularını Dikey yönde toplanmasıyla oluşur.

KAMU MALİYESİ – ÜNİTE 4

SİYASİ KARAR ALMA MEKANİZMALARI

OYLAMA : Bireylerin tercihlerini siyasi karar alma mekanizmasına aktarma yoluna oylama denir.

Kamusal maldan ne kadar üretileceğine karar vermeye yarayan teori Kamusal Tercihler (Seçiş) teorisidir.

OPTİMAL OYLAMA ORANI
Siyasi bir kararın alınması için gerekli oy oranı arttıkça, dışsal zarar azalır ve kollektif anlaşmadan doğan faydar artar. tersi içinse dışsal zarar artar, doğan fayda azalır. Bu eğriye Dışsal Maliyet eğrisi denir. Aynı zamanda gerekli oy oranının artması ile karar alma maliyeti ve zamanı da artar. Bu şekilde oluşan eğriye ise Karar Alma Maliyet Eğrisi denir.

Gelirin yeniden dağılımından ve kollektif anlaşmadan doğan kazancın azalması sonucu oluşan maliyete Dışsal Maliyet denir.

Tanımlanan bu iki maliyet eğrisinin toplamı, gerekli oy oranının toplam maliyetini (C+D) Vermektedir.

OYLAMA MODELLERİ

Doğrudan Demokrasi Modelleri

Çoğunluk Oylama Modeli : En eski oylama modelidir.
Medyan seçmen kararı belirler. Medyan seçmenin en çok tercih ettiği düzey çoğunluk tarafından kabul edilmiştir. bu nedenle Çoğunluk oylama modeline medyan seçmen modeli de denir.
Medyan : Küçükten büyüğe sırlanmış bir istatistik serisini tam ortadan ikiye bölen değerdir.

Oylama Paradoksu : Seçim gündemi değiştikçe ve seçim tekrarlandıkça, bireyler tercihlerini birbirinden farklı ve tutarsız biçimde sıralarlar. bu durumda farklı sonuçlar ortaya çıkar, buna oylama paradoksu denir.

Oy Alışverişi (Oy Ticareti) : Siyasi karar almanın özelliklerinden ilki olan çoğunluk kuralı, bir konu üzerinde karar verilirken, tercih yoğunluğu dikkate alınmadan, her bireyin oyunun aynı ağırlıkta olduğunun kabul edilmesidir. ikinci özellik ise, tekliflerin birbirinden bağımsız olarak bir karara bağlanmasıdır.

Teklifler üzerinde devamlı oylama yapılması, bir süre sonra oy alışverisine neden olur.
Kamusal Tercihlerde (1 Birey – 1 oy kuralı), özel tercihlerde (Rekabetçi piyasalarda) (1 TL – 1 oy kuralı) geçerlidir.
Oy alışverişlerinin olumsuz yönlerine örnek : güvenoyu verme,bakanlık pazarlıkları,görüşülen bütçeye olumlu oy verme, koalisyon hükümetinin kuruluşu,milletvekili transferlerinin gündeme gelmesi, kamu harcamalarının artması gibi.

2. TEMSİLİ DEMOKRASİ MODELİ
!!Temsili demokrasilerle ilgili öncü çalışma Anthony Downs Tarafından yapılmıştır.!! Temsili demokrasi modelinde, bireyler fayda maksimizasyonu için, siyasi partiler ise oy maksimizasyonu için çalışırlar. bu nedenle Downs modelinde siyasi partilerin temel amacının toplum kaynaklarının etkin kullanımı değil, oylarını maksimize ederek tekrar seçilmeleridir.

Grafikte bir parti medyan seçmen’in sağında ise kazanır, solunda ise kaybeder. medyan seçmen tüm bireyler oy kullandığı sürece, oy dağılımına bakılmaksızın sonucu belirleyecektir.

Oy Kullanmamanın 2 nedeni olabilir. 1) Farksızlık : 2 Partinin birbirine yakın olması, oy kullanmanın cazibesini yitirmesi. 2) Soğukluk-Uzaklık : Seçmen, partilerin kendinden çok uzak olduğunu düşünüyorsa oy kullanmamayı düşünebilir.

BASKI GRUPLARI
Çıkar Grupları; benzer zevk ve tercihlere sahip olan bireylerin oluşturduğu gruplardır. İşçi ve İşveren Sendikaları, Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği, Basın organları. üye sayısı artan baskı gruplarının faaliyetlerinde başarı şansı da azalır. Başarıyı etkileyen bir diğer faktörde elde edilecek çıkarın büyüklüğüdür.

BÜROKRASİ
Büro : Devletin hizmetlerini yürütmekten sorumlu birimdir.
Bürokrasi : Atama ile görev almış devlet idare örgütünün tamamıdır. Devletin vermiş olduğu hizmetleri üretmekten sorumlu büroların toplamıdır. Asıl finansman kaynağı vergilerdir.
Bürokrasinin etkin olmadığını düşündüren 2 neden vardır.

1) Teşvik yapısı oluşturulamaması. yani girdi-çıktılar belirli olmadığından ve performans değerlendirmelerinin yapılamaması.
2) Amaçlarının çokluğudur.

Max Weber’in tanımladığı rasyonel bürokrat, çok az rastlanan, görevini soru sormadan kurallara uygun yerine getiren bürokrattır.
Niskanen ise bürokratların, diğer bireyler gibi fayda maksimizasyonunu amaçladığını belirtmektedir. Bürokratlar bütçe maksimizasyoncusu olarak nitelendirilir.
Niskanen modeli devletin küçülmesi gerekliliğini ortaya koymuştur.

KAMU MALİYESİ

ÜNİTE 5 – KAMU HARCAMALARI VE SINIFLANDIRILMASI

KAMU HARCAMALARININ TANIMI VE KAPSAMI

Bilim adamlarının, kamu gelirleri yanında kamu harcamalarının üzerine eğilmeleri ve bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştırmaları 1950 sonrası döneme rastlar.

Devletin kamusal mal ve hizmet üretimi için yaptığı harcamalardır.

a) Dar anlamda kamu harcaması :merkezi devlet örgütü ve yerel yönetimin harcamalarıdır.
b) Geniş anlamda kamu harcaması : merkezi devlet örgütü ve yerel yönetimlerin harcamaları yanında, kamu iktisadi kuruluşlarının, sosyal güvenlik kuruluşlarının harcamaları ile vergi harcamaları (muafiyet,indirim ve istisnalardır.)

KAMU HARCAMALARININ SINIFLANDIRILMASI
Türkiye’de 1995 yılında kamunun yeniden yapılandırılması için “Kamu mali yönetim projesi” kapsamında Maliye bakanlığın’da yeni bütçe sınıflandırması üzerine çalışmalar başlatılmıştır. Bu yeni sınıflandırmaya Analitik Sınıflandırma adı verilir ve bu sınıflandırmanın 2003 yılında uygulamaya geçilmesi düşünülmektedir.

KAMU HARCAMALARININ İDARİ (KURUMSAL) SINIFLANDIRILMASI

Harcamayı yapan yönetim birimlerini esas alır, devletin örgüt yapısına göre belirlenmektedir. Analitik sınıflamada, aynı kuruma tahsis edilen kaynakların aynı kuruluşta yer alması benimsenmiştir. 4 düzeyli bir sınıflama benimsenmiştir.

Birinci Düzey ; Bakanlıkları ve benzer kurumları belirlemektedir. 24 kurum ve yüksek öğretim kurumları birinci düzey kodları oluştururlar.
İkinci Düzey ; Müsteşarlar gibi, yöneticilere karşı doğrudan sorumlu birimleri ifade eder.
Üçüncü Düzey ;Ana hizmet birimleri gibi ikinci düzeye bağlı birimleri ifade eder. (Politikanın uygulanmasından sorumludur.)
Dördüncü Düzey ;Politikaları uygulayan birimdir.

2. KAMU HARCAMALARININ İŞLEVSEL (FONKSİYONEL) SINIFLANDIRILMASI
İşlevsel Sınıflandırma; Politik organlarca belirlenen kamu harcamalarını kapsayan,ulaşılmak istenen belirli hedeflerin anlamlı biçimde birleştirildiği bir sınıflandırmadır. Dünya Bankası 1950′lerden sonra oluşturmuştur. hizmetler devleti oluşturan örgütlerin programları olup, halka sunulan değişik hizmetleri kapsamaktadır.

Daha çok kesin harcamalarla ilgilidir.
Kamuoyuna açık ve sağlıklı bilgiler verebilir.
Devlet yönetiminden sorumlu karar organlarına da daha geniş politika amaçları belirleyebilme ve uygulama imkanı sağlayacaktır.
İşlevsel denetimi de kolaylaştırır.

Hizmetler 3 başlık altında toplanmaktadır. 1) Genel Hizmetler 2) Ekonomik Hizmetler 3) Sosyal Hizmetler

Genel Hizmetler devlet düzeninin sürdürülmesini, korunmasını ve devlet yönetimini sağlayan hizmetlerdir. Kapsamında : Genel Yönetim,savunma, yargı ve kolluk hizmetleri girmektedir. TBMM,Cumhurbaşkanlığı,Anayasa Mahkemesi,Başbakanlık, Dışişleri bakanlığı,Milli Savuma Bakanlığı gibi kuruluşlar yürütmektedir.
Ekonomik Hizmetler :Bireylere doğrudan yarar sunma yerine, üretim sürecinin ilk aşamalarından hammadde ve ara mallar ile alt yapıyı oluşturan özellikleri dolayısıyla firmalara yarar sağlama amacına yönelik hizmetlerdir. Özel Maliyetleri azaltmaya yardımcı olur. tüketiciye de dolaylı yoldan yarar sağlar. Ulaştırma Bakanlığı, Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Tekel Genel Müdürlüğü gibi Kuruluşlar yürütmektedir.

Sosyal Hizmetler : Bireylere teker teker dolayısıyla topluma yarar sağlayan hizmetlerdir. Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı,Üniversiteler gibi kuruluşlar Sosyal hizmetleri yürütmektedir.

3. KAMU HARCAMALARININ EKONOMİK SINIFLANDIRMASI
Devletin, milli gelire olan katkısı ve bu katkının azalıp çoğaldığı konusunda gerekli olan bilgileri sağlayabiliriz.
Ekonomik sınıflandırmada kamu harcamaları ikiye ayrılır. bunlar gerçek harcama ve transfer harcamasıdır. Bu ayrımın öncüsü A.C.Pigou’dur.

Gerçek Harcamalar : Toplam talebin bir öğesini oluşturan ve bu niteliği ile cari dönem üretimini ya da fiyat düzeyini etkileyen harcamalardır.

Mal ve hizmet alımına yönelen harcamalar; personel giderleri, yolluklar, hizmet alımları, tüketim malları ve malzeme alımları, demirbaş alımları, makina, techizat ve taşıt alımları, yapı,tesis ve büyük onarım giderleri ve diğer ödeme kalemlerinden oluşur.

Cari Harcamalar ve Yatırım Harcamaları olmak üzere 2′ye ayrılır.
a) Yatırım Harcamaları : Ekonominin üretim gücünü doğrudan arttırmaya yönelik olan ve gelecek dönemlere kalıcı varlıklara yapılan harcamalardır. Etüd-proje giderleri, yapı tesis ve büyük onarım giderler, makina techizat ve taşıt alımları
b) Cari Harcamalar : Kısa dönemde doğrudan üretimi arttırıcı etkisi söz konusu olmayan ve faydası bir dönemle sınırlı sayılabilecek harcamalardır. Personel Giderleri, Tüketim malları ve malzeme alımları, yolluklar cari harcamalardır.

Ayrıca ülkenin üretim gücüne katkısı yadsınamayacak kadar açık olan eğitim ve sağlık harcamalarına kalkınma carileri adı verilmektedir.
2. Transfer Harcamaları : Cari dönem üretimine karşı devlet tarafından doğrudan bir talep yaratmamakla birlikte bazı kaynakların devlet bütcesi aracılığı ile kişi ve kurumlar arasında karşılıksız el değiştirmesi niteliğini taşıyan kamu harcamalarıdır.
H.Brochier ve P.Tabatoni, Milli gelirde bir değişiklik yaratmayan sadece satın alma gücünün bireyler ve sosyal gruplar arasında el değiştirmesine neden olan harcamalar olarak tanımlamaktadır.
Bazı transfer harcamaları gerçek harcamalara benzer,Örn: Devlet ilkokul için gerekli olan binayı inşa edildiği yıl satın alıyorsa bu harcama yatırım harcaması niteliğindedir. Devletin satın aldığı bina daha önceki yıllarda tamamlanmış ise yapılan harcama, sermaya teşkili niteliğinde bir transfer harcamasıdır.

Transfer Harcamaları ; Kamulaştırma ve bina satın alımları, kurumlara katılma payları ve sermaye teşkilleri, iktisadi transferler ve yardımlar, mali transferler, sosyal transferler ve borç ödemeleri harcama kalemlerinden oluşmaktadır.

!!!Program sorumlularını belirlemeye çalışan kamu harcaması sınıflandırması İdari’dir.
DEVLETİN BÜYÜKLÜĞÜNÜN ÖLÇÜLMESİ
Kamu harcamalarının, yani devletin ekonomideki yeri, kamu harcaması / Gayrisafi milli hasıla oranıdır. Kamu harcamalarının üst sınırı milli gelirdir.
Amerikalı iktisatçı Colin Clark vergilerle karşılanan kamu harcamalarının, milli gelirin %25′ini aşmayacağını ileri sürmüştür. bu sınırın aşılması halinde bütçe vergilerle finanse ediliyorsa, işçilerin çalışma istekleri azalacak ve dolayısıyla milli gelir düşecektir.

KAMU MALİYESİ ÜNİTE 6

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞI

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞ NEDENLERİ

Kamu harcamaları artışının tüm ülkelerde sorun yaratması II.Dünya savaşı sonrası olmuştur.

A) Kamu harcamalarının görünüşte artışları: Kamu faaliyetlerinin ekonomi içindeki payında artma olmadan rakamların şişmesine yol açan artışlardır.

Paranın Satın Alma Gücündeki Azalma evletin Aynı birim mal ve hizmeti sağlamak için daha fazla harcama yapmasıdır. Paranın değerindeki düşmenin kamu harcamalarına yaptığı etkiyi ortadan kaldırmak için fiyat endeksleri kullanılır.
Bütçe Yöntem ve Tekniğindeki Değişmeler: Devlet gelirleri toplanırken, bunun toplanabilmesi için yapılan harcamaların toplanan gelirden düşülerek gelirlerin net veya safi miktarının (Safi hasılat yöntemi) yazılması yerine, toplanan gelirlerin gayrisafi olarak yazılması ve giderlerin ayrıca görülmesi yönteminin (Gayrisafi hasılat yöntemi) benimsenmesidir.
Devletin Sınırlarının ve Nüfusunun değişmesi : Devlet sınırlarının genişlemesi sonucu ülkeye yeni nufüs katılması, kamu harcamalarını zorunlu kılar.

B) KAMU HARCAMALARININ GERÇEK ARTIŞI : Kamu harcamalarının gerçek artışı ise devletin ekonomide üretilen mal ve hizmetlerdeki payının ve ekonomik kararlardaki etkisinin aynı oranda artmasıdır. Nedenleri ;

Savaş ve Savunma Harcamalarındaki Artış :Kamu harcamalarının En önemli nedenidir.
Teknik İlerlemeler :Teknik alandaki ilerlemeler, devletin görevlerini arttırdığı gibi hizmetlerin maliyetini de arttırmaktadır. Örn: İletişim araçlarının ve motorlu taşıt araçlarının gelişmesi.
Nufüs Artışı :Nufüs artışı,eğitim,sağlık,ulaşım,konut gibi hizmetlerin çeşitlenmesini gerektirdiğinden kişi başına düşen harcamaların artışına yol acacaktır.
Devlet Anlayışında Meydana Gelen Değişmeler evletin üstlendiği görevleri arttırmış,dolayısıyla kamu hizmetlerinin gittikçe gelişmesine ve genişlemesine neden olmuştur.

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINI AÇIKLAMAYA YÖNELİK YAKLAŞIMLAR

A. Wagner’in Kamu Harcamaları Artış Yasası : Kamu harcamalarının uzun dönemde mutlak miktarı ve bileşiminin milli gelirin bir payı olarak zaman içerisinde değişmesinin ekonomik yapıya bağlı ve artış yönünde olduğu görüş İLK olarak 19.Y.Y’da Alman iktisatçı A.WAGNER tarafından ortaya atılmıştır. Wagner ; Kamu harcamalarının milli gelirden daha hızlı arttığını ve kamu harcamalarındaki artışın kamu faaliyetlerindeki artışın bir sonucu olduğunu ileri sürmüştür. Wagner’e göre ; Kamu harcamaları ekonomik ve sosyal gelişmeyle birlikte artmaktadır.
Wagner yasası ; Kamu malı talebinin gelir esnekliği birden büyük olduğu takdirde işlemektedir.

Wagner’e göre kamu faaliyetlerinin artma nedenleri şöyle sıralanabilir.

İç-Dış Güvenlik
Hukuk Düzenini koruma
Teknolojik ilerleme
Eğitim,Posta,Bankacılık

B. Peacock ve Wiseman’in Sıçrama Tezi : İngiliz iktisatçılar Peacock ve Wiseman yapmış oldukları bir araştırmada, kamu harcamalarının kısa dönemde göstermiş olduğu dalgalanma ve değişiklikleri inceleyerek, harcamanın genel seyrini açıklamaya çalışmışlardır. Sıçrama tezi olarak adlandırılan bu yöntemde, kamu harcamalarının artışının nedeni temelde Savaş ve Sosyal buhranlar sonucu vergilerin arttırılması olarak gösterilmiştir.

C. Kalkınma Modelleri : Musgrave ve Rostow , Kalkınma süreci ile kamu harcamalarının artışı arasındaki ilişkiyi kurmaya çalışmışlardır. Buna göre, ekonomik büyüme ve kalkınmanın ilk aşamalarında, Yatırım harcamalarının payı yüksektir.

D. William Baumal : Kamusal Mal ve hizmet üretiminde kullanılan girdi fiyatlarının (Özellikle ücretlerin) artması, kamu harcamalarını arttırır.

E. Kamusal Tercihlerin Kuramı :1950′li yılların sonunda kamu harcamalarının artışı açıklanırken politik süreç (Kollektif karar alma süreci) kullanılmıştır. Mükelleflerin kaynakta stopaj yöntemine göre vergi ödediklerini farkına varmamalarına Mali Aydınlanma denir.

Niskanen’e ; Bürokrasinin bütçeye etkisiyle kamu harcamalarının arttığını savunur. Bürokratların ürettiği hizmetlerin tek alıcısı hükümettir. Hükümetse bu hizmetleri sadece bürolardan sağlayabilir. Bu karşılıklı ilişki, bürokratların daha fazla güç,prestij ve gelir sağlama çabasına, bu da kamu harcamalarının artmasına neden olur.

Son olarak ise; politikacıların, fayda maksimizasyoncu olmalarıdır. bu konuya iki açıdan yaklaşılabilir. Birisi, harcamalar üzerinde partilerin politik tercihlerindeki etkisi, diğeri ise partilerin seçim rekabetlerinin etkisidir.

Az gelişmiş ülkelerin ekonomiye müdahale etme nedenleri ; İktisadi kalkınmayı sağlamak/ Yatırım eksikliğini gidermek/ İktisadi gelişmeyi sağlamak/ Tasarruf Hacmini genişletmek.
Toplam Talepteki dalgalanmaları gidermek gelişmiş ülkelerin ekonomiye müdahale etme nedenidir.
Vergilerle karşılanan kamu harcamalarının milli gelirin %25′ini aşamayacağını ileri süren iktisatçı COLIN CLARK’tir.

KAMU MALİYESİ ÜNİTE 7
KAMU HARCAMALARINDA ETKİNLİK (FAYDA-MALİYET ANALİZİ)

Fayda-Maliyet analizi Kamu kesiminde kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla başvurulan yöntemlerden en önemlisidir.

FAYDA-MALİYET ANALİZİNİN KAPSAMI VE GELİŞİMİ
Bu analizde, belirli bir girişimin yaratacağı yarar ile doğuracağı maliyet karşılaştırılmakta ve net yarar sağlayan girişimler kabul edilmektedir. Burada Temel ilke, marjinal faydası marjinal maliyetinden yüksek olan girişimlerde bulunmak ve bu girişimleri MF=MM noktasına kadar geliştirmektir. Ancak pratikte çeşitli engel ve sınırlar nedeniyle bu noktaya kadar gelme olanağı yoktur. Bu sınırların en önemlisi KAYNAK YETERSİZLİĞİ’dir. Fayda maliyet analizinin en önemli öğesi öğenin faydasının ölçülmesidir. Bu alanda ilk adım Jules-Dupuit tarafından atılmıştır. Dupuit, 19.YY’ın ilk yarısında tüketici rantını açıklamış ve kamu hizmetlerinin faydasının, kişilerin bunlar için ödedikleri tutardan ibaret olmadığını, ödemeyi kabul edecekleri maksimum tutara (ödenen tutar+tüketici rantı) eşit olduğunu ortaya koymuştur. Analizin önemi 1950′ler artmıştır.

Tüketici Rantı : Tüketicinin ödeyebileceği ya da ödemeyi göze aldığı yüksek fiyat ile düşük fiyat arasındaki farktır.

1. Faydanın Ölçülmesi : Elektrik enerjisi, sulama sistemi, paralı yollar gibi çıktıları pazarlanabilen kamu yatırım projelerindeki faydalara doğrudan fayda denir. Paralı yolların parasız yollardaki trafiği azaltması gibi durumlarda Dolaylı yada dışsal faydalardır. Fayda-Maliyet Analizinde sadece gerçek faydalar dikkate alınmalı, görünürdeki faydalar dikkate alınmamalıdır. Gerçek Faydada, üretim veya gelir artışı ya da maliyet azalışı söz konusudur. Görünür Faydada ise toplumdaki birisi için fayda artışı, diğerinin fayda azalışı birbirine eşittir. Faydanın ölçülebilmesi için, kamu yatırım projesinin tüm çıktılarının tanımlanması ve gelecekteki miktarının tahmin edilmesi gerekir.

a) Piyasa Fiyatları : Piyasada yer alan çıktıları hesaplamakta kullanılan fiyattır.
Pazarlanabilen yatırım çıktılarının parasal olarak gelecekteki faydaları : Gelecekteki Tahmini fiyatlar X Gelecekteki tahmini miktarının çarpımıdır.
b) Gölge Fiyatları : Piyasada yer almayan çıktıların parasal olarak değerlendirilmesi gerekiyorsa gölge fiyatlar kullanılır.
Bazı durumlarda piyasa fiyatları marjinal sosyal değeri yansıtmaz. Bu durumlarda gölge fiyatı kullanılır.

Dışsallıkların olması
Fiyatların Devlet tarafından belirlenmesi
Tam Rekabet koşullarının olmaması.
Kaynakların tam olarak kullanılmaması.
2. Maliyetin Ölçülmesi : Bir Kamu yatırım projesinin maliyeti, o projeye tahsis edilen kaynakların en iyi seçenek kullanımının değeridir.
3. Zaman Öğesi :Bir yatırım projesinin gelecekteki fayda ve maliyetlerinin doğru tahmin edilebilmesi için öncelikle proje ömrünün doğru tahmin edilmesi gerekir.

FAYDA MALİYET ANALİZİNDE KARAR YÖNTEMLERİ

1) Net Bugünkü Değer Yöntemi :Net faydaların bugünkü değeri pozitif ve en yüksek olan projeler kabul edilir, negatifler red eddilir. Bu yöntem en yaygın kullanılan yöntemdir.
n Ft – Mt
NBD = ∑ ——–

t = 1 (1 + i)t

2) Fayda-Maliyet Oranı Yöntemi : Faydaların bugünkü değeri maliyetlerin bugünkü değerine oranlanır. En yüksek fayda maliyet oranına sahip projeler kabul edilir. (1)’den küçük olanlar red edilir. Bütçenin tamamını ya da çok büyük kısmını alacak çok büyük projelerde kullanılır.

n Ft
∑ ——–

t = 1 (1 + i)t

FMO= ——————-

n Mt
∑ ——–

t = 1 (1 + i)t

3) İç Verim Oranı yöntemi : Net bugünkü değeri sıfıra eşitleyen iskonto (r) bulunarak genel iskonto oranıyla (i) karşılaştırılır. Bulunan iskonto oranı genel iskonto oranından küçükse proje red edilir.

n Ft – Mt
İVO = ∑ ——— = 0

t = 1 (1 + r)t

Bütçe kısıtlamaları iç verim oranı yönteminin kullanılmasını engelleyebilir. Bütçe kısıtlamaları uzun sürer ve yasa koyucu işletme masraflarını karşılayacak bütçe dışı kaynaklar tahsis etmezse iç verim oranı yerine fayda-maliyet oranının kullanılması daha uygundur.

Uygun İskonto Oranı : Uzun dönemli devlet tahvili faiz oranı , Fayda maliyet analizinde iskonto oranı olarak kullanılabilir.

Karlılık Oranı :Kaynakların kamu ve özel sektör arasında dağılımı sorunu varsa kullanılabilir.

Sosyal zaman Tercih Oranı :Kaynakların cari gelecekteki mal ve hizmet harcamalarına tahsisi sorunu varsa en uygun orandır.

Not : Piyasa faiz oranı iskonto oranı olarak kullanılmaz.

Fayda – Maliyet Analizinin Güçlükleri

İktisaden azgelişmiş ülkelerde veri yetersizliği bir sorundur.
Az Gelişmiş ülkelerin ekonomik yapıları istikrarsızdır. Bu da belirsizliğe neden olur.
Fayda-Maliyet analizleri siyasi kararlardan etkilenir.
Kavramsal güçlükler vardır.
__________________
ßélki Sandığın Kadar Ukala, ßélkidé
Tahmin Êdémiyécéğin Kadar
Mütévaziyim..ßiraz Saklıyım, ßazén
Yasaklıyım..Kimséyi Örnék Almam..
Kimséyé Örnék Olmam..Arkama
ßakmam..’ Asla ‘ Démém ..’ Kéşké’léri
Sévmém!! Eléştiri Dinlérim Nasihat
Dinlémém!! Kimsé ßana Masal
Anlatmasın Çøcukkéndé Sévmézdim
Zatén

Popularity: 19% [?]

posted by: admin
posted on: Aralık 13th, 2009

KAMU MALİYESİ

Liberalizmin öncüleri Fizyokratlardır.

Transfer harcamalarının unsurları: Faiz ödemeleri, Fon ödemeleri, Kamulaştırma, Borç ödemeleri

Belediye sınırları dışına taşan hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla kurulan idarelere il özel idareleri denir.

İki ekonomik birimin üretim veya tüketim faaliyetinden, üçüncü kişilerin fiyat mekanizması dışında fayda veya zarar görmesine Dışsallık denir.

Devletin ekonomik istikrar görevi kapsamına girenler: Tam istihdamı sağlama, Ekonomik büyümeyi sağlama, gelir dağılımını sağlama, cari işlemler dengesini sağlama

Devletin dışsallıklara müdahale yöntemleri: Sübvansiyon, vergileme, miktar kısıtlaması, mülkiyet haklarını düzenleme

Temsili demokrasinin özellikleri: Bireylerin fayda maksimizasyonu için, siyasi partilerin ise oy maksimizasyonu için çalışmaları
Siyasi partilerin temel güdülerinin, iktidara gelebilmek için veya iktidarda iken tekrar seçilebilmek olması
Siyasi partilerin ve seçilmiş temsilcilerin ideal toplum amaçlarına göre değil, kendi amaçlarına göre davranmaları
Seçmenlerin belli bir dönemde kendilerine en yüksek faydayı sağlayacak olan partiye oy vermeleri

Dar anlamda kamu harcaması kavramının kapsamına girenler: Merkezi devlet örgütünün harcamaları, yerel yönetimlerin harcamaları

Geniş anlamda kamu harcaması kavramının kapsamına girenler Merkezi devlet örgütünün harcamaları, Yerel yönetimlerin harcamaları, Sosyal güvenlik kuruluşunun harcamaları, Kamu iktisadi kuruluşlarının harcamaları

Vergi harcaması olanlar: Vergi istisnası, vergi muafiyeti, yatırım indirimi, vergi indirimi

Kamu harcamalarında bir artışa neden olanlar: Devlet sınırlarının genişlemesi, Savunma harcamalarının artması, devletin yeni teknolojiler satın alması, Ülke nüfusunun artması

Kaynakların tam kullanılmaması, fiyatların marjinal sosyal değerleri yansıtmaması, fiyatların devlet tarafından belirlenmesi, dışsallıkların ortaya çıkması durumlarında gölge fiyatlar kullanılır.

Gelişmekte olan ülkelerde, fayda-maliyet analizinin kamu yatırım kararlarına ilişkin sorunların tümünü çözememesinin nedenleri: Analizin yapısal güçlükleri, veri eksikliği,ekonomik ve toplumsal yapısının istikrarsızlığı, kamu yatırımları konusunda son kararın siyasilere ait olması

Tek bir malın arz ve talebini kullanarak, denge üretim ve denge fiyat düzeyini belirlemek amacıyla kullanılan analiz türü kısmi denge analizidir.

Ülkelerin ekonomik kalkınma süreçlerini kamu harcamaları ile ilişkilendirmeye çalışan kalkınma modellerinin öncüsü Musgrave ‘dir.

Wagner’e göre kamusal faaliyetlerin artış nedenleri: İç ve dış güvenlik hizmetlerinin artması, ilerleyen teknoloji nedeniyle devlet faaliyetlerinin maliyetinin artması, devletin piyasaya girerek doğrudan doğruya mal ve hizmet üretmesi, devletin topluma daha nitelikli hizmet sunmak istemesi

Kamu harcamalarındaki artışı kısa dönemdeki dalgalanma ve değişikliklerle açıklamaya çalışan yaklaşım Peacock ve Wiseman tarafından yapılmış Sıçrama tezi yaklaşımıdır.

Genel hizmetleri yürüten kuruluşlar: TBMM, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri bakanlığı

Türkiye’de program bütçe hizmetleri 1973 yılında uygulamaya konulmuştur.

Döner sermayelerin özellikleri: Genel mali yönetimin dışında tutulmaları, Kendilerine ait bir yönetim şekline sahip olmaları, Ürettikleri mal ve hizmetleri kar amacıyla satmaları, Genel bütçeye belli oranda pay aktarmaları

Oylama, bireylerin tercihlerini siyasi karar alma mekanizmasına aktarma yoludur.

Mali rant ve mali sömürü , iktidar kuralı(ödeme gücüne göre) uygulamasının bir sonucudur.

Çoğunluk oylama modelinde, kamu mallarının üretim düzeyini belirleyici durumunda olan kitle Medyan seçmendir.

Kendisine verilen görevleri soru sormadan ve kurallara uygun biçimde yerine getiren bürokrata(Max Weber’in tanımladığı) Rasyonel bürokrat denir.

Mal ve hizmet üretmek amacıyla kamu kaynaklarını kullanak suretiyle işletmecilik faaliyeti yapan devlet kuruluşlarına kamu iktisadi teşebbüsleri denir.

Bir sulama projesinin doğrudan maddi faydası tarım üretiminde ortaya çıkan artıştır.

Benzer zevk ve tercihlere sahip bireylerin oluşturduğu gruplara Çıkar grupları denir.

Seçmen sayısının ve karar verilecek konuların çok olduğu durumlarda temsili demokrasiye başvurulur.

Kamu harcamalarının gerçek artış nedenleri: Savunma harcamalarındaki artış, Teknolojik gelişmeler, devlet anlayışındaki değişmeler, nüfus artışı

Yarı kamusal bir malın kullanımı için daha fazla bireye izin verilmesi nedeniyle, o malı daha önce kullanan bireylerin elde ettikleri faydanın azalmasına sıkışıklık maliyeti denir.

Temel düşünce sistemini toplumların zenginliği üzerine kuran Merkantalist akıma göre:
Toplumların zenginliği, sahip oldukları altın ve gümüşler ile ölçülmelidir.
Devlet, gerektiğinde ekonomiye müdahale etmeli ve bazı önlemler almalıdır.
Toplumların zenginleşmesi için mutlaka dış ticaret yapılmalıdır.
Milli ekonomilerin gelişimi için borçlanmaya başvurulmamalıdır.

Devlet düzeninin sürdürülmesini, korunmasını ve devletin yönetimini sağlayan hizmetlere genel hizmetler denir.

Baskı grupları: İşçi sendikaları, işveren sendikaları, basın organları, çevreci gruplar

Dışsallık türleri: Üreticiden üreticiye, üreticiden tüketiciye, tüketiciden tüketiciye, tüketiciden üreticiye yayılan dışsallık

Atama ile görev almış olan devlet idare örgütünün tümüne bürokrasi denir.

Kısa dönemde doğrudan üretimi arttırıcı etkisi olmayabilen ve faydası bir dönemle sınırlı sayılabilecek harcamalara cari harcamalar denir.

İdari-fonksiyonel ayrıma göre, Türkiye’de konsolide bütçe harcamaları içinde en büyük paya sahip harcama kalemi genel hizmetlerdir.(%28,1)
Devletin piyasa ekonomisine totaliter olmayan düzenleyici müdahalelerde bulunduğu ekonomik sisteme Karma ekonomik sistem denir.

Televizyon, buzdolabı gibi malların üretimini tüketicilerin talebi belirler.

Özel ekonomide kaynak ve gelir dağılımını fiyat öğesi düzenler.

Bütçe sürecini başlatan “bütçe çağrısı” Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanır.

Bütçenin işlevleri: Hukuki, Mali, Ekonomik, Siyasi

Toplumun üretim imkanları eğrisinin orijine göre içbükey olması, özel ve kamusal malların üretiminde kıt kaynaklar ile ilgili olarak aynı etkinlikte ikame edilemeyeceğini gösterir.

Ekonominin durgunluk dönemlerinde gerçek harcamaların ortaya çıkan ilk etkisi az gelirlilerin gelirinin artmasıdır.

Kamu harcamalarının artışının üst sınırı milli gelirdir.

İktisadi faaliyet sonucu artma imkanı olan üretim faktörü sermaye stokudur.

Belirli bir dönem için harcamaların yapılmasına ve gelirlerin toplanmasına izin veren hukuki belgeye bütçe denir.

Türkiye’de kamu gelir ve giderlerinin yer bakımından denkleştirilmesi işlemini T.C.Merkez Bankasının bulunmadığı yörelerde T.C.Ziraat Bankası yerine getirir.

Herhangi bir vergi gelirinin belirli bir harcamaya tahsis edilememesine Ademi tahsis yöntemi (gelirlerin genelliği ilkesi) denir.

Arz ve talep fonksiyonları içinde fiyatlandırılabilecek dışsallıklara piyasa dışsallığı denir.

Piyasada yer almayan birçok kamu projesi çıktısının, parasal olarak değerlendirilmesi gerektiğinde marjinal maliyet kullanılır.

T.C.Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Ziraat Odaları ve Bağkurun topladığı gelirler parafiscal (vergi benzeri yani hemen hemen vergicilik) gelirler içinde yer alır.

Adam Smith’in vergileme ilkeleri: Adalet ilkesi, Kesinlik ilkesi, Uygunluk ilkesi, İktisadilik ilkesi

Kendi adına ve hesabına ödediği vergiyi yansıma yoluyla başkalarına devreden kişiye aracı mükellef denir.

Mali nitelikte rasyonel bir vergilemeyi gerçekleştirmenin şartları:
Verginin yükünün adil dağıtılması
Vergilerin tarh ve tahsil giderlerinin minimum olması
Verginin tarafsız olması
Verginin piyasada etkinliği bozmaması
Verginin yatırım ve tasarruf kararlarını olumsuz yönde etkilememesi.

Vergiyi harçtan ayıran temel özellik karşılıksız olmasıdır.

Montesquieu’nun “Vergi herkesin malının tamamının korunması için verdiği bir hissedir.” görüşü vergiyi sigorta primi olarak kabul eden görüştür.

Vergilerle karşılanan kamu harcamalarının milli gelirin %25′ini aşamayacağını ileri süren iktisatçı Colin Clark’tır.

Kamu harcamalarının genel hizmetler, ekonomik hizmetler ve sosyal hizmetler olarak sınıflandırılması işlevsel sınıflandırmayı oluşturma
Bir zaman boyutuna bağlı olmadan ifade edilebilen değişkenlere stok değişken denir.

Bir ekonomik sistemdeki bütün değişkenlerin değişebileceği zaman dilimine uzun dönem denir.

Pasta sayısı: 0 1 2 3 4 5, Toplam fayda: 0 12 21 28 33 36 ise 5.dilim pastanın tüketiciye sağladığı marjinal fayda 3 tür. Marjinal fayda: 0 12 9 7 5 3

Bir malın fiyatını belirleyen temel faktörler arz ve taleptir.

Eş fayda eğrisi üzerinde B(4,, C(8,4) iken tüketici B noktasından C noktasına geçerken et ile ekmek arasındaki marjinal ikame oranı 1 dir. (8-4)/(8-4)=1

Tüketicinin gelirinin değişmesi durumunda ulaşabileceği yeni tüketici denge noktalarını gösteren eğriye gelir-tüketim eğrisi adı verilir.

Değişken girdi miktarı 8, toplam fiziki ürün 120 birim iken, değişken girdi miktarı 12′ye çıkarıldığında toplam fiziki ürün 160 oluyorsa marjinal fiziki ürün 40/4=10 bulunur. 160-120=40 12-8=4

Toplam fiziki ürünün maksimum olduğu noktada marjinal fiziki ürün sıfırdır.

Üretim için sadece iki girdinin kullanıldığı ve bu iki girdinin de değişken olduğu durumda, aynı toplam ürün miktarını sağlamaya imkan verecek girdi bileşimlerinin geometrik yerlerini birleştiren eğrilere eş ürün eğrisi denir.

Eş ürün eğrilerinin özelliklerinden biri orijine göre dış bükey olmalarıdır.

Talep eğrisinin yer değiştirmesinin nedenleri: Tüketicinin zevk ve tercihlerinin değişmesi, Tüketicinin gelirinin artması, Tamamlayıcı mal fiyatlarının yükselmesi, İkame malları fiyatlarının düşmesi.

Tüketiciler belirli bir ihtiyaçlarını karşılarken, birbirlerinin yerine kullanılabilen mallara ikame malı denir.

Üretim faktörlerinin fiyatlarının düşmesi, bir malın arz eğrisinin sağa doğru kaymasına neden olur.

Alıcıların, satıcıların, mal ve hizmetler ile üretim faktörlerinin hiçbir ek maliyete katlanmadan tam bir hareket serbestliğine sahip olmaları tam rekabet piyasası özelliklerinden mobiliteyi ifade eder.

Örümcek Ağı Teoremine göre, herhangi bir nedenle piyasa dengesi bozulduğunda, gittikçe dengeye yönelen dalgalanmalar sonucu piyasa dengesinin kendiliğinden oluşması talep eğrisi arz eğrisinden daha yatıksa sözkonusudur.

King Kanununa göre, tarım sektöründe çok ürün elde edilen yıllarda satış hasılatının azalmasının nedeni tarım ürünleri talep esnekliğinin 1 ‘den küçük olması.

Bir firmanın üretim ölçeğinin büyümesi:
Hem hammadde hem de mamul madde taşıması için yapılacak giderlerin azalmasına
Birim başına düşen yönetim giderlerinin azalmasına
İşçiler arasındaki iş bölümü ve uzmanlaşmanın artmasına
Sabit faktör giderlerindeki artışın, üretim ölçeğindeki artışın altında kalmasına neden olur.

Hammadde harcamaları değişir maliyettir.

Tam rekabet piyasasında bir firmanın kapanma noktasını
Ortalama değişir maliyet=Fiyat
gösterir.

Tam rekabet piyasasında marjinal gelir fiyata eşittir.

Oligopolcu firmaların ürettiği mallar birbirlerini ikame edebilen mallarsa ortaya çıkan piyasa türüne noksan oligopol denir.

Birden fazla sayıda firma tarafından üretilen ve birbirlerini büyük ölçüde veya tam olarak ikame eden bazı malların, birbirinden farklı ya da farklıymış gibi gösterilmesi sonucu her firmanın belirli bir alıcı kitlesine sahip olabildiği piyasalara tekelci rekabet denir.

Arz esnekliğinin sıfır (minimum) olduğu durumda ekonomik rant maksimumdur.

Bir maldan bir birim daha fazla üretmek için öteki malın üretiminden ne kadar fedakarlık etmek gerektiğini gösteren orana marjinal dönüşüm oranı denir.

Hiç kimsenin refahını azaltmaksızın bazı bireylerin refahını artıran her türlü değişikliğin toplum refahını artırması pareto optimalite kriterini ifade eder.

Tüm ekonomik birimlerin kendi çıkarlarını maksimize etmek için uğraşmaları homo economicus ekonomi bilimi varsayımıdır.

Eş marjinal fayda ilkesi varsayımları: Belirli dönemde piyasadaki tüm mal ve hizmetlerin fiyatının sabit olduğu, Tüketicinin incelenen dönemdeki gelirinin sabit olduğu, Tüketicinin kendisine en yüksek faydayı sağlayacak mal demetini seçtiği, Tüketicinin her mal ve hizmetin marjinal faydasını bildiği,

Toplam fiziki ürünün maksimum olduğu noktada marjinal fiziki ürün sıfırdır.

Denge fiyatı 70 TL iken herhangi bir malı 135 TL’den almaya razı olan bir tüketicinin sağlayacağı tüketici rantı 65 TL’dir. 135-70=65

Herhangi bir malın talep miktarı arttığında, arzında da aynı miktarda bir azalış meydana gelirse piyasa fiyatı yükselir.

Bir piyasada herhangi bir malın talebinin arzından fazla olması durumunda ortaya çıkan talep fazlasının, fiyatları enflasyonist baskı yaratacak ölçüde artırmasını önlemek amacıyla devletin ekonomiye müdahale ederek söz konusu malın fiyatını yasalarla sınırlamasına tavan fiyat uygulaması denir.

Tam rekabet piyasasındaki bir firmanın toplam gelirinin toplam maliyetine eşit olduğu durumda firma başabaş noktasındadır.

Tekel piyasasındaki bir firmanın ürettiği mallara ilişkin fiyat farklılaştırması yapabilmesi için gerekli koşullar: Piyasayı alt piyasalara ayırırken önemli bir marjinal maliyetin çıkmaması. Firmaların en azından ilgili malı görünüşte değiştirerek farklı yerlerde farklı fiyattan satması. İlgili malın piyasanın her bölümünde farklı talep esnekliklerine sahip olması. Malın satıldığı piyasanın bölümlü olması.

Pareto optimalitesi koşulunun sağlanabilmesi için tam rekabet piyasa türünün geçerli olması gerekir.

Toplam fiziki ürün miktarı 1260 birim, kullanılan değişken girdi miktarı 30 birim ise ortalama fiziki ürün 42 dir. 1260/30=42

Üretim için sadece iki girdinin kullanıldığı ve bu iki girdinin de değişken olduğu durumda, aynı toplam ürün miktarını sağlamaya imkan verecek girdi bileşimlerinin geometrik yerlerini birleştiren eğrilere eş ürün eğrisi denir.

Fiyatı 750 TL olan bir mal, bir günde 60 birim talep edilirken, fiyatı 650 TL’ye düştüğünde talep edilen miktar 70 birime yükseliyorsa talebin fiyat esnekliği 1,25 tir.

Engel yasasında tüketicilerin geliri arttıkça:
Giyim harcamaları gelirle aynı oranda artar. Gıda harcamalarının toplam harcama içindeki oranı azalır. Kültürel harcamalar gelir artışından daha hızlı artar. Barınma harcamaları gelirle aynı oranda artar. Sağlık ve likse yönelik harcamalar gelir artışından daha hızlı artar.

İlgili malın fiyatındaki değişme, arz edilen miktarı kesinlikle etkilemiyorsa, arz esnekliği sıfırdır. e=0

Belli bir dönemde, bir ülke vatandaşlarının sahip oldukları üretim faktörleri kullanılarak üretilmiş bütün nihai mal ve hizmetlerin piyasa fiyatları ile hesaplanmış değerine gayri safi milli hasıla denir.

1987′nin sabit fiyatlarıyla gayri safi milli hasıla(GSMH) 1997′de 300 trilyon TL, 1998′de 324 trilyon TL ise, 1998 yılı ekonomik büyüme hızı %8 dir. (324-300)/300=8

Bireylerin tüketim harcamalarını etkileyen faktörler: Reel faiz oranları, Harcanabilir gelir, Hanehalkı yaş ortalaması, Gelecekte beklenen gelir

Marjinal tüketim eğilimi 0,70 olan bir ekonomide marjinal tasarruf rğilimi 0,30 dur. Marjinal tasarruf eğilimi=1-marjinal tüketim eğilimi

Otonom tüketim 12 katrilyon TL, otonom yatırım 9 katrilyon TL, marjinal tüketim eğilimi 0,8 ise bu ekonomideki milli gelir denge düzeyi 105 katrilyon TL’dir. Y=(12+0,8.Y)+9

Dış ticaretin varolduğu bir ekonomide dış ticaret çarpanı 1marjinal tasarruf eğilimi+marjinal ithalat eğilimi)

Mal olarak ele alındığında hemen hemen hiç değeri olmayan , ancak üzerinde yazılı miktar kadar bir değer taşıyan paraya itibari para denir.

Ani mevduat çıkışlarını karşılamak ve karlı yatırım fırsatlarını değerlendirebilmek amacıyla bir emniyet unsuru olarak bankaların ellerinde tuttukları rezervlere serbest rezervler denir.

Talep enflasyonuna yol açan nedenler: Kamu harcamalarının artması, Dış ülkelerde reel gelirin artması, Para arzının artması, Dış ülkelerin fiyatlar genel düzeyinin yükselmesi

Ekonomide fiyat artışları yanında üretimin azalmasına stagflasyon denir.

Fonksiyonel gelir dağılımına göre, girişimcinin üretim faaliyetleri sonucu elde ettiği gelir kardır.

Gelecekteki bir tarihte teslim için bugünden satın alınan veya satılan işlem için öngörülen döviz kuru Forward döviz kuru denir.

Eş anlı konjonktür göstergeleri: Sanayi üretim endeksi, Tarım dışı sektörlerde ödenen ücretler, İmalat ve ticaret sektörlerindeki satış hacmi, Kişisel gelir.

Keynesyen teoriye göre ekonomik konjonktürün itici gücü gelecekteki satışlara ve kara ilişkin bekleyişlerdir.

İşgücündeki 15 birimlik artış hasılada 60 birimlik bir artışa yol açıyorsa emeğin marjinal verimi 4 tür. 60/15=4

Bir ekonomide kısa dönemde geçici olarak meydana gelen şokların uzun dönem dengesini bozması, ancak durum yeniden normale döndüğünde ekonominin eski uzun dönem dengesine dönememesine Hysteresis hipotezi denir.

İki ayrı üreticinin eşürün eğrilerinin birbirlerine teğet oldukları noktaları birleştiren eğriye etkin üretim eğrisi denir.

Reel ekonomik dalgalanmalar teorisini savunan iktisatçılara göre, ekonomide yaşanan şokların kaynağı teknolojik değişmelerdir.

Akım değişkenleri: Tüketim, Yatırım, İhracat, Üretim.
Para arzı akım değişkeni değildir.

1998 yılında nominal GSMH 16 katrilyon TL, Fiyat endeksi 125 ise 1998 yılı reel GSMH değeri 12,8 katrilyon TL dir. Reel GSMH=Nominal GSMH*100/Fiyat ekdeksi=16*100/125=12,8

Bir ekonominin belirli bir dönemindeki başarısının ölçülmesinde kullanılan temel kıstaslar: Enflasyon oranı, Büyüme hızı, İşsizlik oranı.

Otonom yatırım kararını etkileyen etmenler: Reel faiz oranı, Sermayenin marjinal etkinliği, Alternatif yatırım türlerinin getirileri, Amortisman yatırımlarına duyulan ihtiyaç

Milli gelir 800 trilyon TL, Otonom ithalat 250 trilyon TL, Marjinal ithalat eğilimi 0,65 ise toplam ithalat 770 trilyon TLdir. M=250+0,65*800=770

Bir ekonomideki bazı bireylerin planlanan tasarrufları artırma girişimlerinin ve daha fazla tasarruf yapma arzularının milli geliri ve dolayısıyla cari toplam tasarrufları aşağıya çekme olgusuna tasarruf paradoksu denir.

Toplam arz eğrisini kaydıran fiyat dışı etmenler: verimlilikteki değişmeler, girdi fiyatlarındaki değişmeler, kamu düzenlemeleri, kurumlar vergisi ve sübvansiyonlar

Paranın, mal ve hizmetlerin satın alınmasında kullanılmak üzere satın alma gücünü elde tutma olanağı sağlaması para fonksiyonlarından değer biriktirme aracı olma’yı ifade eder.

LM nin keynesyen bölgesinde (yatay) milli geliri arttırabilmek için maliye politikası daha etkin olacaktır.

Vergilerin dahil edilmediği bir ekonomiye ait IS-LM modelinde, devletin kamu harcamalarını menkul kıymet piyasasında tahvil satarak karşılaması durumunda , artan tahvil arzı sonucu tahvil fiyatlarının düşmesi ve faiz oranlarının yükselmesi dolayısıyla yatırımların bir miktar azalmasına dışlama etkisi denir.

Maliyet enflasyonuna yol açan faktörler: parasal ücretlerdeki artış, hammadde fiyatlarındaki artış.

Hedeflenen reel ücret 500bin TL/saat, beklenen fiyat düzeyi %60 ve gerçekleşen fiyat düzeyi %80 iken reel ücret düzeyi 375000 TL/saattir. Nominal ücret=hedeflenen reel ücret*beklenen fiyat düzeyi
Reel ücret=hedeflenen reel ücret*beklenen fiyat düzeyi/gerçekleşen fiyat düzeyi=500000*60/80=375000

Eşdeğer üretim faktörlerine, üretime aynı katkıyı yapmalarına karşın farklı ödeme yapılmasına ekonomik ayırım denir.

Cari hesap açığı+net sermaye girişi=0 eşitliği bir ülkenin ödemeler bilançosunun her durumda dengede olduğunu gösterir.

Monetarist konjonktür teorisine göre, ekonomik dalgalanmalara neden olan temel faktör para arzındaki dalgalanmalardır.

Solow büyüme modeline göre, durağan durumda işçi başına sermayedeki ve hasıladaki değişme oranı sıfıra eşittir.

Ekonomik büyüme kaynakları: İşgücündeki artış, sermaye birikimindeki artış, teknolojik gelişmeler ekonomik büyümenin kaynakları arasında yer alır.

Tam istihdamda talep edilen mal ve hizmet miktarının ekonominin tam istihdam kapasitesini aşmasına enflasyonist açık denir.

Popularity: 9% [?]

posted by: admin
posted on: Kasım 9th, 2009

KAMU MALİYESİ VİZE DERS NOTLARI

———————–

Merkantilizm: 17. yy

Fizyokrasi: 18.yy Fransa

Liberalizmin Öncüleri: Fizyokratlar

-A.Smith’i etkileyen düşünce: Fizyokratlar

-Toplumların Zenginliği sahip olduğu altın ve gümüşle ölçülür diyen : Merkantilizm

-Ekonomiye ilk devlet müdahelesi: Merkantilizm

-Maliye ilminin doğuşu: Fizyokratlar

-Devletin Görevleri:
1) Kaynak kullanımında etkinlik
2) Gelir dağılımında adalet
3) Ekonomik istikrar
bunları söyleyen: Musgrave

-Ekonumik İstikrar: Fiyat istikrarı – Tam istihdam
(enflasyon ile müc.) (İşsizlik ile müc.)

-Tam Kamusal mal ve hizmet üreten kuruluşlar: Genel Bütçeli Kuruluşlar
-Yarı Kamusal mal ve hizmet üreten kuruluşlar: Özel Bütçeli Kuruluşlar
-yerel mal ve hizmet üreten kuruluşlar: Yerel Yönetim Kuruluşlar

-Sadece topratan(tarım ve arazi) (sadece tek ve dolaysız vergi) alınsın diyen görüş: Fizyokratlar

-Ekonomide aksaklıklar devlet müdahalesiyle giderilir diyen görüş: Keynes

-Tam kamusal mal ve hizmet sorunları: Bedavacılık
-Yarı Kamusal mal ve hizmet sorunları: Sıkışıklık
-Ortak kamusal mal ve hizmet sorunları: Ortakların Trajedisi

-Asimetrik enflasyon: Bilgi yetersizliği

-İki Bireyli Model: Lindhal Modeli
-Çok sayıda Bireyli Model: Samuelson Modeli

-Etkin Kaynak Kullanımı: özel mallar- Yatay Toplam
Kamusal mallar- Dikey toplam

-Samuelson Koşulu Modeli: Toplam MU=MC (kamusal mallar için geçerlidir)

-Kısmi Denge Analizinde;
1)Mali Rant: Sağlanılan yarar çok ödenen para az
2)Mali Sömürü: Sağlanılan yarar az ödenen para çok

-Dışsal fayda söz konusu ise: Eksik üretim vardır- Sübvansiyon
-Dışsal zarar söz konusu ise: Fazla üretim vardır- Vergiler

-Fayda Fiyatlaması: Lindhal Fiyatlaması

-Oylama yöntemlerinde en eski model: Çoğunluk oylama modeli

-Seçmen sayısı arttıkça(günümüzde): Temsili demokrasi modeli

-Baskı(çıkar) Grupları: Benzer zevk ve tercihlere sahip olanlar
basın, sendikalar, dernekler…
Buradaki sorun Bedavacılık

-Devletin sadece yasa ve hukuk düzenini devam ettirmesini savunan görüş: Klasik Liberalizm

-Fayda-Maliyet Analizi: Kaynakların etkin tahsisi

-Faydanın ölçülmesi gerektiğini savunan kişi: Jules Dupuid

-Tüketici Rantı: Jules Dupuid

-Devletin bir karşılık beklemeden kişi ve kurumlara yaptığı aktarımlar: Transfer Harcamaları

-Kısa dönemde üretimi arttırıcı etkisi söz konusu olmayan faydası bir dönemle sınırlı harcamalar: Cari Harcamalar

-Wagner:
1)Kamu harcamaları milli gelirden daha hızlı artar
2)Kamu malı talebinin gelir esnekliği 1′den büyüktür (eg>1)
3)Devlet faaliyetlerinde sürekli artış kanunu
4)sosyal yasa

-Peacock-Wiseman’ın SIÇRAMA TEZİ hangi durumda görülür?
Savaş sonrası vergiler

-Atama ile görev alan kişiler: Bürokratlar

-Devletin yasa ve kolluk hizmetleri: Genel Hizmetler

-Genel ve katma bütçenin birleştirilmesi, bundan hazine yardımları ve devlet katkısının çıkarılması ile oluşturulan bütçe: Konsolide Bütçe

-İç Verim Oranı: Net bugünkü değeri “0″ a eşitleyen iskonto oranı

-Devletin ticaret ve insan ilişkilerini düzenleyen görevi: Düzenleyici Görev

-Ekonomiye devlet müdahelesi: 16-17 yy

-Harcamayı yapan yönetim birimini esas alan sınıflandırma:
Kurumsal(İdari) Sınıflandırma

-Dengesiz Büyüme Modeli: W. Bovmal

-Kamu kesiminde girdilerin fiyatının artması kamu harcamalarını arttırır.

-Kamu kesiminde verimlilik yavaştır

-Altyapı, yol, köprü: Ekonomik Harcamalar

-Ekonomik Sınıflandırma:
1)Cari
2)Yatırım
3)Kalkınma Carileri
4)Transfer

-Fonksiyonel(İşlevsel) Sınıflandırma:
1)Genel
2)Ekonomik
3)Sosyal

-Ekonomik Sınıflandırma: Pigou

-Reel(gerçek) harcamalar:
1)Cari
2)Yatırım
3)Kalkınma Carileri

-Genel ekonomi içinde devletin büyüklüğünün ölçümü
Kamu Harcamaları / GSMH

-Kamu Yatırım projelerinde öncelikle hangisi tercih edilir?
F/M oranı en yüksek çıkan proje

-Tüketici Rantı: Tüketicinin satın almak istediği fiyatla satın aldığı fiyat arasındaki fark

-Tam Kamusal Malların Özellikleri:
1)Tüketimde rekabet olmaması (faydası herkesedir)
2)Tüketiminden mahrum bırakılmaması (bedelsiz)

-Bürokrasi Modeli: Niskanen

-İşlevsel (Fonksiyonel) Sınıflandırmayı Dünya Bankası ilk hangi yıl yapmıştır?
1950

-Kamu Harcamalarını Görünüşte arttıran nedenler:
1)Para değerinin düşmesi
2)Bütçe yönteminin değişmesi
3)Devlet sınırlarının ve nüfusun değişmesi (büyümesi)

-Kamu Harcamalarını Gerçekte arttıran nedenler:
1)Nüfus artışı
2)Siyasi, askeri, sosyal nedenler
(Devletin görevlerinin artması, Devlet anlayışında meydana gelen değişmeler)

-Kamusal Mal: MBa+MBb+MBc=MC – Toplam MB=MC

-Özel Mal: MB=MC
n
-Faydanın bugünkü değeri: Ft / (1+i)

n
-Maliyetin bugünkü değeri: Mt / (1+i)

-Net bugünkü değer = FBD-MBD

F/M= FBD/MBD

-İç verim oranı: NBD=0

Popularity: 10% [?]

eskişehir forum