buy viagra

AçıkÖğretim Ders Notları

posted by: admin
posted on: Ocak 30th, 2010
ÜNİTE-1

S.1- Felsefe ile bilim arasındaki temel farklılık nedir?
Felsefe olması gerekeni, bilim ise olanı inceler.

S.2- Toplumları “üretim biçimlerine” göre ayıran ilk düşünür kimdir?
İbni Haldun

S.3- Sosyoloji deyimini ilk kez kim kullanmıştır?
Augoste Comte

S.4- Sistem yaklaşımının siyaset bilimindeki öncülüğünü yapan David Easton’a göre siyasal sistemini üç üyesi nedir?
Siyasal Topluluk-Siyasal Rejim- Siyasal Otorite

S.5- Siyaset biliminin temel kaynaklarından “prens” adlı eser kime aittir?
Makyavel prnes adlı eseri prenslikler döneminde onlara duyulan hayranlığın ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

S.6- Sosyoloji deyimini, felsefe tarihi içinde ilk defa kullanan araştırmacı kimdir?
A.Comte sosyolojinin kurucusu ve sosyoloji terimini ilk kullanan araştırmacıdır.

S.7- İnsan doğasının değişebilir olduğunu vurgulamasıyla toplum bilimlerine katkıda bulunan ünlü düşünür kimdir?
K.Marx değişmeyle en çok ilgilenen kişidir. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü ona aittir.

S.8- M.Weber için söylenebilecek özellik ve görüşler içinde sayılabilecek bir tane söyleyiniz?
Bürokrasinin rejimlere etkisine değinir.

S.9- “Amerika’da Demokrasi” isimli eserin yazarı olan ünlü düşünür kimdir?
A.Tocqureville’nin bu yapıtı tam anlamıyla bilimsel ilk yapıttır.

S.10- Yöntem ve teknik tutkusunu bırakmış olan, toplum bilimsel düş gücünü, harekete geçirmeyi savunan düşünür kimdir?
C.W. Mills

S.11- Yapısal ilişkiler içindeki öğelerden oluşan bütüne ne denir?
Sistem

S.12- İşlevci yaklaşımın ilk ünlü düşünürü kimdir?
Malinavski

S.13- Sistemci yaklaşımın öncülüğünü yapan düşünür kimdir?
David Easton

S.14- Siyasal konu olarak siyaset bilimi kapsamında yer alanlar?
Yerel Yönetimler
Kamu Yönetimi
Devlet Organları
Anayasa

S.15- Siyasal düşünce alanında felsefeden bilime doğru yönelişin kimle başladığını söyleyebiliriz?
Aristo’nun politika adlı kitabı siyaset biliminin en eski başvuru kaynağını oluşturur.

S.16- Siyaset biliminin kapsamında yer alan sınıflandırmalar?
Siyaset Kuramı
Siyasal Kurumlar
Partiler, Siyasal Gruplar
Uluslararası İlişkiler
S.17- Siyaset Biliminin yöntemini doğru olarak sıralandırılması nasıldır?
Gözlem, Sınıflandırma, Yorum
S.18- Toplumları ilk olarak üretim biçimlerine göre ayıran kimdir?
İbn-i Haldun
S.19- Aquste Comte’a göre sosyolojinin iki bölümü nedir?
Toplumsal Dinamik
Toplumsal Statik
S.20- Bürokrasinin çağdaş siyasal rejimler içindeki ağırlığını vurgulayan kimdir?
M.Weber
S.21- Çağdaş Siyasat Biliminin konusu en doğru şekilde nasıl belirtilir?
Siyasal kurum ve davranışlar
S.22- Toplumsal araştırmalarda Siyasal Bilimciler yansız olabilir mi; hangi toplumları incelerken tamamen yansız olabilirler?
Tamamen tarafsız olmaları mümkün değildir.
S.23- Siyaset biliminde neden-sonuç ilişkisi ile ilgili olarak verilen doğru ifade nedir?
Tüm bilim dallarında olduğu gibi kesin bir neden-sonuç ilişkisi vardır.
S.24- Su ve insanın değişimi ile ilgili önermelerden doğru olan nedir?
Su binlerce yıl özelliklerini korumasına karşılık insan koşullara bağlı olarak sürekli evrimleşir.
S.25- 158 Kent Devleti Anayasasını inceleyerek, ilk bilimsel içerikli kitabı olan “politika” yı yazan düşünür kimdir?
Siyasal düşünce alanında felsefeden bilime yöneliş Aristo ile başlar. Yunan siyaset ve kent devletlerini karşılaştırarak “Politika” adlı eseri yazan Aristo’dur. Siyaset biliminde halen var olan en eski başvuru kaynağıdır.
S.26- Ekonomik etkenlerin toplumsal olaylar ve toplumsal olaylarında siyasal sistemler üzerindeki etkilerini ilk kez araştıran düşünür kimdir?
Ekonomik durum, siyasal yapı ve üretim gibi konularda ilk akla gelen düşünür Marx’tır. Ama Marx’tan önce bazı batılı kaynakların sosyoljinin kurucusu saydıkları İbni Haldun tarafından ilk defa bu konular derinlemesine incelenmiştir.
S.27- Siyasal iktidarın ele geçirilmesi, korunması ve güçlendirilmesi gibi konuları “Prens” adlı kitabında inceleyen düşünür kimdir?
Makyavel
S.28- Çağdaş siyasal rejimleri “Güçler Ayrımı” ilkesi ile etkileyen siyaset bilimci kimdir?
“Yasaların Ruhu” adlı eserinde toplumsal kurallarla coğrafi koşulları bağdaştırmaya çalışarak, olması gerekeni değil olanı inceleyen doğal çevre-siyaset bağını kuran, güçler ayrımı ilkesini geliştiren düşünür Montesquieudur.
S.29- Merton’a göre, toplumsal yapının işleyişini zorlaştıran işlev nedir?
Bozuk İşlev
S.30- Max Weber’in siyaset bilimine yaptığı katkılar?
Bürokrasinin çağdaş siyasal rejimler içindeki ağırlığını vurgulaması
Düşüncelerle çıkarlar ve içsel durumlarla dışsal sistemler arasındaki bağlantıların önemine dikkat çekmesi
Sınıf ve statü kesin bir ayırım yapması
Geleneksel otorite, bürokratik otorite, karizmatik otorite
S.31- Davit Easton’a göre siyasal sistemin çevrili olduğu ortamlar?
Psikolojik Ortam
Toplumsal Ortam
Biyolojik Ortam
Fiziki Ortam
S.32- Toplum bilimlerinde kesin bir neden-sonuç ilişkisinin kurulamayaşının nedeni nedir?
Toplumsal olayların çok nedenli-etkenli olarak ortaya çıkması
S.33- A.Comte’un toplumsal bilimlerin doğmasına asıl katkısı ne olmuştur?
Toplum biliminin konusunun sınırlarını belirgin hale getirmesi.
S.34- Aristo’nun 158 kent devleti anayasasını ve siyasal sistemlerini karşılaştırmalı olarak incelemesi ve görüşlerini bu çalışmaların sonuçlarına dayandırması nasıl bir tutumun ifadesi olabilir?
Bilimsel
S.35- Çağdaş çoğulcu rejimlerin kurumsal temellerini araştıranlara, araştırmalarını Aristo’ya kadar götürmelerinin önerilmesinin nedeni nedir?
Çoğunluğun yönetime katılmasının erdemlerinden sözedip güçlü bir orta sınıfın sağlıklı bir rejim için önemli olduğunu söylemesi.
S.36- Maurice Duverger’in “Siyasal Bilim Yöntemleri” adıyla yayınlanan kitabı daha sonraki baskılarında ad değiştirmek ve “Toplumsal bilimlerin yöntemleri” başlğını almak zorunda kalmıştır. Bunun ana nedeni nedir?
Siyaset bilimi sosyalbilim olduğundan yöntemlerinin de aynı olması gerekir.
S.37- Gözlenen olayların sınıflandırılması sonucunda değişmez, her zaman ve her yerde geçerli olan neden-sonuç ilişkilerine varılabiliylorsa, yorum aşamasında elde edilen bu sonucu ne denir?
Bilimsel Yasa
S.38- Siyaset Biliminde yer alan Siyaset Kuram?
Siyaset Kuramı (Genel)
Siyasal Düşünceler Tarihi
S.39- Siyaset biliminde Yer alan Siyasal Kurumlar?
Anayasa
Devlet Org.
Yerel Yönetimler ve Bölge Yön.
Kamu Yönetimi
Devletin Ekon. ve Top. Gör.
Karşılaştırmalı siyasal Kurumlar
S.40- Siyaset Biliminde yer alan Partiler, Siyasal Gruplar Kamuoyu?
siyasal partiler
Siyasal Grup ve Dernekler
Yurttaşın Devlet ve Hük. (seçimler)
Kamuoyu
S.41- Siyaset Biliminin kapsamında yer alan uluslararası ilişkiler?
Uluslararası Siyaset
Uluslararası Örgütler ve Yönetim
Devletler Hukuku
S.42- Gözlenen olayların sonucunda, değişen, her zaman heryerde geçerli olmayan, kesinliği olmayan nedir?
Kuram teori
S.43- İnsan aynı, ırmakta 2 kez yıkanamaz diyen kimdir?
Heraklit
S.44- İşlevci yaklaşımın ikinci büyük ismidir. işe Malinowskinin eleştirisiye başlayıp “Toplumsal Yapı içindeki parçaların her zaman diğer parçalarla bütünleştiğini söyleyemeyiz diyen kimdir?
Robert. K. Merton
S.45- Talcott Persons başka bir işlevci düşünür olup, her toplumsal sistemin 4. zorunlu işleve karşılık vermesi gerektiğini savunmuştur. Nedir bu 4. işlev.
a) Hedeflerin İzlenmesi
b) Kurumsal veya gizli istikrar
c) Fizik ve Toplumsal çevreye uyum
d) Üyelerin toplumsal sistemle bütünleşmesi
——————————–
ÜNİTE-2
S.1- Özgürlükle soğuk iklim arasında sıcak iklim ile de boyun eğme arasında ilişki olduğunu ilk kez vurgulayan kimdir?
Aristo
S.2- Sıcak iklim insanının çabuk sevinen ve neşelenen bu nedenlede onda hafiflik ve düşüncesizlik olduğunu vurgulayan kimdir?
S.3- Mukaddime kimin yapıtıdır?
İbni Haldun
S.4- “Asya Tipi Üritem Tarzı”nın temelini oluşturan nedir?
Üretim ortaklaşa yapılıyor ve eşit olarak paylaşılıyordu.
S.5- “Uygarlıkların başarı yada başarısızlığı, fizik ya da toplumsal ortamın “meydan okuma”larına verdiği yanıtlarda gizlidir. bu görüş kime aittir.?
Jean Brunhes
S.6- Üst yapı kavramı içinde değerlendirilenler nelerdir?
Kültürel ve Kurumsal etkenler üst yapı kavramında değerlendirilir.
S.7- İbni Haldun’un Mukaddimesinde neye temas edilir?
Ilıman iklimin insan ve toplumlar üzerindeki etkileri araştırılır.
S.8- “Kolaylıklar uygarlıklar için yıkıcıdır. Uygarlığı iten güç, ortamın düşmanlığı ile orantılı olarak artar” görüşünü savunan kimdir?
Toynbee
S.9- “Tarihte Neler Oldu” adlı yapıt kime aittir?
Childe
S.10- Şiddetli kışların hüküm sürdüğü Orta Asya bozkırlarında insanların yerleşip tarımla yaşamaları olanaksızdır?
J.Brunher
S.11- Toplumbilimlerine önemli bir katkısı olan “asabbiyyet” kavramına değinen düşünür kimdir?
İbni Haldun
S.12- Doğan Avcıoğlu’na göre; coğrafi koşulların zorlamasıyla ortaya çıkan düzene ne ad verilir?
Kendiliğinden Demokrasi
S.13- Asya Tipi Üretim Tarzı’nın temelini ne oluşturur?
Coğrafi nedenlerden dolayı toprağın mülkiyeti devlete aitti.
S.14- Toprağın genişliği neyin gereğini artırır?
Yerinden yönetim ilkesi
S.15- Rus topraklarını diğer ülke ve kıtalardan ayırarak, kendince “Dünyanın Kalbi” olarak niteleyen kimdir?
Mackinder
S.16- Doğal kaynakların zengin olmasının sonuçları?
Barışcı eğilim güçlenir
Eğitim kurumları gelişir
Siyasal yaşama dolaylı etkisi vardır
Ülke ekonmisini zenginleştirir.
S.17- “Tarihte neler oldu? adlı eseri kim yazmıştır?
G.Childe
S.18- “Kolaylıklar uygarlık için yıkımdır” diyen kişi kimdir?
Toynbee
S.19- Orta Asya’da, bozkırlarda yerleşip tarımla yaşamayacaklarını söyleyen kimdir?
J.Brunner
S.20- “Asabbiyet” kavramına hangi düşünür eğilmiştir?
İbni Haldun
S.21- İklimin insanlar ve dolayısıyla siyasal yaşam üzerindeki etkilerini inceleyen ilk düşünür kimdir?
Aristo
S.22- Mukaddime adlı eserinde, çok sıcak ve çok soğuk iklimlerin toplumlar üzerindeki olumsuz etkilerine değinen düşünür kimdir?
İbni Haldun
S.23- Montesquieu’ya göre Avrupa’da özgürlüğün, Asya’da ise esirliğin gelişmesine neden olan farklılık nedir?
Coğrafi konum ve toprak genişliği
S.24- Zengin doğal kaynakların bazı durumlarda toplumların evrimini olumsuz yönde etkileyeceğini ileri süren düşünür kimdir?
Toynbee
S.25- Bazı coğrafyacıları göre Türklerin savaşcı bir ulus olmalarının nedeni nedir?
Göçebe yaşam özellikleri
S.26- Toplumların evriminde coğrafi koşulların çok önemli etkisi olduğunu savunan düşünür kimdir?
Child.
S.27- Orta Asya’da Türklerin boylar halinde yaşamak zorunda olmaları nedeniyle ortaya çıkan en önemli yönetsel özellik nedir?
Kendiliğinden demokrasi uygulamalarının ortaya çıkması
S.28- İngiltere’nen Fransa’dan farklı bir siyaset izlemesinin nedeni nedir?
Ada devleti olması
S.29- Coğrafi nedenlerden dolayı “Asya Tipi Üretim Biçimi” şeklinde toplum yapısı ve siyasal modele uygun devlet hangisidir?
Osmanlı Devleti
S.30- Amerikalı Coğrafyacı Huntington’a ait düşünce nedir?
Orta Asya’nın zamanla kuraklaşması nedeniyle orada yaşayanlar yeni yerlere göç etmişlerdir.
S.31- Asabiyetin sonucu ve amacı nedir?
Devlet Kurmak
S.32- Rus topraklarını “Dünyanın Kalbi” Asya ve, Afrika, Avrupa ülkelerini de “Dünyanın Adası” olarak adlandıran kuramcı kimdir?
Mackinder
S.33- Siyasal Yaşam Üzerinde etkisi düşünülen doğal etkenler?
İklim
Doğal Kaynaklar
Ülkenin Genişliği
Ülkenin Konumu
S.34- İbni Haldun’a göre sıcak iklim insanları çabuk sevinir ve neşelenirler. Bunun sonucunda ortaya çıkan nedir?
İnsanlarda hafiflik ve düşüncesizlik ortaya çıkar.
S.35- Montesquieu’ya göre Asya’da büyük imparatorlukların Avrupa’ya göre daha kolay kurulabilmesinin nedeni nedir?
Doğa ancak küçük engeller oluşturmaktadır.
S.36- Amerikan toplumunu öteki batılı ülkelerden ayıran temel özellik nedir?
Sınıf bilincinin bir türlü gelişmemiş olması
S.37- Ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle-ırklar arasında nasıl bir ilişki vardır?
Gelişmişlikle-ırklar arasında doğrudan bir ilişki yoktur, hangi coğrafi koşulların bulunduğu ülkeye giderlerse gitsinler o ülkelerin gelişmesini hızlandırmaktadırlar.
S.38- “Asya Tipi Üretim Tarzı”nın temelini ne oluşturur?
Coğrafi nedenlerden dolayı toprağın mülkiyeti devlete aitti.
————————–
ÜNİTE-3
S.1- Gençliğin saldırganlığını demografik etkenlere bağlayan ünlü düşünür kimdir?
G. Bouthoul demografik etkenlerin içinde genç nüfusa önem vermiştir.
S.2- Birbirine benzeyen kişiler arasındaki dayanışmaya “mekanik dayanışma”denir, diyen ünlü düşünür kimdir?
Durkheim
S.3- Merkezi iktidarın bazı yetkilerini yerel (bölgesel) organlar eliyle kullanmasına ne denir?
Yoğun nüfuslu ülkelerde bölgesel hizmet verebilmek ancak yerinden yönetim ile mümkün olur.
S.4- Tönnies’e göre Topluma egemen davranış biçimlerinin özellikleri?
Ben Duygusu
Bireysel İradeye bağlı dayanışma
Kamuoyu etkisi
Mantık ve Çıkar ilişkileri
S.5- Kırsal kesim topluluklarının özellikleri?
Törelere bağlılık
Düşük eğitim
Kaderci İnsan Yapısı
Yüzyüze iletişimin egemen olması
S.6- Nüfusun geometrik dizide artması karşısında tüketim maddelerinin aritmetik diziyle arttığını söyleyen kimdir?
Malthus
S.7- Duvenger’e göre hangi ülke Demokratik rejime sahip ülkelerden deglidir?
Asya
S.8- Diktatörlük kuramının yaratıcısı kimdir?
Duvenger
S.9- Geri Kalmış Ülkelerin Özellikleri?
İşsizlik
Besin Yetersizliği
Ölüm oranının yüksek oluşu
Sınırlı Sanayileşme
S.10- Karl Marx’ın oluşturduğu maddede üst yapıyı (siyasal kuralları) belirleyen öğe nedir?
Ekonomik Kurlar
S.11- Durkheim topluluk ve toplum ayrımını nasıl nitelendirmiştir?
Mekanik ve Organik Dayanışma
S.12- Kalabalık toplumlardaki siyasal yaşamda iki önemli değişikliği doğru gösteren nedir?
Bürokratikleşme-Yerinden Yönetim
S.13- Tönnies’e göre topluma egemen olan nedir?
Ben Duygusu
S.14- Kırsal Kesiminin Özellikleri?
Dine ve Törelere Bağlılık
Yüzyüze ilişkinin egemen oluşu
Dayanışma duygusunun güçlülüğü
Kaderci eğilimlerin belirginliği
S.15- Thomas Robert Malthus’un 18.yy’ın sonlarında geliştirdiği kuram nedir?
Nüfus geometrik artar, tüketim maddeleri aritmetik artar.
S.16- Durkheim’a göre birbirine benzeyen kişiler arasındaki dayanışmaya ne ad verilir?
Mekanik
S.17- Tonnies’e göre Topluma egemen olan düşünceler?
Mantık ve çıkar ilişkileri egemendir
Ben duygusu egemendir
Bireysel iradeye dayalı dayanışma vardır
Kamuoyu ve öğretiler etkilidir.
S.18- Kırsal kesim topluluklarının özellikleri?
Eğitim düzeyi düşüktür
Din ve törelere bağlılık vardır
Yüzyüze iletişim egemendir
Kaderci eğilimler belirgindir.
S.19- Nüfusun geometrik dizide artarken, tüketim maddelerinin aritmetik dizi ile arttığını ileri süren kimdir?
Malthus
S.20- Demografik etken içinde, genç nüfusa özel bir önem veren kimdir?
Bouthoul
S.21- Marx’a göre üst yapıyı ya da siyasal kurumları belirleyen öğe nedir?
Ekonomik Kurumlar
S.22- Geri Kalmış Ülkelerin Özellikleri?
Besin Yetersizliği
Gizli ve Açık işsizliğin fazlalığı
Çok sınırlı bir sanayileşme
Gelir dağılımındaki büyük adaletsizlik
S.23- Geri kalmışlık sınırı içinde kaldıkları halde çoğulcu demokrasiyle bir ölçüde uygulayan ülkelere örnek veriniz?
Türkiye
S.24- Türkiyenin diğer gerikalmış ülkelerin çoğundan farklı olarak demokrasiyi yaşatabilmesinin en önemli nedeni nedir?
Yönetici kadrolara ve devlet yönetme geleneğine sahip olması
S.25- Maurice Duverger’a göre hangi ülke demokratik rejimler grubunda yer almaz?
Güney Amerika
S.26- Organik Dayanışma nedir?
Durkheim’e göre; insanların birbirine benzeyenler arasındaki dayanışma mekanik, Birbirlerini tamamlayacak işlevlere sahip kişiler arasında dayanışma Organik Dayanışmadır.
S.27- Topluluk-Toplum ayrımına önem veren ve toplulukta duygusal ve samimi ilişkilerin, toplumda ise mantık ve çıkar ilişkilerini egemen olduğunu savunan düşünür kimdir?
Tönnies
S.28- Artan nüfusun siyasal yaşamda yaptığı değişiklik nelerdir?
siyasal yaşamda ana organlar ve güçler bürokratik bir görünüm kazanır.
S.29- Marksizm’e göre devlet neyin sonucunda doğar?
Toplumsal sınıflar arası çatışma
S.30- Demokrasinin oluşum ve yaşanmasına katkısı olan koşulların kentleşme, zenginlik , sanayileşme ve eğitim düzeyi olduğunu savunan bilim adamı kimdir?
Lipset’e göre sanayileşme, kentleşme, zenginlik ve eğitim demokrasinin oluşum ve yaşanmasıan katkıda bulunur. Hepsinin birarada olabilmesi üretim düzeyine bağlıdır.
S.31- Duverger’in diktadörlük kuramında üretim düzeyi ile siyasal sistem arasında nasıl bir bağ vardır?
Üretim düzeyi yükseldikçe diktatörlük olasılığı azalır.
S.32- Geri kalmış ülkelerde siyasal sistemlerinin ortaya koyduğu özellik?
Çoğulcu olmayan birbirini dengeleyecek toplumsal güçlerden yoksun bir ortam
S.33- Durkheim’e göre mekanik dayanışma nedir?
Birbirlerine benzeyenler arasındaki dayanışma
S.34- Kırsal Kesim topluluklarının temel özellikleri?
Dine ve geleneklere bağlılık
Yaşam biçimlerinin çok benzemesi
Dayanışma duygusunun güçlülüğü
Kaderci eğilimlerin belirginliği
S.35- Thomas Robert MALTHUS’un tahminlerinden hangisi uygulamada tamamen ters sonuç vermiştir?
Ücretler düşünce yoksullar daha az çocuk yapmak zorunda kalmıştır.
S.36- Marksist evrim şeması nedir?
Teknolojik Değişim-Ekonomik Değişim-Toplumsal Değişim-Siyasal Değişim
S.37- Türkiye’nin diğer gerikalmış ülkelerin çoğundan farklı olarak demokrasiyi yaşatabilmesinin sizce en önemli nedeni nedir?
Yönetici kadrolara ve devlet yönetme geleneğine sahip olması
S.38- Uygarlıkların başarı ya da başarsızlığının, fizik yada toplumsal ortamın “meydan okuma”larına verdiği yanıtlarda gizli olduğunu söyleyen düşünür kimdir?
Montesquieu
S.39- Bir ülkede nüfus arttıkça ortaya çıkma olasılığı artan siyasal nitelikli olgular?
Yönetenler, kitle ile ilişkilerini yitiriyorlar
Siyasal yaşamın organları ve güçleri bürokratik bir görünüm almaya başlıyor
Siyasal iktidarı ele geçirmek isteyen güçler de bürokratik nitelikler kazanıyorlar
Sendikalar ve siyasal partiler, bazen binlerce görevlinin çalıştığı büyük kuruluşlar haline geliyorlar.
S.40- Üretilen ürünler tüketicilere yetmeyince toplumsal huzursuzlukların ve siyasal çatışmaların sertleşmesi hangi iki etkenin birlikte siyasal yaşam üzerinde yarattığı sonuçtur?
Nüfus-Ekonomi
S.41- Marksizme göre devletin varlığını zorunlu kılan neden nedir?
Sınıf çıkarları arasındaki uzlaşmazlık.
———————–
ÜNİTE-4
S.1- Toplumsal Kurumlar?
Eğitim
Din
Siyaset
Aile
S.2- İntiharla anemi arasındaki bağlantıyı ortaya koyan “intihar” isimli kitabın yazarı ünlü düşünür kimdir?
E.Durkheim intihar adlı eserin yazarıdır.
S.3- İktidar=Kuvvet+rıza (meşru olma) formülünü bulan siyasal iktidarı buna göre açıklayan kimdir?
Münci Kapani’ye aittir .
S.4- Sosyal devlet anlayışının oluşmasına katkı sağlayan nedir?
Sosyalizm
S.5- Devleti yücelten ve kutsallaştıran ideoloji nedir?
Faşizm
S.6- Devletin temel öğeleri nelerdir?
Ülke
Egemenlik
Ulus
İktidar
S.7- Siyasal İktidarın Özellikleri?
En genel iktidardır, toplumun tümü üzirende geçerlidir.
Diğer iktidarlara etki eder
En üst noktadaki iktidardır
En geniş en yetkili ve kapsamlı iktidardır
S.8- Kültür emperyalizmini yaratan temel öğe nedir?
İleri teknolojiye bağımlı ekonomik güç
S.9- K.Marx’a göre toplumun emrinde itici güç yani belirleyici olan öğe nedir?
Üretim Teknikleri
S.10- Liderin otoritesinin onun bizzat sahip olduğu doğuştan getirdiği olağan üstü özelliklerden geldiği otorite türü nedir?
Karizmatik Otorite
S.11- Toplumun varlığını koruyabilmesi için meşru olan ve olmayanı tanımlayan, zorlayıcılığı, tutarlılığı ve göreli bir sürekliliği bulunan kurallar ve ilişkiler bütününe ne ad verilir?
Kurum
S.12- Bireylerin hangi kuruma ve kurula uyacaklarını şaşırdıkları ve bu nedenle toplumsal bütünleşmenin çok zorlaştığı durumlara ne ad verilir ve bunu kim vurgulamıştır?
Anomi-Durkheim
S.13- Devleti yücelten, hatta kutsallaştıran ideoloji hangisidir?
Faşizm
S.14- Weber’e göne otorite türleri nelerdir?
Geleneksel-Karizmatik-Hukuksal otorite
S.15- Siyasal inanç, değer ve davranışların birey tarafından benimsenme ya da toplum tarafından bireye öğretime sürecine ne ad verilir?
Siyasal Toplumsallaşma
S.16- Hızlı toplumsal değişme dönemlerinde siyasal iktidarların etkisinin azalması nasıl açıklanabilir?
Otorite boşluğu nedeniyle siyasal istikrarı sağlamak zorlaşır.
S.17- Toplumsal evrimde itici güç ya da belirleyici öğenin üretim teknikleri olduğunu kuramında savunan kimdir?
Marx
S.18- Devlet için doğru ifadeler?
Dışa ve içe karşı toplum adına hareket eder
İnsanı ve toprağıyla bir ülkeyi temsil eder
Toplumun bir simgesidir
Toplum adına güç kullanabilir
S.19- Devleti oluşturan temel öğeler?
Ülke
Ulus
İktidar
Egemenlik
S.20- Sosyal devlet anlayışı neyin katkısıyla oluşmuştur?
Sosyalizim
S.21- Siyasal iktidarın özellikleri?
En genel iktidardır
En kapsamlı iktidardır
En üstün iktidardır
Toplum içinde diğer iktidarlara etki edebilir
S.22- Önderin olağanüstü gibi görünen niteliklerinden doğan otorite tipi nedir
Karizmatik
S.23- Geleneklerin büyük saygı gördüğü, toplumsal düzenin ağır değiştiği toplumlarda ve kurumlarda görülen otorite türü nedir?
Geleneksel Otorite
S.24- Avrupanın 19.yy daki evriminde devlet oyuncudan çok seyirciydi. Geri kalmış ülkelerde tersine her şey devletten hareketle modernci seçkinlerden oluşan hükümetlerden hareketle başlar düşüncesi kime aittir?
Schwartzenberg
S.25- Siyasal kurumların ekonomik yapıya bağımlı olarak değişime uğradıkları görüşünü savunan düşünür kimdir?
Marx
S.26- İktidarın temelinde geleneksel, karizmatik, hukuksal otorite olarak üç tür otorite olduğunu savunan düşünür kimdir?
Weber
S.27- Kültüre ilişkin doğru ifadeler?
Kültür emperyalizmi, evrensel kültür aracılığıyla yayılır
Kültür bir duyuş, düşünüş ve davranış biçimidir
Karşı kültür ana kültürün temel değerlerini uluslararası düzeyde bütünleşmesiyle oluşur
S.28- Kültür Emperyalizmi ne ile gerçekleşir?
Büyük devletlerin, uluslararası kitle iletişim teknolojisini tekellerinde tutmaları
S.29- İdeolojinin öğesi?
İdeoloji bir inanç sistemidir. Bu kavram, belirli grupların doğru saydığı düşüncelerden oluşur.
S.30- Irkların kültüre etki yapmadığını, kültürlerin ırkları etkilediğini savunan düşünür kimdir?
Levi-Strauss
S.31- Hızlı bir toplumsal yapı değişikliğinin, Rusya’da kültürel değerleri köklü bir biçimde nasıl değiştiğini gösteren araştırmayı yapan kimdir?
İnkeles
S.32- Alt kültür örnekleri?
Karadeniz Kültürü
Ahilik Kültürü
Çerkez Kültürü
Alevi Kültürü
S.33- Almond ve Verba’ya göre ABD ve İngiltere’de demokrasi Almanya’ya göre niçin daha sağlam temellere oturmuştur?
Toplum, demokratik sistemin hem kendisine hem de sonuçlarına aynı önemi verdiğinden
S.34- Siyasal kurumlardan başlayarak alt yapı değişikliklerinin başarılabileceğini düşünen ve uygulayan lider kimdir?
Lenin
Mustafa Kemal
Mao
Fidel Castro
S.35- Tutum ve Davranışlarla ilgili yargılar?
Birey bulunduğu toplumsal konuma göre toplumdan bazı düşünce kalıplarını almaktadır
Tutumlar bireyin yaşamı boyunca yapacağı seçimlere yön verirler
S.36- Günümüz toplumlarında devlet, dışa ve içe karşı toplum adına hareket edebilen, bu amaçla güç kullanabilen, toprağı ve insanıyla birlikte tüm ülkeyi temsil eden, onun simgesi olan bir kurumdur. Bu tanımdan devletin özelliklerinden hangisine daha fazla vurgu yapılmıştır.
Toplum adına fizik kuvvet kullanma tekeline sahip olma
S.37- Freud’tan başlayarak birçok psikolog temel tutumların çocuğun ilk yaşlarında oluştuğu görüşünü paylaşıyorlar. Bu temel tutumların, siyasal davranışların belirlenmesindeki önemi ise yadsınmayan bir gerçek. Paragrafa göre siyasal toplumsallaşmada hanagi kurumun rolü vurgulanmıştır?
Aile
S.38- Devletin fonksiyonları konusunda en çok tartışmalara, görüş ayrılıklarına neden olan konu nedir?
Kamu hizmetlerinde bulunma
S.39- Günümüz toplumlarında devlet, dışa ve içe karşı toplum adına hareket edebilen, bu amaçla güç kullanabilen, toprağı ve insanıyla birlikte tüm ülkeyi temsil eden, onun simgesi olan bir kurumdur. Bu tanımdan devletin özelliklerinden hangisine daha fazla vurgu yapılmıştır.
Toplum adına fizik kuvvet kullanma tekeline sahip olma
S.40- Hızlı toplumsal değişme dönemlerinde siyasal iktidarların etkisinin azalması nasıl açıklanabilir?
Otorite boşluğu nedeniyle siyasal iktidarı sağlamak zorlaşır
S.41- Mustafa Kemal Atatürk, Lenin ve Mao tarafından gerçekleştirilen devrimlerin belirgin ortak özelliği nedir?
Siyasal kurumlardan işe başlayarak altyapıdaki değişmeleri hızlandırmayı amaçlamak.
S.42- Gabriel Almond ve Sidney Verba tarafından yapılan araştırmalara göre dinsel siyasal kültür, hangi siyasi rejime uygun düşmektedir?
Merkezi olmayan geleneksel yapıya
———————
ÜNİTE-5
S.1- Cinsel ihtiyaçların bastırılması sonucu yücelme, saldırganlık nevroz gibi davranışların ortaya çıktığını savunan kimdir?
Freud’a göre cinsellik, açlık temel ihtiyaçlardır ve doyurulmadıklarında saldırganlığa yol açarlar.
S.2- Siyasal çatışmanın temelde bireysel yetenek farklarından kaynaklandığını öne sürenler kime dayanır?
Darwin’e göre çatışmanın temelinde bireysel farklılıklar vardır.
S.3- “Zihniyetimiz evren ile aramızda bir prizmadır” diyen düşünür kimdir?
Bouthoul zihnimizi evreni tanımakta bir araç olarak görürken prizma benzetmesini kullanmıştır.
S.4- Seçim sosyolojisi araştırmalarına göre siyasal davranışları etkileyenler?
Yaşam düzeyi
Yerleşme birimi
Yaş
Eğitim düzeyi
S.5- “Libido” kavramını ortaya çıkaran kimdir/
Freud “libido” kavramının yaratıcısıdır. Libido zevk gereksinmesi olarak tanımlanmaktadır.
S.6- Bir konu hakkındaki kanı ve davranışların kaynağını oluşturan ve anlamda bağlantıyı sağlayan algıya ne ad verilir?
Tutum
S.7- Freud’un ileri sürdüğü libido yerine hükmetme içgüdüsünü koyan ünlü düşünür kimdir?
Adler
S.8- Freud’a göre insanları yönlendiren temel dürtülerden olan nedir?
Açlık dürtüsü
S.9- Riesman’a göre çağdaş batılı toplumların ortaya çıkardığı kişilik türü nedir?
Başkalarının ondan beklediklerine göre hareket eden insan
S.10- Gelişmiş ülke gençlerinin kişiliklerinde ağır basan değer nedir?
Bireysel değerler
S.11- Gelişmemiş ülke gençlerinin kişiliklerinde ağır basan değer nedir?
Ulusal değerler
S.12- Freud’a göre insanların yönlendiren temel dürtü nedir?
Aşk ve Açlık
S.13- David Riesman’a göre toplumsal yapının ağır değiştiği geleneklerin egemen olduğu toplumlarda hangi kişilik tipi gelişir?
Geleneklerine göre hareket eden insan
S.14- Siyasal çatışmanın temelde bireysel yetenek farklılıklarından kaynaklandığını öne süren görüşler genel olarak kime aittir?
Darwin
S.15- Eski Türkler “hem demokrat, hem de feminist” idiler görüşü kimlere aittir?
Ziya Gökalp
S.16- Belirli bir konudaki kanı ve davranışların kaynağını oluşturan, onlar arasında bağlantıyı ve bir anlamda tutarlılığı sağlayan olguya ne ad verilir/
Tutum
S.17- Belirli bir anda belirli bir soruya ilişkin düşüncelere ne ad verilir?
Kanı, belli bir anda belli bir soruya ilişkin düşüncelerdir.
S.18- İnsanları yönlendiren temel dürtülerin aşk ve açlık olduğunu kim savunmuştur?
Freud, insanların yönlendirilen temel dürtülerin aşk ve açlık olduğunu söylemiştir.
S.19- Freud’un ileri sürdüğü libidonun yerine hükmetme içgüdüsünü ortaya koyan kimdir?
Adler, Sertliğin ve egemen olma eğilimlerinin çok kısa boylu kişilerde ortaya çıktığını savunmuştur.
S.20- Bireyin biyolojik fiziksel özelliklerinin, toplumun kendisine aktardığı değerler, sisteminin ve özel yaşam öyküsünün birleşimine ne denir?
Kişilik, çeşitli alanlardaki tutumların bir toplamıdır.
S.21- Davit Reisman’ın öngördüğü kişilik tipleri?
Toplumun isteğine göre hareket eden insan
Bilimsel verilere göre hareket eden insan
Aile içi ilişkilere göre hareked eden insan
Örgütün yapısına göre hareket eden insan
S.22- “zihniyetimiz, evren ile aramızda bir prizma gibi girer” görüşünü savunan kimdir?
Bouthoul’a göre, evreni ancak o prizma ile tanıyabiliriz.
S.23- Siyasal çatışmanın temelde bireysel yetenek farklılıklarından kaynaklandığını öne süren görüşler çoğunlukla kime dayanır?
Darwin
S.24- Liberaller için siyasal çatışmanın temelinde hangi faktörler yatar?
Bireysel ve ekonomiktir.
S.25- Seçim sosyolojisi araştırmalarına göre ney siyasal davranışları etkileyen etkenler?
Yerleşme birimi
Yaşam düzeyi
Eğitim düzeyi
Yaş
S.26- Baskı altına alınan cinsel gereksinmelerin yücelme, saldırganlık, nevroz gibi sonuçlara yolaçtığını kim savunmuştur?
Freud
S.27- Freud’a ait düşünceler?
İnsanlarda temel tutumlar çocukluk yıllarında oluşur ve sonraki yıllarda çok az değişir.
Saldırganlık doyurulmayan içgüdülerin yarattığı bir olgudur
Çocuğun ana ve babası ile ilişkilerinin izleri yaşam boyu silinmez
Zevk ilkesi ile gerçek ilkesi arasında çatışma “doyumsuzluk” yaratır.
S.28- Adorno’ya ait düşünceler?
Otoriter kişiler, otoriteye gözü kapalı boyun eğerler
Otoriter kişiler, kendilerine benzemeyenlere karşı saldırgandırlar
Otoriter kişiler, kendilerinden emin olmayan kişilerdir
Otoriter kişiler, düzeni savunurken, kendi ruhsal dengelerini korumaya çalışırlar.
S.29- Hükmetme içgüdüsü ile sertlik ve egemen olma eğilimi çok kısa boylu kişilerde fiziksel özelliklerindeki eksikliğin karşılanma yolu olarak doğduğunu ileri süren düşünür kimdir?
Bouthoul
S.30- Propogandaların siyasal tutum üzerindeki etkisi neyde belirtilmiştir?
Tutumları az değiştirir, ama coşturur
S.31- Üç ana toplum tipinin, üç ana kişilik tipini yarattığını ileri süren düşünür kimdir?
Reisman
S.32- Siyasal tutum farklılıklarının temelinde yatan nedenler?
Yaşlı ve orta yaşlı kuşakların gençlikteki düşüncelerinin gerçekleşme payı
Gençlerin daha enerjik olmaları
Orta yaşlıların daha deneyimli olmaları
Yaşlı ve orta yaşlı kuşakların yılların ürünü olan kazanımlarını yitirme korkusu
S.33- Gençlerin sahip olduğu özellikler?
Aktif Olmaları
Değişmeci Olmaları
Yenilikçi Olmaları
Kişisel değerlere sahip olmaları
S.34- Marx’ın temel devrimci güç saydığı işçi sınıfının ileri derecede sanayileşmiş batılı ülkelerde sistemle bütünleştiğini ileri süren düşünür kimdir?
Herbert Marcuse
S.35- Orta yaş kuşakların siyasal tutumlarının anlaşılması için, onların gençlik dönemlerindeki siyasal ortamın, egemen ideolojik akımların ve sorunların incelenmesi gerektiğini savunan düşünür kimdir?
Mannheim
S.36- Kadının tarihsel gelişim içinde erkeğe göre zayıf düşmesinin nedeni nedir?
Fiziki
S.37- Belirli bir konudaki kanı ve davranışların kaynağını oluşturan, onlar arasında bağlantıyı ve bir anlamda tutarlılığı sağlayan olguya ne ad verilir?
Tutum
S.38- Belirli bir anda belirli bir soruya ilişkin düşüncelere ne ad verilir?
Kanı
S.39- Insanları yönlendiren temel dürtülerin aşk ve açlık olduğunu kim savunmuştur?
Freud
S.40- Freud’un ileri sürdüğü libidonun yerine hükmetme içgüdüsünü ortaya koyan kimdir?
Adler
S.41- Bireyin biyolojik fiziksel özelliklerinin, toplumun kendisine aktardığı değerler sisteminin ve özel yaşam öyküsünün birleşimine ne denir?
Kişilik
S.42- Siyasal çatışmanın temelde bireysel yetenek farklılıklarından kaynaklandığını öne süren görüşler çoğunlukla kime dayanır?
Darwin
S.43- Liberaller için siyasal çatışmanın temelinde hangi faktörler yatar?
Bireysel ve Ekonomiktir
S.44- Seçim sosyolojisi araştırmalarına göre siyasal davranışları etkileyen faktörler?
Yerleşme birimi
Yaşam düzeyi
Eğitim düzeyi
Yaş
S.45- Baskı altına alınan cinsel gereksinmelerin yüceltme, saldırganlık, nevroz gibi sonuçlara yolaçtığını kim savunmuştur?
Freud
S.46- Adorno, “otoriter kişilik” üzerinde yaptığı bir inceleme sonucunda bu gibi kişilerde neler gözlenmiştir?
Topluma uymaya büyük önem verme
Değişmez bir kişiliğe sahip olma
Yabancı ve azınlık gruplarına karşı bir tutum içinde olma
Tutucu ve geleneklerine bağlı olma
S.47- “Belirli nedenlerin belirli sonuçlar doğuracağı bilinmeseydi insan kendi yaşamı üzerinde etkili olamazdı. Neyin ne sonuç vereceğini bilemeyen kişi açısından seçme ve eylemde bulunmadan sözedilemezdi.”
Bu paragrafta neyden sözedilmektedir?
Determinizm-Doğa ilişkisi
S.48- Sarte neyi insanın diğer varlıklarından farklı kılan özelliğini vurgulamak için söylemiş olabilir?
İnsanda varoluş özden önce gelir
S.49- Jean Pronteau, sayılarının çok hızlı artması nedeniyle öğrencilerinin eskisi gibi serbest mesleğe atılma, üretim araçlarının mülkiyetine sahip olma ya da üst düzeyde onların yönetimine katılma olanaklarının son derece azlığına işaret ediyor. Bu görüş öğrencileri marksizm hangi tanımına sokmaktadır.
Ploleterya
S.50- Marksizme göre; Üretici güçlerdeki gelişme, üretim ilişkilerinde bir değişim yaratır. Bu değişikliğin sonucu “egemen sınıfın, yani üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti sayesinde ekonomik gücü elinde bulunduran sınıfın değişmesiydi. Egemen sınıfı değişince de devlet biçiminin değişmesi kaçınılmazdır.
Bu anlatıma göre Marxist evrim şemasının başında ve sonunda yer alan değişim olguları nelerdir?
Teknolojik Değişim-siyasal Değişim
S.51- Gecekonduların, siyasal şiddet olaylarının büyük kentlerdeki yoğunlaşmasında büyük rol oynamasının nedeni?
Gerek çalıştıkları işte, gerekse kazandıkları küçük gelirde hiçbir güvenlik duygusunun olmayışı
S.52- Birleşme kuramı” üretim düzeyi kavramına dayanır. SSCB’nin dağılmasından çok önce ortaya atılan bu kurama göre; her ikisi de “Sanayi toplumu” olan Batılı ülkelerle Sovyetler Birliği arasındaki benzerlikler artmaktaydı. Birleşme kuramına göre bu gelişimin doğal sonucu ortaya çıkması beklenen siyasal rejim hangisidir?
Demokratik Sosyalizm
S.53- “Yaşam için savaşım” Doğal ayıklanma” düşünceleri ile, siyasal çatışmanın temelinde bireysel yetenek farklılıklarının bulunduğunu ileri süren kimdir?
Charles Darwin
S.54- Seçim sosyolojisi araştırmaları, siyasal davranışların farklılaşmasında beş etkenin diğerlerinden daha önemli olduğunu göstermiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu beş etkenler?
Yaşam düzeyi
Eğitim düzeyi
Yaş
Cinsiyet
S.55- Öğrenci hareketleriyle ilgili olarak Marxın temel devrimci güç saydığı işçi sınıfının, ileri derecede sanayileşmiş batılı ülkelerde artık sistemle bütünleştiğini söyleyen kimdir?
Herbert Marcuse
S.56- Fransız kadınlarının siyasal tutumları ile ilgili araştırmalar yapan Mattei Dogan ve Jacgues Narbonne’a göre kadınların siyasal yaşam ve tarihleri ile en az ilişkilidir?
Cinsiyetleri
S.57- Türk toplumunda kadınların genel olarak geri planda kalmalarında esas etken nedir?
İslamiyetin kuralları kadınları geri planda bırakmıştır.
————————
ÜNİTE-6
S.1- Grup dinamiği kavramını ortaya atan ve geliştiren bilim adamı kimdir?
Grup dinamiği kavramını ilk kez ortaya çıkaran Kurt Lewin
S.2- Daha önce var olan kişisel yargıları değiştirip yerini alarak belirli bir süreklilik kazanmaya ne denir?
Grup Yargısı
S.3- Birincil grupların toplumsal yaşama egemen oldukları durumlarda toplumsal yapının aldığı şekil nedir?
Birincil Grup egemen olursa toplumsal yaşama otoriter yapı hakim olacaktır.
S.4- Ailesel bağlar zayıfladıkça, önemi artan arkadaş gruplarının gençler ile taşıdığı öneme dikkati çeken kimdir?
Gençler için arkadaş gruplarının önemini vurgulayan M.Şeriftir.
S.5- Grup birliğinin dışa yansımasındaki tutumlardan biri nedir?
Sapmalara direnç göstermesi
S.6- Küçük grupların yapısını oluşturan öğeler nelerdir?
Kurallar
Konumlar
Görevler
S.7- Bir grubu oluşturan kişiler arasındaki duygusal bağlantıları saptama amacıyla hazırlanan teste ne ad verilir?
Sosyometri Testi
S.8- Kişinin sosyalist, tutucu, anarşist olmasında ailenin çok önemli rolü olduğunu söyleyen kimdir?
Laswell
S.9- Gruplar arası dinamik konusundaki araştırmalarda hareket noktası nedir?
Muzaffer Şerif
S.10- Birincil gruplara bir örnekler?
Aile
Arkadaş Grupları
Akraba
Anne-Baba-Çocuk
S.11- Küçük grupların yapısını oluşturan öğeler?
Kurallar
Konumlar
Görevler
S.12- Grup dinamiği kavramını ortaya atan ve geliştiren kimdir?
Kurt Lewin
S.13- Gerek grup içi gerekse gruplararası ilişki ve kararlarda önderin rolü abartılmamalıdır. Önder tek yargıç değildir görüşü kime aittir?
Muzaffer Şerif
S.14- Aile bağları ve toplumsal bağlar zayıfladıkça gençler için hangisi giderek artan bir önem kazanır?
Arkadaş Grupları
S.15- Birincil Grupların özellikleri?
Bu grupların üyeleri kolay değişmez
Üyeler birbirlerini hemen her yanlarıyla tanırlar
İlişkiler geniş kapsamlı ve içtenliklidir
Üyelerin bir araya gelme nedenleri belirli bir amacı gerçekleştirmek değildir
S.16- Birincil Grupların Özellikleri?
Üyeler arasında duygusal nitelikte ilişkilerin bulunması
Grubun üyeleri kolay kolay değişmez
Belli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmezler
Üyeler birbirlerini her yönüyle tanırlar
S.17- Birincil gruplara örnek veriniz?
Arkadaş Grupları
S.18- İkincil Gruplara ait özellikler?
Belli bir amaca yönelik olarak oluşur
Üyeleri sürekli bir biçimde değişir
Üyeler birbirlerinin sadece ilgili yanını tanırlar
İlişkiler resim ve sınırlıdır
S.19- İkincil Gruplar?
Aynı işyerinde Çalışanlar
Dernekler
Siyasal Partiler
Sendikalar
S.20- Küçük grupların yapılarının anlaşılması için Sosyometri tekniğini ortaya atan kimdir?
Moreno
S.21- Bir grubu oluşturan kişiler arasındaki duygusal bağlantıları saptama amacına yönelik tekniğe ne ad verilir?
Sosyometri, kişiler arasındaki duygusal bağlantıları saptama amacına yöneliktir.
S.22- Grup dinamiğini ortaya atan ve geliştiren kimdir?
K. Lewin
S.23- Kimin yaptığı çalışmalar gruplararası dinamikte hareket noktası olarak ele alınır?
Muzaffer Şerif
S.24- Kişinin sosyalist, tutucu, anarşist ya da terörist olmasında ailenin çok önemli rolü olduğunu savunmuştur?
Laswell
S.25- Neyin yaygınlaşması durumunda, toplumsal ya da siyasal yapının demokratikleşeceğini söyleyemeyiz?
Aile
S.26- Neyin yaygınlaşması durumunda toplumsal yapının otoriter olacağını savunmuştur?
Resmi Gruplar
S.27- Birincil Grubun özellikleri?
Üyelerinin ilişkileri samimidir
Üyelerin birbirini tüm yönleriyle tanıması
Grup üyelerinin kolay kolay değişmemesi
Üyeler arası ilişkilerin duygusal olması
S.28- İkincil gruplara ait doğru ifadeler?
Dernekler, siyasi partiler, sendikalar ikinci gruptandır
İkincil gruplarda üyelerarası ilişkiler ancak belli alanları kaplar
İkincil gruplarda üyeler arası ilişkiler duygusal değildir
İkincil gruplarda üyeler sürekli değişir
S.29- “Grup dinamik bir bütündür. Grubun herhangi bir bölümündeki değişiklik diğerlerini de etkiler. düşüncesi kime aittir?
Lewin
S.30- Önderlik konusunda küçük grup deneyini boş zamanları değerlendirmede küçük çocuklarla yapan araştırmacı kimdir?
Lippet-White
S.31- Grubu oluşturan kişiler arasındaki duygusal bağlantıları saptama amacına yönelik sosyometri testini kim yapmıştır?
Moreno
S.32- Grubun özelliklerine ilişkin ifadeler?
Her küçük grupta zamanla, davranış, düşünce ve anlatım benzerliği oluşur.
Her grupta çoğunluğa uyma, sapmalara direnç ve dışa karşı bir saldırganlık potansiyeli vardır
Grubun birliğini oluşturan etkenlerin en önemlisi ortak bir amacın varlığıdır
Üyeler etkinlik ve saygınlıklarına göre sıralanırlar.

S.33- Ticari reklamların bireylerin doğrudan değil daha çok grup dinamiği içinde etkilediğini ortaya koyan kimdir?
Karz ve Lazarsfeld
S.34- Grupların çocuk üzerindeki etkisine ilişkin doğru ifadeler?
Ailenin çocuk üzerinde büyük önem taşıyan etkisi ileriki yıllarda giderek azalır
Yaş ilerledikçe siyasal tartışmalar genellikle arkadaş gruplarına kayar ve siyasal davranışlarda grup etkisi artar
Öğretmenin önder rolü, zamanla babanın aile içindeki önder rolünün etkisin azaltır
Çocukluğun ilk yıllarında en büyük etkiyi aile yaparken zamanla bu etkiyi başka küçük gruplarla paylaşır.
S.35- Çağdaş toplumlarda birey birçok grubun üyesidir ve bu nedenle farklı rollerden doğan bir iç çatışma kaçınılmazdır.” düşüncesi kime aittir?
M.Şerif
S.36- Küçük gruplara ilişkin doğru ifadeler?
Küçük gruplar, çağdaş toplumlarda bireye bir yere ait olduğu duygusunu verirler
Küçük gruplar, birey ile toplum arasındaki boşluğu doldurur, iletişimi sağlarlar
Küçük gruplar insanların kendilerini toplumda yalnız ve boşlukta hissetmelerine yardımcı olurlar
Çağdaş toplumlarda ailenin yerine getirememeye başladığı işlevlerini başka küçük gruplar üstlenirler
S.37- Grup Birliği’nin dışa yansımasıda dikkati çeken tutumlar?
Çoğunluğa Uyma
Tersi eğilimler gösterenlere baskı
Gerektiğinde dışa karşı harekete geçebilecek saldırganlık topansiyeli
Sapmalara karşı direnç
S.38- Aile, Köy, Boy, Tarikat gibi birincil grupların egemen olduğu durumlarda toplumsal yapı neyi gösterir?
Otoriterdir
S.39- Sosyal normların oluşumunu ilk defa laboratuvarda gerçekleştiren ve inceleyen toplum bilimci kimdir?
Muzaffer Şerif
S.40- Moreno’nun sosyometri yönteminin esası olan sosyometri testi nedir?
Bu test grubu oluşturan kişiler arasındaki duygusal bağlantıları saptar
S.41- Gruplararası dinamik konusunda önemli çalışmalar yapan bilim adamı kimdir?
Muzaffer Şerif
S.42- Siyasal propaganda küçük grupları nasıl etkilemektedir?
Propaganda, kitleler üzerinde doğrudan etki yapmaktan çok grup önderi durumundaki bireyleri etkileyerek amacına ulaşmaktadır.

ÜNİTE-7
S.1- Marksizmde tarihin itici gücü nedir?
K.Marx sınıf çatışmaları tarihin itici gücüdür
S.2- Toplumdaki katmanlaşmanın en katı şekli nedir?
Kast
S.3- Ploleter sınıflar yerine proleter uluslar düşüncesini ortaya atan kimdir?
Sultan Galiev
S.4- Kitlelerin kendiliğinden oluşan eylemlerini bilinçlenmenin en sağlıklı yolu olarak gören kimdir?
Rosa Lüksemburg
S.5- İnsanların para cüzdanlarının şişkinliğine bakarak sınıflandırmasına karşı çıkan kimdir?
K.Marx
S.6- Sınıf çatışmasının siyasal mücadelede önemli olduğunu ama tek başına da yeterli olmayacağını savunan kimdir?
Duverger
S.7- Marx’ın öngördüğü devrim beklentisine, tersi gelişerek ortaya çıkan devrim hangi ülkede olmuştur?
Rusya
S.8- Ortaçağ Avrupa’sında rastlanan zümre veya düzenlerdeki yapı neyin üzerine kurulmuştur?
Hukuksal eşitsizlikler
S.9- Hindistan’daki kast sistemi içinde yer alan tabakalar?
Brahmanlar
Kişatliyalar
Vaişyalar
Sudnalar
S.10- Marx son çözümlenmesinde toplumu hangi sınıflara ayırmıştır?
Varlıklı-Yoksul
S.11- Toplumlarda rastlanan katman türlerinden en önemlisi nedir?
Sınıf
S.12- Kast sistemi nerede oluşmuştur?
Hindistan
S.13- Marksistlere göre toplumsal sınıfları oluşturan öğe nedir?
Üretim araçlarının özel mülkiyeti
S.14- Marksistlere göre sınıfları oluşturan öğe nedir?
Üretim araçlarının özel mülkiyeti
S.15- İnsanların para cüzdanlarının para şişkinliğine bakarak sınıflara ayrılmasına karşı çıkan kimdir?
Karl Marx
S.16- Felsefenin sefaleti adlı kitap kime aittir?
Marx
S.17- Bilimsel bir bakış açısına göre, kendiliğinden varolan bir toplumsal sınıfı, toplumsal gücü dönüştüren temel öğe nedir?
Sınıf Bilinci
S.18- Marx’ın öngördüğü devrim beklentisi tam tersine hangi ülkede olmuştur?
Rusya
S.19- Feodalite de öngörülen sınıf?
Serf-Derebeyi
S.20- Marksizm açısından, bilinçlenmenin en önemli öğesini ney oluşturur?
İdeoloji
S.21- Proleter sınıflar yerine proleter uluslar düşüncesini ortaya atan kimdir?
Sultan Galiev
S.22- Sınıf çatışmasının siyasal mücadelede önemli bir etken olduğunu ama tek etken olmadığını öne süren kimdir?
Maurice Duverger
S.23- Toplumsal katmanlaşmaya ilişkin doğru ifadeler?
Katmanlaşmanın temelinde dinsel köken temiz ve temizolmayan ayrımı yatmaktadır.
Ortaçağ Avrupasındaki zümre ve düzenler hukuksal eşitsizlikler üzerine kurulmuştur
Eski Yunan kast sisteminde bir kasttan diğerine geçiş olanağı vardır.
Katmanlaşmanın en katı biçimi kastlardır.
S.24- Kolla çalışan bir değirmenin derebeylerin bulunduğu bir toplumu, buharlı bir değirmen ise sanayi kapitalizmine dayalı toplumu yaratır” görüşü kime aittir?
Marx
S.25- Varlıklı ve yoksul toplum kesimleri arasındaki kutuplaşmanın devrim yaratabileceğini, orta sınıfları yokolmuş ya da güçsüzleşmiş bir toplumun sağlıksız olduğunu söyleyen düşünür kimdir?
Aristo
S.26- Köylülerin toprak üzerindeki dağınık konumlarının ve sınırlı kafa yapılarının bağımsız eylemlere girişmelerine olanaksız kıldığı ve kır kent karşıtlığında zaferin kentlilerde olacağını savunan kimdir?
Engels
S.27- Tüm insanlık tarihi, sınıf çatışması tarihinden başka birşey değildir düşüncesi kime aittir?
Marx-Engels
S.28- Toplumsal sınıfları, o toplumda varolan saygınlık derecelerine göre tanımlayan kimdir?
Amerikalı Sosyologlar
S.29- Geri kalmış ülkelerde sınıflaşmada ilk dikkati çeken özellik nedir?
Güçsüz orta tabaka
S.30- Türkiye’nin toplumsal yapının hangi özelliği, demokratik bir sistem kurma açısından onu geri kalmış diğer ülkelerin büyük çoğunluğundan ayırır?
Orta sınıfların diğer geri kalmış ülkelere göre güçlü olması
S.31- Kast toplumsal katmanlaşmasında kastların yukarıdan aşağıya “temiz” ve “kirli” olarak sıralanması durumunu en iyi açıklayan?
Kast katmanlaşması din ile desteklenmiştir.
S.32- Marksizme göre devletin hakemliği yani yansızlığı hangi ortamlarda sözkonusu edilebilir?
Eski egemen sınıfın gücünü yitirip yenisinin henüz egemenliğini kabul ettiremediği dönemlerde
S.33- Kastlar ile toplumsal sınıflar arasındaki en önemli ve temel fark nedir?
Toplumsal sınıflar arasında, kastlarda olmayan “dikeyine hareketlilik” denebilecek bir geçiş vardır.
S.34- Kendiliğinden varolan bir toplumsal sınıfı, toplumsal güce dönüştüren temel unsur nedir?
Sınıf Bilinci
S.35- Geri kalmış ülkelerde toprak reformu niçin büyük ölçüde olanaksızdır?
Topraksoylularla kentsoylular koşullar gereği işbirliği içinde olduklarından toprak reformunu zorlayacak bir mekanizma oluşmamıştır.
—————————
ÜNİTE-8
S.1- İngiltere’nin tarih boyunca bir çok istiladan korunmasını sağlayan özellik nedir?
İngilterenin bir ada devleti olması onu tehlikelerden korumuştur.
S.2- Daha ileri bir düzen için çaba göstermeyi gerektiren milliyetçilik nedir?
Toplumsal milliyetçilik
S.3- “Pireneler” hangi ülkeyi diğerlerinden farklı bir konuma getirmiştir?
İspanya
S.4- “Efendi-Köle” ilişkisi hiçbirzaman sürekli ve kararlı olmaz diyen düşünür kimdir?
Raymond Aron
S.5- Hangi milliyetçilik ideolojisini besleyen kaynaklar arasında yer alır?
Doyumsuzluk ezilmişlik milliyetçiliği güçlendirir.
S.6- Çete savaşları ne zaman ve ne etkisiyle gelişmiştir?
19.yy milliyetçilik akımları
S.7- Kültürel emperyalizmin gelişmesine en büyük etkiyi sağlayan nedir?
Kitle iletişim Araçları
S.8- Toplu olarak ekonomik olanaklar artırmaktan ziyade ulusal bağımsızlığı hedef alan milliyetçilik türü hangisidir?
Siyasal milliyetçilik
S.9- İmparatorluk kurma, sürdürme siyasetini içeren kavrama ne denir?
Emperyalizm
S.10- “Kültür halkın yaşam biçimidir” diyen ve toplumsallaşmadan bahseden düşünür kimdir?
Herzkovits
S.11- Ulusal gücün alt yapısal öğeleri?
Askeri Güç
Toplumu çevreleyen doğal koşullar
Toplumun demografik olanakları
Toplumun ekonomik olanakları
S.12- Pireneler hangi ülkeyi diğerlerinden farklı kılmıştır?
İspanya
S.13- siyasal Milliyetçilik ne için çaba harcanmasını gerektirmez?
Daha ileri bir düzen geliştirmek
S.14- Batı’da feodal düzenden çıkılırken milliyetçiliğe sahip çıkan sınıf nedir?
Burjuvazi
S.15- Milliyetçilik ideolojisini besleyen kaynaklara örnek?
Doyumsuzluk, Güçsüzlük
S.16- Efendi ve köle ilişkisi hiçbir zaman sürekli ve kararlı olmaz” diyen kimidir?
Raymond Aron
S.17- İmparatorluk kurma ve sürdürme siyasetini bir anlamda ideolojisini içeren kavrama ne denir?
Emperyalizm
S.18- Kültürel emperyalizmin gelişmesine en büyük etken nedir?
Kitle İletişim Araçları
S.19- Çağdaş toplumlar açısından aslında gerçek bir savaş nedenleri?
Toplumsal nedenler
Siyasal ve ekonomik nedenler
Savunma amacı
Askeri-Seçkinci eğilimler
S.20- Ulusal gücün öğeleri?
Doğal Koşullar
Toplumun ekonomik yapısı
Demografi
Askeri Güç
S.21- Kitle iletişim araçlarının etkisi hızla artarken günümüzde giderek yaygınlık kazanan nedir?
Kültürel Emperyalizm

S.22- Çağdaş toplumlar açısından gerçek savaş nedenleri?
Savunma Amacı
Siyasal ve ekonomik nedenler
Toplumsal Nedenler
Askeri-seçkinci eğilimler
S.23- Yıllardır süren Türk-Yunan sürtüşmesinin sıcak çatışmaya dönüşmesini engelleyen en önemli neden nedir?
Her iki ülkenin NATO üyesi olması ve Batı bloku içinde yer almaları
S.24- İlkel toplumlarda çatışma nedenleri?
Bazılarının yalnızca kendilerini savunması
Bazıların kendilerine yapılan haksız bir isteği kabul etmemesi
Bazılarının topraklar, kadınlar ve köleler elde etmesi
Bazılarının intikam alması ve kendi dışındakilerini öldürüp dinsel törenlerde kullanması
S.25- Endüstri kurmada, savaşta büyük nüfusa sahip olmak gerektiğini vurgulayan düşünür kimdir?
Margethau
S26- Nato’nun görevi?
Uluslararası sorunları savaştan önce barışçıl yollarla çözümlemek.
S.27- Askeri ve ekonomik açıdan önem taşıyan yaş grubu nedir?
20-40
S.28- Askeri gücün oluşumunda kurumsal etkenlerin orduya etkisi hangi düzeyde belirleyicidir?
Örgütlenme
S.29- Çağdaş toplumlarda savaş nedenleri?
Ekonomik
Toplumsal
Askeri
Savunma
S.30- Bölgesel savaşların görüldüğü bölgeler?
İrlanda
İspanya
Irak
Kıbrıs
S.31- Bir toplumun kültürünün diğer toplumca benimsenmiş olması bir üstünlük ve zafer belirtisidir düşüncesi kime aittir?
Mongenthau
S.32- Daha ileri bir düzen için çaba göstermeyi gerektiren milliyetçilik nedir?
Siyasal Milliyetçilik
S.33- İnsan davranışlarındaki esneklik yada katılığın, kabul ya da reddetme eğilimlerinin otoriterlik ya da demokratikliğin kökenlerinde etkisi en çok olan öğe nedir?
Toplumsal Kurumların
S.34- Dünya ikili bir kutuplaşmadan uzaklaşırken “Soğuk Savaş”ın yerini de “Yumuşama” almıştır. Yumuşamanın getirdiği Sonuçlar?
Bloklar arasındaki ilişkiler artmıştır
Ekonomik alanda dışa açılma dönemine girilmiştir
Kültür alış veriş yoğunlaşmıştır
Bloklar içi dayanışma eski katılığını yitirmiştir.
S.35- 20.yy’ın siyasal gelişmelerinin ürünleri?
Ulusal bağımsızlık örgütleri
Birleşmiş Milletler Cemiyeti
Loncalar
Çok uluslu şirketler
S.36- Ulusal güç bakımından en önemli unsur nedir?
Yiyecek bakımından kendi kendine yeterli olmak
S.37- Batıda feodal düzenden çıkılırken milliyetçiliğe sahip çıkan sınıf Burjuvazi olmuştur. Oysa günümüzün geri kalmış ülkelerinde milliyetçilik ideolojiye daha çok aydınlar sahip çıkmaktadır. Bu durun nasıl açıklanabilir?
Çünkü günümüzün geri kalmış ülkeleri için burjuvazinin yabancı ekonomik güçlerin temsilciliğini yapması daha karlıdır.
————————-
ÜNİTE-9

S.1- Kadro partilerinin temel örgüt birimi nedir?
Komite
S.2- Farklı siyasal eğilimlerin temsilcisi olarak siyasal partiler nerede ortaya çıkmıştır?
Eski Yunan
S.3- Genelde eğitim ve gelir düzeyleri daha yüksek, bireyci eğilimleri daha gelişmiş siyaset adamlarına sahip olan ve güçlü parti disiplininden hoşlanmayan partiler hangisidir?
Tutucu Partiler
S.4- Yaptığı araştırmalarla kadro-kitle partisi ayrımına ön ayak olmuştur?
Duverger
S.5- Çağdaş anlamda siyasi partiler ilk kez nerede doğmuştur?
Batı Avrupada
S.6- Hangi Parti Aristokrasi ve burjuvanın oluşturduğu bir taban üzerinde kurulmuştur?
Kadro Partileri
S.7- Partilerin işçi sendikalarına yakın olduğu, arada dayanışmanın bulunduğu sistemlerde hangi partiler oluşmuştur?
Sosyal Demokrat Partiler
S.8- Üyelerinin özelliklerinden çok ideolojiye önem veren partiler hangisidir?
Kitle Partileri
S.9- Üyelerinin niteliklerine önem veren partiler hangileridir?
Totoliter Partiler
S.10- Komünist partilerin temel örgütlenme şekli nedir?
Hücre
S.11- Çağdaş anlamda siyasal partiler ilk kez nerede ve hangi yüzyılda doğdu?
Batı Avrupada 19.yy
S.12- İlk partiler hangi tür partilerdir?
Kadro Partileri
S.13- Partinin devletin üstünde değil onun koruyucusu olduğu ve devlet ile iç içe olduğu parti türü hangisidir?
Faşist Partiler
S.14- Çıkarların temsili açısından partileri ifade ediniz?
Pragmatik Partiler+İdeolojik partiler+Geleneksel Partiler
S.15- İşçi sınıfının mücadelesi sonucu oy hakkının yaygınlaştırılmasıyla birlikte ortaya çıkan partiler hangisidir?
Kitle Partiler
S.16- Farklı siyasal eğilimlerin temsilcisi olarak siyasal partiler nerede ortaya çıkmıştır?
Eski Yunan
S.17- İlk partileri ve onların uzantılarını yapısal olarak neyle adlandırabiliriz?
Kadro Partileri
S.18- Aristokrasi ve burjuvazinin oluşturduğu toplumsal tabanlar hangi partiyi yaratmıştır?
Kadro Partileri
S.19- İskandinav ülkeleri gibi, partilerin işçi sendikaları ve kooperatiflerle yakın bir dayanışma içinde olmalarına olanak veren sistemlerde hangi tip partiler doğmuştur?
Sosyal Demokrat Partiler
S.20- “Toplumsal Sözleşme” adlı kitap kimindir?
J.J. Rousseau
S.21- Türkiyede ilk siyasal partiler hangi dönemde ortaya çıkmıştır?
İkinci Meşrutiyet
S.22- Türkiye’de siyasal parti niteliğine uygun ilk örgüt nedir?
İttihat ve Terakki Cemiyeti
S.23- Türkiyede ilk serbest genel seçimler hangi tarihte yapılmıştır?
1950
S.24- Parti sayısından çok, partiler arasındaki kutuplaşmanın önem taşıdığını ve buna bağlı olarak siyasal çatışmanın niteliğinde belirli farklılıkların ortaya çıktığını savunan kimdir?
Giovannı Sartori
S.25- A.B.D’de siyasal parti adayları nasıl saptamaktadır?
Partili seçmenlerin tercihiyle
S.26- Komünüst Partilerin temel örgütlenmesi hangi birimle sağlanır?
Hücre
S.27- Kadro Partilerinin Özellikleri?
Üye sayısının çok, üyelerinin niteliğinin önem taşıması
Genel merkez otoritesinin zayıf olması
Etkinliklerinin yalnız seçimle sınırlı olması
Az, ama ekonomik bakımdan güçlü üyelere sahip olması
S.28- Kitle Partilerinin özellikleri?
Üyelerinin ekonomik bakımdan güçlü olmaması
Sıkı bir oy disiplininin bulunması
Bürokratik bir yapıya sahip olması
Etkinliklerinin sürekli ve yaygın olması
S.29- Bir ülkede siyasal parti sayısını belirleyen etkenlere ilişkin ifadeler?
Parti sayısı, o ülkedeki toplumsal bölünmenin bir yansımasıdır
Laiklik yanlıları ve karşıtlarının bulunması, prati sayısını artırabilir
Parti sayısını belirleyen toplumsal bölünmelerin başında toplumsal sınıflar gelir
Dinsel bölünmeler parti sayısının artmasında rol alabilir
S.30- Türkiye’de siyasal parti niteliğine uygun ilk örgüt nedir?
İttihat ve Terakki
S.31- Faşist Partinin Özellikleri?
Önderin düşüncelerinin tartışmasız doğru olması
Askeri bir yapıya sahip olması
İdeolojinin ikinci derecede önem taşıması
Devletin denetimi dışından hiçbir güce izin verilmemesi
S.32- Kemalist Partinin Özellikleri?
Geçiş dönemi partisi olması
Çoğulcu bir yapıya sahip olması
Ocak örgütlenmesine dayalı yapısının olması
Halkı daha demokratik bir aşamayla hazırlama işlevini üstlenmiş olması
S.33- “Büyük çoğunluğun yöneten ve yönetilen bir azınlığın da yönetilen olması doğal düzene karşıdır. Bu anlamda demokrasi hiçbir zaman varolmadığı gibi, hiçbir zamanda varolmayacaktır. Sözleri kiime aittir?
J.J. Rousseau
S.34- Seçim sistemlerinin siyasal partilere etkisine ilişkin ifadeler?
Orantılı temsil sistemleri, küçük partilerin yaşama şansını artırır
Tek türlü çoğunluk sistemi, iki büyük parti yaratır
Orantılı temsil sisteminde, tek partiye dayalı hükümet kurmak zorundadır
İki Türlü çoğunluk sisteminde, seçim sonrasında ortak hükümetin kimler arasında kurulacağı bellidir.
S.35- Siyasal partilerin işlevleri?
Yönetim ile yönetilenler arasında iletişim sağlamak
Farklı çıkar ve görüşlerde uzlaşabilenleri, birleştirmek
Adayları saptamak ve seçmene karşı onlara kefil olmak
Çıkar gruplarını belirli seçeneklerde birleştirmek
S.36- Çağımızda en gelişmiş demokrasilerin yurttaşları günlük yaşamın her düzeyinde kendilerine ilişkin tüm kararlara katılma, özlemindedir. Bu durum kim tarafından “bireysel temsil” partilerden “demokratik bütünleşme” partilere geçiş olarak tanımlanmıştır?
Naaumann
S.37- A.B.D’de siyasi parti adayları nasıl saptanmaktadır?
Partili seçmenlerin tercihiyle
S.38- “Ulusal bağımsızlığın korunması çabası” hangi kavramla en iyi ifade edilir?
Siyasal Milliyetçilik
S.39- Kadro Partilerinin Özellikleri?
Kamu oyunu seçim dönemlerinde etkilemek isterler
Temel örgüt birimi komitelerdir
Ünlü isimlerle yetinirler
Seçimler arasında çalışmaları pek görülmez
S.40- Marxist anlayışa göre bir toplumda birden fazla parti olmasının temel nedeni nedir?
Sınıflar
S.41- İki parti sistemini savunanların tezleri?
Politik sorunlar iki büyük ve ayrı bölümde görülür, açıklık kazanır, sorunların çözümü kolaylaşır
Kamu oyu bir bir ince, karmaşık ve ayrıntılı parçaya bölünmüş olmaktan kurtulur
Hükümetlerde istikrar sağlanır
İktidara daha serbest hareket olanağı verir

S.42- Toplumun demokrasiye geçişini kolaylaştıracak kurumların gelişimini hedefleyen bir geçiş partisi niteliği taşıyan hangisidir?
Kemalist Tek Parti
S.43- Kitle iletişim araçlarının etkisinin baş döndürücü bir hızla artması hangi olguya önem ve yaygınlık kazandırmıştır?
Kültür Emperyalizmini
S.44- Osmanlı İmparatorluğu döneminde siyasal parti niteliğine uygun ilk örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti, tek parti egemenliğini neye borçludur?
Orduya
—————-
ÜNİTE-10
S.1- Kitle baskı gruplarına verilebilecek en iyi örnek nedir?
İşçi sendikaları
S2- Kitle Baskı grupları?
Esnaf Örgütleri
İşçi Sendikası
Çiftçi Örgütleri
Gençlik Örgütleri
S.3- Çağdaş topluluklarda bürokrasi olgusuna en büyük önemi veren bilim adamı kimdir?
M.Weber
S.4- Ekonomik bakımdan güçsüz toplum kesimlerinin oluşturdukları baskı grupları güçleri nedir?
Örgütlenme Düzeyi
S.5- Gelişmiş ülkelerde bürokrasi kavramı yerine hangisi kullanılır?
Teknokrasi
S.6- Estadrud işçi kuruluşu hangi ülkede görülmüştür?
İsrail
S.7- Jean Meyraud’a göre baskı gruplarının temel işlevlerinden biri nedir?
Karar organlarına sorunlarına dair bilgi vermek
S.8- Hangisi işveren ve büyük toprak sahiplerinin oluşturdukları baskı gruplarıdır?
Kadro Baskı Gruplaı
S.9- Ordunun siyasi yapısının ve eğilimlerinin oluşmasında önem taşıyanlar?
Ülkenin gelişmişlik düzeyi
Ekonominin büyüme ya da bunalım dönemlerinde bulunuşu
Rejimin silahlı kuvvetlere verdiği önem ve onlara sağladığı koşullar
Subay kesiminin toplumsal kökeni
S.10- Komünizmi bir proleterya diktatörlüğünden çok bürokratların diktatörlüğü olarak gören bilim adamı kimdir?
Max Weber
S.11- Siyaset biliminin temel kaynaklarından “prens” adlı eser kime aittir?
Makyavel
S.12- İnsan doğasının değişebilir olduğunu vurgulamasıyla toplum bilimlerine katkıda bulunan ünlü düşünür kimdir?
K.Marx
S.13- “Amerikada Demokrasi” isimli eserin yazarı kimdir?
Alexis de Tocqueville
S.14- Yapısal ilişkiler içindeki öğelerden oluşan bütüne ne ad verilir?
Sistem
S.15- Üst yapı kavramı içinde değerlendirilenler?
Kültürel Etkenler
S.16- Alt yapı kavramı içinde değerlendirilenler?
Doğa
İnsan
Teknolojik Yapı
Ekonomi
S.17- Sıcak iklim insan eğilimlerini geliştirdiğini savunan öne süren kimdir?
Aristo
S.18- Rus topraklarını diğer ülke ve kıtalardan ayırarak, kendince “Dünyanın Kalbi” olarak niteleyen kimdir?
Mackinder
S.19- “Tarihte neler oldu?” adlı eseri kim yazmıştır?
G.Childe
S.20- Gençliğin saldırganlığını demografik etkenlere bağlayan ünlü düşünür kimdir?
K.Marx
S.21- Merkezi iktidarın bazı yetkilerin yerel (bölgesel) organlar eliyle kullanmasına ne ad verilir?
Yerinden Yönetim
S.22- Kırsal kesim topluluklarına ait özellikler?
Törelere Bağlılık
Düşük eğitim
Kaderci insan yapısı
Yüzyüze iletişimin egemen olması
S.23- Duvenger’e göre hangi ülkede demokratik rejime sahip ülkeler arasında yer almaz?
Asya
S.24- Toplumsal Kurumlar?
Eğitim
Din
Siyaset
Aile
S.25- Siyasal İktidarın Özellikleri?
En genel iktidardır, toplumun tümü üzerinde geçerlidir
Diğer iktidarlara etki eder
En üst noktadaki iktidardır
En geniş, en yetkili ve kapsamlı iktidardır
S.26- Sosyal devlet anlayışının oluşumuna katkı sağlayan hangaisidir?
sosyalizm
S.27- Devletin temel öğeleri?
Ülke
Egemenlik
Ulus
İktidar
S.28- Cinsel ihtiyaçların bastırılması sonucu yücelme, saldırganlık nevroz gibi davranışların ortaya çıktığını savunan kimdir?
Freud
S.29- “Zihniyetimiz evren ile aramızda bir prizmadır” diyen düşünür kimdir?
G.Bouthoul
S.30- Libido kavramını ortaya çıkaran kimdir?
Freud
S.31- Freudun ileri sürdüğü Libido yerine hükmetme içgüdüsünü koyan düşünür kimdir?
Adler
S.32- Grup dinamiği kavramını ortaya atan ve geliştiren bilim adamı kimdir?
Kurt Lewin
S.33- Birincil grupların toplumsal yaşama egemen oldukları durumlarda toplumsal yapının aldığı şekil nedir?
Otoriter
S.34- Grup birliğinin dışa yansımasındaki tutumlara örnek?
Sapmalara direnç göstermesi
S.35- Bir gurubu oluşturan kişiler arasındaki duygusal bağlantıları saptama amacıyla hazırlanan teste ne ad verilir?
Sosyometri Testi
S.36- Marksizmde tarihin itici gücü nedir?
Sınıf çatışmaları
S.37- Proleter sınıflar yerine proleter uluslar düşüncesini ortaya atan kimdir?
Sultan Galiev
S.38- İnsanların , para cüzdanlarının şişkinliğine bakılarak sınıflandırılmasına karşı çıkan kimdir?
K.Marx
S.39- İngilterenin tarih boyuncu bir çok istiladan korunmasını sağlayan özellik nedir?
Bir ada devleti olması
S.40- Pireneler hangi ülkeyi diğerlerinden farklı bir konuma getirmiştir?
İspanya
S.41- Hangisi milliyetçilik ideolojisini besleyen kaynaklar arasında yer alır?
Doyumsuzluk
S.42- Kadro partilerin temel örgüt birimi nedir?
Komite
S.43- Genelde eğitim ve gelir düzeyleri daha yüksek, bireyci eğilimleri daha gelişmiş siyaset adamlarına sahip olan ve güçlü parti disiplininden hoşlanmayan partiler hangisidir?
Tutucu Partiler
S.44- Çağdaş anlamda siyasi partiler ilk kez nerede doğmuştur?
Batı Avrupada
S.45- Kitle baskı gruplarına verilebilecek en iyi örnek nedir?
İşçi Sendikası
S.46- Çağdaş topluluklarda bürokrasi olgusuna en büyük önemi veren bilim adamı kimdir?
Max Weber
S47- Gelişmiş ülkelerde bürokrasi kavramı yerine hangisi gelmiştir?
Teknokrasi
S.48- Kadro baskı grupları güçlerini nereden alırlar?
Üyelerinin niteliklerinden
S.49- Kitle baskı gruplarının en iyi örneğini hangisi oluşturur?
İşçi Sendikaları
S.50- Ekonomik bakımdan güçsüz toplum kesimlerinin oluşturdukları baskı grupları güçlerini nereden alırlar?
Örgütlenme düzeyi
S.51- Hindistan’da ekonomik ve toplumsal koşullar Türkiye’nin gerisinde olduğu halde askeri darbe olmaması nasıl açıklanabilir?
Hindistanda ulusal bağımsızlık hareketine sivil aydınlar öncülük etmiştir
S.52- Çağdaş toplumlarda bürokrasi olgusuna en büyük önemi kim vermiştir?
M.Weber
S.53- Gelişmiş ülkelerde bürokrasi kavramı yerine hangisi gelişmiştir?
Teknokrasi
S.54- Demokratik sol partilerle işçi sendikaları ve kooperatifler arasında kurulan sürekli ittifaklar nerede görülür?
İskandinav Ülkeleri
S.55- Estadrud işçi kuruluşu hangi ülkede görülmüştür?
İsrail
S.56- İşçi sendikaları hangi silahı kullanarak hükümetin kendilerini ciddiye almaları sağlar?
Grev
S.57- Kendilerine bağlı baskı grupları oluşturma yoluna ilk giden hangi partiler olmuştur?
Sosyalist ve Komünüst Partiler
S.58- Kadro baskı grupları güçlerini nereden alırlar?
Üyelerinin niteliklerinden
S.59- Kitle baskı gruplarının en iyi örneğini hangisi oluşturur?
İşçi Sendikaları
S.60- Ekonomik bakımdan güçsüz toplum kesimlerinin oluşturdukları baskı grupları güçlerini nerede alırlar?
Örgütlenme düzeyi
S.61- Hindistan’da ekonomik ve toplumsal koşullar Türkiye’nin gerisinde olduğu halde askeri darbe olmaması nasıl açıklanır?
Ulusal bağımsızlık hareketine asker kökenli aydınlar değil, sivil aydınlar öncülük etmiştir.
S.62- Çağdaş toplumlarda bürokrasi olgusuna en büyük önemi kim vermiştir?
M.Weber
S.63- Gelişmiş ülkelerde bürokrasi kavramı yerine hangisi gelişmiştir?
Teknokrasi
S.64- Demokratik sol partilerle-işçi sendikaları ve kooperatifler arasında kurulan sürekli ittifaklar nerede görülür?
İskandinav Ülkeleri
S.65- İşçi sendikaları hangi silahı kullanarak hükümetin kendilerini ciddiye almalarını sağlar?
Grev
S.66- Kendilerine bağlı baskı grupları oluşturma yoluna ilk giden hangi partiler olmuştur?
Sosyalist ve komünüst partiler
S.67- Kitle baskı grubuna örnek veriniz?
İşçi Sendikaları
S.68- Baskı gruplarının yönetiminde etkili olma ya da partinin doğrultusunda bazı baskı grupları oluşturmaya çalışan siyasi partidir?
Faşist Parti
Komünüst Parti
Sosyalist Parti
Kadro Partileri
S.69- Jean Meynaud’a göre baskı gruplarının temel işlevleri?
Karar organlarına, sorunlarıyla ilgili bilgi vermek
Alınan kararlara üyelerinin rızasını sağlamak
Tabanlarındaki genel eğilimleri yönlendirmek
Tabanlarındaki genel eğilimleri akılcı çözüm önerilerine dönüştürmek
S.70- Hem sınıf hem de kadro baskı grubu?
İşveren Sendikaları Konfederasyonu
S.71- Baskı grupları sosyal ve siyasal hayatın çeşitli alanlarında çalışırlar. Baskı gruplarının doğrudan yönetim alanında gerçekleştirdiği baskıya bir örnek veriniz?
Memurların tayinine etki yapmak
S.72- Max Weber; “Eğer yönetim makinesinin tüm dişlileri siyasal iktidarın uygulan

Popularity: 14% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 26th, 2010

1-) Orta ve uzun vadeli finansal varlıkların işlem gördüğü piyasaya ne ad verilir?
A) Organize piyasa
B) Serbest piyasa
C) Tezgah üstü piyasa
D) Vadeli piyasa
E) Sermaye piyasası

2-) Daha önce alım satıma konu olmuş menkul kıymetlerin tekrar işlem gördüğü piyasaya ne denir?
A) Birincil piyasa
B) İkincil piyasa
C) Üçüncül piyasa
D) Dördüncül piyasa
E) Sermaye piyasası

3-) İlk merkez bankası nerede ve kaç yılında kurulmuştur?
A) 1668’de İsveç’ de
B) 1694’de İngiltere’de
C) 1746’da Fransa’da
D) 1864’de Almanya’da
E) 1875’de ABD’de

4-) Hazine Müsteşarlığı’nın görevlerinden biri değildir?
A) Ekonomi politikalarının tespitine yardımcı olmak,
B) Hazine işlemleri ve kamu finansmanına ilişkin faaliyetleri yürütmek,
C) Paranın iç ve dış değerini ekonomiye yarar sağlayacak düzeyde tutma,
D) Uluslar arası ve bölgesel ekonomik ve mali kuruluşlarla ilişkileri yürütmek,
E) Yabancı ülke ve kuruluşlardan borç ve hibe alınması ve verilmesine ilişkin işlemleri yürütmek,

5-) Bankaların krediler için uyguladıkları faizle, fonları elde ederken ödedikleri faiz arasındaki farka ne denir?
A) Marjin
B) Arbitraj
C) Kredi riski
D) Yasal risk
E) Repo

6-) Aşağıdakilerden hangisi repo ve ters repo işlemlerine konu olabilecek menkul kıymetlerden biri değildir?
A) Devlet tahvili
B) Hazine bonosu
C) Banka bonosu
D) Alacak senedi
E) Banka garantili bono

7-) Aşağıdakilerden hangisi tahvilin değerini belirleyen etmenlerden biri değildir?
A) İskonto oranı
B) Vade
C) Kâr payı oranı
D) Enflasyon oranı
E) Faiz oranı

8-) Enflasyon oranı %80 olduğunda %90 nominal faizli tahvilin reel faiz oranı yüzde kaç olur?
A) 5,5
B) 10
C) 15
D) 25
E) 40

9-) Sahiplerine bütün hakları eşit olarak sağlayan hisse senetlerine ne denir?
A) İmtiyazlı hisse senedi
B) Adi hisse senedi
C) Nama yazılı hisse senedi
D) Bedelli hisse senedi
E) Bedelli tamamen ödenmemiş hisse senedi

10-) Borsalarda bütün alış ve satış emirlerinin sisteme girildiği ve eşleştirmenin fiyat ve zaman önceliği esaslarına göre otomatik olarak yapıldığı sisteme ne denir?
A) Toplu açılış sistemi
B) Pano sistemi
C) Serbest pazarlık sistemi
D) Çok fiyat-sürekli müzayede sistemi
E) Merkezi sistemi

11-) Tarafların belli tutardaki anaparaya ileriki bir tarihte belli bir süre için uygulanacak faiz oranı üzerinden anlaşmalarına ne denir?
A) Döviz future sözleşmesi
B) Faiz future sözleşmesi
C) Satma opsiyonu
D) Forward faiz sözleşmesi
E) Forward döviz sözleşmesi

12-) İşletmelerin işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamak üzere çıkardıkları kısa vadeli menkul kıymet aşağıdakilerden hangisidir?
A) Banka Bonosu
B) Banka Garantili Bonosu
C) Hazine Bonosu
D) Finansman Bonosu
E) Kıymetli Maden Bonosu

13-) Menkul kıymetle ilgili alış ve satış emirlerinin hacmini ifade eden aşağıdakilerden hangisidir?
A) Piyasa derinliği
B) Piyasa genişliği
C) Piyasa esnekliği
D) Devamlı piyasa
E) Piyasa dengesi

14-) Menkul kıymetlerin borsa kotuna alınması için yapılan başvuruları değerlendirme görevi İMKB’nin hangi organına aittir?
A) Genel Kurul
B) Yönetim Kurulu
C) Kotasyon Komitesi
D) Uyuşmazlık Komitesi
E) Disiplin Komitesi

15-) Borsaya kayıtlı menkul kıymetlerin en kısa sürede ve en düşük maliyetle alınıp satılabilme olanağının bulunduğu piyasa aşağıdakilerden hangisidir?
A) Devamlı piyasa
B) Piyasa derinliği
C) Piyasa genişliği
D) Piyasa esnekliği
E) Piyasa canlılığı

16-) Ülkemizde sermaye piyasalarının hızlı bir şekilde gelişmesinin en temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sermaye piyasası kurumunun etkin çalışmaları
B) Para piyasası politikalarının etkinliği
C) Takas ve saklama sistemlerinin sağladığı etkinlik ve güvenirlik
D) Ülkenin istikrarlı ekonomisi
E) Merkez bankası enflasyonist uygulamaları.

17-) Aşağıdakilerden hangisi Merkezi Kayıt Kuruluşunun kurucularından biri değildir?
A) İMKB
B) Takasbank
C) TMSF
D) TSPAKB
E) İAB

18-) Aracı kuruluşlara, sermaye piyasası işlemlerinde etkinlik ve kolaylık sağlayıp takas borçlarının erken kapatılması sureti, ile alacaklarından erken yararlanmalarını sağlamak ve piyasalara derinlik kazandırılmasına yönelik nakdi kredi aşağıdakilerden hangi
A) Takasbank Borsa Para Piyasası
B) Menkul Kıymet Kredisi
C) Banka Kredisi
D) Açık Kredi
E) Akreditif Kredisi

19-) Bir bankaya yatırılan 300 TL’lik vadesiz mevduattan kanuni karşılık oranı %25 ise piyasada yaratılan kaydi para tutarı kaç TL’dir?
A) 600 TL
B) 1.000 TL
C) 1.200 TL
D) 1.500 TL
E) 1.600 TL

20-) 1950’de ülkemizde kurulan ilk özel kalkınma bankasıdır.
A) Türkiye Sınai Kalkınma Bankası
B) Denizcilik Bankası
C) T. Vakıflar Bankası
D) T. Öğretmenler Bankası
E) Yapı ve Kredi Bankası

21-) Aşağıdakilerden hangisi bankacılık sektöründe yaşanan problemlerin makro bazlı faktörlerinden biri değildir?
A) Aktif kalitesinin bozuk olması
B) Enflasyon ve büyüme oranlarındaki istikrarsızlık
C) Faiz oranları, döviz kuru, sermaye hareketlerindeki değişkenlik ve cari işlemler açığı
D) Dışsal şoklar
E) Siyasi istikrarsızlık

22-) Aşağıdakilerden hangisi Factoring şirketleri için doğru bir ifade değildir?
A) Ana faaliyetleri dışında faaliyette bulunamazlar, teminat mektubu veremezler
B) Factoring ve finansman şirketlerinin ödenmiş sermayesi en az 5 milyon TL,
C) Kuruluş iznini BDDK verir
D) Anonim şirket şeklinde kurulmak zorundadır,
E) Mevduat toplayarak, bunları sermaye piyasasında işletirler.

23-) Aşağıdakilerden hangisi factoringin avantajlarından biri değildir?
A) Tahsil edememe riskini factore devreden işletmeler, yurtiçi ve yurtdışı pazarlarını genişletir.
B) Factorun verdiği ön ödeme ile hammaddeyi peşin alarak indirimden faydalanabilir ve kârını artırabilir.
C) Alıcıya vade tanıyacağı için, satıcının rekabet gücü artar.
D) İşletme banka kredisi kullanır ve faiz giderleri yükselir.
E) Yöneticiler, kredi kontrolünü düşünmez, nakit akışı belirlendiği için geleceğe dönük ve verimli planlar yapabilirler.

24-) Aşağıdakilerden hangisi leasing’e konu olamaz?
A) İnşaat Makineleri
B) Binalar
C) Patent
D) Demirbaşlar
E) Taşıtlar

25-) Satıcı firmaya sadece finansman hizmeti sunan, buna karşılık alacak yönetimi ve borçların riskini kapsam dışı bırakan factoring türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geleneksel Factoring
B) Toptan Factoring
C) Bildirimli Factoring
D) Acente Factoringi
E) Fatura İskontosu

26-) Yeni buluş ve teknolojik gelişmelere yönelik uzun vadeli yatırımlara finansman sağlayan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gayri Menkul Yatırım Ortaklıkları
B) Girişim Sermayesi
C) Portföy Yönetim Şirketleri
D) Yatırım Fonu
E) Yatırım Ortaklıkları

27-) Aşağıdakilerden hangisi sermaye piyasası aracılık faaliyetlerinden biri değildir?
A) Portföy yöneticiliği faaliyetlerini yapabilirler
B) Halka arz yoluyla satışına aracılık
C) Yatırım bankacılığı faaliyetleri
D) Repo- ters repo
E) Yatırım danışmalığı

28-) Sermaye piyasası araçlarının yetkili kuruluşlar tarafından kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına ticari amaçla alım satılması işlemi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Derecelendirme
B) Değerlendirme
C) Aracılık
D) Komisyonculuk
E) Varlık yönetimi

29-) Kamu veya özel sektör borçlanma araçlarına oluşan fonlar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tahvil ve Bono Fonu
B) Hisse Senedi Fonu
C) Sektör Fonu
D) Grup Fonu
E) İştirak Fonu

30-) Aşağıdakilerden hangisi kantitatif bilgilerden biri değildir?
A) Bilanço
B) Gelir tablosu
C) Kâr dağıtım tablosu
D) Firmanın geleceğe ilişkin plan ve projeleri
E) Nakit akış tablosu

31-) Muhasebe temel kavramlarının muhasebe işlemleri ile mali tablolarda kullanılmasını sağlamak amacıyla uygulanması gereken esaslar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Genel Kabul Görmüş Denetim Standartları
B) Muhasebe kriterleri
C) Muhasebe şekilleri
D) Muhasebe politikaları
E) Muhasebe ilkeleri

32-) Bağımsız denetimde olumlu rapor aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ortaklıkların ve yardımcı kuruluşların mali durum ve faaliyet sonuçlarının 2499 sayılı Kanun çerçevesinde gerçeği yansıttığının tasdikidir.
B) Ortaklıkların ve yardımcı kuruluşların mali durum ve faaliyet sonuçlarının 2499 sayılı Kanun çerçevesinde gerçeği yansıtmadığını tasdikidir
C) Bir bütün olarak mali tabloların güvenirliğini bozmayacak aksaklıkların var olması halinde düzenlenen rapordur.
D) Müşterinin iradesi dışında oluşan, çalışma alanını sınırlayan önemli bir hususun var olması nedeniyle mali tablolara ilişkin bilgi ve belgelerin elde edilememesi halinde
E) Ortaklıkların ve yardımcı kuruluşların mali durum ve faaliyet sonuçlarının 2499 sayılı kanun kapsamında olup da tasfiye olması durumunda

33-) Aşağıdakilerden hangisi kurumsal yönetimin amaçlarından biri değildir?
A) Şirket performansının artırılması
B) Tepe yönetiminin gücünü ve yetkisini istediği gibi kullanmasını engellemek
C) Hissedarların eşit muameleye tabi tutulmasını sağlamak
D) Şirket faaliyetlerin de şeffaflığı sağlamak
E) Bağımsız denetimi kolaylaştırmak

34-) Bankaların, faaliyette bulundukları ülkenin para birimi dışındaki para birimleriyle açmış olukları kredilere ne ad verilir?
A) Euro finansman bonosu
B) Euro kredi
C) Euro senet
D) Euro tahvil
E) Yabancı tahvil

35-) Aşağıdakilerden hangisi Europara kredilerine ilişkin doğru ifadelerden biri değildir?
A) Kredi sözleşmeleri değişken faizli olarak yapılır.
B) Kredi faizinin belirlenmesinde LİBOR temel alınır.
C) Bankaların içinde bulundukları ülke parasıyla açtıkları kredilerdir.
D) Krediler bankalar sendikasyonu tarafından verilir.
E) Fon talep edenlerin kredi değerliliğine bağlı olarak LİBOR’a spread (faiz farkı) ilavesi yapılır.

36-) Bağlı olduğu paranın kullanıldığı ülkede ve çıkaran kurumun ülkesinde satışına izin verilmeyen tahvillere ne denir?
A) Ulusal tahvil
B) Euro tahvil
C) Yabancı tahvil
D) Ecu tahvil
E) Konvertıbl tahvil

CEVAP ANAHTARI
1-E
2-B
3-A
4-C
5-A
6-D
7-C
8-A
9-B
10-D
11-D
12-D
13-B
14-C
15-A
16-C
17-C
18-B
19-C
20-A
21-A
22-E
23-D
24-C
25-B
26-B
27-C
28-C
29-A
30-D
31-E
32-A
33-E
34-B
35-C
36-B

Popularity: 40% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 26th, 2010

NİTE 1

Finansal Sistem :

Bir ekonomide fon arz edenler ve talep edenler , yardımcı kuruluşlar , yatırım ve finansman araçları hukuki ve idari düzenin oluşturduğu yapıya FİNANSAL SİSTEM denir.

Finansal Piyasa :

Fon açığı olan ekonomik birimlerle fon fazlası olan ekonomik birimlerin arz/talep için karşılaştıkları ayrıca finansal varlıların alınıp satıldığı yerlerdir.

Para Piyasaları(Mali piyasa) :

Kısa vadeli (1 yıla kadar)fon arz ve talebin karşılaştığı piyasadır.

Sermaye Piyasaları :

Orta ve Uzun vadeli fon arz ve talebin karşılaştığı piyasadır.

Paraya Çevrilebilirlik :

Finansal varlığın para gibi kullanılabilmesi ve hazır satın alma gücübü ifade etmesidir.

Likitide :

Finansal varlığın kısa sürede ve düşük maliyetle paraya dönüştürülme özelliğidir.

Bölüne bilirlik :

Finansal varlığın en az hangi miktarda paraya çevrilebilineceğini gösterir.

Faiz :

Nakti sermayenin belili bir süre kullanımı karşılığında sermaye sahibine ödene bedele faiz denir(maliyet unsurdur , sermayenin bedelidir , makro den.sağ.önemli fak.,likitideyi etkiler)

Nominal Faiz Oranı :

Reel faiz oranı ile bu orana ilave edilen enflasyon ve risk primlerinden oluşur buna cari veya piyasa faiz oranıda denir.

Reel Faiz Oranı :

Enflasyon ve riskin olmaması durumunda oluşan faiz oranıdır(hazine bonosu)

SPK : 1981 yılında 2499 sayılı kanunla yürürlüğe girdi.

İMKB : 1985 yılında yeniden organize olarak faaliyete başlamıştır.

ÜNİTE 2

Marjin(spread,risk primi) :

Bankaların topladıkları tasarruflara ödedikleri faiz ile kredi olarak verdikleri paralardan elde ettikleri gelirler arasındaki farka denir.

Faiz oranı Riski :

Bankaların tasarruflara ödedikleri faiz oranı ile uzun vadeli yaptıkları yatırım veya verdikleri kredilerde elde edecekleri faiz gelirleri arasındaki farktır.

Likidite Riski :

Bankalar tasarruf sahiplerinin paralarını çekmeleri sonucu kredi talep edenlere borç sağlayamama riski taşırlar buna likidite riski denir.(öz sermaye arttırarak,kısa vad fon,menkul v. Satmak yeni tasar.çekmek,menk kıy karşılık göstererek satmak ile giderilir.)

Fizibilite Raporu :

Bir yatırım programının ekonomik,teknik ve mali açıdan uygun olup olmadığını ortaya koyan yapılabilirlik raporudur.

Açık Hesap :

Taraflar arasında resmi bir anlaşma olmadan satış yapılmasıdır.

Akreditif Kredi :

İthalatçı müşterilerin kullandığı kısa vadeli bir banka kredisidir.

Avans (Spot) Kredisi :
Kredinin Bir defade çekilip bir defeda ödenmesidir.

Cari hesap (rotatif) Kredi :

Kredi kurumunun müsterisine belirli bir limite kadar açtığı,müşterininde ihtiyacı oranında kullandığı kredidir.

Hazine Bonosu :

Devletin her yıl bütçe kanunlarına dayanarak nakit açığını finanse etmek için ihraçettiği kısa vadeli borçlanma aracıdır.(vadesi en cok 1 yıl,ihale yoluyla isk.satılır,ödememe veya likitide riski 0 dır,para piy.da en çok kullanılır)

Finansman Bonusu :

Anonim şirketlerin ihraç ettikleri kısa vadeli ve teminatsız borç senedidir.(satışında iskonto esas alınır,para piy.aracıdır)

Factoring :

İşletmenin genellikle kısa vadeli satışlarından doğan alacakların factoring kurumlarına satılmasıyla ,alacakların paraya çevrilmesi şekliyle kullanılan bir finansman yöntemidir.(Alacakların tahsil edilmeme riski ile alınması en büyük özelliğidir)

Repo :

Menkul kıymatlerin geri alma taahhüdüyle satılmasıdır(banka yapar)

Ters repo :

Menkul kıymetlerin geri satma taahhüdüyle alımıdır (vatandaş yapar)

Varlığa dayalı menkul kıymet(VDMK) :

Gelecekte nakit girişi doğuracak alacaklar,bireysel krediler ve borçlanma araçlarının bir araya getirilerek havuz oluşturulması ve bu havuza dayalı olarak yatırımcılara borçlanma belgesi satılmasıdır yapılan işlem MENKULLEŞTİRME dir.(para piyasası aracıdır)
ÜNİTE 3

Tahvil :

Anonim şirketlerin veya iktisadi kamu kuruluşlarının çıkardığı uzun vadeli borç senedidir.(vadesi en az 2 yıl ,hisse senedine göre daha az risklidir ve maliyeti daha düşük ve Tahvilin faiz ödemeleri vergi matrahından düşülür.)

İtfa Fonu :

İşletmelerin İhraç ettikleri tahvillerin geri ödenmesinde kullanmak üzere oluşturdukarı fondur.(halka açık şirketlerin tahvilleri ödemede kullandığı fon)

Ödenim Fonu :

Tahvillerin ana para taksitlerinin geri ödenmesi için oluşturulan fondur.
Güvenceli Tahvil : Faiz ve anapara ödemesi için bir karşılık gösterilerek çıkarılan tahvildir.

Güvencesiz Tahvil :

Tahvil sahiplerinin alacaklarının güvencesi işletmenin tüm mal varlığıdır.

Kara İştiraklı Tahvil :

Sahibine hem faiz hemde kardan pay hakkı veren tahvil dir.

Primli Tahviller :

Tahvil üzerinde yazılı nominal değerden daha düşük bir değerle satılıyorsa İHRAÇ Primi , İtfa anında tahvil sahibine nominal degerden daha yüksek bir değer ödeniyorsa İTFA Primi söz konusudur.

Varant :

Bir satın alma opsiyonudur ve sahibine bir işletmenin önceden saptanmış belirli fiyat üzerinden ve belirli sayıda hisse senetlerinden satın alma hakkı verir.

Valör :

Kredi veya mevduat için bankaca faizin işletilmeye başlandığı tarihtir.

Anüite :

Tahvilde faiz ödemeleri vade boyunca genellikle eşit tutarlarda yapılır eşit ödemeler dizisine anüite denir.

Çevirim(değiştirme) Fiyatı :

Hisse senedine çevrilebilir tahvil sahiplerinin hisse senetlerini değiştirme halinde,hisse senetlerine uygulanacak fiyattır.

ÜNİTE 4

Hisse Senedi :

Anonim şirketlerde ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde sermayenin belli bir oranını temsil eden ve sahiplerine ortaklık hakkı sağlayan menkul kıymettir.

Anonim Şirket :

Bir ünvana sahip , sermayesi belli paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mal varlığı ile sorumlu olan şirkettir.

Kayıtlı Sermaye :

A.ş lerin esas sözleşmesinde hüküm bulunmak kaydıyla ve yönetim kurulu kararıyla T.T.K. daki hükümlere tabi olmadan çıkarabilecekleri azami sermaye tutarını gösteren sermayedir.

Rüçhan Hakkı :

Mevcut ortakların Yeni çıkarılacak hisse senetlerinden öncelikli satın alma hakkıdır.

Halka Açık Anonim Şirket :

Hisse senedi sahiplerinin sayısı 250’yi aşıyorsa veya şirket yazılı veya sözlü bir şekilde halkı ortaklığa çağırmış ise ,bu anonim şirket halka açık şirket sayılır ve spk’ya tabi olur.

Adi Hisse Senedi :

Sahiplerine genel kurulda eşit oy hakkı ile kar dağıtımı ve tavsiyede eşit pay alma hakkı tanılır.

Katılma İntifa Senetleri :

Kardan pay alma ,yeni hisse senedi alma,tasfiye bakiyesinden yararlanma gibi haklara sahip ama ortaklık hakkı yoktur.

Doğrudan Çıkarım :

İşletmelerin aracı kullanmayarak hisse senetlerini halka satmasıdır.

Özel İhraç :

Büyük tutardaki menkul kıymetlerin kurumsal yatırımcılara doğrudan satılmasıdır

Dolaylı Çıkarım :

İşletmenin aracı kurumun hizmetlerinden yararlanarak hisse sentlerini halka satmasıdır.

Underwriting :

Aracı kurumların veya yatırım bankalarının danışmanlık hizmeti dışında ihraç edilen menkul kıymetlere satma garantisi vermesidir.Bu hizmeti veren aracılara UNDERWRITER denilir.

Kurtaj :

Aracı kurumların yaptıkları her işlem için müşterilerinden aldıkları komisyondur.

Çok Fiyat Yöntemi :

Bütün alış ve satış emirlerinin sisteme girilmesi ve eşleştirmenin fiyat ve zaman önceliği esaslarına göre otomatik olarak yapılmasıdır.(sürekli müzayede)

Baz Fiyat :

Bir hisse senedinin seans içinde işlem göre bileceği üst ve alt fiyat limitlerinin ve fiyat adımlarının belirlenmesine esas teşkil eden fiyattır.

Lot:

1.000 adet hisse senedinden oluşan standart işlem birimidir.

Borsa Seansı :

Borsada işlem gören menkul kıymetler her gün belirli saatler arasında alınıp satılır bu işlem süresidir.

Hisse senedi Değerleme :

Hisse senedinin gelecekte sağlayacağı tahmin edilen dönemsel kazançların belirli bir iskonto oranı ile iskonto edilerek toplanmaları işlemidir.

Ulusal Pazar(Kot İçi Pazar) :

Borsa kotunda bulunan ve asgari tedavül kriterlerine haiz şirketlerin hisse senetlerinin güven ve istikrar içerisinde işlem gördüğü piyasadır.

Toptan Satışlar Pazarı :

Önceden alıcıları belirli olan veya olmayan belirli bir miktardaki hisse senedi işlemlerinin yapıldığı piyasadır.

Defter Değeri :

Öz sermaye toplamının hisse senedi sayısına bölünmesiyle bulunan değerdir.

Gerçek Değer :

İşletmenin gelecekteki kazançları ve kar payları belli bir iskonto oranıyla bugüne indirgenip bugunki değerler toplandığında bulunan değerdir.

Etkin Piyasa :

Menkul kıymet fiyatlarının ,menkul kıymet değeriyle ilgili tüm bilgileri yansıttığı piyasadır.

Temel Analiz :

Menkul kıymetlere ilişkin genel ve özel bilgilerin toplanarak sistematik bir şekilde değerlendirilmesi ve bu doğrultuda tahminler yapılmasıdır.

Teknik analiz :

Hisse senetlerinin geçmişteki fiyat hareketlerinin gelecekte de tekrarlanacağını varsayarak , hisse senetlerine ilişkin alım satım kararlarının verirdiği tekniktir.

Dow Teorisi :

Piyasa analizlerinde amacın piyasada fiyatların gidiş yönünü belirlemek olduğu görüşüne dayanmaktadır.

Boğa Piyasası :

Hisse senedi fiyatlarının yükselme eğiliminde olduğu piyasaya denir.

Ayı Piyasası :

Hisse Senedi fiyatlarının düşme eğiliminde olduğu piyasadır.

ÜNİTE 5

Türev Ürün :

Fiyatları başka bir ürünün fiyatına bağlı olan ürünlerdir.

Türev Kullanım amaçları :
Riskten Korunma
Spekülasyon(tahmin)
Arbitraj

Arbitraj :

Aynı ve eşit miktardaki bir malın eş zamanlı olarak bir piyasadan alınıp diğer piyasayada avantajlı bir şekilde satılarak riske girmeden fiyat farklılıklarından dolayı kar elde edilmesidir.

Vadeli (Forward) Piyasalar :

İleri bir tarihte teslimi söz konusu olacak herhangi bir malın,vadesi,fiyatı ve miktarı bugünden belirlenerek ,sözleşmeye bağlandığı işlemler veya sözleşmelerdir.

Forward Kur Primi :

Vadeli kurun cari kurdan büyük olması durumunda aradaki farktır ,düşükse Forward Kur İskontosudur.

Gelecek (future) Piyasalar :

Belirli nitelikteki ve miktardaki bir malın finansal ürünün bugünden balirlenen bir fiyattan,gelecekteki bir tarihte teslim edilmesini veya teslim alınmasını hükme bağlayan sözleşmelerdir.

Takas odası :

Opsiyon ve Gelecek borsalarında alıcı ve satıcıların yükümlülüklerini yerine getirmesini ve güveni sağlayan kuruma takas odası denır.

Teminat ( marjin)Takas odasının üstlendiği riskler sebebiyle alıcı ve satıcıdan aldığı temğinat mektubudur.

Opsiyon Piyasaları :

Sahibine belirli sayıda menkul kıymetin veya malın önceden belilenen bir fiyattan belirli bir süre içerisinde alım ve satım HAKKINI veren sözleşmelerdir.

Opsiyon Fiyatı :

Opsiyon alıcısının ,satın alma veya satma hakkını elde edebilmek için ,opsiyon satıcısına ödediği tutardır.

Swap :

Takas ,değiştirme anlamına gelir.İki taraf arasında yapılan faiz veya ana para ödemelerinin koşullarını önceden belirleyerek ,değişimi sağlayan bir sözleşmedir.

Libor :

İngilterede her gün belirlenen bankalar arası faiz oranıdır.

Prime Rate :

Amerikada kredibilitesi yüksek işletmelere uygulanan faiz oranıdır.

• İMKB de vadeli işlemler borsası 15 auğ 2001 de başlamıştır.

ÜNİTE 6

Spk’nın Kuruluş Amaçları :

En önemli amacı yatırımcıyı ve tüm sermaye piyasasını korumak.

Not : Spk 1 başkan ,1 başkan vekili ve 5 üyeden oluşur.(görev süreleri 6 yıldır)

Not : Spk da 11 daire başkanlığı vardır.

Spk’nın mesleki faaliyetleri(den.iz.a.k) : Denetleme,izleme,araştırma,Kayıt tutma.

Not : Spk nın oluşturulmasındaki temel neden 1980 lerdeki bankerler krizidir.

SPK :

Sermaye piyasaları kanununun verdiği görev ve yetkileri yapmak üzere kurulmuş idari ve mali özerkliğe sahip kuruma SPK denir.

ÜNİTE 7

Devamlı Piyasa :

Borsaya kayıtlı menkul kıymetlerin en kısa sürede ve en düşük maliyetlerle alınıp satılmasıdır.(menkul kıymet borsasının en önemli fonksiyonudur)

Piyasanın Derinliği :

İşlem gören menkul kıymet için işlem fiyatının altında ve üzerinde fiyatlarla çok sayıda ve yeterli miktarda yapılmış alış ve satış emirlerinin bulunmasıdır.

Piyasanın Genişliği :

Menkul kıymetle ilgili alış ve satış emirlerinin hacmidir.

Piyasa Esnekliği :

Piyasada bir menkul değer veya işlem gören tüm menkul değerlere ait geçici Pazar emirlerinin ortaya çıkmasına bağlı olarak piyasa dengesinin bozulması sonucu piyasaya hızla yeni emirlerin ulaşa bilmesidir.

Teklif verme yöntemi :

Satın alma veya satma emri almış olan aracı kurum temsilcisinin bu emri ilgili şirket tabelasının alış veya satış kısmına yazarak teklif beklediği yöntemdir.

Piyasa Emri (serbest Emir) :

Mnkul kıymetin emrin verildiği andaki piyasada bulacağı en iyi fiyatla alması yada satılmasıdır(5 lot sat veya al biçimindedir)

Sınırlı emir (limitli emir) :

Yatırımcının belirlediği fiyattan işlemin yapılmasıdır(1000 adet hissesenedini 5000 tl ye sat gibi)

Zamanla Sınırlı Emir :

Emrin yatırımcı için sınırladığı süre içi geçerli olan emirdir.(2gün içinde sat gibi)

Zararı Durdurma Emri :

En uygun anda en uygun fiyata satın almyı içeren emirdir.

Müşteri Emri :

Yatırımcının aracı kuruma verdiği Hisse senedini alım veya satım emridir.

Endeks :

Menkul kıymetlerin fiyat değişimlerini incelemek üzere hazırlanan göstergedir.

Borsa Hakkında Bilgiler :

İlk menkul kıymetler borsası 1487 de belçikanın anvers şehrinde kuruldu
En büyük borsa new york borsasıdır.
Dersaadet Tahvilat borsası 1866 yılında kurulan ve sadece Osmanlı tahvillerinin alınıp satıldığı Osmanlıdaki ilk borsadır.
İmkb 1986 yılında yeniden organize edilerek etkin olarak çalışmaya başladı(1985 de kuruldu)

Popularity: 62% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 25th, 2010

MUHASEBE DENETİMİ VE MALİ ANALİZ
 İktisadi faaliyet ve olaylarla ilgili iddiaların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak ve sonuçları ilgi duyanlara bildirmek amacıyla, tarafsız kanıt toplayan ve bu kanıtları değerlendiren sistematik sürece denetim denir.
 Muhasebe bölümü, geçerli finansal bilgileri karar alıcılara yarayacak biçimde düzenleyerek sunar.
 Finansal karar alıcıların kararlarında mali tablolara güvenebilmeleri için gereken en önemli faktör bağımsız uzmanlar tarafından hazırlanmış bir denetim raporunun olmasıdır.
 Yeterli ve kaliteli denetim kanıtlarının toplanması amacıyla izlenen yollara denetim işlemleri (yordamları) denir.
 Denetçinin toplayacağı denetim kanıtlarının miktarını belirleyen etmenler:
Denetlenen müşterinin durumu, İncelenen hesabın niteliği, İç kontrol sistemlerinin etkinliği, Denetçinin yargısı
 Denetçinin tarafsız ve dürüst davranmalarını öngören standarda Bağımsız davranma denir.
 Maddi doğruluğu saptamaya yönelik denetim işlemleri uygulanmak suretiyle araştırılacaklar:
Alacaklara ilişkin değerlemenin uygun olarak yapıldığının saptanması, Büyük defter nakillerinin doğruluğunun saptanması, Önemli muhasebe politikalarının açıklanmış olduğunun araştırılması, Stokların fiziki olarak var olduklarının saptanması
 Raporlama standartlarına göre, denetçinin bildireceği görüş türleri: Görüş bildirmekten kaçınma, Olumlu görüş bildirme, Olumsuz görüş bildirme, Şartlı görüş bildirme
 Bağımsız dış denetimin aşamaları: Denetim raporunun düzenlenmesi, Denetim faaliyetlerinin planlanması, Denetim programının yürütülmesi
 Denetim sürecinin kapsamı: Müşteri seçimi ve işin alınması, Müşteri işletmeyi tanıma amacıyla faaliyetlerle ilgili bilgi toplama, İşgücü ve zaman planlaması, İç kontrol sisteminin gözden geçirilmesi.
 Denetim faaliyetlerinin son aşaması Bulguların raporlanmasıdır.
 Denetçinin gözetim işlevi: Tamamlanan işin gözden geçirilmesi, Denetim ekibinin üyeleri arasında görüş farklılıklarının çözümlenmesi, Önemli sorunlar hakkında devamlı bilgi elde edilmesi, Yardımcıların yönlendirilmesi ve eğitilmesi
 Hakkında özel olarak bilgi sorulmuş finansal konularda bilgi sahibi üçüncü kişilerin denetçiye doğrudan doğruya verdikleri yazılı cevaplara Doğrulamalar (Teyitler) denir.
 Muhasebe kayıt ortamından elde edilen kanıtlar: Yevmiye defteri, Büyük defter, Yardımcı defterler, Muhasebe el kitabı
 İşletmede kıymet hareketi doğuran her olayın ayrı olarak ele alınıp, kayıtlara doğru olarak geçirilip geçirilmediğinin, değerlemenin doğru olarak yapılıp yapılmadığının ve kapanış hesaplarına uygun bir biçimde yansıtılıp yansıtılmadığının karşılaştırılması suretiyle tek tek incelenmesine Doğrudan denetim denir.

 Denetim çalışma kağıtlarının sağladığı yararlar:
Genel kabul görmüş denetim standartlarına uyumu belirlemek, Uygulanan denetim işlemlerini ve varılan sonuçları belgelemek, Denetim raporunun hazırlanmasına yardımcı olmak, Aynı işletmenin gelecek dönemlerdeki denetimlerinde yol gösterici olmak.
 Bilgi sahibi sorumlu bir kişinin belirli bir olay, durum, hesap veya işlem hakkında imzalayarak verdiği yazılı ifadeye Yazılı bildirim denir.
 İç denetim bölümü, tarafsızlığını ve bağımsızlığını sağlamak için Yönetim kuruluna karşı sorumlu olmalıdır.
 İç kontrol sistemi ortamını etkileyen işletme içi etmenler: Yönetimin önderliği, Organizasyon yapısı, Personel, İç denetim
 Nakit denetiminin temel amacı Nakit tutarının genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olarak kaydedildiğini ve nakdin kontrol altında olduğunu belirlemek
 Alacaklarla ilgili olarak muhasebe bölümünün sorumluluğunda yer alanlar: Müşteri hesapları ile ilgili olarak aylık hesap özetlerinin hazırlanması, Satış yevmiyesinin tutulması, Alacaklar yardımcı hesaplarının tutulması, Alacakların kayıtlardan silinmesi ve müşteri hesaplarına alacak kaydı
 Tahsilata ilişkin iç kontrol kapsamında yer alanlar: Aylık müşteri hesap özetlerinin çıkarılması, Bankada bulunan nakitler üzerindeki muhasebe kontrolü, Aylık banka mutabakatlarının hazırlanması, Kredili satışlardan tahsilat üzerindeki muhasebe kontrolü
 Stoklara ilişkin etkin bir iç kontrol sisteminin gereği olarak yapılacak işlemler:
Satın alma isteğinin, üretim ya da stok kontrol bölümünden gelmesi Satın alma yetkisinin satın alma bölümüne ait olması Her satın alma işlemi için ayrıbir satın alma emri hazırlanması Satın alma bölümünün talep edilen kalitedeki malları en düşük fiyatla almaktan sorumlu olması
 Stoklar içinde yer alanlar: Yarı mamuller, Konsinye verilen mallar, İlk madde ve malzeme, Ticari mallar
 Fiziki inceleme tekniği stokların denetiminde yaygın olarak kullanılır.
 Maddi duran varlıklara yapılan ilavelere ilişkin denetim işlemleri:
Satın alma işleminin işletme politikasına uygun olarak onaylanıp onaylanmadığının araştırılması Varlığın işletmeye girdiğini kanıtlayan belgenin
İncelenmesi Varlıklara yüklenen, taşıma, montaj vb. giderlerin doğrulanması Önemli tutarlardaki alımlarda varlığın fiziki olarak incelenmesi
 Maddi duran varlıklar grubunda yer alanlar: Demirbaşlar, İşletmenin faaliyetlerinde kullanmak üzere kendi inşa ettiği binalar, Taşıtlar, Arsa ve
araziler
 Maddi duran varlıkların denetimine başlamadan önce denetçinin yapacağıilk işlem İç kontrol sisteminin gözden geçirilmesi
 Uzun vadeli borçların denetiminde yapılanlar: Borç sözleşmelerinin tüm koşullarına uyulup uyulmadığını araştırmak Tahakkuk eden faizlerin doğruluğunu araştırmak Borç tutarlarının doğruluğunu araştırmak Borçların finansal tablolarda tam ve açıkça yer alıp almadığını incelemek
 Esas sermayeden ödenmemiş sermaye indirildiğinde ödenmiş sermaye elde edilir.

Popularity: 36% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 24th, 2010
Maliye politikasında klasik görüşten sapmalar özellikle 1930 yılından sonra önem kazanmaya başlamıştır.

Para arzı, IS-LM eğrileri analizinde LM eğrisini hareket ettiren bir değişkendir.

Gelir düzeyini artırmak için para arzının artırılması gerektiğini savunan yaklaşım Monetarist yaklaşımdır.

Otomatik istikrar sağlayıcı maliye politikasına yöneltilen en önemli eleştiri Ekonomik büyümenin otomatik frenlenmesini ortaya çıkarmasıdır.

Enerji, hammadde veya nitelikli eleman kıtlığı gibi nedenlerle üretim artmadan fiyatların yükselmesine Yapısal enflasyon denir.

Artan kamu harcamaları hipotezini savunan iktisatçı Wagner’dir.

Gelişmekte olan ülkelerde genişletici maliye politikasının etkin olamamasının nedeni Yapısal darboğaz ve kapasite eksikliğidir.

Stagflasyon tanımı içinde yer alanlar: Kullanılmayan üretim kapasiteleri, Yüksek bir fiyat artışı, Yetersiz iktisadi büyüme, İşsizlik

Bir ekonomide bütçe açığı ve vergilemenin ekonomi üzerindeki etkisinin aynı olduğu görüşünü savunan yaklaşım Ricardian yaklaşımıdır.

Keynesyen maliye politikasının gelişmekte olan ülkelerde uygulanabilirliğini yitirebilmesinin nedeni Gözlemlenen ekonomik dalgalanmaların yapısının ve kaynağının farklı olmasıdır.

Genel bir harcama vergisi öneren ve gelir vergisinin böyle bir vergi ile ikame edilmesi halinde iktisadi büyümenin hızlandırılacağını ileri süren iktisatçı Kaldor’dur.

Ani amortisman, otofinansman olanağını en fazla artırır.

Gelişmekte olan bir ekonomide geleneksel yöntemlerin hakim olduğu tarım kesiminde gözlemlenen durumlar: Paralı değişimin azlığı, Düşük verimlilik, Hızlı nüfus artışı, Düşük gelir düzeyi

Ekonomide net bir yararın oluşmadığı, fakat bölgelerarası ve kişilerarası rant aktarımının ortaya çıktığı yarar tipi Parasal yarardır.

Ortalama oranın yüksek, marjinal oranın düşük uygulandığı dolaysız vergilerde Gelir etkisi, ikame etkisine ağır basarak faktör arzı artar.

Borç faiz ödemeleri, Türkiye’de 1990′lı yıllarda kamu transfer harcamalarının önemli bir miktarını oluşturmuştur.

Fonksiyonel gelir dağılımı, çeşitli üretim faktörlerinin üretime katılmaları karşılığında milli gelirden aldıkları payları gösterir.

Bölgesel dengesizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik mali araçların etkisiz kalmasına yol açan en önemli faktör Olumsuz iktisadi ve sosyal koşullardır.

Bölgesel dengesizliği gidermeye yönelik olarak altyapı yatırımlarının getirdiği en önemli yarar Maliyet tasarrufu sağlamasıdır.

Bir ekonomide, üretim ve istihdam hacminin, toplam talebe bağlı olduğunu savunan iktisatçı Keynes’tir.

Bütçe açığı veya fazlası ölçüsünün maliye politikası işlemlerinin ekonomik etkilerini ölçmede sakıncalı olmasının nedeni Ekonomik faaliyet düzeyindeki değişiklikler tarafından etkilenmesidir.

Keynes’e göre, bir ekonomide üretim ve istihdam düzeyi Toplam talep düzeyine bağlıdır.

Gelir düzeyini artırmak için para arzının artırılması gerektiğini savunan yaklaşım Arz ekonomisi yaklaşımıdır.

Gider vergisi türlerinden Kişisel bir harcama vergisinin konjonktürel esnekliği en fazladır.

IMF kökenli istikrar programlarına yöneltilen eleştiriler:
Yapısal sorunlara gereken önemi göstermemesi
Gerçek gelirleri azaltması
Ekonomik büyümeye önem vermemesi
Gelir dağılımında eşitsizliklere neden olması

1980 öncesi dönemdeki ekonomik istikrarsızlığın nedenleri:
Tarımsal üretimin doğa koşullarına bağlı olması
Şehirleşmenin hızlı olması
Değişen talebe karşı üretim yapısının değişmemesi
Sanayi sektörünün dış piyasalarla rekabet edebilmeolanağının olmaması

Tüketim malları üzerine salınan dolaylı vergilerin tasarrufu artırmasının nedeni Tüketimi kısmasıdır.

Türkiye’de 5 yıllık kalkınma planlarının ilk üçünde özellikle, sanayi sektöründeki üretimin niteliğive üretim teknolojisi gibi konularda herhangi bir düzenleme bulunmamasının sonuçları:
İthal girdilere bağlı kalması, Teknolojik etkinliğin sağlanamaması, Üretimin yüksek maliyetle gerçekleşmesi, Sanayi sektörünün kendi kaynaklarını yaratamaması

Bir ekonomide vergilerin kişisel gelir dağılımı üzerindeki etkilerini gösteren yöntem Lorenz eğrisi yöntemidir.

Kış aylarında hava kirliliğini azaltmak için tek plakalı araçlarla, çift plakalı araçların trafiğe çıkışlarına farklı günlerde izin vermek İdari önleme bir örnektir.

Bölgesel dengesizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik mali araçların etkisiz kalmasına yol açan en önemli faktör Olumsuz iktisadi ve sosyal koşullardır.

Bölgesel dengesizliği gidermeye yönelik olarak altyapı yatırımlarının getirdiği en önemli yarar Maliyet tasarrufu sağlamasıdır.

Y.Müh. Naim Uygun tarafından hazırlanmıştır.

Tarafsız maliye, klasik yaklaşımın savunduğu bir görüştür.

Bir ekonomide devletin önemli bir vergi azaltması programı yürütmesinin arzulanan mal ve hizmetleri üretmek açısından gerekli teşviki sağlayabileceğini ve böylece gerçek gelirde hızlı bir gelişme yaratacağını savunan yaklaşım Arz ekonomisi yaklaşımı’dır.

IS-LM analizine göre Vergilerde yapılan bir azalış IS eğrisini sağa doğru kaydırır.

Ekonomi eksik istihdamda dengede iken Merkez Bankasının Pm (para arzı) artırması karşısında Gelir artar , Yatırımlar artar , Tahvil fiyatları yükselir , LM eğrisi sağa kayar .

Enflasyonun sonuçları: Faiz oranları yükselir yatırımlar düşer Gelir dağılımı sabit gelirlerin lehine bozulur Kısa vadeli ve spekülatif yatırımları artırır Göstermelik tüketim artar ve tasarruflar azalır.

Transfer harcamaları Transfer geliri elde edenlerin marjinal tüketim eğilimi 1 olduğunda , cari ve yatırım harcamaları kadar gelir artırıcı etkiye sahip olur.

Stagflasyonla mücadelede alınacak önlemlerden biri Genişletici maliye politikası ile daraltıcı para politikasının optimal bileşimi oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.

Büyük bütçe açıkları sonucunda ortaya çıkan olgular: Yüksek fiyat düzeyi Yüksek faiz Yüksek borç servisi Yüksek dış ticaret

Genel olarak gelişmekte olan bir ekonomiye özgü istikrarsızlık kaynakları: İhracat miktarında değişmeler Bütçe açıklarındaki değişmeler Uluslararası Ticaret hacmindeki değişiklikler Tarımsal üretimdeki değişmeler

Türkiye’de ocak 1980′de uygulanmaya başlanan ekonomik istikrar politikası önlemleri: İhracatın artması , Yüksek faiz oranları , Ücretlerin sınırlandırılması , Kamu harcamalarının azaltılması

Türkiye’de 5 Nisan 1994 kararlarının alınmasını gerektiren nedenler: Dövize olan talebin artması , İç borç faizlerinin artması , Dış ticaret açığının artması , Kamu açıklarının artması

Tasarruf eğilimi, ekonomik büyümenin temel öğelerinden biridir.

Gelişmekte olan bir ekonomide vergi kapasitesini belirleyen etkenler: Nüfus artış hızı , Bozuk gelir dağılımı , Fert başına düşen gelir düzeyi , vergi denetiminin etkinliği

Gelişmekte olan ülkelerde vergi yönetiminin zayıf olması Gümrük vergisini ön plana çıkarmaktadır.

Yüksek faiz oranı ile yatırımların getiri süresi arasındaki ilişki: Kısa sürede getiri sağlayan yatırımlar tercih edilir.

Gelişmekte olan ülkelerde özellikle artan oranlı vergilerin kullanıldığı durumda kamu ve özel yatırımların birbirine rakip olduğu iddia edilebilir. Bu mantık Kamu yatırımları , teşvik edici olduğunda genel verimlilik artışı sağlayacağı gerekçesi ile reddedilebir.

Kamu kesimi projeler değerlendirilirken dikkate alınanlar: Dışsal maliyetler , Doğrudan faydalar , Dolaylı Fayda , Doğrudan maliyetler

Gerçek gelir üzerinden alınan dolaysız vergilerin yol açabileceği en önemli sakınca Toplam birikim düzeyinin azalmasıdır.

Bir ekonomide gelişmenin ilk aşamalarında Gider vergisi ağırlıklı olarak uygulanır.

Ortalama vergi oranı yüksek , marjinal vergi oranı düşük olan bir vergi sisteminde Gelir etkisi en fazladır.

Dolaylı vergilerin özellikleri: Tüketim üzerine salınır , Malların fiyatını yükseltir , Uyarılmış yatırımları artırır , Tüketim harcamalarının azalmasına neden olur .

Türkiye’de 1980′li yıllarda uygulanan ekonomi politikası İhracatın artırılmasına bağlı bir kalkınma anlayışına dayanır.

Türkiyede 1970′lilerden sonra Türkiye’yi istikrarsızlığa iten ve 28 Ocak 1980 kararlarına sürükleyen unsurlar: Üretim niteliği ve üretim teknolojisinin geri kalması , Fiyatların hızla yükselmesi , İthal girdilere aşırı bağlı kalınması , Spekülatif faaliyetlere ağırlık verilmesi

1980′li yıllarda izlenen ekonomi politikasının uygulama sonuçları incelendiğinde İhracatın artırılması amacının öne çıktığı görülmektedir.

Devlet depresyonla mücadele etmek için bütçe açığı verir bunu borçlanmayla finanse etmek isterse konjonktür politikasına ters düşmemek için borçlanmanın Merkez Bankasından yapılması gerekir.

Vergilerin kişisel gelir dağılımı üzerindeki etkilerini gösteren yönteme Lorenz eğrisi yöntemi denir.

Gerçek gelir üzerine salınan dolaysız vergilerden vergi kaçırma kanallarının fazla olmasının sonuçları: Kamu kesimine aktarılan fonların az olması , Tasarruf kanallarının özel birimlerce verilmesi , Sermaye birikiminin özel sektörde oluşması , Vergilemede adalet ilkesinin sarsılması

Yeniden gelir dağılımı değiştirilmesi maliye politikasının temel amaçlarından biri değildir.

Yerel yönetimlerin kendi gelir kaynakları: Emlak vergisi , Bazı meslek vergileri , İşyeri kurma izin rüsumları , Hemşehrilik mükellefiyetleri

Ani amortismanın getirisi ilk yıllarda elde edilen yatırımları daha avantajlı hale getiren bir teşvik aracıdır.

Klasik yaklaşımın temel varsayımları: Her arzın kendi talebini yaratması , Bütün piyasalarda tam rekabetin geçerli olması , Ekonominin tam istihdamda olduğu , Miktar kuramının geçerli olması

Keynesyen Yaklaşıma göre Kamu harcamalarının arttırılması toplam talebi doğrudan doğruya ve kesinlikle artırır.

Post Keynesyen beklentilerin ekonomik davranışa hakim olduğunu ve bir ekonomide yatırımların temel belirleyicisi olduğunu savunur.

Philips Eğrisi analizi Tam istihdam – Fiyat istikrarı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.

Tam istihdam bütçe fazlasında bir değişikliğe yol açabilen öğeler: Vergi oranları , Kamu harcamaları , Fiyat düzeyi , Potansiyel gayrisafi milli hasıla

Maliye politikasının araçları: Kamu cari harcamaları , Kamu yatırım harcamaları , Katma Değer Vergisi hasılatı , Gelir vergisi oranı

Transfer harcamalarındaki değişikliklerin, milli gelir üzerinde aynı miktardaki reel harcamalara oranla daha az bir etkiye sahip olmasının temel nedeni Transfer harcamalarından yararlananların gelirlerinin bir kısmını tasarruf etmeleridir.

Kamu harcamalarında gerçekleştirilecek bir artış eşit düzeyde vergi artışı ile finanse edildiğinde milli gelir denge düzeyindeki değişme Kamu harcamasındaki artış kadar artar .

Keynesyen yaklaşıma göre yatırım talebi faiz esnekliği Sıfırdır.

Esnek döviz kurunun benimsendiği bir ekonomide fiyatlar genel seviyesinde meydana gelecek bir artıştan dolayı Ülke parasının değeri düşer, İhracat azalır, İthalat artar, Yurt dışına döviz çıkışı artar.

Yatırım talebi faiz esnekliğinin sonsuz kabul edildiği bir ekonomide Para arzı artışı yoluyla milli gelir arttırılabilir.

İhtiyari maliye politikası yönteminde önlemlerin fiilen uygulamaya konması ile ekonomik istikrarsızlığın giderilmesi arasındaki süre Etkilemeye ilişkin gecikmeye örnektir.

Gider vergileri içinde konjonktürel esnekliği en düşük olan vergi Özel tüketim vergisidir.

Kişisel gelir vergisinin konjonktürel esnekliğini arttıran etkenler: Artan oranlılık derecesinin kuvvetli olması , Verginin kaynaktan kesme usulü ile tahsil edilmesi , Vergi matrahnın konjonktürel gelişmeye hassas gelir türlerinden oluşması , Verginin tahsil süresinin kısa tutulması

Anti-enflasyonist politikaların gündeme geldiği dönemlerde en şiddetli darbeyi Yatırım harcamaları almaktadır.

Kamu cari harcamalarında yapılacak bir kısıntı aşağıdaki etkilerden hangisini ortaya çıkan etkiler: Önceden yapılmış kamu yatırım harcamalarının veriminin düşmesine yol açar. Personel ödemelerinde yapılan kısıntı sosyal adalet ilkesi ile çatışır. Uzun dönemde üretimde kalite kaybına yol açar. Toplam kamu harcamaları üzerindeki baskı azalır.

Anti-enflasyonist politika aracı olarak servet vergilerinin doğurabileceği en önemli sakınca Servet dağılımını bozmasıdır.

“Artan Kamu Harcamaları Hipotezi” iktisatçı Wagner tarafından ortaya atılmıştır.

Devlet tahvillerinin halka satılması durumunda Vadeleri içinde kişi ve kurumların portföyünde tutulması likiditeyi kısıcı etki en yüksektir.

Enflasyonda uzun vadeli borçların kısa vadeli borçlara tercih edilmesinin temel nedeni Likiditeyi daha fazla kısabilmeleridir.

Devlete borç verenlerin ileride bu borca ait faiz yükü geleceğinden dolayı tasarruf oranlarını arttıracaklarını söyleyen görüş Barro Hipotezidir.

Durgunluk dönemlerinde gelir vergisi otomatik istikrar sağlayıcı olarak Artan oranlı tarife yapısı ile etkili olur.

1930′lara gelininceye kadar kuram ve uygulamadaki hakim görüş tam istihdam ve fiyat istikrarının Otomatik olarak sağlanacağını savunmaktaydı.

B.Kitching’in 1971′de yapısal işsizlik ve enflasyonun bir arada görünmesi olayını açıkladığı yaklaşım Real Crowding Out Hipotezi

Keynesyen Yaklaşıma göre geçici bir vergi azalması toplam talep üzerinde ani ve önemli bir etki yaratarak milli gelirin yükselmesine neden olur.

Neo klasik yaklaşıma göre sermaye hareketlerinin de kapsandığı dışa açık küçük bir ekonomide bütçe açıkları Net ihracatın dışlanmasına neden olur.

İthal girdi fiyatlarının çok artması, gelişmekte olan ülkelerde karşılaşılan enflasyonun mali olmayan bir nedenidir.

Gelişmekte olan ülkelerde görülen iç istikrarsızlık kaynakları: Tarımsal üretimdeki değişmeler , Devletin mali sorunları yönetmedeki hataları , Politik karışıklık ve istikrarsızlıklar , İzlenen yanlış para politikaları

Popularity: 9% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 24th, 2010
MALİYE MERKANTİLİZİM Genel ekonomiyi hedef tutan düşüncelerle gelişen devletin ekonomiye müdahalesi 17 yy dan merkantilizmlerden başlar. Merkantilizm de temel düşünce toplumun zenginliğidir onlara göre toplumların zenginliği sahip oldukları altın ve gümüş ile ölçülür. Toplumların zenginleşmesinde dış ticaretin önemli olduğu üzerinde durmuşlardır. Dış Ticareti geliştirmek için milli ekonomiler geliştirmek devlet gerekirse müdahale etmeli ve faydalı gördüğü önlemleri almalıdır. Ama sonunda bir toplum dışarıya aldığından fazlasını satmalı bu sayede zengin olmalıdır görüşünü savunurlar

FİZYOKRASİ Fizyokratlar bütün maliyeyi kapsayan genel bir sistem getirmişlerdir. Bu sistem altında mali olayları teorik incelemelerle sonuçlandırarak maliye ilminin doğuşunu da sağlamıştır. 18 yy da Fransa da gelişmiş olan bu akım bir yandan liberal düşünce ve uygulamalara öncülük etmesi diğer yandan A.Simiti büyük ölçüde etkilemiş olması nihayet ekonomik olayları ilk defa sistem içinde açıklaması nedeniyle önemlidir. Liberalizmin öncüleridir. Devlet müdahalesine karşıdırlar, toplum hayatını yöneten bir doğal düzenin varlığına inanırlar, bu düzen için devletin müdahalesinin asgari olması bunun içinde devlet harcamalarını kısılmasını ön görür. Borçlanmaya başvurulmasına uygun görmezler. Aşırı devlet harcamalarını çeşitli ve çok vergi getireceğini ve düzeni bozacağını savunurlar. Fizyokratların vergi dalında görüşünü “ tek ve dolaysız vergi” dir bu tek vergide tarım sektöründen alınmalı diğer sektörlerin vergilendirmesini gereksiz ve masraflı bulmuşlardır.

KLASİK LİBERAL GÖRÜŞ Bu görüşün temelini A.Simit’in “Laissez-faire” benimsediği “Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler” ifadesini oluşturur. Bunlara göre devlet sadece yasa ve hukuk düzenin devam ettirerek, özel mülkiyet haklarını korumalı ve sözleşmelerin uygulanabilmesi için gerekli ortamı hazırlamalıdır. Böylece devletin ekonomiye müdahalesi minimum düzeyde tutulurken bütün ekonomik etkinlikler piyasa ekonomisi tarafından yerine getirilmelidir. Kısa dönemde maliyetinin karşılanamayıp kişiler tarafından karlı görünemeyecek olan bayındırlık projelerinin devlet tarafından yapılması böylece devletin ekonomideki rolünün savunma adalet ve yürütme fonksiyonların yerine getirmek seviyede sınırlanmasını kabul eder. A.Simit özel teşebbüsün cazip görmediği işlerin devletçe yapılmasını uygun görmüş ve insan ihtiyaçlarını 2 ye ayırmıştır.
1. Devlet tarafından karşılanan milli savunma adalet, diplomatik hizmetler gibi toplumun birici derecedeki ihtiyaçları
2. Özel ekonomi tarafından karşılanmadığı yada yeteri kadar karşılanmadığı zamanlar devletin karşılaması gereken milli eğitim sağlık, bayındırlık hizmetleri gibi toplumun 2 nci derecedeki ihtiyaçları Bunlar kamu harcamaların sınırlı olmasını isterler harcama az olursa vergilerde ona göre ayarlanacaktır. Böyle olursa bir gizli elin kendiliğinden hem özel hem de kamusal çıkarların mümkün olan en iyi bicimde düzenlenmesini sağladığı doğal düzeni müdahale gereği olmayacaktır.Tarafsız maliye klasiklerin özenle savundukları bir görüştür. Denk bütçe mümkün olduğu kadar sınırlandırılmış bir borçlanma, objektif değişmez esaslara dağıtılmış küçük oranlı vergileme klasiklerin temek önerirlidir.

KEYNESYEN GÖRÜŞ 1929 ekonomik buranları üzerindeki gözlemlerinden yeni bir kuram geliştiren Keynes çağdaş ekonomik düşüncenin temelini atmış ekonomik alandaki tarafsızlık politikasını eleştirmiş ve devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini savunmuştur. Liberallerin para politikası Keynes le beraber maliye politikasına dönüşmüş ve kamu kesiminin diğer ekonomi içindeki pay artırılmıştır. Ekonomide önemli bir yapısal aksaklığın mevcut olduğunu ve piyasanın kendi gücü ile bu aksaklığı aşamayacağını ortaya koyan Keynes, özellikle devamlı ve yaygın işsizliğin ekonomi için tehlike olduğunu tam istihdamı sağlayacak önemlerin almasını ileri sürmüştür. Keynes’le beraber müdahaleci bir iktisat politikası ile mali araçlar ekonomi için de “ Müdahale aracı” olarak kullanılmaya başlanmıştır.

MALİYE İLMİNDE KLASİK VE MODERN YAKLAŞIMLAR Maliye ilminde klasik yaklaşımda da modern yaklaşımda da aynı yöntemlerden faydalanılmakta fakat amaçlar farklı olmaktadır mesela her isinde de vergi toplama yöntemleri aynıdır fakat amaç faklıdır klasik yaklaşıma göre vergi devletin zorunlu bir harcamasını karşılamak amacıyla savunmakta iken modern yaklaşımda ise vergi ekonomiye müdahale amacıylada savunabilmektedir

1- MALİYE İLMİNDE KLASİK YAKLAŞIM Modern yaklaşıma göre klasik yaklaşım farklı anlayışlara göre değişmemektedir. Klasik yaklaşımda bugün üzerinde tartışılan 2 husus vardır bunlar Kamu harcamalarını sınırlı tutulmasını ve Kamu gelirlerin in ekonomik tarafsızlığı konularıdır. Klasikler devlet fonksiyonlarını yani iç ve dış güvenlik ile diplomatik fonksiyonlarını bir veri olarak ele almış ve şu hususları ortaya koymuştur. “ madem bu hizmet vardır o halde bu hizmetler için nereden ve nasıl para bulunacaktır.” Pek tabi toplum üyeleri bu gideri yüklenecektir. Mali ilmi bu durumda; kamu harcamalarını karşılamak için gerekli kaynakları oluşturarak bunları kullanma ve yükünü bireylere dağıtma birimi olarak tanımlanmadır. Tanımdan şu unsurları çıkarabiliriz
I – Maliye ilmi kamu harcamalarını karşılama bilimidir; Gaston Jeze “ Kamu harcamaları vardır o halde onları finansa etmek gerekir der. Klasiklere göre kamu harcamalarının finans kaynağı vergidir. Vergilerin yetersiz kalması durumunda kamu harcamalarını sağlamak için devlet borçlanır devletin borçlanmasını klasikler hoş görmezler
II – Maliye ilmi kamu yüklerinin dağıtılması bilimdir; Devletin sunmuş olduğu hizmetlerden toplum içindeki birtakım hepsi faydalanmakta ama kimi ne ölçüde faydalandığı bilinmemektedir. Klasiklere göre tüm hizmetin finans kaynağı vergilerdir. Klasikler istemese de devletin kaynak bulmak için borçlanmasına boyun eğmişlerdir. Klasiklerin devlet borcu ile ilgili en önemli görüşleri ;” Devlet borcu kamusal yüklerin nesiller itibariyle kaydırılmasıdır” biçiminde özetleyeceğini görüşleridir. Klasiklere göre devletin sadece güvenlik ile ilgili hizmetleri olabileceğini bunun dışından ekonomik hizmetler yapmaması gerektiğini savundukları için kamu harcamaları da sadece tüketim harcamaları niteliğindeki cari harcamalar olarak deyimlendirilebilen harcamalardır, Bunlar devletin yatırım harcaması niteliğindeki harcamalar yapmasını kabul etmemektedir.
III – Maliye ilmi kamu yüklerinin eşit dağıtılması bilimidir; Klasikler kamu yüklerinin eşit dağıtılmasında; yükün eşit olarak paylaşılmasını, herkesin kamu hizmetlerinden yararlandığı ölçüde mi yükü paylaşması, yoksa kişilerin gelirleri ölçüsün demi kamu hizmetlerinin yüküne katlanması gerektiği konusunda tartışmışlar ve her bir görüşün savunucuları olmuştur.

2- MALİYE İLMİNDE MODERN YAKLAŞIM Devletin yeni baştan fonksiyonların gözden geçirilmesi ve buna göre harcama ve finans politikalarının tayini maliye ilminde teknik ve seviyeli klasik yaklaşımın yerini fonksiyonel bir yaklaşıma kamu ekonomisi başlığı altında bırakmıştır. Özetle Jandarma (koruyucu) devletten müdahaleci devler, sosyal devlet, refah devleri deyimleri ile ortaya konan fonksiyonel devlete geçilmesi ile maliye ilminde de buna paralel gerekli değişmelere bilinmesi kaçınılmaz olmuştur.
A – Klasik maliye ilmindeki gelişmeler
Klasiklerin bir veri olarak kabul ettikleri kamu harcamaları devlet fonksiyonlarındaki gelişmeler doğrultusunda yeniden ele alınıp üzerinde özellikle başlangıçta artış nedenleri sonrada bu harcamaların bünyesel dağılımları olmak üzere durulmaya başlanmıştır. Kamu gelirlerinin de salt kamu harcamalarının finansmanı acısından değerlendirmelerinin yanı sıra soysa ekonomik etkileri üzerimde durulmuştur. Kamu gelirlerinden vergiler sadece mali amaçla değil sosyoekonomik amaçla da alınmaya başlanmış ve bu eylem maliye ilminde yeni akımların başlamasına neden olmuştur. Örneğin ülkede üretilemeyen dolayısıyla da teşviki veya korunması söz konusu olmayan bir malın ithalinden sırf kamu harcamaların finansmanı amacıyla gümrük vergisi alınması, aynı şekilde devlet borçlanması devletin finansmanı ihtiyacından değil ekonomik politikasını aracı olma doğrultusunda gelişmiştir. Örneğin devlet piyasada para hacmini daraltmak isterse borçlanır, artırmak isterse borç ödemesinde bulunulur. Klasik maliye ilmi kamu harcamalarının karşılanması amacını incelerken modern ilmi aracı yani devletin ekonomik sosyal ve politik amaçları doğrultusundaki politikalarda nasıl bir araç olunabileceğini araştırmaktadır. Duverger’in anlatımıyla maliye ilmi finans amacından ayrılıp sosyo-ekonomik bir müdahale aracı olarak gelişmiştir.Ona göre mali mekanizma bir emme basma tulumbaya benzemektedir.toplumun belirli bir sosyal kesiminden emdiği gelirleri diğer bir sosyal kesime dağıtmaktadır. Sonuç olarak klasiklerin maliye ilmine salt mali açıdan yaklaşımına modern maliyeciler , iktisat politikasını yönlendirici tamamlayıcı bir yaklaşım getirmek suretiyle geliştirilmiş ve genişletilmiştir.
B- Klasik mali tekniklerdeki gelişmeler ;
mali teknikteki gelişmeler ve değişmeler özellikle bütçe ile ilgili alanlardaki gelişmelerdir. Artan oranlılık en az geçim indirimi , vergi iadesi ayırma gibi teknikler sadece kamu yükünün adil dağıtımında bir arac olarak değil aynı zamanda ekonomi politikasında yönlendirme de bi teknik olarak gelişmiştir. Klasik yaklaşım ile modern yaklaşım arasında bezerlikler ve farklar; Ekonomi politikası yönünden klasik yaklaşım ile modern yaklaşım arasında fark olmamakla beraber amaca ulaşmada kullanılan araçlar farklıdır. Her ikisinde de amaç ekonomik büyüme fiyat istikrarı vs dir. Klasik yaklaşım piyasada toplam arz ve talep dengesini veri olarak kabul eder, mali denge bozulursa bu den geninde bozulacağı endişesi ile mali dengeyi esas alır yani bütçe dengesi klasik yaklaşımda esastır modern yaklaşımda ise toplam arz talep dengesi yani ekonomik dengenin belirli bir büyüme hızı ile birlikte var olabilmesi için mali araçların kullanılması gerektiği savunulur. Esas olan mali denge değil ekonomik dengedir. Mali denge ekonomik dengenin bir amacıdır.

KAMU MALİYESİNİN GÖREVLERİ 16-18 YY lar arasında genellikle üretimini ticaretin devlet tarafından kontrol edildiği, dolaysıyla devletin üstlendiği görevlerin oldukça fazla olduğu bir dönem sonucunda 18 ve 19 yy başlarında klasik iktisadi düşüncenin liberalist politikaları gereği devletin ekonomideki görevleri en aza indiği görüşmüştür. 1929 dünya buhranı ile devletin ekonomideki görevleri artmış 2 nci dünya savasından sonra ise devletlerin ekonomik ve sosyal görevleri arasında önemli artışları olmuştur.

PİYASA BAŞARISIZLIĞI Mal ve hizmet üretim miktarları ve bunların fiyatları tüketicilerin serbest (gönüllü) olarak belirledikleri tercihleri ve gelir düzeyleri ile gönüllü değişim maddeleri açıklanmaktadır. Piyasa başarısızlığı ise; piyasaların etkin çalışmasını sağlayan koşulların ya hiç ortaya çıkmamasını sağlayan yada bir biçimde ters yönde çalışmasını ifade etmektedir. Serbest piyasaların aslında başarması gereken kendi başına bırakıldığında etkin çalışması iken uygulamada durum bu değildir. Bazı malların çok fazla, bazılarının ise yetersiz üretilmesi yada hiç üretilmemesi söz konusu olabilir. Piyasa başarısızlıkları ve iken, devlete yüklenen bir görev piyasaların kaynak tahsisi fonksiyonuna karışma ve piyasa başarısızlıklarını düzeltme veya piyasa başarısızlığının etkilerini azaltacak önlemler almasıdır. Bu devletin “kaynak tahsisi” görevi olarak bilinmektedir. Piyasalar toplum refahının dağılımında adaleti sağlayamadıkları ölçüde, devlet piyasa mekanizmasına karışarak gelir dağılımını adil olarak kabul edilen bir noktaya getirmeye çalışır. Bu ise devletin “gelir dağılımı” görevini ifade eder. Günümüz modern devletlerine bundan başka 2 görev daha yüklenmiştir. Birincisi “ekonomik istikrar” görevidir. Enflasyon, işsizlik, ödemeler dengesi be yetersiz büyüme gibi piyasaların başa demedikleri durumlarda devlet; para ve maliye politikalarını kullanarak toplum refahını arttırmaya amaçlar mesela enflasyon ve işsizliği azaltarak; İkincisi “düzenleyici görev” dir. Kaynak tahsisin bir devamı olup; devlet yasa koyup bunları uygulamaktadır. Düzenleyici görev ticaretin ve insan ilişkilerinin, bunların dışında çok daha geniş alanda yasa koyma ve adalet sistemini yönetmektedir.

KAYNAK TAHSİSİ GÖREVİ : Rekabetçi piyasaların altında yatan aslında mal varlığı haklarıdır. Mal varlığı hakları bir bireye herhangi bir mal veya mülke sahip olma ve bunların kullanımından diğer bireyleri mahrum etme hakkı vermektedir. Bireyler mal ve hizmet alıp sattığında; aslında mal varlığı haklarını değiştirmektedir.

ORTAK MAL KAYNAKLARI : Bazı mallarda hiçbir bireye veya gruba verilmeyebilir. (hava, deniz gibi) Bunların faydasından tüm bireyler kısıtlanmaksızın sınırsız yararlanmaktadır. Serbest olduğu için; bireyler ortak malı aşırı kullanmaktadır. Bunun sonucu ortak mal kaynağın zarar görmesidir. Devletin buradaki görevi ortak malın kullanımının bireyler arasında ve zaman açısından tahsisi sağlamaktır. Devlet bu görevini yerine getirirken zorlatıcı olmak zorundadır. Mesela; birkaç köy düşünelim ve bir mera var, ortak kullandıkları merayı (hiç birinin mülkiyetinde değil) hepsi aşırı kullanacaklardır. Meranın yenilenmesine izin vermeyeceklerdir. Çünkü bir dönem boş bırakma kararı alsalar da diğerine güvenleri olmayacaktır. Bu güven konusu kamu maliyesinde “mahkum açmazı, mahkum ilkeleri” olarak bilinir. Aynı nedenle tutuklanmış iki kişi düşünelim; aynı odalarda sorgulanmaktalar her ikisine şu alternatifle sunulsa;
1) ikisi de polis ile işbirliği yapmasa serbest kalacaklar
2) Biri işbirliği yapar; diğeri yapmasa, işbirliği yapan 6 ay, yapmayan 6 yıl hapis cezası olacak
3) Her ikisi de işbirliği yaparsa 1 yıl ceza alacaklar. Her iki mahkum içinde ortak yarar serbest kalmasıdır. Ancak birbirlerine güvenleri olmadığı için işbirliği yapma kararı alacaklardır. Ortak malların kullanıma örnek; televizyon kanal tahsislerinin devlet tarafından verilmesi, avlanma alanlarında hayvanların çeşitlerinin av zamanının tespiti, ….. gibi

KURUMSAL MALLAR : Piyasa başarısızlığının bir başka kaynağı kamusal malların varlığıdır. Paul Samelson kamu mallarını; “bir bireyin kamusal malı tüketmesi, diğer bireylerin aynı malı tüketmesinde bir azalmaya neden olmamaktadır. “ diye tanımlar. Örneğin; ulusal güvenlik, sokak aydınlatması, şifresiz televizyon yayınları gibi Bu malların özelliğinden dolayı, piyasa mekanizması etkin tahsisi sağlayamamaktadır. Bu aksamaya neden olan iki özellikleri vardır.
1) “Ortak tüketim” veya “tüketimde rekabetin olmaması” yani bir bireyin kamu malını tüketmesi başka bireyin bu maldan faydalanmasını engellememektedir.
2) “Kullanımında dışlanamama” yani bu malların kullanımında bazı bireylerin mahrum bırakmak (dışlamak) imkansızdır, veya çok maliyetlidir. Kamu malları bireyler eşit düzeyde tüketmez mesela, Konya’daki biri ile Şırnak’taki biri ulusal güvenlikten eşit faydalanmaz. Şırnak’taki fazla kullanır. Kamusal malların fiyatlandırılması ve bunların alınması (vergi gibi zorla) sorundur. Gönüllü fiyatlar oluşmayacağı için zorlama unsuru taşıyacaktır. Gönüllü fiyat mekanizmasında ortaya çıkan sorun “bedavacılık sorunu” olarak adlandırılır.

YARI KAMUSAL MALLAR : Kamu malları ile özel mal arasında yer lan bir çok mal çeşidi “yarı kamusal mallar” veya “karma mallar” olarak adlandırılmaktadır. Bunlarda ortak tüketim ve dışlanamama özelliğinin birisi bulunmamaktadır Bu iki özellikten birinde sağma görülmektedir. Bazı kamusal mallarda kısmen rekabet görülür. Belli seviyede kamu malı üretimi varken; bir bireyin bu malı kullanması diğerinin kullanmasına engel olmaz ama daha önce o malı kullanan faydalarını azaltabilir. Böylece bir bireye o malı kullanmaya izin vermenin bir fırsat maliyeti vardır. Bu durum ekonomi litaritüründe kısmı rekabet “sıkışıklık” olarak tanımlanır. Bir malı kullanmak için daha fazla kişiye izin vermenin Fırsat maliyeti veya o malı daha önce kullananların faydalarındaki azalmaya “sıkışıklık maliyeti” denir. Teorik olarak tüm kamusal mallarda sıkışıklık maliyetinin ortaya çıkması imkansızdır yada çok güçtür. Dışlanabilir Dışlanamaz Tüketimde Rekabet Var
TAM ÖZEL MALLAR
1) Dışlama maliyetleri düşük
2) Özel firmalarca üretilir
3) Piyasalarda dağıtılır
4) Satış gelirlerinde finanse edilir. Örnek : Yiyecek, ayakkabı
YARI KAMUSAL MALLAR
1) Faydaları ortak tüketilen ancak sıkışabilen mallar
2) Özel firmalarca veya kamuda üretilebilirler
3) Piyasada veya kamu bütçelerinde sunulabilir.
4) Satış gelirlerinden (servisi kullanma ücretlerinden veya vergi gelirinden finanse edilirler; Örn. Parklar, ortak mallar, kamu yüzme havuzları Tüketimde Rekabet Yok
YARI KAMUSAL MALLAR
1) Dışsallık yayan özel mallar
2) Özel firmalarca üretilebilir
3) Özel vergiler veya sübvansiyon-larla piyasaya sunulur.
4) Satış gelirlerinden finanse edilir Örn. Okullar, Sağlık Hizmetleri, Şifreli TV kanalları, sıkışıklık olmayan köprü, özel yüzme havuzları, golf kulüpleri
TAM KAMUSAL MALLAR
1) Dışlama maliyeti yüksek
2) Doğrudan devlet tarafından veya devlet tarafından izin verilmiş özel firmalarca üretilir.
3) Kamu bütçelerince dağıtılır.
4) Zorunlu vergi gelirleri ile finanse edilir. Örn. Ulusal savunma İki farklı neden sıkışıklığın nedeni olabilir. 1- Daha fazla bireyin kamusal maldan yararlanması 2- Belirli bir yan kamusal malı bir bireyin daha yoğun (daha uzun süre) kullanması. Örn. İtfaiye ve polis yan kamusal hizmettir. Belli sayıda itfaiye aracı varsa, hizmet veren kişi sayısı arttıkça, kişi başına fayda azalır.
DIŞSALLIKLAR Bir birey yada firma yaptığı ekonomik bir faaliyetten sağladığı fayda dışında, diğer birey veya firmalara fayda sağlıyor (dışsal fayda) veya zarar veriyor ise (dışsal zarar) dışsallık oluşmaktadır.
Dışsallık; iki ekonomik birimin üretim veya tüketim faaliyetinden, üçüncü kişilerin fiyat mekanizması dışında fayda veya zarar görmesidir. Yani bireylerin fayda fonksiyonları veya firmaların üretim fonksiyonları fiyat mekanizması dışında bir üretim veya tüketim faaliyetinden etkilenmesidir. Örn. Eskişehir’de bir fabrikanın atığı, Porsuk çayını kirletiyorsa çıkan kokular bireylerin fayda fonksiyonlarını olumsuz etkilemekte, aynı zamanda porsuk çayında kayık kiralayan işletmecilerin üretim fonksiyonunu olumsuz etkilemektedir. Dışsal zarar söz konusu olunca devlet, faaliyet düzeyini aşağıya çekecektir. Dışsal fayda durumunda ise; faaliyet düzeyini arttırma (teşvik etme) yönünde düzenleme yapacaktır.

ÖLÇEĞE GÖRE ARTAN GETİRİLİ EKONOMİLER: Rekabetçi piyasaların başarızlığının bir başka kaynağı, bazı piyasaların yüksek üretim seviyelerinde ölçeğe göre artan getiriye sahip olmasıdır. Ölçeğe göre artan getiriye sahip ekonomiler üretim düzeyi arttıkça maliyetlerin düşmesini ifade etmektedir, yani ölçek arttıkça getiride artmaktadır. Örn. Demir yolu işletmeciliğinde demiryollarının yatırım maliyeti oldukça yüksek olsada üretim düzeyi arttıkça ortalama (birim) maliyet düşmektedir. Bunlar doğal tekellerdir ve kaynak tahsisi açısından rekabetçi piyasalar iki neden den etkin çalışmayacaktır.
1- Piyasanın rekabetçi davranışı engellemesidir. Ölçeğe göre orta getiri ile büyük firmaların daha düşük maliyette üretmesi küçük firmaların iflas ettirecektir ve monopollaşacaktır. Monopolcu kar maksimizasyonu gereğince öz üretip yüksek fiyatla satacaktır.
2- Rekabetçi piyasa var olsa veya firma rekabetçi davranmaya zorlansa dahi; özel sektör karlı bir biçimde toplum içinde gerekli marjinal maliyet fiyatlaması yapmayacaktır.

Ölçeğe göre artan getiri endüstrilerde devletin alabileceği önlemler;
1- Devlet hiçbir şey yapmama politikasını izleyebilir. Ölçek büküklüğü fazla olan firmalar AR-GE yapıyorsa toplum bundan faydalanabilir.
2- Devlet monopolun fiyatını belirlemek isteyebilir. Fiyat marjinal maliyette belirlenirse monopol zarar edecek ancak kaynak tahsisinde etkin sağlanacaktır. Ortalama maliyette belirlenirse, monopol zarar etmeyecek ancak etkinlik kaybı olacaktır.
3- Kamu kemsi “kamı ekonomik kuruluşu” olarak üretimi üstlenebilir. Kamu kesimi monopolun fiyatını karlılık açısından değil toplumsal refah açısından belirleyecektir.

1- RİSK VE BELİRSİZLİK: Rekabetçi fiyat sistemi tam bilgiye sahip olunması yani üreticilerin ve tüketicilerin ekonomideki tüm malların şimdili ve gelecekteki fiyatlarının bilindiği düşüncesine dayanır. İklim koşulları, zevkler ve tercihlerindeki değişiklikler, teknolojideki değişiklikler fiyatları etkileyecektir. Gelecekteki oluşacak riskleri tam olarak bilen bireyler, gelecekteki mal ve hizmet taleplerini kesin olarak şimdiden bileceklerdir. Böylece gelecekte her bir mal ve üretim faktörü için piyasalar oluşacaktır. Bu koşullarda oluşan piyasalar “gelecek yasalar” olarak adlandırılmaktadır. Örn: sigorta endişesi Gelecek piyasaların oluşması için iki neden vardır.
1- Bu tür piyasa oluşturmanın işlem maliyetlerinin çok yüksek olmasıdır.
2- Asimetrik bilgi sorunudur. Asimetrik bilgi sorunu; sigortalanmak isteyen bireylerin sahip olduğu; ancak sigorta yapanın sahip olmadığı bilgilerden kaynaklanmaktadır.

Asimetrik bilgi sorunu; Piyasaların aksaması iki nedenden oluşur;
1- “Ahlaki riziko” sigortacı tarafından kontrol edilemeyen, sigortalının zararın ortaya çıkma olasılığını veya zararın büyüklüğünün etkileyebileceği durumlarda ortaya çıkar. Ahlaki riziko oluştuğu zaman rekabetçi gelecek politik alanının oluşması mümkün değildir. Örn. Sağlık riski fazla olanların sigorta yaptırması gibi,
2- Ayırma gülcülüğü riskin oluşma olasılıkları farklı olan sigortalı bireylerin varlığı halinde ortaya çıkar. Bazı bireyler yüksek riskli, bazı bireyler düşük olabilir. Örn. Kasko yaptıran şoförlerin dikkat derecesi ölçülemez. Gelecek piyasaların aksaması devletin kaynak tahsisinde etkinliğin sağlanması için göreve çağrılmasına neden olmaktadır. Devlet işsizlik sigortası, sağlık sigortası, sosyal güvenlik gibi olanlarda ya kendisi faaliyette bulunmakta yada, özel kesimin faaliyetle bulunmasına izin vermektedir.
2- GELİR DAĞILIMI GÖREVİ: Kaynak tahsisi görevinin yanında bireyler, hane halkları ve çeşitli kesimler arasında servet ve gelir arasındaki dengesizlikleri giderme görevi devlete verilmektedir. Gelir ve servet başlangıçta adil dağıtılmış olsa bile zaman içerisinde bireysel yetenekler fiyatların farklılaşması, alınan eğitim düzeyinin farklılaşması neticesinde yine bozulacaktır. Ayrıca rekabetçi piyasalar işleyişleri itibarı ile gelir dağılımını bozucu etki yaparlar. Bu düzeni sağlana devlet tarafından yapılır. Devlet zorunlu vergileme, vergilemede artan oranlılık, bazı kamusal mal ve hizmetler, süpvansiyonlar aracılığı ile gelirin yeniden dağılımı sağlamaya çalışır.
3- EKONOMİDE İSTİKRAR GÖREVİ : Piyasa başarısızlığı olan mal ve hizmet piyasalarındaki arz talep dengesilizliklerinden kaynaklanan enflasyon, deflasyon, işsizlik, ithalat – ihracat, arasındaki dengesizliğin sonucu cari işlemler acık veya fazlaları gibi makroekonomik konular devletin, para ve maliye politikalarını kullanması yolu ile dengelenmeye çalışılır. Devletin müdahale etmemesini savunan görüşlerde vardır. Piyasa dengesizliklerinin giderilmesine ek olarak makroekonomik bir hedef olarak devlet, uzun dönem yeterli büyüme ve kalkınmayı sağlayacak koşullarda oluşturmak zorundadır. Örn. Uzun dönemli kalkınma planları gibi Devletin görevleri ; – Kaynak tahsisi – Gelir Dağılımı – İstikrar Görevi

KAMU HARCAMALARININ TANIMI
Devletin yüklendiği görevi yerine getirebilmesini için bazı harcamaların yapılması gerekmektedir. Devletin varlığının temelini oluşturan toplumsal ihtiyaçlarının giderilmesi için devletin bazı mal ve hizmetlerde yararlanması gerekir. Zannediyorum ki istihdam ettiği çalışanların, özel kesimden satın aldığı veya ücret ürettiği mal, malzeme vs gibi ödeme zorunluluğudur. Bunun yanında gelir dağılımını düzeltme, tam istihdamı gerçekleştirme, ekonomik kalkınmayı sağlama gibi amaçların devleti sürekli olarak mal ve hizmet alımına yönelttiği gerçektir. Aynı zamanda bu amaçlar devlet, zaman zaman özel kesime karşılıksız ödemelerde bulunmaya yöneltir. Bunlar devletin belirli amaçlara ulaşmak için kullandığı araçlardır. Kamu harcamalarını, devletin kamusal mal ve hizmet üretimi için yaptığı harcamalar olarak tanımlayabiliriz. Dar anlamda kamu harcaması kavramı : Merkezi devlet örgütü ve yerel yönetimlerin harcamalarıdır. Geniş anlamda kamu harcaması kavramı : Merkezi devlet örgütü ve yerel yönetimlerin yanında kamu iktisadi karuluşlarının harcamalarını, vergi muafiyet ve istisnalarını kapsamaktadır.

KAMU HARCAMALARININ ÖZELLİKLERİ: Özel harcamalar ile kamu harcamalarının farkları ; Kamu harcamaları kamu gelirlerin önce gelir yani önce harcamalar saptanmakta sonra bunları karşılayacak gelirler belirlenmektedir. Özel ekonomide tam tersidir. Özel harcamalar bölünebilir nitelikteki mal ve hizmetlerin üretimine kar amacı ile yatırılır. Kamu harcamaları hem bölünebilir hem bölünemez ( tam kamusal) malların üretiminde kar amacı olmadan sosyal faydanın en üst seviyede gerçekleşmesi amacı ile yapılır. Diğer fark harcamaların gerçekleştirme aşamalarının farklığıdır. Örn. Kamu harcamalarında kolektif karar alma mekanizmalarına uygun olarak kararlar siyasi bir nitelik taşıyarak belirlenirken, özel harcamalarda böyle bir durum söz konusu değildir.
KAMU HARCAMALARIN ARTIŞI İLE İLGİLİ TEORİLER: Bu konuda ilk ciddi çalışma Adolph WAGNER tarafından yapılmıştır. WAGNER ; hem devletin ekonomiye müdahalesini hem de kamu harcamalarının ekonomik ve sosyal gelişme ile birlikte arttığını bunun rastlantı olmadığını, bir sosyal yasa kapsamında olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre ; kamu harcamalarının artışı, kamu faaliyetlerinin artışı sonucudur. Toplumların sosyal ilerleme istekleri, devlet faaliyetlerini arttırmakta, böylece kamu harcamaları artmaktadır. WAGNER yasası : Genellikle kamu harcamalarının, milli gelirden daha hızlı artması olarak anlaşılmaktadır. Yani kamu harcamalarının milli gelirdeki payının zamanla yükselmesidir. Henry Carter ADAMS, Wagner’e katılmakta ona, kamu giderlerinin artış nedenlerinin ne ülke için aynı olmayacağını belirtmiştir. Bunun nedenlerini de ülkenin sahip olduğu sosyal ve ekonomik faktöre bağlamıştır. Çünkü her ülkede hizmetler aynı hızda ve ağırlıkta gelişmemektedir. Wagner’in ileri sürdüğü kamu harcamalarının artışı uzun dönemi kapsayan analizdir. Kısa dönemdeki değişiklik ve dalgalanmalar, uzun dönemdeki genel seyri açıklamak için gereklidir. Bu yaklaşımın benimsendiği ilk çalışma Peacock ve Wiseman tarafından yapılmış sıçrama tezidir. Buna göre : kamu harcamalarının artış nedeni, savaş sonucu vergilerin arttırılmasıdır. Vergilerdeki artış nedeni ile savaş sonrasında askeri harcama azalsa da, sivil kamu harcamalarındaki artış neden ile vergi savaş öncesi düzeyine dönememektedir. Dolasıyla devlet için savaşın bitmesi ile elinde kalan ek mali güçle yeni mal ve hizmetlerin üretimini kamu sektörü içine alma imkanı doğmaktadır. Bunun sonucu kamu harcamaları artar, böylece savaş öncesi düzeyden savaş sonrası kamu harcamaları düzeyine doğru bir sıçrama olmaktadır. Böyle dönemlerde devlet eskiye göre daha fazla vergi toplamak ve harcama yapmak zorunda kalmıştır. Olağan üstü durumun kalkması vergiyi eski Anına getirmez ona hem harcamalar hem de vergi eskiye oranla daha yüksek bir düzeyde dengelenmiş olur.
KAMU HARCAMALARININ ARTIŞ NEDENLERİ:
a) Görünüşteki artış nedenleri : 1- Paranın satın alma gücündeki azalma ;
Kamu harcamalarının görünüşteki artış nedenleri
1 ) Paranın satın alma gücündeki azalma: enflasyon nedeni ile kamu harcamalarında artış olur ama asıl artış nedeni ile enflasyondan kaynaklanan artısı belirlemek için fiyat endeksleme yoluna gidilir.
2 ) Bütçe ve yönetim tekniğinde meydana gelen değişimler: devlet gelirleri toplanırken, toplama için yapılan harcamalar gelirden düşülecek gelirin net veya safi miktarının yazılması yerine toplanan gelirlerin gayrı safi olarak yazılması ve giderlerin ayrıca görülmesi yönteminin benimsenmesidir. Böylece kamu harcamalarında görünürde bir artış olmaktadır. Bütçe dışı bırakılan bazı harcamaların bütçeye alınması da aynı etkiyi yapar. Safi yöntem; kurumların elde ettiği gelirlerden gider düşüldükten sonra bütçeye kalan net değer aktarılmasıdır.bu yöntemde bazı yolsuzluklar olunca gayrisafi yöntem uygulaması başladı. Yani tüm gelirler bütçeye alındı, giderler ayrıca düşüldü.
3 ) siyasal nedenlerle nüfusun ve yüzölçümünün büyümesi nüfusun ve yüzölçümünün büyümesi: nüfusun artmasıyla arttırılan toplam kamu giderleri kişi basına düsen kamu gideri payını arttırmıyorsa toplam kamu giderleri görünürde artmış olur. Yüzölçümünün artması o alanda yapılan giderlerin devlet bütçesi içine girmesine neden olacaktır ki buda görünüşte artış nedenidir.
4 ) kamu hizmetlerinin para ile görülmesi; trampa ekonomilerinin yaygın olduğu dönemde kamu gider ve gelirleri büyük ölçüde aynı bir biçimde yapılırdı. ( trampa: malı malla değimse gibi anlamı var. ) para ekonomisine geçilince daha önceden aynen yapılan hizmetler parasal karaktere bürünmüş ve kamu giderlerinde yaptığı artış gerçek bir faaliyet artısının sonucunda gerçekleşmemiş olmaktadır. Sadece ödeme aracının değişmesi ile görünürde artmış oluyor.
** kamu giderlerinin gerçek artış nedenleri;
1 ) savaşlar; sadece savaş giderlerini değil, savaşa hazırlık ve savaşın sona ermesinden sonra yapılan harcamaları da dâhil etmek gerekir.
2 ) nüfus artısı ; eğitim, sağlık, ulaşım, konut ve istihdam gibi giderler artar.
3 ) teknolojide meydana gelen değişmeler; devlete yeni harcamalar yükler, mesela otomobilin icadı yeni yolların yapılmasını neden olmuştur. Bilimsel araştırmalar devlet eliyle yürütülür.
4 ) devlet anlayışında meydana gelen değimseler; sosyal refah devleti ile bütünleşen amaca göre devlet, sağlık, eğitim, konut, sosyal güvenlik gibi hizmetleri sunarak halkın hayat düzeylerini yükseltmekte zorunlu sayılmıştır.
5 ) ekonomik nedenler; gelişmiş ekonomilerde piyasa ekonomisinin kendi haline bırakılması ekonomik konjoktörde dalgalanmalara yol açmaktadır. Ekonomi tam istihdam halinin ve fiyat istikrarının sağlanması gibi görevler devlete düşmekte ve devlet kamu giderleri vasıtasıyla ekonomiye zamanında müdahalede bulunmaktadır. Az gelişmiş ekonomilerde devlet tasarruf ve yatırım eksikliğiyle gidermek üretim kapasitesini genişletmek amacıyla cebri tasarrufa başvurarak ekonomiye müdahalede bulunur. Vergi gelirlerinin büyük bir kısmını üretim kapasitesini genişletecek yatırımlara ayırır. Özel sektörün karlı bulmadığı alanlarda işlerin ürütülmesini sağlar. Sosyal sabit sermaye yatırımları olarak nitelendirilen yol, köprü, baraj, telekominikasyon, hava alanı gibi alt yapı yatırımlarını yapmak için veya bazı alanları siyasi ve sosyal nedenlerle özel teşebbüse kapatması durumunda bu alanlara yatırımlar yapmak, örnek işletmeler kurmak amacıyla ödenek ayırır.
6 ) doğal afetle
7 ) göçler ( köyden şehre göçler altyapı yatırımlarını arttırır. )
8 ) toplumun hayat standardının artması : gelir seviyesi yükselen toplumların kültürel sportif yeşil alanların artması gibi isteklerle devletin harcamasını artırır.
**Kamu harcamalarının tasnifi
1 ) Kamu Harcamalarının İdari tasnifi: idari kamu gideri yapan idari birimlerin esas alınması suretiyle yapılan bir tasniftir. Bu tür tasnife organik tasnif adı verilir. İdari tasnifin diğer bir biçimi de giderlerin yapılış amacına uygun olarak ayırımına yarayan fonksiyonel tasnif olmaktadır. Kamu harcamalarının idari tasnifi devletin organik yapısına göre yapılan bir tasnif biçimidir. Organik tasnifte devleti meydana getiren üst kuruluşlar düzeyinde giderler ayrılabilmektedir. Örn; milli eğitim bakanlığı, sağlık bakanlığı, maliye bakanlığı vb.. Merkezi idare kuruluşlarının bütçelerinin toplanması bize toplam giderleri verir. Devleti oluşturan her bir idare ( Sayıştay, anayasa mahkemesi vb.. ) ve bakanlıkların bütçeleri organik tasnifin içeriğini oluşturur.
2 ) kamu harcamalarının işlevsel tasnifi ; İ.T. ; siyasi organlarca belirlenen kamu harcamalarının ulaşılmak istenen bazı hedeflerin anlamlı biçimde birleştirildiği bir tasnif denebilir. Hizmetler, genel hizmetler, ekonomik hizmetler ve sosyal hizmetler olarak 3 grupta toplanır. Genel hizmetler; devlet düzeninin sürdürülmesini ve devlet yönetimini sağlayan hizmetlerdir. Genel yönetim; yargı, kolluk, savunma gibi. Buna göre TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, başbakanlık, dış işleri bakanlığı, milli savunma bakanlığı gibi kuruluşlar genel hizmetleri yürüten kuruluşlardır. Ekonomik hizmetler, genellikle bireylerle doğrudan yanar sunma yerine üretim sürecinin aşamalarında hammadde ve ara mal ile altyapıyı oluşturan özellikleri dolayısı ile firmaları yarar sağlama amacına yönelik hizmetlerdir. Bu hizmetler firmaların özel maliyetlerini azaltmaları nedeniyle tüketicilere de dolaylı fayda sağlamaktadır. Bu hizmetlere; tarım, enerji, doğal kaynaklar, üretim, inşaat ve ulaşım gibi hizmetle girer. Ülkemizde yerel ve katma bütçeli kuruluşlardan, ulaştırma bakanlığı, enerji ve tabi kaynaklar bakanlığı, DSİgenel müdürlüğü, tekel genel müdürlüğü gibi kuruluşlar ekonomik hizmetler yürütülmektedir.Sosyal hizmetler ise; bireylere teker teker ve dolayısı ile topluma yarar sağlayan hizmetlerdir. Bunlarda bireyle kendi ihtiyaçları için doğrudan yararlanırlar. Eğitim, sağlık, sosyal, güvenlik ve refah kültürel hizmetleri din, boş zamanları değerlendirme hizmetleri, konut ve yerel araştırma hizmetleri girmektedir. Ülkemizde genel ve katma bütçeli kuruluşlardan sağlık bakanlığı, çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı, milli eğitim bakanlığı, diyanet işleri başkanlığı, üniversite gibi kuruluşlar sosyal hizmetleri yürütür.
3 ) kamu harcamalarının ekonomik tasnifi :
1 – reel harcamalar
2 – transfer harcamaları
1a- cari harcamalar
1b- yatırım harcamalar Reel harcamalar toplam talebin bir öğesini oluşturan ve bu niteliği ile cari dönem üretimini etkileyen harcamalardır. Çoğu kez tüketim harcamaları da denir. Esas olarak cari üretimden devletin bir pay alabilmek için ödediği fiyat niteliği taşır. Söz konusu harcamalar; devletin toplumsal ihtiyaçları karşılayabilmek ve üstlendiği diğer görevleri yerine getirebilmek için satın aldığı mal ve hizmetlerin son kullanım amacı ne olursa olsun, ele alınan dönem üretiminden aldığı bir paydır. Yatırım harcamaları; ekonominin üretim gücünü doğrudan arttırmaya yönelik harcamalardır. Gelecek dönemlerde kalıcı varlıklara yapılan harcamalar, yatırım niteliğinde olup sermaye mallarına ödemeler yada stok artırımı amacıyla yapılan harcamadır. Cari harcamalar; kısa dönemde doğrudan üretimi arttırıcı etkisi olmayabilen ve faydası bir dönemle sınırlı sayılabilecek harcamalardır. Bu harcamalar varolan üretim kapasitesini kullanmak için gerekli mal ve hizmetler için yapılır. Bazı harcamaların etki ve faydaları gelecek dönemlere sarktığı halde sermaye malları olarak ortaya çıkmamaları nedeniyle cari harcama olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla üretim gücüne katkısı açık olan ve bu özellikleri taşıyan eğitim ve sağlık gibi harcamalara kalkınma carileri denmektedir. Transfer harcamaları; maddi gelirde bir değişiklik oluşturmayan ve sadece satın alma gücünün bireyler ve sosyal gruplar arasında el değiştirmesine neden olan harcamalardır. Cari dönem üretimine karşı devlet tarafından doğrudan bir talep oluşturulmamakla birlikte bazı kaynakların devlet bütçesi aracılığı ile kişi ve kurumlar arası karşılıksız el değiştirmesi niteliğini taşıyan harcamalardır.
** kamu harcamalarında etkinlik ( fayda – maliyet analizi )
A ) fayda – maliyet analizinin kapsamı ve tarihi gelişimi; devletin kıt gelirlerinden en verimli faydayı alması için çeşitli görüşler zaman içinde oluşmuştur. Duks dupont ; tüketici rantını açıklayıp ( 19. yy’da ) kamu hizmetlerinin faydasının kişilerin bunlar için ödedikleri tutardan ibaret olmayıp, kişilerin ödemeyi kabul edecekleri maksimum tutara eşit olacağını ortaya koymuştur. İngilterede ise 1959 yılında G.P. Wibberley’in arazilerin ziraat ve şehir gelişmesi arasında tahsisi çalışmalarıyla, 1963 C.D. Foster ve M.E. Beesley tarafından Londra yer altı tren şebekesinin uzantısı olarak Victorya hattı inşasının ekonomik incelemesi ile gene 1960 yılında yol araştırma laboratuarının M1 karayolunun ekonomik değerlendirilmesi ile başlamıştır.
B ) fayda ve maliyetlerde ekonomik kavramlar; kamu yatırımlarının büyüklükleri veri olarak alınırsa bunlara uygun değerleme tekniklerinin önemi küçümsenemez. 1844’de Dupuit’in “Bayındırlık işlerinin faydalarının ölçümü üzerine” adlı yazısı önemlidir.
1 – tüketici artığı kavramı ; Dupoit’in çalışmasına göre; bir malın bir kişi için faydasının, kişinin o mal için ödemeyi kabul edeceğini en yüksek fiyat olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kısaca fayda = ödenen tutar ve tüketici ortağının toplamlarıdır. Bir malın faydası; kişinin bu nal için ödeyeceği tutardan ibaret olmayıp, razı olacağı maksimum tutara eşit olacaktır. Daha sonra Marshall bu kavramı genişletip fayda analizi çerçevesine sokmuştur. M.’a göre tüketici artığı “ tüketicinin verilen bir mal miktarı için ödemeye hazır olduğu maksimum tutar ile gerçekte ödediği miktar arasındaki fark ” olarak tanımlamaktadır. Üretici ve tüketici artıklarının toplamı bize refah değişikliğinin bir göstergesini vermektedir.
2 – fayda maliyetlerde etkinlik ; faydayı kişilerin ödeme istekliliği ve maliyetlerinin tazmini toplamı idi. Fakat bu arada kişilerin gelirlerinin marjinal faydalarının değişebileceği üzerine Marshall çalışmış ve fiyat değişikliklerine göre gelirlerin marjinal faydasının zengin bir insan için fakir bir insanınkinden daha düşük olduğunu ortaya atmış ve bu nedenle de her fayda ve maliyeti ayrı ayrı bunlardan etkileyen kişilerin gelirlerinin marjinal faydalarının hesaplanması üzerinde durmuştur.
3 – fayda ve maliyetler ; piyasa firmalarında dış fayda ve dış zarar kolay tertip edilir. Yararlanana ödetilmeyen faydalar var ise bu dış faydadır. Aynı biçimde firmanın veya kuruluşun neden olduğu zararlar maliyetlerin içine katılamıyorsa bu da dış zarardır. Oysa kamu projelerinin pek çoğunda bedel ödenmez. Bu konuda kabul edilen ilke, dış kazançlardan sadece teknolojik nitelikte olanların dikkate alınması, buna karşılık teknolojik verimi etkileyen, sadece nisbi fiyatlar yoluyla gelir dağılımını etkileyen dış kazanç ve zararların proje tahlillerinde göz önüne alınma aşamasıdır. Para piyasaları; piyasa firmaları ürünlerinin faydalarının satış fiyatları ile ölçerler, üretimlerini arttırmaları halinde bu fiyatların geçerli olacağını kabul etmeleri çoğu zaman yanlış değildir. Firmanın piyasadaki payı büyük değilse ve ürünlerine talep esnekliği çok düşük değilse projelerin gerçekleşmesinden sonra ürün artışını piyasa fiyatından sürdürebilir. Oysa kamu yatırımlarında teknolojik bölünmezlikler yaygındır. Projenin gerçekleştirilmesi üretimde büyük artışlara neden olabilir ve piyasa fiyatı yani arz, miktar karşısında değişebilir. Gölge fiyatlar; bazı devlet projelerinde projelerin çıktılarının hesaplanabilmesi için piyasa fiyatlarından yararlanılabilir. Öyle çıktılar vardır ki eğer piyasa fiyatları kullanıma hazır değil ise bu çıktıları da parasal olarak değerlendirmek gerekiyorsa o zaman gölge fiyatları kullanılır. Örneğin 1 işçi 100 bin lira ücretle 1 saat fazla çalışmayı kabul ederse: bu kişinin 1 saat boş zamana verdiği değer en az 100 bin liradır. Ve bu kişinin boş zamanının gölge fiyatını bize verir.
Maliyetlerin ölçülmesi: Geniş anlamda, kamu yatırım projesinin maliyeti, projeye tahsis edilen gerçek kaynakların en iyi seçenek kullanımının değeridir. Mümkün olan tüm seçeneklerde ve her birinden sağlanacak faydalarda kullanılacak kaynakların değeri piyasa fiyatı ile ölçülür. İdeal olarak kamu projelerinde kullanılan gerçek kaynaklar için piyasa fiyatları uygulanır. Piyasa fiyatlarının geçerliliği konusunda önemli şüpheler olduğu takdirde gölge fiyatları kullanılabilir.
Fayda-Maliyet Analizi Teorisi Yapısı ve Uygulama Teknikleri:
Fayda-maliyet analizi; Herhangi bir politikanın veya projenin sosyal fayda ve sosyal maliyetlerini ortak bir para cinsinden ifade etmek ve bunları karşılaştırmaya çalışmaktadır. Dolayısı ile fayda maliyet analizi uygulayan kamu kuruluşundan amacı proje sonunda toplumun en yüksek faydayı sağlaması iken, özel sektörde net kişisel kardır.
Fayda-maliyet analizinin yapısını oluşturan öğeler;
1) Kişiler kendi refahları konusunda en iyi kararı yine kendileri verecektir.
2) Sosyal Refah Fonksiyonu; Kişilerin kendi refahlarının artan bir fonksiyonu olup başka bir şeye bağlı değildir.
3) Fayda-maliyet analizi etkinlik sorununu da içerir ve pareto iyileştirilmesi fayda-maliyet analizinin rasyonelliğini oluşturur. Diğer deyişle analiz talep eğrisindeki tazmin edici değişmelerin cebirsel toplamı yardımıyla ölçülebilen bir pareto iyileştirmesini amaçlar.
Fayda-Maliyet Analizinin Teorik Yapısı:
NFS = KÖHOT – TGM NFS: Net Sosyal Fayda
KÖHOT: Kişilerin ödemeye hazır oldukları tutar.
TGM: Tanzim edilmesi gereken tutar. (Fayda-maliyet analizinin maksimize etmeye çalıştığı miktarını net sosyal fayda olduğunu belirtmiştir) Anolistler tüketicinin ödeme arzusunu ölçüt olarak kullanmaktadırlar. Malların fiyatlarının tamamen olmasa da kısmen de olsa arzu edilen ödemeyi yansıttıkları varsayılabilir. Fayda=KÖHOT=Fiyat=MM olacaktır.
MM: Marjinal maliyet demektir. Sosyal malların hemen hepsinin piyasası, fiyatları yoktur. Bunların gölge fiyatları kullanılacaktır.
Toplam Tüketim Fazlası=Tüketici Fazlası+Fiili Ödemeler Fayda=Maliyet analizinde düşünülen kamu yatırım projelerinin gelecekteki faydalı ve maliyetleri parasal olarak tanımlanınca, her proje için faydaların ve maliyetlerin karşılaştırılması yapılabilir ve karara varılabilir. Fayda-Maliyet Analizi Uygulanacak Projelerde
Zaman Faktörü: Analize konu olmuş projelerde nekrotik hesaplamalarda kolaylık için zamanın sürekliliği yerine; bölünebilir ve gelecekteki faydalar spesifik yıllarda meydana geldikçe incelenebilir. İlk yıllar inşaat aşaması olduğu için fayda olmaz, sonraki yıllarda faydalar önce artar, sonra belli düzeyde kalır ve düşer. Bir projenin gelecekteki gelir tutarı maliyetten düşükse hemen kabul edilmez (1+1) bileşik faiz getirisine bakılır. Fayda-Maliyet Analizinde Karar Vermede Kullanılan Yatırım Kriterleri Şu Kriterler Sayılabilir:
a) Kesim Dönem Ölçütü: En yaygın kullanılandır. Özde ölçütün esası: Bu tür bir ölçüt kullanılacaksa, ilk önce belli bir süre saptanır. Bunun nedeni gelecekte; risk, belirsizlik veya teknolojinin yenilenmesi gibi faktörlerin ortaya çıkabileceği endişesi ile kesin bir dönem saptayıp bu dönem içerisinde getirisi en yüksek olan projeyi seçmektir. Bu ölçütün sakıncası; büyük yatırımlarda yani kuruluşu uzun dönem kapsayan ve ilk yıllarda fazla getirisi olmayan projelerin seçilme şansı düşüktür.
b) Geri Ödeme (Geri Ödeme Haddi) Dönemi Ölçütü: Projeleri geri ödeme dönemleri itibariyle bir sıralamaya sokmak ve ödemesi en kısa olan projeyi seçmek mantığı ile çalışır.
c) Yıllık Ortalama Getiri Ölçütü: Bunda projelerin oluşturdukları bütün faydalar dikkate alınır. Yıllık ortalama getiri haddinin hesabında bütün getiri rakamları olduğu gibi alındığında, bu yaklaşım hesaplamaya giren bütün rakamların belirsizlik açısından düzeltilmiş olduğu zımmen kabul edilmektedir. Bu yöntemde asıl değişkenler yatırım projesinin üretken ömrü ve ürettiği gayri safi faydanın, parasal değeridir. Bu ölçütte maliyetler hesaplamaların içine girmez, ancak maliyetleri eşit olan iki proje arasında bir tercih yapmada bize anlamlı sonuç verdirir.
d) Net Yıllık Ortalama Getiri Ölçütü: Yukarıdaki ölçütte maliyetler dikkate alınmıyordu. Bu ölçütte değişkenler; projenin üreteceği toplam faydalar, projelerin üretken ömürleri ve maliyetleridir. Yıllık ortalama net getirisi yüksek olan tercih edilir.
e) Son Değer Ölçütü: Bu ölçüt proje faydalarının ve maliyetlerinin bileşik faizle projenin son dönemine taşınması ile elde edilir. Buradaki son dönem projenin ekonomik ömrünün sonunu ifade etmektedir.
SD+SD(B)-SD (K) SD(B): Son değer kamülatif faydası
SD(K) Son değer kamülatif maliyeti SD: Son değer f) Net Bugünkü Değer Ölçütü: Hesaplamalarda şimdiki ve gelecekteki fayda ve maliyetler bu güne iskonto ettirilir. Fayda ve maliyetler farkının maksimum olduğu proje tercih edilir.
GHD(B)-GHD(C)=NHB(B) GHD(B)= Gayri Safi Bugünkü Faydanın Değeri
GHD(C)= Gayri Safi Maliyetlerin Değeri g) İç Kârlılık Oranı: Projeye ait fayda ve maliyet akımları içinde saklı olan getiri yüzdesinin hesaplamasını ve sonra bağımsız olarak elde edilen sosyal iskonto haddi ile karşılaştırılmasına dayanır. Diğer bir tanımla iç karlılık oranı net bugünkü değeri sıfıra eşit kılan iskonto haddidir. Yatırımın sosyal bakımdan karlı olabilmesi için iç karlılık oranı borçlanma maliyetinden büyük olması lazımdır.
İKO>; (faiz haddi) olmalıdır. h) Fayda-Maliyet Oranı: Alternatif projeler farklı faydalar ve maliyetler verir ve her birinin fayda maliyet oranı dikkate alınarak faydalara göre sınıflandırma ve seçim yapma imkanı doğar. Bu durumda mutlaka en yüksek fayda maliyet oranı veren projenin seçilmesi gerekmez. Hesaplamalarda pay ve payda da yer alan fayda ve maliyetler yıllık maliyet bazında olmalı ve iskonto hadleri belirtilmelidir.
I) Net Bugünkü Değer Oranı (Karlılık İndeksi) Yöntemi: Bu yöntem Net Bugünkü değer ölçütünün bir sakıncasının sonucu bu sakıncayı ortadan kaldırmak için geliştirilmiştir… bugünkü değer ölçütü, yatırımın büyüklüğünü göz önüne almama sakıncasını gidermek araç ile, bir yatırım önerisinin net bugünkü değerini, yatırımın bugüne indirgenmiş ilk yatırım tutarına oranlayarak bir oran bulmaya çalışır.
BÜTÇE Bütçe; devletin bir yıllık süre içerisinde gelir tahminleri ile giderlerini gösteren ve bunların uygulanma ve yürütülmesine izin veren bir kanundur. Bütçe; devlet, vilayet ve belediye gibi kamu şahısları ile resmi ve özel teşekkül ve topluluklarının belirli bir devre içerisindeki gelir ve giderlerini tahmin eden ve bunların icrasına önceden izin veren bir kanun bir idari tasarruftur. Bu tanımdan şu örgeleri çıkarabiliriz: -Bütçe kamu tüzel kişileri ve özel kişiler için hazırlanmaktadır -Belli bir devre için hazırlanmasıdır -Bütçede yer alan tüm gelir ve giderlerin tahmini rakamlardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Çünkü bütçe gelecekteki rakamlarla uğraşır. -Bütçe gelir ve giderlerin icrasına önceden izin veren bir belgedir (Kamu için) -Bir kanun, bir idari tasarruftur görüşü ise kamu hukukçuları tarafından kanun olmayıp, şekli bakımdan kanun sayılabileceğini, bir kısmı ise; bütçe kavramındaki gelir ve gider kısımları birbirinden ayırarak gelir kısmını maddi olarak bir kanun, gider kısmını ise idari bir tasarruf olarak kabul eder.
BÜTÇE ÇEŞİTLERİ Kamu kesimi ve özel kesim bütçelerini ayrı ayrı incelersek: Kamu Tüzel Kişilerinin Bütçeleri: Genel Bütçe: Devleti oluşturan merkezi devlet teşkilatının bütçelerinden oluşur. Yani Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve ona bağlı kurumlar, bakanlıklar gibi kuruluşların bütçelerinden oluşur. Bu tür bütçeler TBMM’nin onayına tabidir. Sayıştay’ın denetimine tabidir ve muhasebei umumiye kanunun hükümlerine tabidir. Katma Bütçeler (Mülhak Bütçeler) Ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmaları ve kendine özgü gelir kaynakları olması nedeni ile genel bütçede ayrılırlar idari ve mali bağımsızlığa sahiptirler. Kotra Bütçeler; devlet bütçesinin adeta bir parçası olup ona benzerler, TBMM onayına tabidirler. Devlet bütçesinin tabi olduğu usullere, idari, siyasi ve kazai denetime tabidirler. Farkı; giderlerin özel gelirlerle karşılanması ve genel bütçe dışında idare olunmasıdır. Yalnız kotra bütçeli kurum ve idarelerin bütün giderlerinin özel gelirlerle karşılanması şart değildir. Sadece özel gelirlere sahip olmak katma bütçe ile idare edilebilmek için yeterlidir. Bunların gelir-giderleri arasındaki artı fark genel bütçeye gelir fazlası olarak aktarılır. Eksi ise harcama fazlası genel bütçeden karşılanır.
Özerk Bütçeler: (s. 23) Özerk genel bütçeden gerek katma bütçelerden bağımsız olarak yapılan bütçelerdir. Yapı ve prensip itibariyle özel sektör bütçelerine yaklaşmaktadır. Katma bütçelilere nazaran daha geniş bir uygulama ve hareket serbestisine sahip bağımsız teşekküllerdir. Bu tür kuruluşları; iktisadi devlet kuruluşları sistemine dahil olanlar ve olmayanlar diye ikili bi bütçelerdir. Yapı ve prensip itibariyle özel sektör bütçelerine yaklaşmaktadır. Katma bütçelilere nazaran daha geniş bir uygulama ve hareket serbestisine sahip bağımsız teşekküllerdir. Bu tür kuruluşları; iktisadi devlet kuruluşları sistemine dahil olanlar ve olmayanlar diye ikili bir ayırıma dahil tabi tutacak olursak; iktisadi devlet sistemine dahil olan ve 440 sy. Kanunla kurulan bu kuruluşlar; sermaye ve iktisadi alanda faaliyet göstermeleri kıstasları esas olmak üzere teşekküller, müesseseler ve iştirakler olmak üzere sıralanabilir: İktisadi Devlet Sistemine dahil olmayan 440 sayılı kanunla kurulan kuruluşlar ise; T.C. Merkez Bankası, Futbol Federasyonu, BDDK gibi kuruluşlar için kullanılır. Bu tür kuruluşlara yaptığı veya ürettiği mal hizmet için özerklik verilmiştir. Her iki grupta genel ve katma bütçeden ayrı olarak kendi bütçelerini hazırlarlar. Bu kuruluşlar için özel hukuk kuralları geçerlidir. Parlemento onayı gerekmez. Sayıştay üzeri ve Sayıştay denetimine tabi değildir.
Konsolide Bütçeler; Bir kuruluş bütçesi olmayıp kamu tüzel kişilerinin bütçelerinin birleştirilmesinden meydana gelen bir bütçe çeşididir. Ülkemizde sadece genel ve katma bütçeler konsolide bütçe içerisinde birleştirilmekte mahalli idareler ile özerk bütçeler dahil edilmemektedir. Ülkemizde konsolide bütçe harcamalarının hesaplanmasında genel ve katma bütçe ödenekleri toplanmakta, bu toplamdan hazine yardımları çıkarılmaktadır. Hazine yardımları genel bütçeden katma bütçelere yapılacak olan ödemeleri gösterdiğinden hesaplarda çifte kayıtı önlemek amacıyla bu yardımlar toplamdan çıkarılmaktadır.
Mahalli İdare Bütçeleri: Türkiye’de mahalli nitelikteki mal ve hizmetleri devlet mahalli idarelere bırakmıştır. Federasyon devletlerde, bu hizmetler federasyona dahil devletlere bırakılmıştır. Türkiye’de ise belediyeler, il özel idareleri ve köylerdir. Bu idarelerin bütçeleri muhasebei umumiye kanununun 115. md. Göre bütçe olarak adlandırılır. Mahalli idareler bütçeleri TBMM’nden geçmeyip, mahalli idare meclisince onaylandıklarından yasal bir nitelikleri olmayıp idari işlem kabul edilirler.

Belediye bütçeleri; belediye başkanları tarafından hazırlanır. Belediye encümenince incelendikten sonra tekrar başkana gönderilir. Son değişiklikler başkan tarafından yapılınca bütçe belediye meclisine sunulur. Aynen değiştirerek kabul ederler ya da reddederler. Meclis tarafından onay ve kabul edilen bütçe kararnamesi o yerlerin yerinin en büyük mülki amirinin onayı ile kesinleşir. Kesinleşen bütçenin bir nüshası vali tarafından içişleri bakanlığına bilgi için gönderilir.

İl Özel İdarelerinin Bütçeleri ise; İl Daimi Encümeni tarafından incelenen kurum bütçesi daha sonra İl Genel Meclisi tarafından görüşülüp kabul edilir. Bütçe İçişleri Bakanlığına gönderilir ve Bakanlık tarafından 30 gün içinde onaylanır. Bu süre içerisinde onaylamadan gelmeyen bütçelerde kendiliğinden onaylanmış kabul edilir. Köy bütçelerinin hazırlık, görüşme, onay ve uygulama aşamaları köy ihtiyar meclisi tarafından yapılır. Özel Kişilerin Bütçeleri: Kişilerin, ailelerin ve işletmelerin bütçeleri olmak üzere 3’e ayrılır.
Kişisel bütçenin önemi; toplumun sosyo-ekonomik yapısı hakkında fikir vermesi yönündendir.
Aile Bütçesinin önemi ise; geçim endekslerinin hazırlanması bakımındandır.
Kamu-Özel Bütçe Farkı; Kamu kesiminde bütçe içerisinde yer alan giderler önce belirlenir, sonra giderlere uygun gelir kaynakları oluşturulur. Özel kesimde ise önce gelirler belirlenir, bu gelirlere uygun giderler belirlenir. Bunun nedeni kamu kesiminin gelir oluşturma yetkisidir. Kamu kesiminde bütçelerin büyük kısmında hukuki zorunluluk vardır. Özel kesim bütçelerinde ise; bütçe yapma konusunda zorunluluk yoktur.
Bütçenin Fonksiyonları:
-Ekonomik Fonksiyon
-Sosyal Fonksiyon
-Siyasal Fonksiyon
-Denetim Fonksiyon
-Hukuki Fonksiyon
Bütçenin ekonomik ve sosyal fonksiyonu, devletin üretici olarak kamu ekonomisi aracılığı ile mal ve hizmet üretmesi ve vergiler yoluyla milli gelirin önemli bir kısmını kendisine aktarması olarak karşımıza çıkar. Siyasal fonksiyonu ile bütçenin siyasal otorite tarafından onaylanarak bütün devlet kurumları için yürürlüğe girmesi ifade edilir. Hukuki fonksiyonu dendiğinde de, bütçenin yasama organınca temsil edilen bir kanun olması dolayısı ile yürütme organının buna göre uygulaması anlaşılır. Aynı zamanda bütçenin denetim görevide vardır.
BÜTÇE PRENSİPLERİ Bütçenin hazırlanma, görüşülme, onaylama, uygulanma ve denetim aşamalarını ilgilendiren uyulması bütçe başarısı açısından gerekli olan kurallardır. Bunlar;

1-Bütçenin Genellik Prensibi: Devletin gelir ve gider tahminlerinin tümünün ayrıntılarıyla bütçede yer almasına bütçenin genellik prensibi denir. Bütçe dışında hiçbir devlet geliri ve harcamasının bırakılmamasıdır. Tüm gelirler ortak bir havuzda toplanıp, tüm harcamalar yine bu havuzdan yapılır. Bu yöntemde gelirler ve giderler gayri safidir. Buna gayrisafi yöntemde denir. Gelirleri toplayan kuruluş, giderlerini düşüp bütçeye net gelir yazamaz ya da kuruluşlar bütçe ile aldıkları ödeneklere, kendi faaliyetlerinden gelirlerini ekleyerek harcamalarını çoğaltamazlar. Gelir ve giderlerin eksiksiz olarak yani, biriyle diğerini mahsup etmeksizin veya gelir arkasında gider ve gider arkasında gelir gizlemeksizin bütçeye yazılması halinde, bu ilke geçerlidir. Kamu kuruluşlarının gelir kaynağı oluşturup harcamalarını arttırması engellenmiştir. Yasama organınca kabul edilen miktarda harcama yapabilirler. Elde edilen gelir bütçeye aktarılır. Bu prensip hiçbir vergi gelirinin herhangi bir hizmete tahsis edilememesi sonucunu doğurur. Buna “adem-i tahsis yöntemi” de denir. Ör. Trafikten elde edilen gelirin trafiğe harcanmayıp genel bütçe gelir yazılması gibi.

2) Bütçenin Tekliği Prensibi: Birlik ya da yeknesaklık prensibi de denir. Devletin tüm gelir ve giderlerinin bir tek bütçede toplanması gösterilmesini ifade eder. Bazı maliyecilere göre, mahalli idareler ve KİT’lerin ayrı bütçesinin olmasını bütçenin tekliği ilkesinin ayrıcalığı görürler. Bu yanlıştır. Şöyleki; yerel yönetimlerin ayrı bir kamu hizmeti kademesi olduğu için bütçesininde ayrı olması doğaldır. KİT’ler ise ticari ve sınai olan da piyasa şartlarına göre faaliyette bulunan piyasa işletmeleridir. Ayrı bir bütçelerin olması ve buna uymaları gerekir. Bütçenin tekliği ilkesinin ayrıcalıkları; katma bütçeli kuruluşların bütçeleri; döner sermayeli işletmeler ve fonlardır. Nedeni bu kuruluşların genel (merkezi) bütçe dışında gelir ve giderlerini gösterir ayrı bütçelerinin olmasıdır. Yani merkezi hükümet kademesinde kamu faaliyeti gören bu kuruluşların genel bütçeden ayrı bütçeleri vardır.

3-Bütçenin Yıllık Olması Prensibi: Bütçe gelir ve giderlerine ilişkin izin ve yetkilerin bir yıl için verilmesini öngören prensiptir. Bir yıllık dönemin genel olarak kabul edilme nedeni hasat, iklimler gibi doğal olayların akışı ile ekonomik faaliyetlerin planlanmasında ve hesaplanmasında yaygın bir zaman ölçüsü olmasındandır.

4-Bütçede Önceden İzin Alma Prensibi: Belli bir döneme (mali yıla) ait harcama yapma ve gelir toplama yetkisinin, yasama organınca o mali yıl başlamadan önce bir bütçe yasası ile yürütme organına verilmesi, önceden izin alma ilkesi olarak adlandırılır.

5-Bütçenin Açıklığı Prensibi: Bu ilke; bütçe tahminlerinin ve bütçe uygulama sonuçlarının incelemek isteyen herkes tarafından kolayca anlaşılacağı şekilde düzenlemesini gerektirir.

6-Bütçenin Samimiyet Prensibi: Maliye Bakanlığınca bütçe tahminlerinin doğruyu ve gerçeği yansıtabilecek biçimde hazırlanması gerekir.

7-Bütçenin Doğruluk Prensibi: Bütçede yer alan gelir ve gider tahminlerinin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullara uygun olmasıdır. Böylece doğru tahmin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulların bozulmadan iyileşmesini sağlayacaktır.

8-Bütçenin Denkliği Prensibi: Bütçede gelir ve giderlerin eşit olması gerekir. Bütçe tahminlerinde veya başlangıçta hazırlanan bütçenin denk olması bütçenin uygulama sonuçlarının denk olacağı anlamını taşımaz önemli olan bütçe uygulama sonuçlarında sağlanan denkliktir. Bu denklik aynı zamanda bütçede samimiyet, doğruluk ilkelerine uyulduğunu gösterir.

9-Bütçenin Aleniliği Prensibi: Bütçe tasarısının hazırlanmasından başlayarak kesin hesap kanununa kadar geçen sürece ortaya çıkan bütün belgelerin gerçek durumu yansıtacak biçimde yayınlanması gerekir. Böylece bütçe ile ilgili bilgiler kamuoyunun dikkatine ve bilgisine sunulmaktadır.

10-Bütçenin Tasarruf Prensibi: Bütçe lüks ve savurgan giderleri önlemelidir. Belli bir gider ile en yüksek fayda ya da belirli bir faydanın minimum giderlerle elde edilmesini sağlayacak biçimde uygulanmalıdır.

TÜRKİYE’DE BÜTÇE UYGULAMASI
Bütçenin Hazırlanması: Dünyada parlamenter rejimlerde bütçenin yasa olması nedeniyle yürütme organınca hazırlanması esastır. Ancak taslağın hazırlanması güç ve teknik bir iş olduğu için yasayla bu görev hükümetlere verilmiştir.
Türkiye’de Bütçe Hazırlığı Süreci: Ülkemizde bütçe çalışmaları; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp Başbakan Onayı ile yayınlanan, bütçe hazırlıklarında dikkat edilecek ilkeleri belirten Bütçe çağrısı ile başlatılır. Kuruluşlar bütçelerini Bütçe Çağrısı ve Bütçe Hazırlama Rehberinin belirlediği ilkeler doğrultusunda yaparlar. Maliye Bakanlığıda kendi bütçesini ve ilerde anlatılacak olan genel bütçe için gelir bütçesinin hazırlıklarını yürütür. M.B. kendi bütçelerini hazırlayıp, Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne teslim eder. Kuruluşlar cari ve transfer ödenekleri ile ilgili önerilerini Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne sunarken, yatırım harcamaları ile ilgili isteklerini DPT (Devlet Planlama Teşkilatına) yaparlar. Bu istekler incelenip onaylandıktan sonra bu kuruluşlar tarafından Maliye Bakanlığına gönderilir. Maliye Bakanlığı, bu yatırım projeleri için DPT tarafından belirlenen ödenekler olduğu gibi kuruluşların bütçelerine koyarlar. DPT, yıllık program hazırlıkları ile birlikte, kuruluşların yatırım projelerini ve bunlara ilişkin ödenek önerilerini plan ilkeleri doğrultusunda inceler ve değerlendirir. DPT’nca onaylanan yatırım projeleri ve bunların ödenekleri; bütçe yasa taslağı Bakanlar Kuruluna sunulmadan önce, bütçede yer alabilmeleri için Maliye Bakanlığına gönderir. Yatırım ödenekleri DPT’ye sunulduktan sonra Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müd.’lüğüne (Maliye Bakanlığı) gönderilir. Cari ve transfer ödenekleri üzerinde, kuruluş yetkilileri ile M.B. devlet bütçe uzmanları arasında bütçe görüşmelerinde bilgi alış verişi değerlendirme ve pazarlık sonucu anlaşma sağlanır. Anlaşma sağlanamazsa; sorun Bakanlar ile Maliye Bakanı arasında ve gerekirse Başbakan düzeyinde sonuca ulaştırılır. Maliye Bakanlığında gelirlerin tahmini ve gelir bütçesinin hazırlanması Gelirler Genel Müdürlüğünün görevidir.
Tahminlerin yapılmasında genellikle 2 yöntem uygulanır.
1) Otomatik usuller yöntemi; bu yöntemde kendi içerisinde,
a) bir önceki bütçe gelirlerinin aynen alınması usulü
b) Gelir artışlarının ortalamasını dikkate alan otomatik yöntem (son birkaç yılın gelir artışlarının ortalamasının son yıl gelirleriyle çarpılması sonucu bulunur)
c) Ortalama usül: (Son birkaç yılın gelirlerin ortalaması alınır. Bu ortalama yeni bütçenin gelir tahmini makamı olarak kabul edilir.)
2) Takdir usulüdür. Ekonomik bazı verilerden yararlanarak hiçbir usül dikkate alınmadan gelirlerin tahmindir (istatistiklerden, milli gelir ve milli muhasebe rakamlarından ve diğer milletlerarası her türlü verilerden yararlanılır) Bu iki yöntem rakip değil birbirini tamamlayıcı olarak kullanılır. M.B. gelirlerin tahmininde karma bir sistem uygulamaktadır. Bakanlık tahmini içinde bulunduğu yılın ilk 8 aylık gerçekleşen gelirlerine bir evvelki yılın son 4 aylık gerçekleşen gelirlerini ekleyerek gelecek yılın tahmini gelirlerini elde etmektedir. Bakanlık uygun gördüğü miktarda kalemlerden indirim ya da artırım yapabilir. M.B. gelir ve gider bütçelerini, bütçe yasası metnini ve ilişik belgeleri birleştirip yıllık bütçe tasarısını oluşturur ve TBMM’ne sunulmak üzere Bakanlar Kuruluna teslim eder. Anayasanın 162. md. Göre genel ve katma bütçe tasarıları ve milli bütçe tahminlerini gösteren raporun mali yılın başından en az 75 gün önce Bakanlar Kurulunca TBMM’ne sunulmasını öngörmektedir, yani engeç 17 Ekimde bütçe tasarılarının TBMM’ne sunulması gerekmektedir. Bütçenin Yasama Organından Geçirilmesi: Parlamenter rejimlerde bütçenin görüşülüp onanma yetkisi yasama organına aittir. Parlamenter olmasına karşın bu yetki fiilen yürütme organında da olabilir.
Yasama organının yetkisi
1) Bütçeyi yürütme organından geldiği gibi aynen kabul etmek
2) yasama organı bütçeyi arama yetkisine fiilen sahip olmakla birlikte bu yetkisi sınırlı ve kısıtlıdır. Bu sınırlama bütçeyi red veya kabul edememe anlamına gelmez. Ancak belirli kurallara uyularak değiştirilmesi söz konusudur.
3) Yasama organı bütçeyi istediği gibi değiştirebilir. Bu farklı görüşler ülkelerin benimsedikleri siyasal yönetim biçimlerinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Ülkemizde bütçe tasarısı; Bakanlar Kurulunca, TBMM’ne sunulduktan sonra, incelenmek üzere, Bütçe Komisyonuna gönderilir. Bu komisyon 40 kişiden oluşur. Komisyonun kuruluşundan iktidar grubuna veya gruplarına 25 üye verilmek koşulu ile, siyasi parti gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsil göz önünde tutulur. Bütçe komisyonunda en çok 55 gün süre ile bütçe tasarısı üzerinde görüşmelerde bulunur ve gerekli değişiklikler yapılır. Bütçe üzerinde gider arttırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler, meclis genel kurulunda yapılamazken, bu komisyonda yapılabilir. Bütçe yasa tasarısı TBMM’nce kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanı onayına sunulur. Cumhurbaşkanı diğer yasalar için sahip olduğu yetkiyi, 15 gün içinde bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme (veto) hakkını bütçe yasası söz konusu olduğunda kullanamaz. İmzadan sonra R.G.’de yayınlanan bütçe, mali yıl başı olan 1 Ocak tarihinde yürürlüğe girer. Bazen bütçeler reddedilir, gelir toplanması ve giderlerin yapılabilmesi için geçici bütçe kabul edilinceye kadar, geçmiş yıl bütçesinin belli bir tutarının (2/12, 3/12, 4/12’sinin) uygulanmasının sürdürülmesi gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılması konusunda hükümete yetki ve izin veren bir yasadır. Bunların hazırlanmasında ivediliği nedeniyle bu yöntem uygulanmaz. Yasama organına sunulması ve görüşülüp onanmasında bütçe için izlenen yol ve yöntemin çok kısaltılarak aynen izlenmesi gerekir. Onandıktan sonra Cumhurbaşkanınca veto hakkı kullanılmaksızın mali yıl başında RG’de yayınlanıp yürürlüğe girer. Geçici bütçe sonra çıkarılacak mali yıl bütçesine eklenir ve böylece hukuki varlığı sona erer.

KAMU GELİRLERİ

1) VERGİLER: Kamu yönetimlerince kamu gereksinimlerini karşılamak amacı ile, belli bir hizmet karşılığı olmaksızın, yasalara dayalı olarak kişi ve kurumlardan devletin veya vergilendirme yetkisine sahip kamu kuruluşlarının egemenlik haklarına dayanarak zorla almış oldukları paralardır.
Verginin özellikleri;
1-Kamusal ihtiyaçlarının karşılanması, vergi alınmasının temel nedenidir.
2-Cebir (zor) ögesine dayanması. Bu cebir devletin egemenlik hakkına dayalı yasayla düzenlenen bir ögedir.
3-Verginin karşılıksız olması, kamusal malların finansman özelliğini yansıtmaktadır. Vergi karşılığı mükellefler bir mal veya hizmet telsini isteyemez.
4-Kesin olması; verginin geri ödemesi mümkün değildir.
5-Özel ekonomilerden kamu ekonomisine yapılan bir transferdir.
6-Verginin parasal bir transfer olması da çağımıza özgü bir özelliktir. Geçmişte mal ve hizmetle ödenen vergi günümüzde tamamen para ile ödenmektedir.

2) HARÇLAR Kamu yönetimlerince belirli kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla bu hizmetlerden yararlananlardan yasaya dayalı olarak zorla tahsil edilen paralardır. Vergide belli bir karşılığın bulunmaması ilkesi benimsenirken harçta belirli bir karşılığın bulunması söz konusudur. Harca bir fiyat ya da ücret olarak bakılamaz, çünkü alınan harç görülen hizmetin maliyetinin çok altında kalmaktadır.

3) RESİMLER Belli bir hizmetin veya işin görülmesi için yetkili makamlardan alınan izin karşılığı ödenen bir paradır. Harçla alınan bedel iken, resim belli bir hakkın elde edilmesi, veya izin karşılığı ödenmektedir. Uygulamada resim bazen vergilere, bazen harçlara çok yaklaşmıştır, daha çok yerel yönetimlerin

Popularity: 12% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 21st, 2010

Yapmanız Gereken tek Şey Aşağıdaki ” İNDİR ” Yazısına Tıklamanız.

* Tıkladıktan Sonra Açılan Sayfadan ” Free User ” Yazısına Tıklayacaksınız.
* Sayfa Yenilenecek ve “60″ dan geri Saymaya Başlayacak.
* Bu Sürede Bekleyin ev Sayma Bittiğinde Yenilenen Sayfadaki ” Download ” Butonuna Tıklayın.
* Karşınıza Bir Dosya Kaydetme Uyarısı Çıkacaktır. Bilgisayarıma Kaydet Seçeneğini Seçin ve Kaydet’e Tıklayın

indirmek için TIKLAYIN

Popularity: 9% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 21st, 2010

ÜNİTE 1
İnsan kaynakları :Bir ürün ya da hizmet üretebilmek için gerekli üretim tesislerini ve donanımı içeren fiziksel kaynaklar, öz kaynakları,alacakları,borçları ve kârları içeren finansal kaynaklar ;yaratılan tüm ürünler ve hizmetler ile müşterilerin bağlantısını kurabilmek için pazarlama kapasitesi ve örgüte ait bilgiyi,deneyimi ,beceriyi,karar vermeyi ve yaratıcılığı ,bu yeteneklerin örgütlenmesini ,yapılandırılmasını ve ödüllendirilmesini içeren insan kaynaklarıdır.En önemlisi rekabet avantajı sağlama olasılığı ve bu kaynakların nasıl yönetileceğidir.
Personel ve insan kaynakları yönetimi :
İşgücü :Kas gücü
Personel :Herkestir.
İKY :Rekabetçi
Entellektüel sermaye :Geliştirilmesi gereken….Bir işletmede çalışanların sahip oldukları nitelikler ve taşıdıkları potansiyel ile yaptıkları ve yapabilecekleri şeylerin toplamıdır.
Tarihi gelişim süreci içinde personel yönetimi ve insan kaynakları yönetimi:1768’ de James Watt’ınbuhar makinasını icat etmesi ile başlayan;
Sanayi devriminden sonra personel yönetimi anlayışı gelişmiştir.
Personel yönetimi anlayışının başlangıcı Refah Sekreterliğidir.
1930’lu yıllarda sendika yasasının çıkması işletmelerin, sendikaların sendikalarla ilişkilerinin düzenlenmesine ayrı bir önem vermelerine yol açmıştır.
1960’lı yıllarda ABD ve 1970’li yıllarda Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri, daha verimli, daha gelişmiş ve daha çok kazandıran
bir yaşam tarzının sadece makinelerle sağlanamayacağını, insana önem verilmesi gerektiğini anladılar.Sanayi toplumu yerini iletişim toplumuna bırakmıştır.
1980’ li yıllardan itibaren personel yönetimi anlayışı yerini insan kaynakları anlayışına bırakmıştır.
İnsan kaynakları yönetimi ( İKY ):Örgüte bugün ve uzak gelecekte rekabet üstünlüğü sağlayacak insan kaynaklarının elde edilmesi ile, elde tutulmasıyla,bireysel ve örgütsel performansını artırmasıyla ilgili politikaların ve stratejilerin oluşturulmasını, programların hazırlanmasını, örgütlenmesini, yönlendirilmesini, koordine ve kontrol edilmesini içeren bir disiplindir.
Personel yönetimi İKY
İş odaklı İnsan odaklı
İnsanı maliyet unsuru olarak görür. İnsanı değerlendirilmesi gereken bir kaynak olarak görür.
Per.– İşl.–Dev. ile mali ve hukuki ilişkileri içerir. Personel yönetimini de kapsar.
Yönetici olmayan personelle ilgilenir. Herkesle ilgilenir.
Kısa vadeli işlerle ilgilenir., Uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısına sahiptir.
Etkililiği önceden belirlenmiş personel Başarısı örgütsel performansın artmasına yol açar.
politikaları ile ölçülür.
İnsan kaynakları yönetiminin temel faaliyet alanları ört grupta toplanır.
1 )Planlama yapılması :Yönetimin temel işlevleri planlama,örgütleme,yöneltme,koordine ve kontrol etmektir.İK planlaması,İş analizi ve iş tasarımı yapılır.
2 )Elde edilmesi :İKY öncelikle işletmenin uzun,orta ve kısa vadeli planları doğrultusunda nerede
ne zaman, kaç tane ve hangi nitelikte insan kaynağına ihtiyaç varsa tespit, temin ve yerleştirmesini yapar.
3 Elde tutulması :Nitelikli insan kaynaklarının elde tutulması için adil ücret, ödüllendirme, eğitim ve geliştirme, işçi sağlığı ve güvenliğine verilen önem ,sendikalarla iyi ilişkiler çok önemlidir.
4 )Performansın artırılması :Birey ve ekipler motive edilerek performans artırılır.Performans değerleme sistemi kurulmalı,yüksek olanlar ödüllendirilmeli, düşük ve işletme kurallarına uymayanlar için disiplin prosedürleri işletilmelidir.
İnsan kaynakları ve komuta yöneticilerinin sorumlulukları :
Komuta yetki :İşletmenin asıl amacıyla doğrudan ilgili ve en temel yetki tipidir.Üstten en alta doğru çalışan ve
yetki –sorumluluk ilişkisini sağlayan bir emir zinciridir.
Kurmay yetki :İşletmenin asıl amaçlarıyla dolaylı olarak bağlantılı olan ,örneğin insan kaynakları,ar-ge,reklam,halkla ilişkiler,muhasebe gibi faaliyetleri kapsar.Yardımcı yetki tipi olup , emir verme hakkı içermez.
Komuta yöneticilerin sorumlulukları :İşletmedeki tüm yöneticiler aynı zamanda insan kaynakları yöneticisidir.
İnsan kaynakları yöneticilerinin sorumlulukları :
Kendi hizmet alanındaki insanların faaliyetlerini yönlendirmek
İnsan kaynakları faaliyetlerini koordine etmek
Komuta yöneticilerine servis ve danışmanlık vermek
Personeli korumak ve savunmak.
İnsan kaynakları bölümünün yapısı :
1 )Üst yönetimin felsefesi :Bir örgütte üst yönetimin inanmadığı ve benimsemediği hiçbir şeyin hak ettiği önemi kazanamıyacağı bilinmelidir.Başarı için İK bölümünün saygınlığı artırılmalıdır.
2 )Örgüt kültürü :Örgütte işlerin nasıl yapılacağını belirleyen,öğrenilen tutumlar ve davranışlardır.Alışkanlıklar,gelenekler,inançlar,d eğerler ve normlar yazılı politika ,prosedürler ile kendini gösterir.
3 )Örgütün büyüklüğü :Küçük işletmelerde İK bölümü kurulmamakta bu tür işleri muhasebeci yürütmekte veya küçük bir personel birimi kurulmaktadır.
4 )Coğrafik yerleşim :Birden çok fabrika veya şube varsa her işyerine ayrı İK bölümü oluşturulmalıdır.
5 )Faaliyetlerin yapısı :Ürün sayısı,türüne ,standartlaşma derecesine ve kullanılan teknolojiye göre değişir.
6 )Çalışanların niteliği :Çalışanların nitelikleri arttıkça beklentiler artar ve bunu karşılayacak İK yapılanması gerekir.
7 )Sendikalaşma oranı :Sendikalaşmaya bağlı olarak işçi işveren ilişkileri önem kazanır.
İnsan kaynakları bölümünün iç örgütlenmesi :İK bölümleri;
a )İK üst düzey yönetimi :Şirket politikalarının ve stratejilerinin bağlantısını kurmaktan ve İKY’den birinci derecede sorumludurlar.İK direktörü, İK koordinatörü, İK yöneticisi veya müdürü, gen. müdür yardımcısı olabilir.
b )İK yöneticisi :Çeşitli fonksiyonel alanlara yayılmış olan proğramları planlayan,başlatan,yürüten,koordine eden ve denetleyen genel bir uzmandır.İK müdürü,personel müdürü,idari işler müdürü veya şefi olabilir.
c )İK uzmanı :Genellikle İKY kariyeri için giriş düzeyinde pozisyonlardır.Sistem uzmanı,görüşmeci,ücret analisti eğitimcisi olabilir.
d )İK destek personeli :Bu kişiler bölümdeki işleri kolaylaştırır ve destek sağlarlar.Memur, sekreter, bilgisayar operatör ve programcısı, hizmet personeli olabilir.
İnsan kaynakları yönetiminde başarılı olmak için odaklanılması gereken alanlar :
1 )İnsan kaynakları yönetimini etkileyen iç ve dış çevresel unsurların incelenmesi :Bu unsurların başında küreselleşme gelmektedir.Özellikle rekabeti önemli ölçüde etkilemiştir.Yurt dışındaki yeni pazarlara yayılma,iş yapma olanağı sağlamaktadır.İkinci önemli faktörde teknolojik gelişmelerdir.Bilişimin imkanları sanal ortamda ticareti ve uzaktan çalışmayı mümkün kılmaktadır.Çalışanların demoğrafik yapıları ve temel özellikleri farklılaşmıştı.Çalışan anne ve babalar,çift kariyerli aileler gibi.
ÜNİTE 2

İş analizi :Belirli bir işin en küçük parçalarıyla ayrıntılı olarak tanımlayıp incelenmesi sürecidir.
İş analizinin işlevleri :
1 )Örgütsel kararlar için temel teşkil etme
2 )İş ve araç gereç dizaynında yarar sağlama
3 )Personel seçiminde ölçüt oluşturma
4 )İş için eğitim proğramlarındaki bilgileri sağlama
5 )Personel performansının değerlenmesinde kullanma
6 )İşgücü planlaması için işgücü niteliklerini ortaya koyma
7 )Adil ücret sistemi için katkıda bulunma
8 )İşle ilgili belirsizlikleri azaltma
İş analizi için gerekli bilgilerin sağlanma yöntemi :
1 )Gözlem :İş analistinin, personeli işini yaparken müdahalede bulunmadan izleyip, gördüklerini kaydetmesi şeklinde uygulanır.Gözlem , özellikle işin fiziksel çevre koşullarının anlaşılmasında diğer yöntemlerden üstündür.
2 )Mülakat :Mülakat, görüşme, yüz yüze ve sözel iletişim yoluyla bilgi sağlama yöntemidir.İkiye ayrılır.
a )Serbest mülakat :Yöneltilecek sorularda görüşmecinin uygun gördüğü yönlere çekerek oluşturulan mülakattır.
b )Yapılandırılmış mülakat :Analist tarafından önceden önemi ve gereği düşünülerek belirlenmiş ve sınırlanmış mülakatttır.
3 )Anket :Yapılandırılmış mülakattan farkı, formdaki sorulara verilen cevaplar işi yapan personel tarafından işaretlenmesidir.
İş analizi teknikleri :
1 )İş envanterleri :Bir meslekteki alanda yerine getirilen işlerin gerektirdiği görevler sıralanarak personelin bunların içinden kendisinin yapmakta olduklarını, yapma sıklığını, yaparken harcanan süreye, önemine,güçlüğüne veya öğrenmek için gerekli süreye göre derecelendirmesi istenir.İş tanımlarının hazırlanmasında ve ileri derecede bölümlendirilmiş ,standartlaştırılmış işler için uygundur.
2 )Durum analizi :İşin içeriği ve gerektirdiği personel özelliklerine ilişkin sorular içeren bir anket formu kullanılarak yapılır.Durum analizi anketinin çok geniş bir kullanım alanı vardır.Bu analizgenel kullanımlı ve çok amaçlıdır.Düşük ve yüksek performansı ayırt edemez..
3 )Fonksiyonel iş analizi :İşleri gerektirdikleri personel fonksiyonları cinsinden inceler.Personel fonksiyonları, işi yapanın;bilgilerle, insanlarla ve araç gereçle ilişkilerini belirleyen faaliyetlerdir.Uygulama alanı geniş ve çok amaçlı bir tekniktir.Fonksiyonel iş analizi için gerekli bilgiler anketin yanı sıra gözlem veya mülakat yoluyla da elde edilebilir.
4 )Kritik olay tekniği :Belirli bir işte çalışan personelin ve bağlı oldukları ilk yöneticinin şahit oldukları ,işle ilgili olumlu veya olumsuz sonuç veren personel davranışları kaydedilir.Bunlar işin gerektirdiği genel davranışlar değil ,duruma özgü ,somut davranışlardır.Genellikle standardize edilemeyen ,esnek işlerin analizinde kullanılır.Yüksek ve düşük performansı ayırt eder.
İş analizi bilgilerin düzenlenmesi :
İş tanımları :İş analizlerinin ayıklanmış , özlü bilgilerinden oluşur.Yöneticilerin ve personelin kolaylıkla yararlanabileceği şekildedir.İş tanım formları; işin kimliği, işin özeti, çalışma koşulları ve iş tanımı bölümlerinden oluşur.
İş gerekleri :İş analizi bilgilerinden üretilir.İşin yerine getirilebilmesi için personelin taşıması gereken nitelikleri ortaya koyar.Bunlar;eğitim düzeyi ,deneyim,zihinsel ,fiziksel davranışsal,hatta duygusal özelliklerdir.
ÜNİTE 3

İnsan kaynakları planlaması kavramı :
Kurumsal kanak planlamasının işgücü boyutunu, personel hareketinin planlamasını ,yükseltimin planlamasını,işe alma ve emeklilerin planlanmasını hatta eğitimin planlanmasını kapsamaktadır.
İnsan kaynakları planlaması :Bir organizasyonun gelecekteki personel ihtiyacını tahmin etme ve ihtiyaç duyulan personelin tam sayısını ve tipini gösterecek proğramların planlaması sürecidir.
İşletme planlarıyla insan kaynakları planları arasındaki ilişki :İnsan kaynakları planlarının etkili olması için , planların uzun dönemli ve faaliyet planlarından çıkarılmış olması gerekir.Daha sonra yeni işe alma,yeniden yerleştirme ve eğitimle doldurulur.Burada yapılacak en büyük hata,kısa dönemli yerleştirmelere gitmek ve organizasyonların uzun dönemli ve insan kaynakları planlarını koordine etmemeleridir.
İnsan kaynakları planlamasının çerçevesi :Örgütsel planlar genellikle kısa (0-2) yıl,orta (2-5) yıl , uzun dönemli (5) yıldan fazla olarak sınıflandırılır.İnsan kaynakları planları örgütsel planlara paralel yapılır.
İnsan kaynakları planlamasının kapsamı :
1 )Bütüncül düzey :Üst düzey yönetim dışındaki işlerde ihtiyaç duyulan personel sayısı üzerine kuruludur.
2 )Temel roller :Mantıksal ya da deneyimler sonucu problem yaratan işler ya da organizasyon için kilit pozisyonlar varsa öncelik bu gruplara ait olmalıdır.Bu strateji organizasyon için her biri büyük ölçüde stratejik öneme sahip işleri ifade eder.
İnsan kaynakları planlama süreci :
Talebin tahmin edilmesi
Arzının belirlenmesi
Arz ile talebin karşılaştırılarak planların hazırlanmasını içeren üç unsuru kapsar.

İnsan kaynakları talebi :İnsan kaynakları talebi, bir işletmenin gelecekte gereksinim duyacağı işgücüdür.
İnsan kaynakları talebinin belirlenmesine yardımcı araçlar :
1 )İş analizi :Bir işin niteliği,niceliği,gerekleri ve çalışma koşullarını çeşitli yöntemlerle araştırarak ortaya koyan bir çalışmadır.
2 )Personel devir hızı :Bu oran belirli bir faaliyet döneminde işletmeye giren ve işletmeden çıkan personel sayısını ifade etmektedir. PDH = ( İştençıkan /Ort. per.sayısı )x 100 Personel devir hızı yüksekse emekten kaynaklanan bir sorun var demektir.PDH sıfır ise kısa dönemde iyidir, uzun dönemde ve değişen piyasa koşullarında İKY nin uyuduğunu gösterir.
3 )Devamsızlık oranı evamsızlık bilgileri personelin izin ve yıllık tatilleri dışında programlanmamış bir biçimde işe geç gelmesi veya hiç gelmemesi durumudur. DO = ( Kay. saat top. / Plan. saat top. )x 100
4 )Dış çevre bilgileri :Enflasyon, faiz oranı,işsizlik oranı, işgücü büyümesi,uluslararası pazar fırsatları,nüfus bilgileri gibi bilgiler,düzenleyici kurumlar,pazar araştırma raporları ve dış veri tabanlarından elde edilebilir.
İnsan kaynakları talep tahmin yöntemleri :İkiye ayrılır.
1 )Sezgisel yöntemler :Geleceğin tahmininde insan bilgisinden yararlanır.Bu yöntem küçük işletmelerde ve insan kaynakları planlamasına yeni başlayan henüz veri tabanı olmayan ya da karmaşık matematiksel modelleri kullanma deneyimi olmayan işletelerde kullanılır.Üçe ayrılır.
a )Aşağıdan yukarıya tahmin :Her birim ihtiyaç tahmini yapar ve toplamı organizasyonun talep tahminidir.
b )Yukardan aşağıya tahmin eneyimli yöneticiler tarafından, en iyi ve en kötü durum senaryosu ile belirlerler.
c )Delphi yöntemi :Uzmanlar farklı yerlerde ise tercih edilir.Çok uluslu şirketler kullanır.Zaman alır.
2 )Matematiksel yöntemler :Talep tahmininde sadece bir faktörü göze alarak yapılan yöntemlerdir.
Basit matemetiksel yöntemler:
a )Verimlilik oranı :Bir yılda üretilen ortalama ürün sayısının direkt personel sayısına oranı olarak belirlenir.
b )Kadrolama oranı irekt ve endirekt işçiliğin kullanıldığı kadrolama oranı ,diğer işlerdeki personel gereksinimlerinin sayısını hesaplayarak bulunur.
c )Öğrenme eğrileri :Başlangıç periyodundan sonra verimlilik oranı giderek artmaya başlayacaktır.Bu analizi yapmak için gelişim indeksleri hesaplanmalıdır.
Gelişim indeksi :Her çıktının birim zamanda ikiye katlaması durumunda ortaya çıkan öğrenmenin oranıdır.
Karmaşık matematiksel yöntemler :
a )Çoklu regresyon pek çok faktörü gelecekteki talebin tahmininde kullanır.(Satışlar,kâr,yatırımlar,gayrisafi milli hasıla kullanılan faktörler arasındadır.)
b )Doğrusal programlama :Optimal personel düzeylerinin belirlenmesi üzerine kuruludur.

İnsan kaynakları arzı :Herhangi bir plan döneminde işletmenin sahip olacağı personeli ifade etmektedir.İnsan kaynakları arzının belirlenmesinde başvurulan araçlar ersonel genel envanteri ,personel beceri envanteri,yükseltim planlama şemaları,personel devir oranı ve devamsızlık oranıdır.
İnsan kaynakları arzının tahmin edilmesinde izlenecek adımlar :
1 )Personel envanterinin hazırlanması
2 )Ayrılacak personelin tahmini
3 )Dışarıdan sağlamayla gelecek personelin eklenmesi
4 )Yükselmeden gelecek personelin eklenmesi
5 )Tümü göz önüne alınarak insan kaynaklarının belirlenmesi
İçsel kaynakları arzının belirlenmesinde kullanılan araçlar personel envanteri :
Personel genel envanteri :İş görenlerin; yaş, cinsiyet, eğitim, alınan ücret, kıdem ya da statüsüne göre sayılması faaliyetidir.
Personel beceri envanteri :Mevcut personelin yemek ,beceri , eğitim, deneyim gibi kişisel özelliklerini yansıtan bir çalışmadır.
Tahmin yönteminin belirlenmesi :
İnsan kaynakları talep ve içsel arzı belirlemek için kullanılan yöntemler;
1 )Durağan ve kesinlik :Organizasyon ve çevrenin hızla değiştiği ve tahminin göreceli olarak zor olduğu durumlarda kişisel sezgiler kullanıldığı yöntemler daha önemli olacaktır.
2 )Verilerin uygunluğu :P ersonel sayıları , becerileri ve akışıyla ilgili geçmiş verilerin ne kadar doğru ve tam olduğu çok önemlidir.
3 )Personel sayısı :Bazı istatistiki yöntemler sadece çok sayıda personelin çalıştığı işletmeler için güvenilir sonuçlar verebilir.
4 )Kaynakların uygunluğu :Zaman ,bilgisayar, kullanım ve gücü istatiksel deneyim ve tahminlerin oluşturulmasında önemli unsurlardır.
5 )Zaman :Sezgisel yöntemler uzun dönemli karmaşık eğilimlerden yararlanarak sonuca vardığı için ; istatiki yöntemler ise göreceli olarak daha kısa dönemde sonuca varabildiği için tercih edilebilir.
6 )Yönetimin güveni :Bazen basit yöntemler önemli yönetsel girdiler içerdiği için daha güvenli olabilir.Buna rağmen ileri teknoloji organizasyonları karmaşık yöntemleri güvenilir bulmakta ve tercih etmektedir.
İnsan kaynakları arz ve talebin karşılaştırılıp planların hazırlanması :
Yönetimin en çok önem verdiği aşama da arz ve talebin karşılanmasıdır.
İnsan kaynakları arzının talebinden az olması durumunda, işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek için mevcut personelin eğitilmesi ,vardiya sayının artırılması ,fazla mesai ve yeni personel alımı gibi seçenekler tercih edilebilir.
İnsan kaynakları arzının talebinden fazla olması durumunda ise fazla personelin maliyeti ile elden çıkarmanın maliyeti incelenir.İnsan kaynakları arz talep karşılaştırılmasında varsa yükseltim ve kariyer planlarında gerekli değişiklikler yapılır.
Yükseltim planlama :İşin aksamadan yürümesini sağlayacak pozisyonların belirlenip bu pozisyonlara gelebilecek olan kişilerin planlanmasıdır.Yükseltim planlama genellikle 12 veya 36 ayı içerir ve periyodik olarak güncellenmesi gerekir.

ÜNİTE 4

Personel bulma :İşletmedeki boş pozisyonların doldurulması için uygun ve nitelikli adayların başvurmalarını sağlama sürecidir.
Personel bulma yöntemleri :Enyaygın olanları gazete,mesleki dergi ve internette duyuru yayınlama, kişisel başvuruları değerlendirme,iş kurumu ve danışmanlık şirketleri hizmetlerinden yararlanma,staj,burs gibi yollarla nitelikli öğrencileri çekme,işletmede çalışan personelin önerilerini dikkate almadır.
İşletmenin ve işin personel adaylarına sunumu :P ersonel bulma görevlilerinin bu süreçte personel adayı üzerinde işletmeye ilişkin olumlu etki bırakmaları için aşağıdaki uygulamalar önerilmiştir.
Adaylarla sürekli iletişim kurarak nasıl değerlendirileceği ve gecikme nedenlerinin açıklanması değer verildiğini gösterir.Firma imajı aday çekmede önemli ise işletmenin başarıları ön plana çıkarılarak adayların özendirilmesi.
Adaylara üst yönetim ve gelecekteki çalışma arkadaşlarını tanıma fırsatı veren toplantılar düzenlemek.Personel bulma sürecindeki görevlileri doğru ve kesin bilgi toplama ve aktarma,adaylara ilgi gösterme,olumlu yaklaşma konularında eğitmek.
Geleneksel ön tanıtımda personelin işten ayrılma oranı yüksek olup gerçekçi ön tanıtımda işten ayrılma oranı daha düşüktür.
Personel seçme :Açık olan iş için başvuran adaylar arasından işin gereklerine en uygun özellikte olanların tercih edilerek işe alınmasıdır.
Personel seçme işlevini etkileyen faktörler :
1 )İş gücü planları
2 )İş analizleri
3 )Performans değerlemeleri
4 )Personel bulma çabaları
5 )Ahlaki değerler
6 )Örgütsel kısıtlayıcılar önem taşır.
Personel bulma yöntemleri :Öncelikle biyografik yöntemler,daha sonra psikolojik testler ve benzetim teknikleri , en son elemelerde ise mülakat ve referanslar uygulanır.
1 )Biyografik yöntemler :Adayın geçmişteki davranışlarının ve tercihlerinin gelecekteki performansına ilişkin ipucu vereceği düşüncesiyle uygulanır.
Başvuru formları :Adayın adını,adresini,eğitim durumunu,önceki çalıştığı işyerlerini,kurs,seminer ve sertifikalarını belirtmesi istenir.
Biyografik envanter :Başvuru formundaki bilgilerin ötesinde kişinin değerlerinin,tutumlarının,tercihlerinin,geçmiş yaşantılarının belirlenmeye çalışıldığı çoktan seçmeli soru listeleridir.
2 )Psikolojik testler :Yetenek ,kişilik gibi bireysel özellikleri belirlemeye yarayan, geçerlilik ve güvenirlilikleri önceden saptanmış, standardize edilmiş ,ölçme araçlarıdır.Psikolojik testlerin en önemli üstünlüğü ,geçerlilik ve güvenirlikle ilgili saptamaların önceden yapılmış olması ve kullanıma hazır durumda olmalarıdır.
Geçerlik :Bir ölçme aracının ya da tekniğinin ölçülmek istenen değişkeni ne derece doğru ölçtüğünü gösteren bir orandır.Başlıca iki yolla saptanır.
İçerik geçerliği :P ersonel seçiminde kullanılan tekniklerin içerdikleri soruların iş analizi bilgilerine uygunluk derecesidir.
Kritere bağlı geçerlik :P ersonel seçiminde kullanılan tekniklerin içerdikleri soruların işteki başarı gibi kritere uygunluk derecesi ( korelasyonu ) olarak saptanabilir.
Güvenirlik :Bir ölçme aracının aynı kişi ya da grup üzerinde tekrar tekrar yapılan ölçümlerde tutarlı sonuçlar vermesidir.Zihinsel yeterliliği belirlemede kullanılan teknikler ;
Otis tekniği :Büro memurları,montaj hattı çalışanları,makina operatörleri ve alt düzey yöneticiler için ullanılır.
Worderlic testi:Uygulaması 12 dakika sürdüğünden tercih edilmektedir.
Bennet mekanik kavrama testi :Motor yetenek testi olup parmak becerisi ile göz uyumunu ölçtüğü için saat yapımı gibi ince işler için gerekli beceriyi ortaya koyar.
Craw-ford testi :Tahtaların küçük deliklerine iğneler geçirilmesi,tornavida kullanarak vida takılması gibi aktiviteleri içerir.
İlgi testleri :P ersonel seçimi amacıyla değil,seçilmiş olan personelin daha istekli olarak çalışacağı işe yerleştirilmesi için kullanılır.
3 )Benzetim yoluyla seçim yöntemi :Gerçek iş ortamındaki davranışları yerine getirmeyi gerektirdiğinden bir seçim yöntemi olduğu kadar bir eğitim yöntemidir.
Birikmiş işler tekniği :Yönetici adayına ,tatilden yeni dönmüş bir yöneticinin karşılaştığı birikmiş,çözüm bekleyen sorunlar sunulur.
Lidersiz grup çalışması :En az sekiz yönetici adayı işle ilgili bir sorunu tartışır ve kimin lider olarak ortaya çıktığı belirlenir.
4 )Mülakat ( Görüşme ) yöntemi :İş için başvuran adaydan yüz yüze ve sözel iletişim yoluyla bilgi alma yöntemidir.
Serbest mülakat :Görüşmecinin ,adaya yönelteceği sorular sınırlanmamıştır.Bütünün gözden kaçması gibi etkiler yapabilir.
Adayın olumlu veya olumsuz özelliğine dayanarak bütünü hakkında yargıya varmaya halo etkisi;
Adayın görüşmeci üzerinde olumlu etki yaratabilmek için çaba göstermesine izlenim yöntemi denir.
Yapılandırılmış mülakat :Mülakat soruları, belli bir iş için başvuran her adaya yöneltilmek üzere önceden düşünülerek hazırlanmıştır.Sakıncası her iki tarafında birbirinden geniş bilgi almalarına fırsat vermemesidir.
Durumsal mülakat :Adayın söz konusu işin başarıyla yerine getirilmesi için önemli görülen davranışsal özelliklere sahip olup olmadığı araştırılır.İşte karşılaşılabilecek kritik durumlarda başarı için gerekli davranışları gösterip göstermeyeceği önceden belirlenmeye çalışılır.
5 )Referans ve tavsiye mektupları :Adaylar genellikle kendileri hakkında olumlu düşünenlerden referans ve tavsiye mektubu getiririr.Bunlar değerlendirilir.
Personel seçiminde bu yöntemlerin bir arada kullanılması mümkündür.Önemli olan geçerli ve güvenilir ölçme araçlarının bilgili ve deneyimli kişilerce kullanılmasıdır.

ÜNİTE 5

Örgütlerde eğitim :Eğitim ;bireylerin bilgi , beceri ve davranışlarında uzun dönemli ve kalıcı değişiklikler yaratma sürecidir.Örgütsel anlamda eğitim ,yeni elemanın göreve başladığı günden başlayarak işten ayrılmasına kadar devam eden uzun vadeli bir süreci kapsar.Eğitimin çıktısı ,daha bilgili ,daha becerikli ,hedeflenen davranışları sergileyen ,kısaca daha nitelikli personeldir.Eğitimin şirkete katkısı, işte bu nitelikli personelin çalışmasındaki verim artışı ile görülebilecektir.
Oryantasyon :İşletmeye iş için başvuran bir personel adayının, bu dileğinin kabul edilmesinden sonra ,işletmenin yeni bir personeli olarak işe başlayabilmesi konusunda yapılan eğitimdir.Çalışan oryantasyonu ise çalışanların yeni iş çevresiyle tanıştırılması ve çevreye adaptasyonu olarak tanımlanabilir.
Oryantasyonun amacı :
a )İşgöreni beceriksizlik duygusundan kurtarmak
b )Yürüteceği işin koşulları ve uyacağı kurallar hakkında bilgilendirmek
c )Yeni personele işletmenin kendi işyeri olduğu duygusunu yaratmak
d )İşe almanın ilk döneminde yüksek olan işten ayrılma oranını düşürmek
Oryantasyonun kapsamı :
a )İşletmenin tanıtımı :İşletmenin tarihi,örgütsel yapısı,üst yöneticilerin isimleri,üretilen mal ve hizmetler,üretim hattı
b )Personel haklarının açıklanması :Ücret ödeme günü ve yöntemi,resmi tatil ve bayram izinleri,çalışma saat ve mola süreleri,eğitim hakları,sigorta düzenlemeleri
c )Tanıştırma :İlk yöneticileriyle,diğer yöneticilerle,eğitimcilerle,çalışma arkadaşlarıyla,personel danışmanlarıyla
d )İşle ilgili bilgilerin açıklanması :Çalışma yeri ,işi oluşturan görev, iş güvenliği,işin konumu,amacı,işin diğer işlerle olan ilişkisi
Oryantasyon :
a )Kısa sürelidir.
b )Az kişi dahil edilir.
c )İşle ilgilidir.
d )Bir süreçten çok ilk işe girişte uygulanan bir program veya etkinliktir.
Soyalizasyon daha uzun süreli olup, yaşamın tüm yönleri ile ilgilidir.
Oryantasyon ve psikolojik anlaşma :Çalışanla örgüt arasında, çalışanın örgütte çalışarak yüksek düzeyde bir iş performansını göstermeyi taahüt etmesi ,örgütün ise çalışanlara sürekli bir iş ve terfi fırsatları sağlanmasıdır.Yazılı veya sözlü olabilir.Oryantasyon ile psikolojik anlaşmanın farkları;
a )Oryantasyon sınırlı süresinden dolayı psikolojik anlaşmayı kapsamaz.
b )Her ikiside inanç ve beklentilerle ilgili olmakla birlikte oryantasyon duygu,niyet,stres kaynakları ve eylemleri kapsar.
c )Rol takımı ile ilgili farktır.Rol takımı,bireyin yaptığı faaliyetlerle doğrudan ilgili tüm rollerin toplamıdır.Oryantasyonda bu daha sınırlıdır.
Oryantasyon ve eğitim :Ortak yönleri ;
a )İkiside çalışanların örgüte etkisinden çok, örgütün çalışanların üzerindeki etkisi ile ilgilidir.
b )İkisi de süreçlerden çok programlar biçimindedir.
c )Her ikisi içinde değerlendirme güçlüğü vardır.
Oryantasyonda kullanılan yöntemler :
1 )İşletmeyi tanıtıcı yayınlar
2 )Konferans ,açık oturum ve grup toplantıları
3 )Görsel teknikler ve sergiler
4 )İşletme gezileri
5 )Uzmanlarca yürütülen bireysel görüşmelerdir.

Oryantasyon eğitimi :
1 )Hazırlık dönemi
2 )Sunuş
3 )Deneme süreci
4 )Kontrol
Oryantasyon programlarının oluşturulması ve yürütülmesinde dikkat edilecek hususlar :
1 )Her işletme kendi yapısına uygun oryantasyon programını oluşturmalıdır.
2 )Oryantasyon lüks veya formalite olarak algılanmamalıdır.
3 )Yeni alınan tüm personeli kapsamalıdır.
4 )İşe alım ile başlama süresi arasında yapılmalıdır.
5 )Oryantasyon en az bir yıl olmalıdır.
6 )Sistemin başarısı açısından zorunludur.
7 )Yeni personeli öğrenmekten sorumlu tutarak ;sistem etkin kılınır.
8 )Katılanlara başarı belgesi verilmelidir.
9 )En büyük sorumluluk ilk amirindir.
10)Yeni personele öğrenmek istediği her konuda bilgi verilmelidir.
Oryantasyonun verimlilikle ilişkisi :Oryantasyon ,şirket ve çalışan beklentilerini bütünleştirirken verimliliğin potansiyelini artırmayı garanti eden bir öğrenme prensibidir.
Verimlilik :Bir iş sisteminde ortaya konan hizmet ya da üretim çıktısı ile bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki ilişki ya da üretim faktörünün etkin kullanımıdır.

ÜNİTE 6

İşletmelerde eğitim :Eğitim ,değerlerin ,bilgilerin ve hünerlerin yetişen kuşaklara iletilmesi ,kazandırılmasıdır.Başka bir deyişle eğitim ;yeni kuşakların toplum yaşantısında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi ve beceri elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliğidir.İşletmelerde eğitim ise;işle ilgili yetkinliklerin personelce öğrenilmesini kolaylaştırmada şirket tarafından planlanmış çabayı ifade eder.
İşletmelerde eğitimin amacı :
a )Teknolojinin hızlı değişimine ayak uydurmak
b )Yeni çalışanları işe alıştırmak
c )Aynı başarı düzeyini sürekli kılmak
d )İnsan kaynağını yeni işlere hazırlamaktır.
Yetişkin eğitimi :Asıl işi okula gitmek olmayan, hayatta sorumluluk almış veya alma durumunda bulunan her öğrenim seviye ve kademesindeki fert ve toplumlara, ihtiyaçlara dayalı programlar halinde uygulanan, onların milli ve insani duygularının gelişmesine ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda ilerlemelerine yardım eden planlı ,sistemli ve sürekli bir şekilde yürütülen okul dışı eğitim,öğretim ve rehberlik faaliyetidir.
Yetişkin eğitiminin özellikleri :
a )Hiyerarşik değildir,doğan ihtiyaca göre belirlenir.
b )Zaman ve yaşla sınırlı değildir.
c )Yerle sınırlı değildir,her yerde yapılabilir.
d )Programlar süre ve içerik değişkendir.
e )Eğitimciler mesleki niteliklidir.
f )Metotları değişkendir.
g )Klasik öğrenci –öğretmen ilişkisi yoktur.
h )Maliyet her kurs için farklıdır.
Yetişkin eğitimini zorunlu yapan nedenler :
1 )Öğrenme ve gelişme ihtiyacı
2 )Topyekün gelişmeler
3 )İş ve etkin rol isteği
4 )Değişiklik ve üreticilik
5 )Statü ve saygı isteği
6 )Güven ihtiyacı
7 )Hızlı değişme ve gelişmelere uyum sağlama
Yetişkin eğitiminde kullanılan yöntemlerin özellikleri :
a )Konudan çok yetişkine yönelik olmalıdır.
b )Konunun alt bölümlerinden çok problemin bütünü ile ilgilenmelidir.
c )Kendine güven duygusunu geliştirmelidir.
d )Tecrübelerini de dikkate alarak yetenekleri konusunda eğitmelidir.
e )Bilinenden- bilinmeyene veya somutdan-soyuta doğru gidilmelidir.
f )Yaş,kişilik ve öğrenim hızları göz önüne alınmalıdır.
g )Öğrenmede duraklama hallerinin varlığı göz önüne alınmalıdır.
h )Yetişkinin daha fazla özet ve pekiştirme ihtiyacı dikkate alınmalıdır.
I )Öğrenilenlerin dışa vurulması vurgulanmalıdır.
j )Uygun şartlar, araç ve teknikler kullanılmalıdır.
k )Yöntemler seçilirken hayatta kullanılabilirliği göz önüne alınmalıdır.
Çalışanların niteliğine göre oluşturulan eğitim programları :
1 )İşçi eğitimleri :Temel kademede ağırlıklı olarak işçi ve eş değerdeki personele yönelik eğitimlerdir.En az 52 saat.
2 )Memur eğitimleri :Muhasebe,denetim,satın alma,sekreterlik,bilgi işlem ve benzeri alanda çalışanların eğitimidir.
3 )Yönetici eğitimleri :P roblem çözme,karar verme,liderlik,kişisel ilişkiler,İKY ve benzeri alanlarda verilir.
İşletmelerde düzenlenen eğitim çeşitleri :
1 )Hizmet öncesi eğitim :Kadroya atanması için staj verilir.Çok şubeli işletmelerde uygulanır.
2 )Uyum ( Oryantasyon ) eğitimi :Kurum kültürüne ilişkin eğitimdir.
3 )Hizmet içi eğitimi :Kadrosuna atanan persoel içindir.
Öğretimlerin tasarımlanması :Bir süreç olarak öğretim tasarımı, belirli bir hedef kitlenineğitim gereksinimlerinin saptanması ve bu gereksinimleri giderebilmek için işlevsel öğrenme sistemlerinin eliştirilmesidir.
İşletmelerde kullanılan eğitim programları :
1 )Anlatım yöntemi
2 )Örnek olay yöntemi
3 )Beyin fırtınası
4 )Elektronik posta
5 )Bilgisayar destekli eğitim

ÜNİTE 7

Kariyer planlaması :Zaman içerisinde organizasyonlarda yerini alan ve örgüt yararına bir çok amacı gerçekleştirmek adına uygulanan işlevsel bir insan kaynakları yönetimi faaliyetidir.
Kariyer yönetimi :İnsan gücü ihtiyaçlarını belirleyerek, bireylerin kariyerleri ile ilgili amaçlarına ulaşmasını sağlayan bir yönetim sürecidir.Kariyer yönetimi çalışanların bireysel kariyer planlarını destekleme ve örgütle uyumlaştırılmasını sağlar.Bireyin organizasyon kültürünü benimsemesi, organizasyonun amacı ile örtüşmesi,iş doyumu ve işte kalması için temel belirleyici faktördür.
Kariyer planlamasının amacı :Kariyer planlaması, çalışanın sahip olduğu bilgi,yetenek,beceri ve güdülerin geliştirilmesi ile çalışmakta olduğu organizasyon içindeki ilerleyişinin ya da somut olarak yükselmesinin planlanmasıdır.Bireysel kariyer amaçlarının ve bireyin bu amaçları başarması gereken araçların belirlenmesi süreci olarak tanımlanabilir.
Kariyer planlamasının amaçları :
1 )İnsan kaynaklarının etkin kullanımı
2 )Yükselme ihtiyaçlarının tatmini için işgörenlerin değerlendirilmesi
3 )Yeni ve farklı bir alana giren işgörenin değerlendirilmesi
4 )İyi bir eğitim ve kariyer olanaklarının bir sonucu olarak iş başarımının yükseltilmesi
5 )İş görenin tatmininin ,sadakatinin ve örgüte bağlılığının sağlanması
6 )Bireysel eğitim ve geliştirme ihtiyaçlarının belirlenmesi
Kariyer planlama süreci :
A )Bireysel kariyer planlaması
1 )Kendi kendini değerlendirme aşaması :En çok kullanılan araçlar arasında yer alan öz değerleme eylemleri , bireylerin yetenek ve tercihlerini belirlemede bireye sistematik bir yol sağlamaya çalışırlar.Yalnız veya gruplar halinde verilebilir.
2 )Fırsatları tanıma :Kişinin kendisi ,meslekler,işletmeler,işler ve çevresi hakkında bilgi toplamasını içerir.Bu konudaki bilgi kaynakları internet,gazeteler,mesleki dergiler,okullarda bulunan işe yerleştirme büroları ,kütüphaneler,posta iş araştırma firmaları,arkadaşlar ve ailedir.
3 )Hedefleri belirleme :Hedef belirlemede dış çevre analizi,kariyer stratejisinin önemli bir adımını oluşturur.Kişinin zayıf ve güçlü yönlerini tanımasında önemli bir yere sahiptir.
4 )Planları hazırlama :
B )Örgütsel kariyer planlaması :Bir firma içerisindeki bireyler için kariyer yolları ve faaliyetleri oluşturma sürecidir.Kariyer danışmanlığı,örgüt içerisinde bireye uygun bir iş seçiminde,daha iyi bir işe geçmesini sağlamada ,kariyer ilerlemesini kolaylaştırabilecek yetenekleri kazanmasında ve iş ya da günlük yaşam ile ilgili sorunların çözümlenmesinde çok yönlü hizmetler sunmaktadır.
Organizasyonların kariyer yönetimi sürecine önem vermesinin nedenleri :
A )Esnek ve hızlı bir şekilde değişen iş ihtiyaçlarına cevap olabilecek beceri bazlı yapılanma ihtiyacı
B )Yüksek düzeyde performans ve motivasyon isteyen daha fazla müşteri odaklı ve kalite bazlı yapılar
C )Anahtar kişilerin kaybedilme korkusu
D )Yönetim düzeyinde uzun dönemli iş stratejilerine ulaşmayı sağlayacak başarı planlarıdır.
Başarılı bir kariyer yönetimi :Başarısını dört faktör belirler.
1 )İyi planlanmış olmalıdır.
2 )Üst yönetim kariyer yönetimini desteklemelidir.
3 )Kariyer yönetimini baştan savma yapılmamalıdır.
4 )İşveren-çalışan ve çalışanın kişisel planları arasında kariyer denkliği sağlamalıdır.
Etkili bir kariyer planlaması için izlenmesi gereken yollar :
a )Çalışanlar hedefini iyi belirlemeli ve planlarını bu yönde yapmalıdır.
b )Bireysel aktivite ve becerileri ile hedefleri uyumlu olmalıdır.
c )Mesleğinde ilerlemek isteyenler işletmelerin kariyer olanaklarını değerlendirmelidir.
d )Kariyer planlamasını kendi yaşam dönemlerini dikkate alarak yapmalıdırlar.
e )İşletme yönetimine ilerleme veya gelişme isteklerini bildirmelidirler.
f )Kendi alanındaki kurslara katılarak bilgi ve tecrübelerini artırmalıdırlar.
g )İşletme yönetiminin sunduğu kariyer olanakları doğrultusunda istekli ve azimli olmalıdırlar.
Kariyer ve insan kaynağı geliştirme sorunları :
a )Farklı kişiler tarafından yapılmasıdır.
b )Üst düzey özendirmenin azlığı
c )Cinsiyet ayrımı
d )Kariyer stratejilerinin etkili şekilde saptanmaması
e )Çalışanların kavrama yeteneklerinin düşüklüğüdür.
Kariyer planlama yöntemleri :
1 )Grup çalışmaları
2 )Değerleme merkezi
3 )Danışmanlık
4 )Performans değerlendirme
5 )Psikolojik değerlendirme teknikleri
6 )Koçluk :Belli bir gruba belli bir hedefi gerçekleştirmesi için özel ders, konferans, seminer verilmesidir. Yöneticilerin yönetsel yeteneğini geliştirmek, bireysel zayıflılarını gidermek ve lider özelliğe sahip kişiler olması amacıyla verilir.
7 )Eğitim

Popularity: 41% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 21st, 2010

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
 İşletmelerde sermaye yoğun teknolojilere geçilmesinin, işgücü ihtiyacı üzerindeki etkisi Nitelikli ve pahalı işgücü ihtiyacının artmasıdır.
 İşgücü verimliliğini artırmak ve iş yaşamının niteliğini yükseltmek için temel alınan kriterler: İş tatmini, İş güvenliği, İşgören sağlığı
 İnsan kaynaklarının etkin kullanımının maliyetler üzerindeki olumlu etkileri: Devamsızlık oranının düşmesi, Hatalı üretimin azalması, İş kazalarının azalması, Ürün niteliğinin yükselmesi
 İşletmeye yararlı olabilecek kişilerin bulunmasını ve seçimini amaçlayan insan kaynakları yönetimi işlevi Kadrolama’dır.
 İnsan kaynakları yönetiminin işlev ve faaliyetlerini etkileyen iç çevre faktörlerinden biri İş nitelikleridir.
 Kamu sektöründeki insan kaynakları uygulamalarının karakteristik özelliklerinden biri İşlerin ve mevkilerin kesin olarak tanımlanmış olmasıdır.
 Basit , tekrarlardan oluşan ve tamamlanma süresi kısa olan işlerin incelenmesinde kullanılan iş analizi bilgi toplama yöntemi Gözlemdir.
 İş rotasyonu tekniği Montaj hattındaki tekrarlı ve basit işlerde daha çok tercih edilir.
 İşletmelerde iş genişletme çalışmalarının tek başına uygulanmasının en önemli yararı üretim kalitesinin artmasıdır.
 İş gereklerinin içerdiği bilgilerden biri İşin gerektirdiği deneyimdir.
 İşleri, birden fazla analistin birbirinden bağımsız olarak incelemesi iş analizi sonuçlarının daha geçerli ve güvenilir olmasını sağlar.
 Hastalık, kaza, izin vb. kişisel nedenlerle ortaya çıkabilecek devamsızlık durumları karşısında işin aksatılmadan yürütülmesi için ihtiyaç duyulan işgücü Yedek personel gereksinmesi ile ifade edilir.
 Örgütün ekonomik amaçlarına ulaşabilmesi için çıkarılması gereken işi fiilen gerçekleştiren işgücüne olan ihtiyaca Gerçek personel ihtiyacı denir.
 Personel çıkarma gereksinmesini ortaya çıkaran nedenler: Satışların azalması, Üretilen mal veya hizmete olan talebin azalması, Üretimin durdurulması, Otomasyona geçilmesi
 Gerçek personel gereksinmesi 50 000 olan bir işletmede işgücü dönüşüm oranı %20 ise, bu işletmenin ek personel gereksinmesi 10 000 olur. EPG=İDO x GPG
 İnsan kaynakları gereksinmesini belirleyen uzun dönemli dışsal verilerden biri Toplu sözleşme politikalarındaki alternatif gelişmelerdir.
 İnsan kaynakları planlamasında kullanılan global modellerden biri Trend extrapolasyonudur.
 İşletmenin ihtiyacını karşılayacak personelin belirlenebilmesi için bir aday grubunun oluşturulması, personel temin ve seçim sürecinin Personel seçimi aşamasında gerçekleştirilir.
 Bir işletmenin personel bulma ve temini işlevini olumsuz yönde etkileyenler: İşletmenin gerileyen bir iş kolunda faaliyet göstermesi, Mal ve hizmet kalitesinin düşük olması, Çalışma koşullarının kötü olması, Piyasaya göre az ücret verilmesi
 Personelin bir işten alınıp hiyerarşik açıdan aynı düzeyde başka bir işe aktarılmasına Nakil denir.
 Eleman bulmanın zor olduğu işlere işgören bulmada aday temin kaynaklarından Mevcut personelin tavsiyesi diğerlerine göre daha etkilidir.
 Adayın ard arda birden fazla görüşmeci ile tek tek görüşmesi şeklinde uygulanan görüşme türüne Sıralı görüşme denir.
 İyi giyimli bir adayın görüşmeci üzerinde olumlu bir izlenim bırakması görüşme hatalarından Hale etkisine örnektir.
 Eğitim planlama sürecinin son aşaması Eğitim etkinliğinin ölçülmesidir.
 Eğitim ihtiyacının saptanmasında kullanılan yöntemler: Örgüt analizi, İş analizi, Performans analizi, Kişi analizi
 Eğitim yönteminin seçiminde dikkate alınması gereken hususlar:
Eğiticilerin bilgi, beceri ve yetenek düzeyleri
Eğitimde kullanılacak malzeme, araç ve gereç durumu
Eğitimin amacı, Eğitilecek personelin özellikleri
 Eğitilecek kişilerin, hayali bir işletmede, işten ayrılan yöneticilerden boşalan yerleri doldurarak, o işleri yönetmelerine dayanan iş dışı eğitim yöntemine Beklenen sorunlar yöntemi denir.
 Oryantasyon eğitimi, işbaşı eğitim yöntemlerinden biridir.
 İşbaşı eğitim yöntemlerinin sakıncalarından biri Hatalı ve bozuk üretime yol açmasıdır.
 Performans değerleme yöntemlerinden biri olan Amaçlara göre yönetimin aşamaları:
Ast ile üstün birlikte ast için dönemsel hedef belirlemesi, Belirlenen hedeflere ulaşabilmek için uygulama planlarının hazırlanması, Dönem sonunda astın hedeflere ne ölçüde ulaştığının belirlenmesi, Astın bir sonraki döneme ilişkin performansının planlanması
 Değerleyicinin, astları bütün bir yıl yerine son aylardaki performanslarına göre değerlendirmesiyle ortaya çıkan performans değerlendirme hatası Yakın geçmişte olaylardan etkilenmedir.
 Performans değerlemesinin astlara sağladığı yararlar: Üstlerin kendilerinden neler beklediklerini öğrenmeleri, Güçlü ve zayıf yönlerinin bilincine varmaları, Birim içindeki rol ve sorumluluklarını anlamaları, Performanslarının nasıl değerlendirildiğini öğrenmeleri
 Çalışanların performans düzeylerinin normal dağılım eğrisine uygun bir dağılım göstermeleri gerektiği varsayımına dayanan performans değerleme yöntemi Zorunlu dağıtımdır.
 Performans değerlemede, sıralama yönteminin kullanılması performans değerlendirme hatalarından Kişisel önyargılara yol açar.

Popularity: 28% [?]

posted by: admin
posted on: Ocak 20th, 2010

İktisat tarihinin gelişimi 1840 yılından itibaren Tarihçi okulun çalışmalarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelerden önce iktisat tarihinin başlangıcı ile ilgili iki iki temel tarih vardır.
Bunlar; 1- Adam Smith in Milletlerin Zenginliği kitabının yayın tarihi olan 1776. 2- ABD de Sir William J. Ashley için Harverd Üniversitesinde ilk kez kurulan iktisat tarihi kürsüsünün yıldır. (1892)
Tarihçi okulu klasik iktisada tepki olarak doğmuştur.tarihçi okulun klasik okulu klasik okula iki konuda itiraz etmiştir. Bunlar;

Klasik okul Tarihçi okul
İktidisadi davranış kuralları fiziki kanunlar gibi evrenseldir İktisadi davranış kuralları toplumsal gelişime göre farklılık gösterir
Klasikler tümdengelim metoduna dayanır ve iktisadı soyut bir birim olarak inceler Gözleme dayanır ve tümevarım metodu ile çalışmalarını yapar.

Tarihçilerin iktisat tarihine bakışı;
John Clapham G. Unwin N.S.B Gras Sir John Hicks Eli Heckser
İktisat tarihi; geçmişin sosyal kurumlarının ekonomik yönlerini araştıran bir bilimdir. Yazılı tarih boyunca insanoğlunun içinde bulunduğu iktisadi şartları araştıran bir bilimdir İktisadi olayları kronolojik olarak sıralayan ve bu olaylar arasında ilişkileri ortaya çıkaran bir bilimdir İktisat tarihi geçmiş çağların uygulamalı iktisadıdır İktisat tarihinin amacı ; Kıt kaynakların çağlar boyunca nasıl kullanıldığını ve bu alandaki değişmelerin insan hayatını ve toplumları nasıl etkilediğidir.

İktisat tarihinin temel görevi ekonomilerin performansında( iktisatçıların tipik ilgi alanlarını teşkil eden problemlerinde) ve yapılarında ( ekonominin performansını tayin eden bazı karakteristik özelliklerinde ) zaman içinde meydana gelen önemli değişiklikleri açıklamaktır ( bilgi verme içeriği yüksek ve anlaşılır bir teori kurma ve bu teorinin yaşanabilirliğini önceden kabul etmektir).

Tarım İnkılabı; M.Ö 8000 yılında ortaya çıktı ve avcılık ile toplayıcılık ile uğraşan insan gruplarını çiftçi ve çoban toplumlarına dönüştürmüştür.

Tarım, dünyada farklı bölgelerde farklı zamanlarda ortaya çıkmıştır. Yerleşik tarım ilk kez Ortadoğu’da ortaya çıkmıştır.

GORDON CHİLDE TEORİSİ ROBERT J.BRAİDWOOD ÇEKİRDEK ALAN TEORİSİ LEWİS R BİNFORD TEORİS
Bu teori iklim kötüleşmesi sonucu ortaya çıkan çevre değişimini esas alır. Son buz çağındaki iklim kötüleşmesi Yakındoğu ve Kuzey Afrika’yı kuraklaştırdı. Bu durumda insanlar mevcut sahalar ve su kaynakları etrafında toplanarak daha yakın bir temas içine girdiler İnsanın doğal çevresindeki hayvan ve bitkileri daha iyi tanımasını sağlayan kültürel gelişimlerin tarım inkılabına yola çığını söyler. Çekirdek alan ; evcilleştirmeye hazır bir çok vahşi hayvanın ve yetiştirmeye uygun çok sayıda bitkinin bulunduğu, tarıma elverişli çevredir. Hareket noktası nüfus artışıdır.göçlerle meydana gelen nüfus yığılmaları doğal kaynaklar üzerinde baskı meydana getirmiştir.
EKSİKLİKLERİ
1. Bu değişimin önceki iklim değişimlerinde neden ortaya çıkmadığını açıklayamamıştır.
Meteorolojik çalışmalar iklim değişikliği ile tarımın ortaya çıkışı arasındaki paralelliği açıklayamamıştır. EKSİKLİKLERİ
1. tarımın doğuşu için bilginin gerekli bir şart olmasına rağmen yeteri olmadığını görememiştir.
EKSİKLİKLERİ
2. nüfus artışını açıklayacak bir nüfus teorisi ortaya koyamamıştır.

TARIM İNKILABININ SONUÇLARI

 nüfus arttı
 insanların yerleştikleri yerler genişledi
 tarım hakim ekonomik faaliyet haline geldi yerleşik
 hayat göçebeliğin yerini aldı
 bronz çağın yerini demir çağ aldı
 ticaret gelişti ve genişledi
 şehirler ilk kez gelişti
 komünal mülkiyet tipi doğdu
 ilk kez siyasi bir organizasyon olarak devlet

doğdu

ÜNİTE 2
İLKÇA? EKONOMİLERİ

Mezopotamya
m.ö 6000 ila 3000 yılları arasında ortaya çıkan en önemli teknik gelişmeler ; Yazının İcadı, Bakırın Eritilmesi Ve Dökülmesi, Hayvan Gücünün Saban Ve Tekerlekli Araçlara Koşulması, Yelkenli Gemilerin Bulunması, Çömlekçi Tekerleğinin Bulunmasıdır. Bu gelişmelerle neolitik köyün basit organizasyonu ilk şehirlerin sosyal hiyerarşisine dönüştü. Bazı sosyal sınıflar ortaya çıktı.Mezopotamya da ticaret kolonileri oluşturulmuştu ve uzak mesafeli ticarette hayati bir rol oynuyordu. Maden kereste ve hammadde ithal ediyorlardı. Sümerler.

Mısır
Sümer şehrinin kurulduğu dönemlerde Nil Nehrinin aşağı kıyısında şehirleşmeyi bilen bir topluluk yaşamaktaydı. Aynı dönemde aynı gelişmeleri yaşamalarına rağmen bazı farklılıkları vardı Mezopotamya ile. Bu farkların en önemlisi Mısır aşılmaz çöllerle istilalara karşı korunmasıdır. Mezopotamya da topraklar özel mülkiyet altındayken Mısır D firavun Tüm Mısır ın sahibiydi. Ekonomik hayat Mısır da merkezi kontrol altındaydı. Üretim bürokrasi tarafından planlanıyordu.

Yunan Ekonomisi
Ana ulaşım yolu denizdi. Toprakların dağınık olması denizciğin gelişmesini sağlamakla beraber bağımsız şehir devletlerinin oluşumunu desteklemiştir. Bu dönemde nüfus hızla artmış ve toprak kıtlığı en büyük sorun haline gelmiştir.bu kıtlık insanları ticarete ve sanayiye yöneltmiştir. Lidyalılardan öğrenilen para ticarette büyük bir kolaylık sağlamıştır. Gümüş paralar,yunan şehirlerinde Pazar ekonomisi ve ihtisaslaşmaya teşvik etmiştir. Toprakların büyük bölümü zeytincilik ve bağcılık için ayrıldı. Daha sonraki yıllarda bağcılık ve zeytincilik tipi tarım Akdeniz’in büyük bir bölümüne yayıldı. Pazar için zeytin yağı ve şarap üreten bölgelerle tahıl fazlası olan bölgeler arasındaki değişim klasik dünyanın ekonomik tekelini oluşturdu.
M.Ö 5 yy da Atinalıların, Persleri yenmesiyle beraber Atina’nın altın çağı başladı ve tüm yunan dünyasına hükmeder hale geldi.Atina parası, uluslararası bir ödeme aracı oldu. Bunların en büyük nedeni de Atina’nın üretim faktörleri üzerinde etkin bir mülkiyet hakkı sistemi kurmayı ve buna uygun bir hukuk sitemi geliştirmesidir.
Helenistik çağda en göze çarpan üretim ve bölüşüm üzerine Doğu’ya özgü devlet kontrolu uygulamasının benimsenmesidir.zeytin yağ ve şarap ihracı karşısında buğday ve hammadde alımı şeklinde olan yunan ticareti Helen şerhlerinde de devam etti

Roma İmparatorluğunun Ekonomisi

Roma imparatorluğu aristokratik bir karaktere sahipti. Yani başta kral ve yönetimi elinde bulunduran askeri partici zümresi ile küçük toprak sahipleri olan pleb sınıfından meydana gelir.

Gelişme döneminde roma ekonomisi:

NUFUS 2.yy en yüksek düzeye ulaştı.imparatorluğun son dönemlerinde doğum oranı az ölüm oranı çoktu. Ve ortalama yaşama süresi düşüktü. Nüfusun büyük çoğunluğu kırsal bölgede yaşıyorlardı ve tarımla uğraşıyorlardı. Gelirler geçimlik düzeydeydi
TARIM Roma teknik açıdan tarımda geriydi. Son dönemlerde imparatorluk iş gücü kıtlığı çekmeye başlamıştı. Zamanla toprak sahipleri veya kiracılar toprağı ekmeyi bıraktılar çünkü savaşlara katılıyorlardı.tarımdan vazgeçilen alanlar zenginler iş gücünün tamamını kölelerden sağladığı ve kar amacı güden çiftliklerine yani latifundialarına kattılar. Ağır vergilerde çiftçilerin ekim yapmasını engelliyordu.
ŞEHİRLER Roma imparatorluğu bir şehir imparatorluğuydu.
 Mahalli yönetim merkezleriydi
 Kırsal çevrenin ürünlerini sattığı bir pazardı
 Bazıları askeri fonksiyon taşıyordu
 En büyükler hariç tüm şehirlerde en önemli ekonomik faaliyet tarımdı
 İmalat ve ticaret fonksiyonları sınırlı kalmıştı.
TİCARET Geçimlik ekonomisi yüzünden ticaret hacminin doğmamıştır. Geçimlik ekonomisi öz tüketim için yapılan yaşam standartlarının ötesini karşılamayan marjinal prodüktivitenin çok düşük olduğu bir ekonomidir. Ticaret genelde zengin kesimin ve ordunun ihtiyaçlarını karşılamasına yönelikti. Roma gelişmiş ticarete aracılık edecek istikrarlı ve sağlam bir para düzeni kurmuştu.
İMALAT FAALİYETLERİ Taş ocağı işletmeciliği önemli sanayi dalıydı ve madencilik de vardı. En önemli maden kaynağı ispanya ve Alplerdeydi. Çanak çömlek sanayinde de gelişmişlerdi. Dokuma sanayi.

Doğu eyaletleri mamul mal üretici bölgelerdi.
Batı eyaletleri hammadde yetiştirici bölgelerdi.
Aynı dal meslekten olan esnaf gruplarının oluşturdukları localara Collegia deniliyordu.
Roma sinai teknoloji alanında hareketsiz kalmıştır. Sanat alanında çok büyüdü fakat ekonomik alanda bir büyüme geliştiremediler.

Roma imparatorluğunun gerileme ve çökmesi

 Harcamalar arttı;vergi ihtiyacı arttı fakat vergi kaynağı azaldı Bunlar siyasi istikrarsızlık ve sınırdaki güvensizliklere neden olan başlıca problemlerdir.
 Kıtlık ve salgın arttı
 İşgücü kıtlığı başladı
 Şehir sanayilerinin üretimi azaldı.

Bu durumda yeni tedbirle aldılar ve bu tedbirler şartları daha zorlaştırdı. Bu tedbirler.

 Vergiler ağırlaştırıldı
 Paranın değeri sürekli düşürüldü
 Fiyatlar ve ücretler üzerine kontrol getirilmeye çalışıldı
 Vergiler ürün veya hizmet şeklinde toplanmaya başlandı
 Hukuki çerçeveye geniş müdahale yapıldı
 Mesleki özgürlük kısıtlandı
 Çiftçiyi toprağa bağlayıcı tedbirler alındı. Kolonluk sistemi gibi.
 Kolonların evlilik hakları kısıtlandı

ÜNİTE 3
ERKEN ORTAÇA?DA AVRUPA

Orta Çağın Ekonomik Dönemleri

 Karanlık Çağ Veya Erken Çağ (476-1000 Yılları Arası)
 İleri Orta Çağ (1000 yıllarından 14 yy başların kadar)
 Geç Orta Çağ (14. ve 15. yy lar)

ERKEN ORTAÇA?

Batı roma yıkılınca Avrupa yaklaşık 1000 yıllık bir siyasi kargaşa dönemine girdi. Avrupa çeşitli güçler tarafından istilaya uğradı.
İlk istila Cermenler aşireti tarafından oldu.ikinci istila hareketi Müslümanlar tarafından gerçekleştirildi. Bu iki istila Avrupa üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır. Bu etki iktisadi ve kültürel bir birlik doğmasıdır. Üçüncü istila Macarlar ve Venedikliler tarafından gerçekleştirildi. 3 istila ile Avrupa’da büyük bir kırım ve yağmalama oldu.
Avrupa tüm bu istilalara karşı savunma sistemi olarak feodalizmi geliştirdi. Feodalizm ; büyük arazilere sahip lord yada senyör denilen kişilere koruma adalet karşılığında mal ve hizmet üreten kölelerle serfler ve hür köylülüklerin alt tabakasını meydana getirdiği dikey olarak örgütlenmiş siyasi iktisadi ve sosyal bir organizasyondur.

Lord
Serf
Angarya
Rezerv

TİCARET
Bazı bilim adamlarına göre Cermen istilasıyla beraber 5.yy2da Akdenizin iki ucundaki büyük ticaret sona ermişti.bu görüşe itiraz eden 2 bilim adamı vardı.

Alfons Dopsch; Cermen istilacılar barbar değildir ve Romalıların ticari hayatını bir miras olarak korudukları için medeni olduklarını savundu
Henri Pirene; Cermenlerin Romanın son dönemindeki ticareti sürdürdüklerini savunmuştur. Akdeniz ticaretinin kesilmesi Cermenlerin istilası ile değil 7 yy daki Müslümanların istilası ile olduğunu iddia etmiştir.
Bu teze ise bir çok itiraz yapıldı. Bunlar
Robert S.Lopez; Müslümanların ilerlemesiyle ticaret kesilmedi.sadece Bizans parası bu bölgede dolaşmaz duruma geldi.
F.Vercauteren; her ticari gerilememenin yol açtığı kayıp başka ticari bağların gelişmesiyle giderilmiştir diyerek yapılan istilaların ticari ilerlemeyi durdurduğunu yalanlamıştır.

ÜNİTE 4
ORTAÇA? AVRUPASI: İLERİ ORTAÇA?

Avrupa’da Siyasi İstikrarın Sağlanması

10.yy da Avrupa fakir ve iptidai idi. Kendi kendine yeten kırsal malikanelerden oluşuyordu. Bu durum ticaretin azalmış olmasından kaynaklanmıştır. Bu dönemde eğitim ticaret ve üretim en az seviyeye inmişti. Sosyal yapıda din adamları savaşçılar ve işçiler vardı. Kuvvet ve inanç yüksek düzeyde olduğu için en önemli meslekler savaşçı yada din adamlığıydı.
10. yy ortalarına doğru Viking,Macar ve Müslüman akımlarının azalmaya başladı ve Avrupa da hızlı bir değişim başladı. Liman şehirleri kendini savunacak deniz gücüne kavuştular.Müslümanlarla başlaya ticaret düşmanlığı azalttı Akdeniz engel olmaktan çıktı.
Bu dönem (10.yy ortaları) Avrupa’nın toparlanma dönemi oldu. Bu toparlanmadaki en önemli faktör de Ortaçağ Devletler Sisteminin ortaya çıkışıydı.küçük siyasi birlikler sayesinde siyasi istikrar tekrar sağlandı. Siyasi istikrarın sağlanmasıyla birlikte Avrupa dışa karşı saldırgan bi politikaya başladı.(haçlı seferleri)

Güneybatıda İber yarım adası Araplardan 13.yy kadar tamamen ele geçirmişlerdir. Güneyde Normanlar, Sicilya’da Arap egemenliğine son verdi. Güneydoğuda 11.yy ile 13.yy kadar orta doğuda Hıristiyan hükümdarlığı kuruldu. Doğu Avrupa da almanlar doğuya doğru ilerlediler.

Bu genişleme süreci 1300 yılına kadar sürdü.

Ekonomik Büyüme
11. yy dan itibaren Avrupa için dinamik bir genişleme dönemidir.bu yüksek dinamizmi açıklayan görüşler vardır. Bunlar;
Hanri Prirenne’e göre bu dönemdeki genişleme dış bir faktör etkisiyle olan bi genişlemedir. Haçlı seferleriyle Akdeniz’in ticarete yeniden açılması ve Avrupa’nın Bizans ve İslam dünyası ile ticari ilişkiye girmesi dış faktörlerdendir.
Bu görüşün tezini reddeden bir grup tarihçi ise gelişmenin Avrupa Toplumun iç bünyesinden doğan faktörlere dayandırmıştır.

Nüfus
10.yy dan 14. yy kadar nüfus yavaş ve dikkatli ilerledi. 1348 yılında büyük salgın 25 milyon kişiye hayatını kaybettirdi. Ortaçağ Avrupa sı nüfusu yüksek doğum oranlı ve yüksek ölüm oranlı bir özelliğe sahiptir.nüfusun düşük kalması büyümesi için Asya’daki şiddetli nüfus artışı gibi engel olmamıştır.

Şehirlerin Doğuşu ve Büyümesi
Orta çağda şehir nüfusu kırsal kesimden yapılan göçlerle oluştu. Göçe rağmen orta çağ nüfusu azdı. Şehirlerde ekonomik ve sosyal başarı olduğuna inanıp kırsal kesimlerden hızla geliyorlardı. Şehirlerin doğmasının en önemli siyasal sonucu feodal olmayan bir yönetim tarzının ortaya çıkmasıdır. Yeni ticaret hukuku kuralı geliştirdiler.
Feodal dünyada tipik olarak dikey bir düzenleme varken şehirler arasında işbirliği ve karakterize edilmiş bir düzenleme vardı.
Şehirlerin oluşumu yeni ve modern Avrupa’nın temelini oluşturdu.

Teknolojik Yenilikler
6.ve 11. yy ortaya çıkan teknolojik yenilikler tarıma yönelikti.
Ağır saban
 yoğun ve sert toprağı tarıma elverişli hale getirdi
 insan emeğinden avantaj sağlama
 toparların uzun çizgiler halinde sürülmesine olanak sağlaması gibi faydaları vardır

Üçlü tarla rotasyonu
 Farklı mevsimlerde değişik ürünler ekilmesi ve kötü hasata sigorta
 Sürüm işleminin yıl içinde düzenli dağılması
 İlkbahardaki baklagil üretiminin toprağı kışa verimli hale getirmesi
Çivili at nalı
Böylece Avrupa’da at besleme yaygınlaştı

Diğer bir yenilikte su ve rüzgar değirmenlerinin yaygınlaşması oldu. Bu değirmenlerin yaygın kullanımı sanayi inkılabının habercisi oldu. Böylece imalat sanayinde de yenilikler ortaya çıktı

İmalat sektöründeki bazı yenilikler

 10.yy ortalarında dikey tezgah (flandra’da tarafından ). Üretim kalitesi yükseldi
 13.yy lın 2. yarısı çıkrık ve gözlük
 14.yy başında ilk saatler ateşli toplar ve kanallar için kapama sistemi
 ortaçağ sonlarında gemicilik araçlarında ve gemi tasarımında gelişmeler
 15.yy da tam yelkenli gemiler inşa edildi
 15.yy da matba icat edildi

Batıdaki teknik gelişmeler pek çok üretim sektöründe büyük prodüktivite artışına neden oldu ve insanların mekaniğe ilgisi arttı.
Avrupa daki bu teknolojik artış salgından dolayı emek yoğunluğunun azalmasıyla ihtiyaç olmuştur.

*Kalkınma ve Azgelişmişlik

Kalkınma ve azgelişmişlik, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın en çok ilgilendiği konuların başında gelmektedir. Dünyanın yaklaşık 3/4’ünü azgelişmiş diye tanımlanan ülkeler oluşturmaktadır. Kalkınmak, azgelişmişlikten kurtulmak bu toplumların tüm güçleriyle başarmak istedikleri bir savaşa benzemektedir.Kalkınma ekonomisi iktisat bilimi çerçevesinde yeni sayılabilecek bir dal olduğu için, kullandığı terminoloji konusunda da henüz tam bir fikir birliğine varılabilmiş değildir. Gerek büyüme, gelişme ve kalkınma gibi kavramların,gerekse gelişmekte olan, azgelişmiş, gelişmemiş, yoksul, geri kalmış gibi deyim ya da nitelemelerin kimilerinin açık ve tek anlamlı olarak tanımlanamadıkları bilinmektedir. Bir iktisatçının dediği gibi, bu kavramlardan hangisinin nerede kullanılacağı bir yandan kullananın, öte yandan da onu dinleyen ya da okuyanların duyarlılığına kalmıştır.Tanımlama dışında başka bir güçlük de azgelişmişliğin ölçülmesi ve bu konudaki uluslararası karşılaştırmaların yapılabilmesidir. Ölçümlemede, azgelişmişliğin tanımında kullanılan yaklaşımlardan hareket edilebilir. Esasen tek bir ölçütle ölçme işlemini yapmak sakıncalı olabilmektedir.Bu nedenle karmaşık bir sosyal-ekonomik olgu olan azgelişmişliği birden fazla kıstas kullanarak ölçmeye çalışmak, hatayı en alt düzeye indirecektir.Ne var ki, azgelişmişliğin ölçülmesinde hangi kıstas kullanılırsa kullanılsın,dünyada çizilecek azgelişmişlik haritası, -en azından uzunca bir süre- büyük ölçüde değişikliğe uğramayacak gibi görünmektedir.

*Azgelişmiş Ülkelerin Özellikleri

Azgelişmiş ülkelerin ekonomik ve yapısal özelliklerini, ilk olarak kişi başına düşük gelir, dengesiz gelir dağılımı, tüketim bileşiminde zorunlu ihtiyaçları gideren malların yüksek payı, tasarruf ve yatırımların düşüklüğü ile sermaye birikiminin yetersizliği gibi makroekonomik büyüklüklerden giderek gösterebiliriz.Bu başlık altındaki ikinci grup özellikler, bu ülkelerin tarım, sanayi ve hizmet kesimlerinin (sektörlerinin), gelişmiş ülkelerinkinden olan önemli farklarıyla ortaya konulabilir: Düşük verimlilikle çalışan tarım kesiminin nüfusta, istihdamda, milli hasılada ve nihayet ihracattaki önemli payı; sanayi kesiminin yeterince ve dengeli bir biçimde gelişememiş olması ve son olarak tarım kesiminin ittiği ve ancak sanayinin ememediği işsiz kitleyi de yapısında barındıran “aşırı” büyümüş hizmet kesimi.Ekonomik ve yapısal özelliklerin son ikisi, pazar yapısı ve ikili yapılarla ilgilidir. Bu ülkelerde mevcut pazar yapısının fiyatların serbestçe oluşmasına, etkin bir rekabetin işlemesine ve sonuç olarak kıt kaynakların etkin bir biçimde kullanılmasına olanak vermediği belirgin bir özelliktir. Öte yandan bu ülkeler ekonomik, sosyal, bölgesel ve teknolojik açılardan da ikili bir yapı sergilerler. İkilik olgusunun temelinde yapısal değişim sürecinin yattığı söylenebilir.Azgelişmiş ülkelerin demografik, sosyal, siyasal ve yönetsel özelliklerini de aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: Bu ülkelerdeki yüksek nüfus artışı, gerek kısa gerek uzun dönemde ekonomik ve sosyoekonomik açıdan büyük olumsuzluklar doğuran temel bir özelliktir. Bu ülkelerde beslenme ve sağlık koşulları yetersiz; kentleşme ve barınma koşulları önemli ölçüde elverişsiz ve çarpıktır.Azgelişmiş ülkelerde toplumun geleneklerine çok sıkı bağlı olması, sosyal bütünleşmeyi engellerken modern tekniklerin kullanımını, özel girişimcilik yeteneğinin öne çıkmasını ve modern işletme organizasyonlarının kurulmasını önemli ölçüde engellemektedir.Azgelişmiş ülkelerde kadının toplumda geri planda kalması, geçim derdinden dolayı eğitim çağındaki çocukların çalıştırılması sıkça görülen durumlardır.Toplumdaki ekonomik ve sosyal dengenin en önemli unsuru olan orta sınıfın bu ülkelerde yeterince ortaya çıkamamış olması kalkınma üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.Azgelişmiş ülkeler sadece okur-yazarlık açısından değil, genel ve teknik eğitim açısından da, gelişmiş ülkelere göre belirgin olumsuz göstergelere sahiptir.Son olarak siyasal ortamın halâ istikrara kavuşmamış olması, sosyal ve ekonomik olumsuzlukların siyasal düzene de yansıması ve aşırı bürokrasiye boğulmuş, yavaş ve aksak işleyen bir kamu yönetim mekanizması azgelişmiş ülkelerin tipik özelliklerindendir.

*Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi

Kalkınma kuramı, her şeyden önce milli gelirin zaman içinde nasıl artacağını, hangi faktörlerin milli gelir artışını belirlediğini ve bu artış hızının nedenlerini açıklamak zorundadır. Bu durum ise üretim fonksiyonu analizini gerektirir. Üretim fonksiyonuna, geleneksel üretim girdileri yanında teknolojik düzey ve sosyokültürel çevre koşullarını sokarak daha kapsamlı bir üretim fonksiyonu elde etmek olanaklıdır. Ancak bu geniş kapsamlı üretim fonksiyonunun bazı değişkenlerinin sayısallaştırılması oldukça güçtür.Üretim fonksiyonunun analizi bize üretimde kullanılan girdilerle (faktörler) bunların sağladığı çıktı (üretim) arasındaki teknik ilişkiyi verir. Bu ilişkilerden yola çıkarak girdi kullanım miktarındaki artışa ya da girdilerin verimliliklerindeki değişmelere bağlı olarak üretimdeki artış belirlenebilir.Gerek faktör kullanımındaki gerekse verimlilikteki artışlar bir dizi farklı değişkenlerin etkisi altındadır. Üretim fonksiyonu analizi çerçevesinde bu etkenler denklemler sistemine dönüştürülebilir. Bu sistemin matematiksel çözümü, bize ekonominin büyüme hızını verecektir.Dinamik bir süreç olan kalkınma dinamik bir analiz gerektirmektedir.Dinamik analizlerde başlangıç koşullarının saptanması gerekir. Başlangıç koşullarının zaman içinde göstereceği değişim bunları etkileyen yapısal parametrelere bağlıdır.Başlangıç koşulları ve yapısal parametreler bir ülke ekonomisinin geçireceği aşamaları ve yeni ekonomik ve fiziksel çevreye göstereceği uyumu hem kalite hem de kantite yönünden belirleyecektir.Ayrıca varolan talep yapısı da üretim yapısının belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır.

*Azgelişmişliği Açıklayan Yaklaşımlar

Azgelişmişlik kuramları içinde ekonomik unsurlardan hareket eden Kısır Döngü ya da Yoksulluk Kısır Döngüsü önemli bir yer tutar. Nurkse’ün azgelişmiş ülkeler “yoksul oldukları için yoksuldurlar” ifadesiyle ün kazanan yoksulluk kısır döngüsünde -öbürlerinde de aynı biçimde belli bir faktörden başlayıp tekrar ona dönen ve dolayısıyla sistemin kendi içinde, gelişmeyi olanaksız kılan bir belirleyicilik vardır.Diğer bir yaklaşım olan Gelişme Aşamaları Kuramı’na göre, toplumlar tarihsel süreç içinde kalkınmalarını gerçekleştirirken belli başlı beş dönemden geçerler. Her bir dönemin kalkınmayı başlatan ve ülkelerin Kendini Besleyen Kalkınma Yoluna girmelerini sağlayan koşulları ve özellikleri

bulunmaktadır.Yapısalcı kuramlara göre ise, azgelişmişliğin temelinde, bu ülkelerin ekonomik, sosyal ve kurumsal yapılarında ortaya çıkan aksaklık ve bozuklar yatmaktadır.Bağımlılık yaklaşımının taraftarlarına göre, her ne kadar sömürgeci ülkeler kendi çıkarları doğrultusunda, azgelişmiş ekonomilerin ihracat kesimini ve kimi altyapı alanlarını kurup geliştirmiş iseler de, bu iyileştirmenin yararları sömüren ülkeye aktarılmıştır. Azgelişmiş ülkeler sanayileşmemiş ve geri kalmış ekonomiler olarak bırakılmışlardır.Azgelişmişlik olgusunun açıklanması amacıyla demografik unsurlardan hareket eden yaklaşım, bu ülkelerdeki hızlı nüfus artışı, yüksek bağımlılık oranları ve bunların doğurduğu sorunları temel almıştır. Sanayileşmiş ülkelerin hemen tümünün deneyimleri, sanayileşme ve gelişmenin nüfus üzerinde önemli etkiler yarattığını göstermektedir. Buna karşın ağır nüfus baskısının ve bunun doğurduğu sosyoekonomik sorunların,azgelişmiş ülkelerin çözmek zorunda oldukları temel sorunlardan olduğu

göz ardı edilemez.Kalkınma sadece ekonomik değil, en az onun kadar önemli sosyokültürel süreçleri de içerir. Sosyokültürel yaklaşımlardan ikilik görüşü, özellikle sosyal ikilik modeli, azgelişmiş ülkelerin biri yerli, öteki ithal iki sosyal sistemden oluştuğunu ileri sürer. Bu kuram, dayandığı kimi varsayımların tüm azgelişmiş ülkeler için geçerli olamayacağı ya da çok abartılı olduğu gerekçesiyle önemli eleştiriler almıştır.Azgelişmiş ülke insanının psikolojik-düşünsel yapısından kaynaklanan davranış biçimi de azgelişmişliğin açıklanmasında kullanılmaktadır. Buna göre, azgelişmiş ülke insanları gelişmiş ülkelerin 18. Yüzyıldan bu yana yaşadıkları akılcı-iktisadi davranış sistemine yabancı kalmışlardır. Bu arada azgelişmiş toplumlarda egemen olan sosyal değer yargıları ile dinsel inançların da gelişme üzerinde etkileri olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu iddiaların tek başına bir neden-sonuç ilişkisi yaratmış olacakları tartışmalıdır.Son olarak coğrafi-iklimsel yaklaşımlara baktığımızda, azgelişmişliği sadece doğal koşullarla açıklamaya çalışmanın pek yerinde olmayacağını hemen ifade etmeliyiz. Kaldı ki, kalkınmanın itici gücünün doğal koşulardan çok, insan kaynağıyla, eğitimle ve doğal olumsuzlukları ortadan kaldıran teknik bilgiyle daha yakından ilgili olduğu açıktır.

*İktisadi Kalkınma ve Sermaye Birikimi

Sermaye birikimi, kalkınmanın can damarı olarak görülür. Sermaye birikimi, yalnızca tasarruf ve benzeri yollarla beslenen sermaye arzı ile açıklanamaz. Arz yanında sermaye talebinin, özellikle azgelişmiş ülkelerde büyük bir önemi vardır.Bu arada, belirli bir kalkınma düzeyine varabilmek için ne kadar sermaye gerekeceği, daha teknik deyimle her yıl milli geliri belirli bir oranda artırmak için, bu gelirden ne kadarının tasarruf edilip yatırımlara dönüştürüleceği de önemlidir. Bu sorunun yanıtını basit fakat çok kullanışlı bir

araç olan sermaye-hasıla katsayısı yardımıyla verebiliriz.Azgelişmiş ülkelerde öne sürülebilecek kısır döngülerden biri de, bilindiği gibi sermaye talebiyle ilgiliydi. İşte bu döngüyü oluşturan faktörlerden en önemlisi, girişimcilerin yatırım yapma istek ve eğilimini zayıflatan pazarın küçüklüğü’dür. Teknik, yönetsel, kurumsal, sosyal ve psikolojik etkenler yanında, pazarın darlığı sermaye talebinin de çok düşük olmasına yol açmaktadır. Öte yandan, pazar darlığının nedenleri olarak para politikasını, nüfusu, ülkenin yüzölçümünü ve gümrükleri sayabilirsek de, birincil unsur üretim sürecinde görülen düşük verimliliktir. Bunun nedeni ise, üretimde yoğun sermaye kullanılmıyor olmasıdır. Başka bir deyişle,özel girişimcilerin yeterli ölçüde sermaye yatırımlarına gitmemeleridir.Bu nedenle kısır döngü, ancak bilinçli, tutarlı ve kapsamlı bir yatırım hamlesini içeren kalkınma politikalarıyla kırılabilecektir.

Popularity: 20% [?]

eskişehir forum