buy viagra

AçıkÖğretim Ders Notları

posted by: admin
posted on: Şubat 25th, 2010

Lise öğrencilerinin meslek seçimlerini yaratıcı bir süreç içinde yapabilmelerine yardımcı olmak üzere hazırlanan ”Vizyon Oluşturma Entegratif Yöntemi” (VOLEY) projesi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün onayı ve desteğiyle Özel Avrupa Koleji, Özel Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Gazi Anadolu Lisesinde uygulanıyor.

Proje Koordinatörü Vivi Soryano, AA muhabirine yaptığı açıklamada, meslek seçimlerini kendileri yapan kişilerin daha başarılı olduklarını, bu nedenle mesleklerinden keyif aldıklarını söyledi. Soryano, düşünen, öz güvenli, meslek bilincine sahip, sorumluluk alan, enerjisini yaratıcı şekilde kullanan gençlerin yetiştirilmesi gerektiğini belirtti.

Üç arkadaşıyla hazırladıkları projenin ”Dünya Bankası Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması”ndan 20 bin TL ödül kazandığını ifade eden Soryano, doğru meslek seçiminin bireyin hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, ”Bizler, farklı kurumlarda bireysel olarak psikolojik destek veren profesyonelleriz. Danışmanlarımızla yürüttüğümüz çalışmalarda, kimi zaman onların sorunlarının sistemin yetersizliklerinden kaynakladığını fark ediyoruz. Vizyonumuz, okul sistemi içinde gencin destek ihtiyacı hissettiği konularda proje üreterek, sisteme etki edebilmektir. Şu anda üzerinde çalıştığımız konular, öfke yöntemi, cinsellik, etkin öğrenme için zihinsel süreçlere yönelik yöntemler” diye konuştu.
-”OKULLARIN REHBER ÖĞRETMENLERİNE EĞİTİM VERİYORUZ”-
Kendini diğer insanlardan farklı kılan ve özgün değerlerini meslek hayatına katabilen kişinin tatmin ve mutlu olacağına inandıklarını dile getiren Vivi Soryano, şunları söyledi:

”Sloganımız, ‘Kalbindeki meslek mutlu gelecek’. Bu nedenle yöntemi oluştururken, kişinin hayallerini, arzularını ve yeteneklerini tanıması, meslek hayatına katabilmesi için atölye çalışmaları geliştirdik. Yapılan araştırmalarda ailelerin, gençlerin meslek seçimlerinde en önemli etken oldukları bilgisiyle, onların bir takım olarak çalışmaları için çoklu aile terapisinin yöntemlerini kullanarak atölye çalışmalarını zenginleştirdik. Projeyle ilgili okulların rehber öğretmenlerine eğitim veriyoruz. Öğretmenler aldıkları eğitimden sonra, bu yöntemi okullarında öğrencilerine uyguluyorlar. VOLEY eğitim programının hedefi, lise öğrencilerine uygulanan VOLEY yöntemini rehber danışmanlara aktarmak ve öğrenciye uygularken okul ve aile sistemine entegre etmelerine yardımcı olmaktır.”

Öğrenciye uygulanan VOLEY yönteminin iki etaptan oluştuğunu, ilk ve en önemli etabının, mesleki vizyon oluşturmaya yönelik kolaj çalışması olduğunu anlatan Soryano, rehber danışmanların, ”dışa vurumcu sanat terapisi” yöntemlerinin kullanıldığı grup çalışmalarıyla, gencin vizyonunu şekillendirmesine ve içsel potansiyelini ortaya koymasına yardımcı olduklarını bildirdi.

İkinci etapta ise vizyonunu ortaya çıkaran gence, ”nasıl bir meslek yaparak bunu gerçekleştirebileceği” yönünde destek verildiğini belirten Soryano, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünün, yöntemin etkinliğiyle ilgili yürüttüğü araştırmanın, Temmuzda sonuçlanacağını, VOLEY yönteminin İstanbul ve Türkiye genelinde yaygınlaşmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.

AA

Popularity: 97% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 25th, 2010

DÜ Rektörlüğünden yapılan yazılı açıklamada, görevde bulunulan süre içerisinde şaibeye karışmamış, alanında başarılı ve saygın bir ekiple hiçbir beklenti içinde olmadan çalışıldığı belirtildi.

Herkesi kucaklayan bir yönetim anlayışıyla üniversitenin her alanda bölge ve ülke kalkınmasına daha fazla katkıda bulunacak konuma getirilmesinin hedeflendiği kaydedilen açıklamada, şöyle denildi:

”Çeşitli zamanlarda yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelerin etkisiyle bazı gruplar tarafından kamuoyuna yapılan mesnetsiz ve taraflı açıklamalar üniversite camiamızı ve halkımızı derinden üzmektedir. Diş Hekimliği Fakültesinde makine ve cihaz alımları ihalesinde usulsüzlük yapıldığı ihbarı üzerine yapılan mali denetimlerde ihale yasasına aykırı işlem ve usulsüzlük tespit edilmiştir. Rapor rektörlük makamına sunulmuş, rapora istinaden Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şebnem Eskimez hakkında Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’ne göre soruşturma açılmış, soruşturma dosyası ve disiplin kurulu kararı Yüksek Öğretim Kuruluna gönderilmiştir. Yüksek Öğretim Kuruluna gönderilen dosya, Yüksek Disiplin Kurulu sıfatıyla toplanan Yükseköğretim Genel Kurulunda görüşülmüş ve teklif edilen ‘yönetim görevinden ayırma cezası’ kabul edilmiştir. İdari boşluk oluşmaması için Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aytekin Sır, geçici dekan vekili olarak atanmıştır.”

AA

Popularity: 83% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 25th, 2010

Ankara 6. İdare Mahkemesi, baktığı bir davada, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun sözleşmeli personele ilişkin 24. maddesinin bazı hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu sonucuna vararak, bu hükümlerin ”üniversiteler” yönünden iptaline karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Yüksek Mahkeme, Kanunun, ‘’sözleşmeli personele ilişkin esaslar” başlıklı 24. maddesinin, ”Kadro karşılığı çalıştırılan sözleşmeli personel için sadece tip sözleşme örneği vizesi yapılır” hükmü ile ”İlgili mevzuat hükümlerine dayanılarak istihdam edilecek yeni sözleşmeli personelin belirlenmesine yönelik herhangi bir işlem yapılmadan önce Maliye Bakanlığından izin alınması şarttır” hükmünü, 4′e karşı 7 üyenin oyuyla ”üniversiteler” yönünden iptal etti.

Popularity: 81% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 25th, 2010

Eğitim-Bir-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından uzun bir süredir kadroya geçirilmeyi bekleyen sözleşmeli öğretmenlerin kadro sorununa bakış açılarını, tutumlarını ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla 81 ilde 2 bin 500 sözleşmeli öğretmene anket uygulandığı belirtildi.

Araştırmaya göre, sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 17.4′ü sözleşmelilikte birinci, yüzde 22.4′ü ikinci, yüzde 29.4′ü üçüncü, yüzde 30.8′i ise dördüncü yılında bulunuyor.

Araştırmaya katılan sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 82.3′ü statülerinden dolayı çalıştıkları okulda kadrolu öğretmenlere karşı psikolojik eziklik duygusu yaşıyor. Sözleşmeli öğretmenlikte geçen süre arttıkça, sözleşmeli öğretmenlerin statülerinden dolayı çalıştıkları okulda kadrolu öğretmenlere karşı psikolojik olarak eziklik hissetme oranının arttığı, dördüncü yılında olan sözleşmeli öğretmenlerin diğer sözleşmeli öğretmenlere nazaran psikolojik olarak kendilerini daha fazla ezik hissettiği bildirildi.

Sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 84.4′ü, kadroya geçişlerindeki belirsizlikten dolayı girdikleri derslerde veya görevlerinde performanslarının olumsuz etkilendiğini, yüzde 10′u kısmen olumsuz etkilendiğini, yüzde 5.6’sı ise olumsuz etkilenmediğini ifade ediyor.

Ankete katılanların yüzde 10.4′ü kadrolu olarak atanacağına kesinlikle inandığını belirtirken yüzde 20.5′i atanacağına inandığını, yüzde 29.2’si atanacağına kısmen inandığını, yüzde 11.2’si atanacağına inanmadığını ve yüzde 28.8′i atanacağına kesinlikle inanmadığını belirtiyor. Buna göre, her 3 sözleşmeli öğretmenden 1′i kadrolu olarak atanacağına kesinlikle inanmıyor, öğretmenlerin yüzde 40′ı ise kadrolu olarak atanamayacağını ve kesinlikle atanamayacağını düşünüyor.

Sözleşmeli geçen süre arttıkça kadrolu atanamama düşüncesi de artıyor. Sözleşmelilikte dördüncü yılında olan her 2 öğretmenden birinin kadrolu olarak atanamayacağına inanıyor.

MEB’in kadroya geçişleriyle ilgili açıklamalarını inandırıcı bulan sözleşmeli öğretmenlerin oranı yüzde 17 iken inandırıcı bulmayanların oranı 65.6′ye ulaşıyor. Sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 67.9′u ”MEB’in kendilerine yönelik tutumundan dolayı sözleşmelileri şartsız olarak kadroya geçireceğine inanmadığını” belirtirken, yüzde 16.3′ü inandığını ifade ediyor.

Sözleşmeli öğretmenlerin yüzde 43.8′i kendilerinin kadroya geçirilememelerinin hükümetin tavrından kaynakladığını, yüzde 43.8′i MEB’in tavrından kaynaklandığını, yüzde 12.4′ü ise Maliye Bakanlığının tavrından kaynaklandığını düşünüyor.

MEB’in kendilerini kadroya geçirme esnasında uygulamasını istedikleri şartlar sıralandığında, öğretmenlerin yüzde 44.1′i tüm sözleşmeli öğretmenlerin kademeli olarak kadroya geçirilmelerini, yüzde 24.8′i hizmet süresini, yüzde 14.9′u hizmet puanı ve hizmet süresini, yüzde 7.2’si hizmet puanını, yüzde 6.1′i görevlendirilmedeki KPSS puanını ve yüzde 2.9′u KPSS puanlarından en yüksek olanını dikkate alması gerektiğini ifade ediyor.

”58 ALANDA 70 BİN SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN GÖREV YAPIYOR”

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, 58 alanda 70 bin sözleşmeli öğretmenin görev yaptığını belirterek, sözleşmeli öğretmenlerle kadrolu öğretmenler arasındaki yapılanma farkının çalışma barışını bozduğunu, ikinci sınıf istihdam biçiminden dolayı sözleşmeli öğretmenin kendini kötü hissettiğini ifade etti.

Öğretmenliğin, aidiyet duygusunun en fazla hissedildiği meslek olduğuna dikkati çeken Etyemez, ”Onun için öğretmenlikte sözleşmelilik olmamalıdır. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine yönelik çalışma biran önce tamamlanmalıdır. Bundan sonra da herhangi bir şekilde sözleşmeli öğretmen alımı yapılmamalıdır. Eğitimimiz ve eğitimcilerimiz ikinci sınıf istihdam biçiminden kurtarılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi konusunda şimdiye kadar birçok etkinlik gerçekleştirdiklerini belirten Etyemez, MEB ile imzaladıkları Kurum İdari Kurulu Ekim 2009 Çalışma Raporu’na, ”Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesine ilişkin çalışmaların sonuçlandırılması” şeklinde bir madde koyduklarını ve ”70 Bin Sözleşmeli Öğretmenden 70 Bin Dilekçe” kampanyası başlattıklarını hatırlattı.

A

Popularity: 54% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 25th, 2010

Rektörlüklerin akademik personel alımlara ilişkin duyuruları, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.

Duyurulara göre Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğü, Fen Edebiyat Fakültesinde çalıştırılmak üzere daimi statüde 1 doçent alacak.

Adaylar başvurularını 15 gün içinde Rektörlüğe yapacaklar.

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

Öte yandan Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü, Fen Edebiyat Fakültesinin Arap Dili ve Edebiyatı ile Fars Dili ve Edebiyatı bölümlerinde istihdam edilmek üzere daimi statüde, üçüncü derece 2 doçent alımında bulunacak.

İstenen şartları taşıyan adaylar, 15 gün içinde Erciyes Üniversitesi Rektörlüğünün Personel Dairesi Başkanlığına bizzat başvuracaklar.

AA

Popularity: 54% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 24th, 2010

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, yabancı dil sorununu çözmek için uzaktan eğitim yoluyla öğretim yapan iki firma ile sponsorluk anlaşması yapacaklarını, gelecek yıldan itibaren üniversite birinci sınıf öğrencilerine bu yöntemle dil eğitimi vereceklerini bildirdi.

Özcan, Akademisyenler Birliğinin TOBB ETÜ’de düzenlenen ”Üniversite ve Bilim” konulu sempozyumunda konuştu.

Yükseköğretim sistemine ilişkin bilgi veren ve yaptıkları çalışmaları anlatan Özcan, bu yıldan itibaren uygulanacak iki aşamalı sınav sisteminin ”öğrencilerin stresini azaltmayı ve tercih edecekleri mesleğe daha iyi yönelmelerini sağlayacak test çeşitliliği” amaçladığını anlattı.

Özcan, ”Bu sistem herkes tarafından beğenildi ama bildiğiniz gibi katsayıyla ilgili bir sorunla karşı karşıyayız. Onda da belli bir yere geldik. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 15′e 14 ile reddetti itirazımızı. Demek ki 14 üyenin tasvibini kazanmış durumdayız. Eğer bir kişiyi daha ikna edebilirsek, bu ülkemize sorun yaratmış olan problemi de halletmiş olacağız” dedi.

Uluslararası alanda yaptıkları çalışmalara değinen Özcan, ABD’deki bazı üniversitelerle işbirliğine gidildiğini kaydetti. Komşu bazı ülkelerle de işbirliği çalışmaları yapıldığını ifade eden Özcan, bu çerçevede Suriye ve Suudi Arabistan ile ortak çalışmalar yürütüleceğini anlattı. Suudi Arabistan’ın özellikle mühendislik ile ilgili projelerde işbirliği yapmak ve doktora öğrencisi göndermek istediğini söyleyen Özcan, bunun Türkiye’ye finansal açıdan yarar sağlayacağını belirtti.

”KABURGA KALDIRAMIYOR”

Önümüzdeki dönemde yapacakları çalışmalara ilişkin bilgi veren Özcan, YÖK ve ÖSYM’nin yeniden yapılandırılacağını ifade etti.

YÖK’ün 29 yıllık bir kurum olduğuna ve 22 üniversite bulunduğu dönemde kurulduğuna işaret eden Özcan, ”22 üniversite için kurulan bir kaburga bugün 140 üniversiteyi kaldırmamaktadır. Gerçekten zorlanıyoruz. Onun için bu yapının derhal değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

ÖSYM’nin de aynı durumda olduğunu söyleyen Özcan, ”Onlar da zorlanıyorlar. Yaptıkları sınav sayısına bakarsanız Türkiye’de gerçekten çok büyük bir boşluğu dolduruyorlar. Onların da bu türden bir yapılanmaya ihtiyacı var. Onunla uğraşıyoruz” diye konuştu.

Disiplin yönetmeliğinin de değiştirileceğini bildiren Özcan, bu yönetmelikte yer alan suçların ve cezaların da artık bugünkü suçları karşılamadığını kaydetti. Özcan, YÖK’e en çok intihal ile ilgili şikayetler geldiğini, bu konuda değişiklikler yapılması gerektiğini belirtti.

Uzaktan eğitim konusunda da çalışmalar yaptıklarını anlatan Özcan, Doğu’daki bazı üniversitelere öğretim üyesi bulmakta zorlandıklarını söyledi. Özcan, buralarda, gelişmiş üniversitelerde uzaktan eğitim metotlarıyla hazırlanmış programların kullanılmasını öngördüklerini ifade etti.

Özcan, üniversitelerde ”af” gerektirmeyecek bir düzenlemeye de gidileceğini ifade ederek, öğrencinin üniversiteden atılmadan belli bir krediyi istediği sürede tamamlamasının öngörüldüğünü ancak ödeyecekleri harç miktarının yıllar geçtikçe artacağını anlattı.

Yatay Geçiş Yönetmeliği’nin de değiştirileceğini bildiren Özcan, öğrencilerin programlar arasında yatay geçişlerine imkan sağlayacak bir düzenleme yapılacağını belirtti.

YABANCI DİL

Türkiye’de yabancı dil öğretmede sorun yaşandığını vurgulayan Özcan, bu konuda bir çalışma başlattıklarını bildirdi.

”Bizim başaramadığımız hususlardan bir tanesi yabancı dil öğretimidir. Nasıl böyle bir başarısızlığa ulaştığımız beni gerçekten kaygılandırıyor. Gerçekten üzülüyorum. Çünkü her gittiğimiz yerde karşımıza çıkan en büyük engellerden bir tanesi bir yabancı dili konuşamaması” diyen Özcan, bu sorunun uzaktan eğitim yoluyla çözülebilmesi yönünde görüş oluştuğunu anlattı.

Özcan, şunları söyledi:

”Belki yaş itibarıyla biraz geç ama uzaktan eğitim yolundan yardım alabileceğimize karar verdik. Dünyada uzaktan eğitimle İngilizce öğreten 11 firma var. Hepsiyle konuştuk ve ikisi üzerinde karar kıldık. Şimdi onlarla, sponsorlarla anlaşmak üzereyiz bugünlerde. Sponsorluk anlaşmalarını yaptığımızda birinci sınıf öğrencilerinden başlayarak önümüzdeki yıl, bu programları vereceğiz. Bu program güzel bir program. Senkron, asenkron parçaları var, ‘call center’ları var. Bunlarla 24 saat, isterseniz bilgisayarla isterseniz telefonla konuşabilirsiniz, soru sorma, cevap alma imkanınız var.”

Türkiye’de bazı üniversitelerin ”mükemmeliyet merkezi” olarak belirlenmesi yönünde çalışma yaptıklarını ifade eden Özcan, 2012 yılına kadar her üniversitede bir Bologna Ofisi kurulmasının planlandığını, ayrıca üniversitelerde patent konularında çalışacak teknoloji transfer ofisleri oluşturulacağını anlattı.

Özcan, bir soru üzerine, katsayı konusundaki kararın 18 Martta gerçekleştirilecek YÖK Genel Kurulu toplantısında verileceğini bildirdi.

”HER YIL ÜNİVERSİTE İÇİN İKİNCİ ŞANSINI DENEYEN YAKLAŞIK 860 BİN ÖĞRENCİ VAR. BU ÖĞRENCİLER SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEMİZE DE ENGEL OLUYOR”

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, her yıl üniversite için ikinci şansını deneyen yaklaşık 860 bin öğrenci olduğunu ve bu öğrencilerin sistemi değiştirmede kendilerine engel oluşturduğunu belirtti.

Özcan, ”Mesela açık uçlu sorulardan oluşan bir sınav vermek hepimizin arzusudur ama sayı o kadar yüksek ki onu yapacak durumda değiliz. O tür faaliyetlerden geri duruyoruz. Öncelikli amacımız bu 860 bin öğrenciyi eritmek” dedi.

Özcan, Akademisyenler Birliğinin TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde düzenlediği ”Üniversite ve Bilim” konulu sempozyumda yaptığı konuşmada, yüksetöğretimde karşılaşılan sorunları ve planlanan çalışmaları anlattı.

Türkiye’de yükseköğretimde karşılaşılan sorunların dünyada karşılaşılan sorunlardan farklı olmadığını belirten Özcan, en önemli sorunlardan birinin öğrenci sayısındaki artış olduğunu söyledi. Özcan, ”Bölümlerimizi, fakültelerimizi ülkemizin ihtiyaçlarına göre uygun şekilde açmadığımız için oradan mezun olan öğrencilerin istihdam edilebilirlik özellikleri az oluyor” dedi.

Türkiye’de yükseköğretimin finansmanı ile ilgili çok az çalışma yapıldığını ifade eden Özcan, müfredat programlarının toplumsal ve sektörel ihtiyaçlara göre güncellenmesi gerektiğini de söyledi. Üniversitede öğretilen ile uygulama arasında ciddi bir fark olduğunu anlatan Özcan, bu konuda iş adamlarının şikayette bulunduğunu kaydetti.

Artan öğretim üyesi ihtiyacının karşılanmasının da önemli olduğunu ifade eden Özcan, ”Kabaca hesaplanacak olursa 30-40 bin öğretim üyesine daha ihtiyacımız var” diye konuştu.

Üniversite kontenjanlarında yapılan artışa da değinen Özcan, son iki yılda Türkiye’nin her ilini kapsayacak şekilde yeni üniversiteler açıldığını hatırlattı.

-”VAKIF ÜNİVERSİTELERİ ARASINDAKİ REKABET”-

Her yıl yaklaşık 860 bin öğrencinin üniversite için ikinci şansını denediğini belirten Özcan, şunları kaydetti:

”O kadar rakamı her yıl taşımak zorundayız. Bu türden bekleyen öğrenciler olmasaydı belki bu yıllarda arz ile talebi örtüştürmek durumunda olacaktık. Bu 860 bin öğrencimiz sistemi değiştirmemize de engel oluyor. Mesela açık uçlu sorulardan oluşan bir sınav vermek hepimizin arzusudur ama sayı o kadar yüksek ki onu yapacak durumda değiliz. O tür faaliyetlerden geri duruyoruz. Öncelikli amacımız bu 860 bin öğrenciyi eritmek. Bu yolda da fena gitmiyoruz. Belki biraz kaliteden ödün vermek pahasına daha fazla üniversitemize daha fazla öğrenci almaya karar verdik.”

Bundan 15-20 yıl sonra Türkiye’nin nüfusunun artacağını belirten Özcan, böyle bir nüfusta yükseköğretim çağında olan öğrenci sayısının 1 milyon 200 bin olacağının tahmin edildiğini belirtti. Özcan, şöyle devam etti:

”15 yıl sonra yükseköğretimde yüzde 50 okullaşma oranını tutturulursa bu sayı 600 bin öğrenci eder. 600 bin öğrenci ile baş başa kalırız. Bu hem iyi hem kötü haber. İyi haber, çünkü o zaman öğrenciler böyle zorlu bir üniversite sınavına girmek zorunda kalmayacaklar. Kötü bir durum, vakıf üniversiteleri arasındaki rekabet çok ciddi bir boyut alacak alacak ve maalesef bazıları kapanma gibi bir durumla karşı karşıya gelecek. Bir şekilde bu yıldan sonra vakıf üniversitesi açmada frene basmalıyız. Bu projeksiyonlarla daha fazlasını yapmak, bile bile hata yapmak olur.”

Özcan, öğretim üyesi temini ile ilgili bilgi vererek, vakıf üniversitelerinin yurt dışına burslu öğrenci gönderme faaliyetlerini arttırdığını ifade etti.

-MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ-

Mevzuat konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Özcan, ”Yamalı torbaya benzeyen 2547 sayılı kanunumuz var. Ek maddeleri ana maddelerden daha fazla bir hale geldi. Nokta atışları yaparak kanunda en çok aksayan yerleri değiştirmek için karar aldık. Onlarla uğraşıyoruz” dedi.

Doçentlik Yönetmeliği’nde yapılan değişikliği anlatan Özcan, bu değişiklikle geçen seneki doçentlik başvurusunda, daha önce yaşanan şikayetlerin görülmediğini söyledi.

YÖS’ün kaldırıldığını anımsatan Özcan, bu sınav olduğu sürece dışarıdan öğrenci getirmenin mümkün olmayacağını belirtti.

Mesleki ve teknik eğitimin yeniden yapılandırılmasına önem verdiklerini ve bununla ilgili yapılan çalışmaları anlatan Özcan, ”Katsayı meselesi de onun içinde olduğu için benim açımdan önemli. Yoksa bizatihi olarak katsayının kendisinin bir önemi yok. Mesleki eğitimi engellediği için önem arz ediyor” dedi. Özcan, Meslek Yüksek Okullarının yapılandırılması ve Teknoloji Fakültelerinin kurulması üzerinde çalıştıklarını anlattı.

Sınavsız girişi kaldırmak istediklerini belirten Özcan, ”Bu okulların müdürlerinin bize söylediklerine göre, buraya gelen öğrencilerin kalitesi çok düşük. Biz de buna bağlı olarak buraya bir sınav koyalım, üniversiteye giriş sınavında birinci aşamada alınan puan esas olsun gibi bir sistem getirmeye çalışıyoruz. Belki bunu hemen getirmeyiz, çünkü bazı öğrencilerin kazanılmış hakları var, 3 yıl sonra belki devreye girmesi kanuni bakımdan daha doğru olur” diye konuştu.

Almanya ve İtalya ile üniversite konusunda işbirliği yaptıklarını hatırlatan Özcan ancak Türkiye’de İngiliz üniversitesinin kurulması konusunda başarısız olduklarını söyledi. Özcan, ”Çünkü onların işleyiş sistemi farklıydı. Orada devlet karışmadığı için teker teker üniversitelerle anlaşmak gerekiyor. Ama Türk-Alman Üniversitesi ve Türk-İtalyan Üniversitesi için İstanbul’da bir yer arıyoruz” dedi.

-”İÇE DÖNÜK KAVGALARLA ZAMAN GEÇİRİYORUZ”-

Akademisyenler Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Şükrü Koç, üniversiteleri çağın gereklerine ayak uyduramayan milletlerin çağın gerisine itileceğini vurguladı. Bilim ve teknolojinin yarattığı üstün gücün bugün daha iyi kavrandığını ifade eden Koç, ”Bilimsel bilgi, ateşli silah haline gelip Amerika kıtasının tüm yerli halkını yok edebiliyor, kafesli gemiler şeklinde yüzüp Afrikalıları Amerika’ya, Avrupa’ya taşıyarak köleleştirebiliyor. Bilimsel bilgi, bomba olup Hiroşima’ya düşebiliyor” dedi.

Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

”İnsanlığın bu merhametsiz ve adaletsiz hatıraları, yaşadığı coğrafya ve tarih bakımından en çok biz Türkler’i uyarmalıdır. Global yarışın bizleri yeterince uyardığı söylenebilir mi? Ne yazık ki, hayır. Türkiye çoktan aşması gereken önemsiz konuları tartışıp duruyor. Türkiye sağlıklı beyinlerin reddettiği akıl almaz olayları yaşıyor. Sürüp giden global yarışa, dereceye girme azmiyle katılacağımız yerde içe dönük kavgalarla zaman geçiriyoruz. Bu tablodan ülkenin aydınları sorumludur. Sorumlulukta hiç şüphesiz önemli pay üniversitelere düşmektedir.”

TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Altunbaşak da Türkiye’nin geçmişte Avrupa ülkelerinin yaşadığı gibi ”bilimsel ve rasyonel bir devrim yaşamadığını” belirterek, Türkiye’nin daha ileri gitmesi için böyle bir devrimi yaşaması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

20 yılını ABD’de geçirdiğini ve bu nedenle kıyaslama imkanı bulduğunu söyleyen Altunbaşak, Türkiye’de yükseköğretimin finansman sorunu çözülmediği sürece sorunların çözülemeyeceğini kaydetti.

Altunbaşak, parasını devletten alan üniversitelerin hesap verebilirliklerinin düşük olduğunu, üniversitelerin finansman sorununun biran önce çözülmesi gerektiğini söyledi.

Rektörlerin seçimle yönetime gelmesine karşı olduğunu kaydeden Altunbaşak, ”ABD’de güç öğretim üyesindedir. Bizde, özellikle devlet üniversitelerinde rektörün egemen olduğu bir sistem var. Bunun da değişmesi gerekiyor” dedi.

AA

Popularity: 73% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 24th, 2010

Dr. Naymansoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kimya mühendisliğinin yanı sıra Türk dili ve edebiyatı alanında da eğitim aldığını, yaşamında Türk dilinin doğru kullanımı konusunda titiz davrandığını, örnek olmaya çalıştığını belirtti.

Dr. Naymansoy, şöyle konuştu:

”Yıllar önce bir üniversitedeki makina mühendisliği bölümü dikkatimi çekti. Araştırdım ve bunun birçok üniversitede böyle olduğunu saptadım. Sorunun önce dil alanında çalışan arkadaşların uyarısıyla ilerleyen zamanlarda çözümleneceğini düşündüm. Ne yazık ki bugüne kadar değişen bir durum olmadığı için bu sorunu ilgili makamlar olan YÖK ve TDK’ya aktarmayı uygun buldum. Uzun eğitmenlik yıllarımda öğrencilerime daima TDK Yazım Kılavuzu’nu kullanarak yazdıklarını kontrol etmelerini önerdim. Yanlış olduğunu bildiğim bazı sözcükler konusunda öğrencilerimi ve yakınlarımı uyarırım. Bununla birlikte dilimizi en doğru şekilde kullanması gereken üniversitelerimizin yaptığı yaygın bir hatayı açıklama konusunda yetersiz kaldım.”

Dr. Naymansoy, mühendislik fakültelerinin yarıya yakınında ”makine mühendisliği bölümlerinin” isminin yanlış olarak ”makina mühendisliği bölümü” diye yazıldığını ifade etti.

Bu durumun düzeltilmesi için ilgili bölümden bir arkadaşını uyardığını söyleyen Naymansoy, ”Önemli olan yanlış bir şeyi görüp ‘Bana ne, başka biri ilgilensin’ dememek gerekir. Yanlışın düzeltilmesi için YÖK’e ve TDK’ya başvurdum. Uzlaşamayan bir toplum olmaktan kurtulmanın yolu tartışmak ve doğruya birlikte karar vermekle başlar” dedi.

AA

Popularity: 58% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 23rd, 2010

1. Aşağıdakilerden hangisi Kaynaştıran dillere örnektir?
Yanıt: Eskimo

2.Hakasça ile aynı grupta değerlendirilen Türk lehçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Sarı Uygur

3.Türkçe kaynak bakımından aşağıdaki dil ailelerinden hangisine girmektedir?
Yanıt: Ural-Altay dil ailesi Altay kolu sondan eklemeli

4. Bütün Türk lehçelerinde /z/ ve /ş/ olan sesler, aşağıdaki hangi Türk lehçesinde /l/ ve /r/ dir?
Yanıt: Çuvaş Türkçesi

5. Aşağıdakilerden hangisi Kaşarlı Mahmut’un eseridir?
Yanıt: Divanü Ligati’t Türk

6. Aşağıdakilerden hangisinin yazımı yanlıştır?
Yanıt: emr etmek

7.Aşağıdakilerden hangisinde yansımalı bir ikileme kullanılmıştır?
Yanıt: Toroslardan Çukurova’ya gürül gürül akardı…

8.Aşağıdakilerden hangisinde gereksiz sözcük kullanılmıştır?
Yanıt: Bazı hastalıklar iyi beslenmemekten dolayı kaynaklanır

9.…………… soru cümlesi olabilmesi için ne getirilmelidir?
Yanıt: niçin

10.Aşağıdakilerden hangisinde “de” nin yazılışı doğrudur?
Yanıt: Bende ne aradı ki bulamamış olsun

11…….. hangisi cümleye daha fazla anlamı katar?
Yanıt: zarf (bu benim yanıtım doğrusuna bakmadım)

12. ……………………eline sıkıştırdım. Cümlesinde sıkıştırmak hangi anlamda kullanılmıştır?
Yanıt: Mecaz anlam

13.Aşağıdaki cümlelerden hangisinin özneleri farklıdır?
Yanıt: Güneş artık ısıtmaz olmuş, soğuklar başlamıştı

14……………….. öğelerinin dizilişine göre hangi cümle çeşidini yansıtmaz?
Yanıt: Düz cümle

15.Aşağıdakilerden hangisi Büyük harifn yazımı ile ilgili bir yanlışlık yapılmıştır?
Yanıt: Kavimler göçü………………..

16. Aşağıdakilerden hangisinde “birtakım” yanlış yazılmıştır?
Yanıt: Bir Takım öğrenciler çalışmadan sınavı kazanacaklarını zannederler

17…………………… cümledeki anlatım bozukluğunun sebebi nedir?
Yanıt: Çelişen sözlerin kullanılması

18. ?
Yanıt: Okulda bu konuyu seninle her an tartışabilirim

19. ?
Yanıt: Gidelim mısıra dedi ve yürüdü

Popularity: 95% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 23rd, 2010

1) Hangisi daha önce işlem görmüş finansal varlıkların tekrar işlem gördüğü piyasadır?
Cevap:İkincil piyasa

2)Finansal varlıkların değişim aracı olarak para gibi kullanılabilme veya istendiğinde kolayca paraya dönüştürülebilme özelliğine ne denir?
Cevap:Paraya çevrilebilirlik

3)Finansal varlıkların alım satımının tüm ülkeyi kapsaması durumunda aşağıdaki piyasalardan hangisi söz konusudur?
Cevap:Ulusal piyasa

4)Bireylerin işletmelerin ve hükümetlerin kısa süreli fon ihtiyaçlarını ya da fon fazlalıklarını değerlendirdikleri piyasa hangisidir?
Cevap:Para piyasaları

5)Kredi verilen tarafın yükümlülüklerini yerine getirememesi, fon ihtiyacının kısa vadede karşılayabilme gücüyle ilgili risk, bankaların tasarruflara ödediği faiz oranı ile uzun vadeli olarak yaptıkları yatırımlar veya verdikleri kredilerden elde edecekleri faiz geliri arasındaki fark.Yukarıdaki risklerin sıralaması aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
Cevap:Kredi riski-Likitide riski-Faiz oranı riski

6)Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerin geri alma taahhüdü ile satımını ifade eder?
Cevap:Repo

7)Menkul kıymetlerin geri satma taahhüdü ile alımına ne denir?
Cevap:Ters repo

8 )Aşağıdakilerden hangisi menkulleştirme yoluyla oluşturulan yeni borçlanma araçlarından biridir?
Cevap:Varlığa dayalı menkul kıymetler

9)Faiz ödemeleri bir fiyat endeksine bağlanmış olan tahviller hangisidir?
Cevap:Endeksli tahviller

10)Vade boyunca hiç bir faiz ödemesi yapılmayan, sadece vade sonunda tahvilin nominal değerinin ödendiği tahvil hangisidir?
Cevap:Sıfır kuponlu tahviller

11)Nominal faiz oranı %80, enflasyon faiz oranı %60 olan tahvilin reel faiz oranı nedir?
Cevap:Reel faiz oranı=1+0,80/1+0,60-1 =0,127

12)Rüçhan hakkı nedir?
Cevap:Yeni çıkarılacak hisse senetlerinden öncelikle satın alma hakkıdır.

13)Aşağıdakilerden hangisinin oy kullanma hakkı yoktur?
Cevap:Kâr ve Zarar ortaklarının

14)Aşağıdakilerden hangisinde anonim şirketlerin Sermaye piyasası kurulunda işlem görür?
Cevap:Hisse senedi sahiplerinin sayısı 250 yi geçenler

15)Standart işlem birimi lot kaç adet hisse senedini ifade eder?
Cevap:1000

16)Hangisi yönetim kurulu tarafından, menkul kıymet bazında belirlenen hisse sayısını aşan ve başka bir özel emir ile eşlendiğinde eksper onayıyla gerçekleştirilen emirdir?
Cevap:Özel emir

17)Aşağıdakilerden hangisi türev ürünlerdir?
Cevap:Riskten korunma, Spekülasyon, Arbitraj

18)Gelecekteki fiyat artışlarından kâr elde etmek amacıyla alım-satım yapılmasına ne denir?
Cevap:Spekülasyan

19)Dolara uygulanan faiz hesaplaması sorusu vardı!

20)Hangi fiyatın, vadenin ve miktarın bugünden belirlendiği geleceğe yönelik alım-satım sözleşmesidir?
Cevap:Gelecek (futures) sözleşmesi

21)Aşağıdakilerden hangisi Sermaye piyasası kurulunda görevlendirilenlerden biri değildir?
Cevap:Genel sekreterlik

22)Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasa alanındaki mesleki faliyetlerinden biri değildir?
Cevapeğerlendirme

23)Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasası kurulunun yapısıyla ilgili bir yanlıştır?
Cevap:Bir başkan ve bir başkan vekilinden oluşur

24)Hangisi menkul kıymete ait satış ve alış emirlerinin hacmini gösterir?
Cevap:Piyasanın genişliği

25)Bir şirketin belirli bir sayıda hisse senedinin belirli bir fiyatla satışa sunulduğu ve alıcıların fiyat teklifleri alınarak en yüksek fiyatı verene satış yapıldığı yöntem hangisidir?
Cevap:Açık artırma yöntemi

26)Hangisi İMKB’da kullanılan endekslerden biri değildir?
Cevap:İMKB ulusal 20

27)Borsaya Kayıtlı menkul kıymetlerin en kısa sürede ve en düşük maliyetlerle alınıp satılabilmesini ifade eder?
Cevapevamlı piyasa

28)Hangisi sermaye piyasası alanında uygulamaya dönük hukuki sonuç doğuran bir çalışmadır?
Cevap:İnceleme

29)Hangisi bir finansal varlığın alındıktan sonra tekrar satılabilme özelliği ile ilgilidir?
Cevap:Geri dönülebirlik

Popularity: 100% [?]

posted by: admin
posted on: Şubat 23rd, 2010

MUHASEBE DENETİMİ VE MALİ ANALİZ 2007 ARASINAV SORULARI

1. Aşağıdakilerden hangisi iç kontrolün unsuru olan kontrol eyleminden biri değildir ?
-yönetim felsefesi ve yaklaşımı

2.Kontrol riski yüksek ise maddi doğruluk testinin düzenlenmesi bakımından hangisi yanlıştır?

-maddi doğruluk testi yıl içinde yapılabilir

3.işletme personelince kanunlara yönetmelikle uygun davranılıp davranılmadığını inceleyen denetim hangisidir?

uygunluk

4. finansal tablolarda sunulan bilginin doğru ve güvenilir olduğunu belirleyen temel ölçüt nedir?

GKGMİ

5.Aşağıdakilerden hangisi denetim planlamasının ilk aşaması olan denetim işinin kabulu sırasında yerine getirilen faaliyet değildir ?

denetim programı

6.alacaklar alt grubunda dikkate alınmayan denetim özel amacı nedir ?
yükümlülükler
7. Aşağıdakilerden hangisi bilgi ve iletişimin iç kontrolün temel unsurlarından biri olmasının nedeni değildir?

iç kontrolün sürekli takip edilmesi ve değerleme gereği olması

8.I.denetçinin aynı işletmeyi gelecek yılda denetleyebilmesi için düşük ücretle anlaşma yapması
II.denetçinin işletme yönetimiyle sık sık görüşerek uygulama hakkında bilgi alması
III.denetçinin denetlenen işletme ile ilgili bazı tereddütleri olmasın arağmen raporunda mali tablo bütünü ile ilgili şartlı görüş koyması

Hangisi bağımsız davranmadığını gösterir?

yalnız I

9. Denetçinin incelediği yıla ilişkin olarak sadece Nisan-eylül gibi aya ilişkin incelemesi alması hangi tür örnekleme seçimidir?
blok seçim

10.Aşağıdakilerden hangisi yanlış beyanda bulunmanın nedeni değildir ?

GKGDS uygun olmayan bir durumun varlığı

11. Aşağıdakilerden hangisi müşteri bileşenidir?

asıl risk +kontrol riski bileşeni

12. Aşağıdakilerden hangisi denetimin genel amacı değildir ?

uyumluluk

13. İşletme personeli stok sayımı yaparken hangi kanıt toplama tekniğini kullanır?

gözlem

14. denetçinin bilgi edinmek istediği alan veya kütleye ne ad verilir?
evren

15.Hesap aklanlarında veya belirli işlem gruplarında maddi hata ve hile bulunması olasılığına ne ad verilir?

asıl risk

16.faaliyet denetimi hangi amaçla yapılır ?

etkinlik ve verimlilik

17.doğrudan doğruya işletme ve işletmeyle ilgili taraflarınarasında olan iş ilişkilerinden kaynaklanan ve denetim raporu yazılım anına kadar sonuçlanmamış olan gelecekteki belirsizliklere dayalı olaya ne ad verilir?

şarta bağlı borçlar

18.denetçi kendi deneyimine dayanarak yapılan denetimin dışında sonuç hesaplarına ne uygular?

analitik prosedür

19. denetimde kanıtın kalitesini belirlemede hangisi kullanılmaz ?

iç kontrolün sürekli takip edilmesi ve değerleme gereği olması
20. İşlem testi ile ilgili hangisi doğrudur?

çift amaçlı test

21. aşağıdakilerden hangisi gelir tablosu bölümü değildir ?

gelir tahakkukları ve gelecek yıla ait gider

22.Aşağıdakilerden hangisi raporlama standardı değildir ?

bağımsızlık

23. hangisi risk yaratıcı unsurlardan değildir ?

Kayda alınmış taşınmaz

24.Başkalarının kredi için kendilerine yaptırdığı denetim aşağıdakilerden hangisidir ?
özel amaçlı denetim

25. Aşağıdakilerden hangisi olumsuz görüş bildirmeyi gerektiren durumdur?

tam açıklama kuralına uyulmaması

26. Örneklemin rassal olmasını engelleyen neden aşağıdakilerden hangisidir?

örnekleme girecek birimlerin farklı seçilme şansına sahip olması

27. Hangisi denetçinin mesleki kişiliği ile ilgili kabul görmüş standarttır?

dikkat ve özen

28.örneklem birimlerini parasal tutarların oluşturduğu ancak denetçinin örnekleme yoluyla seçtiği parasal tutarları değil, bu parasal tutarları içeren hesapları ve işlemleri test ettiği örnekleme aşağıdakilerden hangisidir?

pbö

29.Aşağıdakilerden hangisi görüş bildirme türü değildir?

sınırlı görüş

30.denetçinin örneklemden elde ettiği sonuca bakarak iç kontrol yeterince güvenilir olmadığı halde güvenilir olduğu kanısına vardığı risk türü hangisidir?

beta riski

Popularity: 97% [?]

eskişehir forum